Nuray Türk Günay - 8 Mart Dünya Kadınlar Günü “Kahraman Türk kadını”na kutlu olsun
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Tayyip'in sloganı:
Ya tam susturacağım
ya kan kusturacağım
GÖKÇE FIRAT
Ergenekon tertibiyle Ordu'yu tasfiye edip Fethullahçı Gestapo kuruyorlar
ALİ ÖZSOY
AKP Apo'nun yolunda: Güney Afrika Modeli
ÖZGÜR ERDEM
Bu ülkede herkes susacak bir tek Tayyip konuşacak
İNAN KAHRAMANOĞLU
Doğramacı'nın cenazesi Amerikancı düzenin cenazesi olsun!
HÜSEYİN ADIGÜZEL
Geçmişten günümüze açılımlar ve sonuçları
OKAN İŞBECER
Bahçeli 28 Şubat'tan hesap sordu
TUĞRUL ÇELİK
Fidel ölmedi
ARİF BAKIR
Kaos mu
doğum sancısı mı?
NURAY TÜRK GÜNAY
Kahraman Türk kadınının
8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun
FAHAMET YALÇINKAYA
Bakmak ve görmek
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Dikensiz gül bahçesi
TÜRKKAYA ATAÖV
Antika hırsızlığı
ERGİN KONUKSEVER
Kanlı Pazar- 4
EYKAN CAN
Şehir havası
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (19-0,10)
 
 

Nuray Türk Günay
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
"Kahraman Türk kadını"na kutlu olsun

Türkiye Cumhuriyeti’nin aydınlık yüzleri, aydınlık gönülleri, analar, bacılar, evlatlar, Cumhuriyet sevdalıları... Merhaba!

Ülkemizin nasıl kazanıldığını unutmayanlar, cesur yürekler, gün olup kağnısıyla, gün olup sırtında, cepheye mermi, erzak taşıyan, su dağıtan, askerin ağrısını dindirmek için hemşire olan, yarasını saran, gün olup halkı düşman işgaline karşı uyandırmak için mitingler hazırlayan, cephedekiler için ekmek hazırladığı fırınlarda yakılan kadınlar, kadınlarımız, hepinize merhaba!

Bugün tüm dünyada Kadınlar Günü. 8 Mart 1857’de Amerika’da tekstil sanayiinde çalışan kadın işçiler greve gider, polisin müdahesi esnasında çıkan yangında 129 dokuma işçisi ölür. 1910 yılında Kopenhag’da yapılan toplantıda Alman Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak kabul edilir.

Aynı yıllarda Osmanlı’ya baktığımızda, özellikle kentlerde, haremli kadınların kendi aralarında ve yalnızca ailelerindeki erkeklerle temas halinde yaşadıklarını ve kadının temel toplumsal işlevinin çocuk doğurmak, yetiştirmek, erkeklere hizmet olarak belirlendiğini görüyoruz. Kadınlarımız adeta köle durumunda idiler.

Ancak Birinci Dünya Savaşı’nda askerlerimiz çeşitli cephelerde, imkansızlıklar içinde savaşırken, o soylu Anadolu kadını yürüdü yalınayak ve Kurtuluş Savaşı’nda Türk kadınını benzersiz bir yüceliğe yükseltti. Erzurumlu Nene Hatun, Kara Fatma, Cumhuriyet tarihinin ilk İstiklal Madalyası’nı kazanan çocuğumuz Nezahat Onbaşı, Kılavuz Hatice, Erkek Halime ve diğerleri... Milli Mücadele’de Mehmetçiklerin yanında Elif’ler, Fatma’lar, Ayşe’ler diye anılmaya başladı.

***

Süngüler mi zafer kazanıyor
Ulus mu süngüye çelik oluyor
-bu nasıl iş, deme
Antep, Maraş, Aydın, Ödemiş
Gördes, İzmit, Afyon, Dumlupınar
Kocatepe olup yücelerden bakıyor
-Akdeniz’e doğru
Mustafa Kemal’in bacıları biliyor
oğul
-ya kurtuluşa nikâh
-ya acıya ah
Ve “Ana”dolu’m ki göğüs göğüse
Fatma Seher, Fatma Çavuş, Yirik
Fatma, Tayyar Rahmiye
Ayşe Çavuş, Binbaşı Ayşe, Çete
Ayşe, Asker Saime
Gördesli Makbule, Gül Hanım,
Jandark Nezahat, Rukiye,

-Mehmetçikle el ele

***

Atatürk Türk kadınına beslediği saygı ve sevgiyi, savaşın bitiminde Bursa’da öğretmenlere hitaben yaptığı konuşmasında “Dünyada hiçbir kadın vatanının kurtarılmasında Türk kadınlarından daha çok görev yaptığını söyleyemez.” diyerek açıkça belirtmiştir. 1926’da Atatürk’ün girişimleri ile TBMM’de kabul edilen Medeni Kanun ile Türk kadını Şeriat zincirinden kurtarılmıştır. 1934’te yürürlüğe giren yasa ile Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilmiştir. 1935 Seçimlerinde 18 kadın vekil TBMM’ne girmiş, son derece etkin çalışmalar yapmışlardır.

Türk kadınları, insanlık tarihi boyunca, tarihin hiçbir döneminde, hiçbir liderin kadın hakları konusunda Atatürk kadar önsezili ve öngörüşlü olmadığını çok iyi bilmeliyiz.

Atamızın bize sağladığı bu haklara dünya kadınları İtalya’da 1948, Japonya’da 1950, İsviçre’de 1971 yılında kavuşmuşlardır. Bugün Birleşmiş Milletler ve dünya aydınlarının yaygınlaştırmaya çalıştıkları kadın hakları Atatürk tarafından çok önceleri dile getirilmiş ve çoğunlukla uygulama alanına sokulmuşlardır.

“Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üstünde yükselmeye layıksın.” diyerek yaptıklarının gerekçesini muhteşem bir ifade ile belirtmiştir.

Sevgili Dostlar!

Siz isterseniz Atatürk’ü Tanrı ihsanı sayınız, isterseniz Türk halkının çektiklerinin kefareti...

2. Dünya Savaşı ile Türk kadınları ekonomik alanda görev almaya ve sosyal hayatın içine girmeye başladılar.

Günümüzde birçok gelişmiş ülkede, kadın hakları çok ilerlemeler göstermiş olsa da ülkemizde ve gelişmekte olan ülkelerdeki kadın hakları ne yazık istenen seviyelerden uzaktır.

Türkiye’de:

1- Kadına yönelik şiddet araştırmasına göre her üç kadından biri fiziksel şiddete maruz kalıyor.

2- Aile içi suçların % 90’ı kadına karşı işlenen suçlardan oluşuyor.

3- Lise ve üstü eğitimli kadınların % 40’ı işsiz.

4- Kadınların %20’si okuma yazma bilmiyor.

5- % 40 görücü usülüyle evleniyor. %20’si nikahsız yaşıyor.

6- 100 kadından 2’si yüksek okula gidebiliyor.

7- Yılda 2500 kadın anne olmak isterken ölüyor.

8- 21. yüzyılda 3 yıl önce Bursa’da, bir Singer fabrikasında, gencecik kızlar, kapılar kapalı olduğu için yanarak can verdiler.

Ülkemizde kadın sorunlarının en önemli nedenlerinden biri, kadınların yaşamını anayasal haklar ya da Medeni Kanun’un değil, toplumsal ve dini geleneklerin şekillendiriyor olmasıdır. Dinsel sömürüyle inançlara saldırıp zarar veren gerçek dışı söylemler acıdır. Gönüllü olarak kendini ikinci sınıfa iten, toplum yaşamından çeken, aşağılanmayı, kulluğu hoşgören, Arabistan’daki kadın yaşamını ülkemize getirmeye çalışan, enerji, madenler ve stratejik sayılan tüm kaynakları, ulusal telefon ve her türlü haberleşmeyi yabancı kaynaklara peşkeş çeken kara kafalarla savaşımızı sonuna dek sürdürelim arkadaşlar. Ülkemizde anayasal düzeni ve Cumhuriyet rejimini korumaya kararlı, omurgalı, onurlu, vicdanını, ruhunu iç ve dış düşmanlara satmamış, ülkemizin sömürge olmasına, peşkeş çekilmesine, din devleti yapılmak istenmesine karşı çıkan milyonlarca Atatürk evladı var.

Umudun kuşları, sevgili kadınlarımız!

Senede bir günü değil, her günü yaşanılır kılmak, çocuklarımıza güvenli yarınlar bırakmak istiyorsak inanmalıyız birbirimize, elleriniz ellerimizle, ellerimiz ellerinizle buluşup tek yumruk olmalı. İçimizdeki mavi gözlü devi uyandırmalıyız.

Ata’mızın söylediği gibi “Türkiye’nin düşünen kafalarını büsbütün yeni bir imanla donatmak... Bütün millete taze bir yürek gücü vermek...” öncelikli görevimizdir.

Cumhuriyet sevdalıları, yolunuz açık olsun!

Saygılarımla.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Bu yazı hakkında henüz yorum yapılmamıştır.

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40