İlyas Salman - Yaşamın bize sunduğu renkler
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Ergenekon tertibi
Amerika Kürdistan'ı kurduğu gün biter
GÖKÇE FIRAT
Ekonomide
mucize reçetemiz
Atatürk devletçiliği
ALİ ÖZSOY
Bahçeli'ye çağrı:
AKP yetmez
PKK'yla koalisyon yapın
ÖZGÜR ERDEM
ABD Kongresi
sözde Ermeni soykırımını 1894'te kabul etmişti
İNAN KAHRAMANOĞLU
Ya AKP kapatılacak,
ya Cumhuriyet yıkılacak!
OKAN İŞBECER
Ergenekonculara
Aylin Duruoğlu taktiği
TUĞRUL ÇELİK
AB'ciler bakın;
Venüs size ne yapıyor
TEVFİK KAYMAZ
Siyaset neden yapılır?
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Demokrasi Terbiyedir
TÜRKKAYA ATAÖV
ABD, Mezopotamya Uygarlığının da
'ırzına geçti'
İLYAS SALMAN
Yaşamın bize sunduğu renkler
ERGİN KONUKSEVER
Kanlı Pazar- 3
EYKAN CAN
Vasiyet
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (18,75)
 
 

İlyas Salman
Yaşamın bize sunduğu renkler

Sevgili arkadaşlar. Şu an gecenin 12:30’u. Moralim hayli bozuk. Fenerbahçe de Galatasaray da Avrupa liginden elendiler. Bizim slogan solcuları şöyle diyecekler: “Kardeşim sana ne Fener’den Galatasaray’dan? Sen bir iş yapmak istiyorsan bize biraz gaz ver, afili birkaç slogan atalım. Zaten birkaç ay slogan atmazsak zembereği boşanmış saat gibi hep ayın zamanı gösteriyoruz.”

Biz genelde boşalım devrimcileri olduğumuz için caddenin iki yanına dizilmiş güzel kızlara ve yakışıklı delikanlılara gırtlaktan nameler yapmadan yaşarsak balsız kovana dönüyoruz.

Yok be sevgili çocuklar. Her zaman kara koyun dişi kuzulamıyor. Yaşamın tüm renklerine aşık olmanız devrimcilikten sınıfta kalmanız anlamına gelmez. Ara sıra futbol maçlarına gidin. Devrim yapar gibi topla dans eden futbolcuları görmek devrimci abdestinizi bozmaz.

En yakın suyun yanına gidin. Kanalizasyon karışmıyorsa ya da zararlı atık yoksa, soğuk sıcak fark etmez, ayağınızı sokun içine. Birkaç dakika katarsis yaşayın, geçin kendinizden.

Eğer paranız ve zamanınız varsa dünyanın neresinde olursa olsun “Fındıkkıran Balesi”ni seyredin. O küçük güzel kızı canavarlardan (hayalde dahi olsa) kurtarabilirseniz ballar şekerler ülkesinde onur konuğu olursunuz.

“Saraydan Kız Kaçırma”ya gidin. Bir süre de olsa Mısır sarayında hissedin kendinizi. İstediğiniz kadar inkar edin, içinizde var olan aristokrat ve burjuva yanınızı tanımak Marks’a, Mao’ya, Mahir’e, Deniz’e ihanet değildir. O güzel insanlar yaşasalardı yaşadığınız arınma karşısında sizi alkışlamaktan geri durmazlardı.

Emek-sermaye çelişkisi hakkında ne kadar akla yakın nutuklar atabiliyorsanız, PKK’nın neden Diyarbakırspor’un Türkiye liglerindeki diğer takımlarla maç yapmasını istememesi konusunda da yormadan yorum yapma beceriniz olsun.

Ara sıra saçmalayın. Güzel konuşacağım, güzel cümle kuracağım diye söylemek istediklerinizin önüne baraj kurmayın.

TEKEL işçileri için yürüyün. Havanın ayaza dönmesini bekleyin, öyle yürüyün ama kapalı yerlerde “Sigara içilmez”i içilir hale getirmek için de yürüyün.

Hoş, boş ve uzun yaşamak gibi anlamsız bir amaç uğruna sağlam ölmeyi seçmeyin. Ölürken birçok sebebiniz olsun. Ölüme yaş itibariyle yakın mısınız, uzak mısınız bilmem ama yaşamın hangi evresinde olursanız olun hemen şimdi alın kağıdı kalemi vasiyetinizi yazın.

Yatay gömülmeye “Hayır!” deyin. Mezar yeriniz kazılmasın. Tabutunuzu eşilmemiş toprağın üzerine, cesedinizi de tabutun üzerine dik duracak şekilde yerleştirsinler ki gömmeye gelenlere tepesinden bakasınız.

Bir sürü hak yedim, hak yediniz. Arkanızdan sahte sahte “Helal olsun” dedirtmeyin. Cenazenize ne papaz ne hoca ne dede gelsin. Vasiyetinize:

“Atın yolun kenarına
Yar geçtikçe göre beni”

türküsünü de ekleyin.

Size önerilen kitapları okuyun ama okuduğunuz kitapları lanetleyen karşıt görüşlü insanların kitaplarını da okuyun.

Kapital’i okuyun ama Kuran’ı, İncil’i, Zebur’u da okuyun. Hangisinin yaşam için kılavuz olacağına siz karar verin.

Hastahanelere hasta olmadan ve hastanız olmadan gidin. Oralarda parmağını dudaklarına götürmüş susmanızı isteyen ceberrut hemşire resimlerine inat, türkü ve şiir okuyun. İnanın bütün hastalar ölüm öncesinde dahi olsalar ilaç kadar olmasa bile türkü ve şiirlerle de sağlığa yönelirler.

Arada bir boks maçlarına gidin. Göreceksiniz ki dayak yiyen dövüşçüye değil kendinize acıyacaksınız. Devleti, ordusu, polisiyle mevcut düzen sizi öylesine pataklıyor ki o boksörün yediği üç beş yumruk kenede çiçek gibi kalır.

Karanlığı değil günlük güneşlik zamanları aydınlatmaya çalışan fosforik aydıncıkları görünce “Bir Delinin Hatıra Defteri”nden bir sayfa oynayın ki bu aydıncık dolu yaşadım diye “Öküze öykünen kurbağa” gibi şişinmesin.

Alçaklarla değil aşağıdakilerle ülfette olun ki;

“Ladam o kamelyanın sesli figüranlığından
Ahmet Haşım’in degüstasyondaki iskemlesine
Düşmeyesiniz?....”

Şiir yazın, kötü bir şair olun, asla şairane olmayın. Melonkoli zor bir çordur, debelenmeyin batarsınız.

Velhasıl kelam herkesin yattığı hapishaneye girin, çıkın ama kendi hapishanenizde çürümeyin.

Patronunuzu sevmeyin ama patronun kızına aşık olmak gibi bir lüksünüz olsun.

Bütün renkleri seversek bizim rengimizin kıymeti kalmaz gibi bir yanılgıya saplanmayın.

O zaman kendi renginizin her renkten daha âlâ olduğunu anlayacaksınız.

Çiğdem der ki ben nazlıyım

Sarp kayalarda gizliyim

Sarı saçlı gök gözlüyüm

Benden âlâ çiçek var mı?


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Sayın Figen Hanım geçen gün o güzel insan,yüreği bir sırça kadeh kadar narin o insanla kucaklaşma bahtiyarlığına eriştim.mutlulukların en güzeli bü olsa gerek.Kalemine yüreğine sağlık İlyas Hocam.saygılar sunuyorum.

Yücel Canpolat, İstanbul
12 Mart 2010


Var mıdır söze hacet !! Hayatı yaşarken üstüne fersah fersah yaşam Hırsı,kardeşlik, şiirler, türküler,susuşlar, çığlıklar, anlamlar  katmak gibi...Yüreğe tercümansın İlyas Abi...

Nihal, Tokat
11 Mart 2010


Aynı duygularla teşekkürler sağol

Anonim, İstanbul
11 Mart 2010


nasılda tercuman oluyorsun hallerimize,yazık ki acı tecrubelerin filizleri ama geç değil gec olmamalı,aşık olmak için,dünyayı  gezmek için,yolun iki yanından yürümek için.gidilecek yer aynı olduktan sonra...geç olmamalı.teşekkürler ''bizim ilyas''

Asya, Bursa
8 Mart 2010


  ilyas yoldaş merhaba.

Servet Demir, Ankara
8 Mart 2010


hayata manâlar yüklemek..yaşanılır hale getirmek bu olsa gerek..

Devrialem, İstanbul
6 Mart 2010


Tek kelimeyle muhteşem bir yazı. Özgün olmanın, kendine özel olmanın ayrıcalığını vurgulayan, taklit etmenin acınasılığını harika bir şekilde anlatan mithiş bir yazı...

Sadi, İstanbul
4 Mart 2010


güleceksiniz belki ne alaka diyeceksiniz. ben sizi gördüm ve ne kadar yakışıklı bir insan dedim. güzel ruh kişilik insanlık böyle bişey dedim. sevgiler.

Figen, İstanbul
3 Mart 2010


İşte hayata nasılda pozitif bir bakış bugünki türkiyede bunları yapabilmek büyük başarı ama yinede şu üç günlük ömrümüzde bırakında yapalım be çok doğru bir düşünce

Uğur, Artvin
3 Mart 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40