![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Ali Özsoy MHP ve asker düşmanlığı
Bilindiği gibi MHP’nin ilk harfi “M”. Bu milliyetçiliğin kısaltılmış hali... MHP uzun yıllardır milliyetçiliğin temsilcisi hatta tek sözcüsü olduğunu iddia eden bir partidir. Hatta MHP’li Mehmet Şandır şöyle demektedir: “Milliyetçiliğin patenti bizdedir.” Bu patent için nereye başvurmuşlar acaba? ABD’ye mi? Türk devletine başvurmadıkları kesin. Dünyanın her yerinde milliyetçi partiler kurulabilir. Türkiye’de de kurulabilir. Ancak herhalde dünyada kendi devletine ve askerine düşman bir “milliyetçi” parti bir tek Türkiye’de kurulmuştur. Son günlerde yaşananları görüyoruz. Türk askerine yönelik en üst kademeye kadar saldırılar var. Ergenekon ve Balyoz Operasyonu bahanesiyle şerefli ve vatanperver Türk subayları tutuklanıyor. Halk infial içinde... Ordusuna ve bayrağına sahip çıkanlar tepki gösteriyor. Peki ya MHP? MHP’nin komutanların tutuklanmasına karşı tek bir tepkisi oldu mu? Bir kınama veya en azından basın açıklaması yaptılar mı? İşin doğalı milliyetçi bir partinin askeri sevmesidir. Öyle değil mi? Dünyanın her yerinde milliyetçilik ile vatanperverlik ve askerlik olguları birbirine koşut gitmişlerdir. Ama Türkiye’de askere düşman bir tür “milliyetçilik” var. Olabilir mi? Olur. Burası Türkiye… Kendine “milliyetçi” diyenin ABD’yi sevmesi ve savunması ne kadar normalse, asker düşmanlığı yapması da o kadar normaldir. MHP bunu başarabilmektedir. Vakara bak çay demle Bazıları diyebilir ki: “MHP provokasyona gelmiyor. Ortadan tavır alıyor.” Tabii öyle değil mi? Devlet Bahçeli bizzat şu açıklamayı yapmamış mıydı: “Koşullar ne kadar ağır olursa hiçbir şekilde sokağa çıkmayacaksınız, provokasyona gelmeyeceksiniz ve vakarlı tavrınızı koruyacaksınız.” Yani Türkiye bölünse, işgal edilse, ihanete uğrasa yine de vakar, hep vakar… Bundan dolayı MHP yönetimi hiçbir konuda tepki göstermeyen, hissiz, hareketsiz, denizanası gibi bir kitle istiyor. PKK’lıların sokağa egemen olması, Türk bayrağı yakması her yerde bölücü paçavraların açılması önemli değil. MHP’li vakarlıdır. Susar. Hatta susturur. Mersin’de Türk bayrağının yakılmasını protesto eden on binleri MHP yönetimi, “kardeşliği baltalayan provokatörler” diye damgalamış, yürüyüşün yapılmaması için bin bir yola başvurmuş hatta yürüyüşün tertipçilerini AKP’ye ihbar etmişti. Tabii bu yüzden askerlerin tutuklanması da onları harekete geçiremez. Ancak herkes MHP yönetimini suratına tükürsen yarabbi şükür diyecek sanmasın. Bugün Türk askeri için kıllarını kıpırdatmıyorlar ama geçmişte Amerikan askerini savunmak sokağa dökülmüş, Altıncı Filo’yu protesto eden insanları bıçaklamak ve bombalamaktan sakınmamışlardı. Anlaşılan “vakarlı tavır” söz konusu olan ABD askeri olunca azgın tavra dönüşebiliyormuş. Yine MHP’nin AKP ile birlikte mecliste Anayasa’yı ihlal eden “türban yasalarını” çıkarma girişimini siyah bir çelenkle protesto etmek isteyen emekli subaylara tosuncuklar saldırmış, hepsi 70’ini geçmiş subaylara tekme tokat girişmişti. Demek ki MHP’nin “provokasyona gelmemek” çizgisi aslında provokasyon konusunda seçici olmaktan ibaretmiş. İstediği zaman geliyor. Yeter ki ABD kızmasın. Suçlayan PKK’lılar, yanıt bekleyen MHP Son subay tutuklamaları konusunda da MHP yönetimi aslında orta yolcu bir tavır almamış, çok sinsi ve haince bir politikayla AKP ve PKK saflarında alkış tutmuştur. Başlarda sanki böyle bir olay hiç olmamış gibi tamamen sessiz kalmayı başarabildiler. Sonra Devlet Bahçeli kendini tamamen olayların dışına çekti: “İktidar, muhalefet, adalet, ordu, üniversite, medya ve bütün sivil toplum kuruluşları aralarındaki sonuçsuz tartışmaları, atışmaları ve kışkırtıcı beyanları gerilimin ateşi düşünceye kadar ertelemelidir.” Tartışmalar ertelenmeliymiş. Peki, beyefendi senin tavrın ne? Türk Silahlı Kuvvetlerinin en üst düzey komutanları tutuklanıyor. Mesela “tartışmalar ertelendiği” süre içinde onların hapiste kalması uygun mudur? Daha sonra MHP Balyoz Operasyonu’nu “gündem değiştirmek” olarak yorumladı. Amirallerin, korgenerallerin, orgenerallerin tutuklandığı yerde, gündem elbette ki TSK’ya saldırılar olacaktır. Gündem değişmiş veya değişmemiş, sen ne diyorsun? En sonunda utangaçça operasyonu desteklediler. “Kuvvet komutanlarına da yargı yolunun açık” olduğunu belirten MHP yönetimi büyük bir buluş yapmış oldu. Her halde ki kuvvet komutanlarına yargı açık… Bunu herkes görüyor. Zaten bir tek onlara açık... Habur’dan gelen PKK’lı teröristlere ise yargı yolu kapalı ama tüm kapılar açık. En sonunda MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ağzındaki baklayı çıkardı: “TSK elbet kendisine yöneltilen suçları en açık bir şekilde açıklamak zorundadır. Fakat Genelkurmay’ın da kendi içinde bir değerlendirme yapma hakkı vardır.” İşte işin püf noktası bu… TSK yani Türk’ün Silahlı Kuvvetlerine suçlamalar yapılıyor. Özellikle Ergenekon İddianamelerinde bunları görüyoruz. Ve MHP diyor ki, bu suçlamalar yanıtlansın. Peki, suçlama yapanlar kim? Eski PKK’lılar, yeni PKK’lılar, yurtdışında yaşayan bir başka PKK’lının mektubu ve itirafçı mı PKK’lı mı olduğu anlaşılamayan bir diğeri… Ve MHP yönetimi buyuruyor: TSK açıklamak zorundadır. MHP’lilerin çok sevdiği bir laf vardır. Alparslan Türkeş söylemiş: “En kötü hukuk nizamı, en iyi ihtilâlden daha iyidir.” Ve bu sözü söyleyen bir askeri ihtilalin (27 Mayıs) bizzat önde gelen tertipçisi, başka bir darbenin (12 Eylül) ise bir numaralı tezgâhçısı… MHP’liler yine de en hızlı darbe karşıtları. Türkiye’yi AKP ve PKK yönetiyor. Olsun savundukları “en kötü hukuk nizamında”, savcılar PKK’lılarla birlikte iddianame hazırlasa bile bu en iyi askeri idareden iyidir. İsterse tüm subaylar tutuklansın, Ordu dağıtılsın, Türkiye bölünsün, yine de “demokrasi”... Acaba ABD bugün bir darbe isteseydi, MHP böyle mi derdi? Apo’ya dokunan yanıyor, MHP alkışlıyor Tüm bunları bir yana bırakalım, şu son subay tutuklamalarında MHP yönetimi siyasi tarihin en ikiyüzlü tavrını almaktadır. MHP’yi iktidara getiren neydi? Kendilerinin bir gram bile katkıları olmayan bir terör operasyonuydu. Bilindiği gibi Apo’yu eğer Özel Kuvvetler tutup yakasından getirmeseydi, MHP’nin ve DSP’nin 1999’daki oy patlamasını gerçekleştirmesi imkânsızdı. Bu olayın rantını sonuna kadar yediler. Sonunda bu sayede iktidara gelmelerine rağmen Apo’yu ipten kurtardılar. Ondan sonra da barajın altında kalıp, meydanı AKP’ye bıraktılar. Teröristbaşı Apo o dönem şu tezi savunuyordu: Türkiye’ye getirilmesi uluslararası bir komploydu ve yasadışıydı. Nitekim Yunanistan Apo’nun avukatlarının başvurusunu kabul etti ve Apo’yu yeteri kadar savunamayan Yunan yetkilileri mahkemeye gönderdi. Peki ya Türkiye? Şimdi Türkiye’de AKP iktidarı Apo’nun bu tezini hayata geçiriyor. Ergenekon İddianamesine göre Apo’yu Türkiye’ye getiren bir terör örgütü yani “ETÖ”ydü. Ve tam da Apo’nun istediği oldu. PKK’ya karşı savaşan ama özellikle Apo’nun İmralı’ya tıkılmasında rol oynayan tüm subaylar tutuklandı. Adeta Apo “özel yetkili savcı” olmuş ve soruşturmayı bizzat kendisi yönetmişti. Son Balyoz Operasyonu’yla birlikte Apo’ya dokunup da dışarıda kalan son isim de içeri alındı. Tek tek yazalım. MHP’nin gözüne sokalım: Emekli Korgeneral Engin Alan: Son Balyoz Operasyonuyla gözaltına alındı. Apo’nun yakalanması operasyonunu bizzat yöneten ve hatta bazı iddialara göre Apo’yu getiren uçakta da bulunan kişiydi. Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz: Apo yakalanıp, İmralı’ya getirildikten sonra adadaki özel hapishanenin komutanlığını yaptı. Apo’yu sorguladı. Ergenekon’dan tutuklandı. Emekli Albay Atilla Uğur: Teröristbaşını 1999’da İmralı’da sorgulayan ekibin içinde yer aldı. Daha sonra Jandarma İstihbarat Başkanlığında Teknik Takip Şube Müdürü oldu. Ergenekon’dan tutuklu bulunuyor. Emekli Albay Levent Göktaş: Apo’yu Kenya’dan getiren ekibin içinde yer aldı. Eğitimli paraşütçü ve su altı komandosuydu. Kuzey Irak’ta terörist örgüte karşı savaştı. Şimdi terörist olduğu iddiasıyla tutuklandı. Albay Cemal Temizöz: Hem Şemdin Sakık hem de Apo’nun sorgulayan ekipteydi. Yılarca Güneydoğu’da terör örgütüne karşı savaştı. Bu yüzden PKK ve Ergenekon savcıları onu katliamcılık ve teröristlikle suçluyor. Evet, Devlet Bahçeli iyi oku. Siz bu adamlar sayesinde iktidara geldiniz. Yıllarca Mehmetçik’in teröre karşı kahramanca mücadelesini rant malzemesi olarak kullandınız. “Milliyetçiliğin patenti ve tekeli” sizdeydi. Şimdi utanmadan “TSK suçlamalara yanıt vermek zorundadır” diyorsunuz. Bahçeli patronlara söz verdi: AKP-MHP koalisyonu kapıda
Bu operasyonun nereye gittiğini görüyoruz. Sahada ve kırsalda çarpışan tüm önemli subaylarımız “terörist” diye tutuklanacak. Apo’ya dokunanlardan da bir kişi bile dışarıda bırakılmayacak. En sonunda Apo’yu da serbest bırakacaklar. Tabii eğer Mehmetçik teröristse Apo terör kurbanıdır. Peki, MHP ne yapacak? Ne yapsın? “En kötü hukuk nizamı” bile onlar için öpülüp başa konabileceğine göre, Türkiye’de egemen olan AKP-PKK hukukuna boyun eğecekler. Hatta ortak olacaklar. Sonuçta Apo’nun idamını engelleyen hükümette yine MHP yok muydu? Hani “en kötü hukuk” bile en iyisiydi. O zaman mahkemenin Apo için verdiği idam kararını niye uygulamadınız? “Apo’ya özgürlük” sürecinde MHP’nin hiç payı yok denebilir mi? Seçimler yaklaşıyor. Halkın AKP’ye tepkisi büyük... AKP’nin tek başına iktidara gelme ihtimali düşük. Ancak ABD’nin BOP ve “Büyük Kürdistan” projesi bitmedi, AKP iktidarı da bitmemeli. Bu yüzden medya ve sermaye çevreleri kara kara koalisyon olasılıklarını düşünüyor. En çok dillendirilen iki koalisyon ne? Sıkı durun: AKP-BDP (PKK) veya AKP-MHP koalisyonu. Yani ya BDP ya MHP fark etmez. İkisi de AKP’ye gider. Bizce AKP-BDP-MHP üçlü koalisyon kursun. Daha güçlü olur. Bazıları abartıyoruz sanabilir. Bakın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli geçtiğimiz hafta ne dedi? Rahmi Koç başta olmak üzere TÜSİAD’ın önde gelen patronları ve İTO Başkanı gibi AKP’li olduğu iyi bilinen bazı para babaları Devlet Bahçeli’yi yemekli toplantıya çağırdılar. Kendisine sorulan soru şuydu: “AKP ile koalisyon kurar mısınız?” Bahçeli’nin yanıtı ise ertesi gün tüm gazetelerde yer aldı: “Zamanı gelince düşünürüz.” İyi ama Bahçeli 2007 seçimlerinden önce alenen AKP ile asla koalisyon kurmayız dememiş miydi? Bunlar böyledir. Seçimlerden önce halka palavra sıkarlar, ama ABD büyükelçisi ve patronların karşısına geçince asla yalan söylemezler. Bakın MHP Genel Başkanı patronlara başka ne demiş: “Bizim hakkımızdaki vurdulu kırdılı imajı doğru değil.” Ve eklemiş. Aslında Kürt açılımına karşı değillermiş, karşı oldukları yöntemiymiş: “Açılım konusunda ayrışma yaratmadan adım atılmalıydı. Bizim Kürtlerle hiçbir problemimiz yok. Ancak yanlış adımlar atıldı ve ayrışma ortaya çıktı. İnsanlar düşman ediliyor.” Yani açılım konusunda bile MHP AKP ile yarışmaya hazır. “Doğru adımlı” Kürt açılımını savunuyorlarmış. Şaşırtıcı mı? Hayır. MHP son 8 yılda AKP ve hatta DTP-BDP’yle tek bir temel konuda farklı tavır aldı mı? AKP’nin neredeyse kapatılmasına neden olan türban yasasını üç parti birlikte çıkarmadı mı? Türkiye’nin gelmiş geçmiş en Kürtçü Cumhurbaşkanının, Abdullah Gül’ün seçilmesini sağlayan bu üç parti değil mi? Yine Danıştay’ın üniversite sınavında İmam Hatiplerin önünü kapatan son katsayı kararına üç parti birlikte tepki göstermedi mi? Hatta MHP tıpkı türban yasasındaki gibi İmam Hatiplerin önünü açan yeni bir yasa teklifi için AKP’ye başvurdu. Ergenekon Operasyonunu bizzat AKP ve PKK yürütüyor. MHP utangaçça alkışlıyor. Amerikancılık derseniz hepsinin amentüsü o zaten. O zaman neden olmasın? AKP-MHP-BDP koalisyonu neden kurulmasın? Hem böylelikle MHP’nin çok savunduğu “bin yıllık kardeşlik” sağlanmış olur. Askerler tutuklandıkça hep beraber kabine toplantılarında kardeş kardeş kına yakarlar. Burada tek sorumuz ülkücülere veya saf duygularla MHP’ye oy verenlere: Özlediğiniz Türkiye bu mu? MHP’ye oy vererek askere sırtından bir kurşun da siz sıkmış olmayacak mısınız? “Yeter artık, ABD’nin, AKP’nin, PKK’nın, patronların yönettiği bir ülke değil Milliyetçi Türkiye istiyoruz” demenin zamanı gelmedi mi?
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||