![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Gökçe Fırat
Tayyip iktidara geldiğinde gazetelerimiz “Beyaz ihtilal” sloganlarıyla çıkmıştı. O sloganları atan gazetelerin yarısı şu anda başka patronların eline geçti, çünkü iktidarın baskısı altında daha fazla ayakta kalamazlardı. Geri kalan yarısının patronları ise Tayyip’in düzeninde batmamak için gazetelerdeki yazarlarını susturmak zorunda kalıyor. Çünkü Tayyip muhalif ses istemiyor. Dünyada ilk defa bir başbakan gazete patronlarına sesleniyor ve “yazarlarınızı işten atın” diyor. Ona göre bir mağazadaki tezgahtar ne ise gazeteci de oymuş. O nedenle patron hoşuna gitmeyen tezgahtarı işten atabileceği gibi medya patronu da gazeteciyi atabilirmiş. Baş görevi satıcılık olan, “evet ben bu ülkeyi pazarlıyorum diyen”, “bu ülkeyi babalar gibi satıyorum” diyen bir partinin liderinin işi yine ticarete dökmesi çok normal. Çünkü bunlar bir tek satmaktan anlar. Onlara göre gazeteler dükkan, gazeteciler tezgahtardır. Aslında ona göre kendi partisi de dükkandır. Tayyip dükkanın patronudur, vekiller ise tezgahtar. Ve Tayyip’in dükkanı bu ülkeyi satmaktadır. Tayyip’in dükkanında bu ülkenin çıkarlarını savunacak vekil çıkmaz çünkü patron Tayyip onu anında kapının önüne koyuverir. Tayyip kendi dükkanında uyguladığı düzeni şimdi tüm ülkede uygulamaya çalışıyor. Tezgahtarlar çalışacak, patronlar satacak. Tezgahtarlar susacak, patronlar satacak. Ama herkes büyük patron Tayyip’in önünde boyun eğecek ve susacak. Susacak ki Tayyip efendi konuşsun. Daha önce “gazeteleri okumayın” çağrısı yapmıştı, gazeteler bu lafı sindirdi. Şimdi “köşe yazarlarını işten atın” diyor patronlara. Eminiz bunu da sindirecekler. Tayyip bir de üste çıkmaya çalışıyor, diyor ki medya patronları gelip gazetecileri bana şikayet ediyor. Demek ki farklı bir düzen kurmuşsun Tayyip. Söylesene gazete patronları ile ne ilişkin var? Neden senin kapına geliyorlar? Neden sana kendi yazarlarını şikayet etmek zorunda kalıyorlar? Demek ki korkutmuşsun adamları. Biliyorlar ki ellerinden gazetelerini alıp onları hapse attırabilirsin. İşlerini batırabilirsin. Evet Tayyip’in düzeni böyle bir düzen. Tayyip efendi kendisine peygamber diyen il başkanına sözde kızmıştı ama anlaşılan sadece peygamberliğe değil Allahlığa da soyunmuş durumda. Allah’ın verdiği canı Allah alır ama Tayyip de canınıza okuyabilir. Mübarek adam demokrasi getirdi ülkemize ama... Gazeteciler hapiste... Yazarlar hapiste... Sivil toplum kuruluşlarının sorumluları içeride... Komutanlar içeride... Dışarıdakilere diyor ki şimdi susun. Aynen Recep İvedik tarzıyla susun diyor. Susmazsanız? Silivri’ye! Güzel yöntem değil mi... Bu ülkede ilk defa faşistlerin sloganı uygulamaya kondu. Ne diyordu bunlar bundan 40 yıl önce Atatürkçülere, solculara? “Ya tam susturacağız Ya kan kusturacağız” Tayyip o sloganı uygulamaya koydu bile...
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||