![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Sevgili arkadaşlar. Şu an gecenin 12:30’u. Moralim hayli bozuk. Fenerbahçe de Galatasaray da Avrupa liginden elendiler. Bizim slogan solcuları şöyle diyecekler: “Kardeşim sana ne Fener’den Galatasaray’dan? Sen bir iş yapmak istiyorsan bize biraz gaz ver, afili birkaç slogan atalım. Zaten birkaç ay slogan atmazsak zembereği boşanmış saat gibi hep ayın zamanı gösteriyoruz.” Biz genelde boşalım devrimcileri olduğumuz için caddenin iki yanına dizilmiş güzel kızlara ve yakışıklı delikanlılara gırtlaktan nameler yapmadan yaşarsak balsız kovana dönüyoruz. Yok be sevgili çocuklar. Her zaman kara koyun dişi kuzulamıyor. Yaşamın tüm renklerine aşık olmanız devrimcilikten sınıfta kalmanız anlamına gelmez. Ara sıra futbol maçlarına gidin. Devrim yapar gibi topla dans eden futbolcuları görmek devrimci abdestinizi bozmaz. En yakın suyun yanına gidin. Kanalizasyon karışmıyorsa ya da zararlı atık yoksa, soğuk sıcak fark etmez, ayağınızı sokun içine. Birkaç dakika katarsis yaşayın, geçin kendinizden. Eğer paranız ve zamanınız varsa dünyanın neresinde olursa olsun “Fındıkkıran Balesi”ni seyredin. O küçük güzel kızı canavarlardan (hayalde dahi olsa) kurtarabilirseniz ballar şekerler ülkesinde onur konuğu olursunuz. “Saraydan Kız Kaçırma”ya gidin. Bir süre de olsa Mısır sarayında hissedin kendinizi. İstediğiniz kadar inkar edin, içinizde var olan aristokrat ve burjuva yanınızı tanımak Marks’a, Mao’ya, Mahir’e, Deniz’e ihanet değildir. O güzel insanlar yaşasalardı yaşadığınız arınma karşısında sizi alkışlamaktan geri durmazlardı. Emek-sermaye çelişkisi hakkında ne kadar akla yakın nutuklar atabiliyorsanız, PKK’nın neden Diyarbakırspor’un Türkiye liglerindeki diğer takımlarla maç yapmasını istememesi konusunda da yormadan yorum yapma beceriniz olsun. Ara sıra saçmalayın. Güzel konuşacağım, güzel cümle kuracağım diye söylemek istediklerinizin önüne baraj kurmayın. TEKEL işçileri için yürüyün. Havanın ayaza dönmesini bekleyin, öyle yürüyün ama kapalı yerlerde “Sigara içilmez”i içilir hale getirmek için de yürüyün. Hoş, boş ve uzun yaşamak gibi anlamsız bir amaç uğruna sağlam ölmeyi seçmeyin. Ölürken birçok sebebiniz olsun. Ölüme yaş itibariyle yakın mısınız, uzak mısınız bilmem ama yaşamın hangi evresinde olursanız olun hemen şimdi alın kağıdı kalemi vasiyetinizi yazın. Yatay gömülmeye “Hayır!” deyin. Mezar yeriniz kazılmasın. Tabutunuzu eşilmemiş toprağın üzerine, cesedinizi de tabutun üzerine dik duracak şekilde yerleştirsinler ki gömmeye gelenlere tepesinden bakasınız. Bir sürü hak yedim, hak yediniz. Arkanızdan sahte sahte “Helal olsun” dedirtmeyin. Cenazenize ne papaz ne hoca ne dede gelsin. Vasiyetinize: “Atın yolun kenarına türküsünü de ekleyin. Size önerilen kitapları okuyun ama okuduğunuz kitapları lanetleyen karşıt görüşlü insanların kitaplarını da okuyun. Kapital’i okuyun ama Kuran’ı, İncil’i, Zebur’u da okuyun. Hangisinin yaşam için kılavuz olacağına siz karar verin. Hastahanelere hasta olmadan ve hastanız olmadan gidin. Oralarda parmağını dudaklarına götürmüş susmanızı isteyen ceberrut hemşire resimlerine inat, türkü ve şiir okuyun. İnanın bütün hastalar ölüm öncesinde dahi olsalar ilaç kadar olmasa bile türkü ve şiirlerle de sağlığa yönelirler. Arada bir boks maçlarına gidin. Göreceksiniz ki dayak yiyen dövüşçüye değil kendinize acıyacaksınız. Devleti, ordusu, polisiyle mevcut düzen sizi öylesine pataklıyor ki o boksörün yediği üç beş yumruk kenede çiçek gibi kalır. Karanlığı değil günlük güneşlik zamanları aydınlatmaya çalışan fosforik aydıncıkları görünce “Bir Delinin Hatıra Defteri”nden bir sayfa oynayın ki bu aydıncık dolu yaşadım diye “Öküze öykünen kurbağa” gibi şişinmesin. Alçaklarla değil aşağıdakilerle ülfette olun ki; “Ladam o kamelyanın sesli figüranlığından Şiir yazın, kötü bir şair olun, asla şairane olmayın. Melonkoli zor bir çordur, debelenmeyin batarsınız. Velhasıl kelam herkesin yattığı hapishaneye girin, çıkın ama kendi hapishanenizde çürümeyin. Patronunuzu sevmeyin ama patronun kızına aşık olmak gibi bir lüksünüz olsun. Bütün renkleri seversek bizim rengimizin kıymeti kalmaz gibi bir yanılgıya saplanmayın. O zaman kendi renginizin her renkten daha âlâ olduğunu anlayacaksınız. Çiğdem der ki ben nazlıyım Sarp kayalarda gizliyim Sarı saçlı gök gözlüyüm Benden âlâ çiçek var mı?
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||