![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Okan İşbecer
Geçtiğimiz hafta ilginç bir dava karara bağlandı. Devrimci Karargah davasını hatırlarsınız. Vatan gazetesinin internet sitesinin genel yayın yönetmeni olan Aylin Duruoğlu’nun yargılandığı dava. İşte o dava karara bağlandı ve Aylin Duruoğlu 10 aylık tutukluluğunun ardından tahliye edildi. Aylin Duruoğlu’nun tutuklu bulunduğu süre zarfında Vatan gazetesinin internet sitesi sürekli “Aylin seninleyiz” diyerek destek oldu. Zaten duruşma günü de Vatan gazetesinin ağır topları Duruoğlu’na destek vermek için adliye önündeydiler. Doğan grubunun diğer gazeteleri de sürekli “10 aydır bir insan mahkemeye çıkarılmadan saçma sapan iddialarla tutuklu kalır mı” diye veryansın ettiler. Ama aynı gazetelerden hiç kimse Ergenekon davasından yıllardır tutuklu olan isimler için bir kez olsun böyle bir yayın yapmadılar. Bugün çok dayanışmacı görünen Vatan gazetesi bile. Aylin Duruoğlu mahkemede neden terörist olamayacağını şu sözlerle savunmuş: “Başarılı bir kariyerim, düzgün bir sosyal çevrem, Türkiye şartlarının üzerinde iyi ve düzenli bir gelirim var. Fırsat buldukça yurtdışına giderim. Güvenlikli nezih bir sitede, tapusu kendime ait bir dairede oturuyorum. Kendime ait bir arabam var. Akşamları spor salonuna giden, kendine bakmaya, iyi yaşamaya, bir yandan çalışırken bir yandan da hayatın tadını çıkartmaya çalışan biriyim.” Demek Türkiye’de terörist olmamanın kriteri buymuş. İyi bir gelir, yurtdışı tatili, ev-araba sahibi olmak, akşamları düzenli spor yapmak vs. Yani insan zengin olunca terörist olamaz. Hal böyle iken biz de buradan Ergenekonculara bir taktik verelim. Madem iyi eğitim almak, güvenlikli yerlerde yaşamak aklanmak için yetiyor, şu anda yargılanan isimlerin yarıdan fazlası askerler tarafından korunan yerlerde yaşıyorlar. Pek çoğunun da hali vakti yerindedir. Deseler ya Zekeriya Öz’e “Bu şartlara haiz biri hiç darbeci olabilir mi?” Bir de bakmışsınız kriterleriniz tutmuş ve kuş gibi özgür olmuşsunuz. Ancak bu taktik bile herkesi kurtaramaz. Bu iş herkese yarar da bir tek Perinçek’e yaramaz. Ama hadi bir tüyo da ona verelim. O da “Ben kırk yıldır siyasi hareket lideriyim. Bugüne keder binde dördü ya gördüm ya görmedim. Benim gibi birinin içinde olacağı bir cuntanın başarı şansı var mı sizce?” diye sorsa işlem tamamdır. Akşamına serbesttir bizden söylemesi. Aydoğmuş’a “van minüt”!
Zaman zaman bu sütunlarda AKP’lilerin densizliklerine dikkat çekmeye çalışıyoruz. Geçtiğimiz haftalarda eski genel başkan yardımcıları olan Dengir Mir Mehmet Fırat’ın saçmalamalarına yer vermiştik. Fırat, “Cumhuriyet sonrası Türk ırkçılığı oluşturuldu” diye buyurmuştu. Son bir iki haftadır ise Bülent Arınç fırtınası esiyor. Açıklamaları ile adeta kaş yaparken göz çıkartan Arınç, yaptığı her açıklamadan iki gün sonra medya karşısında özür dilediği için (örnek: son “tu size” açıklaması ve özrü) çok üzerinde durmaya değmez. Bu hafta da başka bir AKP’liye, Çorum milletvekili Ahmet Aydoğmuş’a yer vereceğiz. Aydoğmuş, AKP Çorum Merkez İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen Danışma Meclis Toplantısında yaptığı konuşmada, “AKP iktidarına karşı çıkanların kanını tahlile yollamak gerekir. Bu kanı bozuklar gizli sözleşmeler yaparak, ihanet etmişlerdir.” demiş. Aydoğmuş ayrıca, “Bu ülkenin askeriyesinden üst rütbeli bir paşa ortaya çıkıyor, bu ülkenin başbakanına hakaret ediyor. Başbakana hakaret eden o paşa emekli olup askeriyeden ayrıldıktan sonra İsrail’deki bir silah fabrikasına stratejik danışmanlık vermek üzere anlaşma imzalıyor. Bana göre o paşa vatan hainidir. Bir PKK’lıdan hiçbir farkı yoktur. Bu insan bizim ülkemizden emeklidir ve maaş almaktadır, hem de İsrail’e askeri bilgilerimizi pazarlayarak kazanç elde etmektedir.” diye konuşmuş. Tayyip ve hempaları her taşın altında ırkçı arıyorlar ya, fazla aramaya gerek yokmuş. Meğersem aranılan ırkçı AKP’nin içindeymiş zaten. Adama bak ya, AKP’ye karşı çıkanlar kanı bozukmuş! Adama “van minüt” derler. Artı senin yaptığını Çorumlu yapmaz derler. Sen kimsin ki, AKP karşıtlarını kanı bozuk olmakla itham ediyorsun. Madem İsrail’le işbirliği yapanlar vatan hainidir diyorsun, hatta onları PKK’lıdan ayırmıyorsun (Bu arada Tayyip PKK’lılara vatan haini dediğini duymasın ağzına biber sürer. Biliyorsunuz onlar artık vatan haini değil barış elçisi.) senin AKP’de işin ne? Bu ülkede İsrail ile ikili anlaşmalar imzalayan AKP hükümeti değil mi? Türkiye Cumhuriyeti’nin İsrail’le en sıkı fıkı olduğu dönemi yaşıyoruz. TBMM’de İsrail Dostluk Grubunda en fazla milletvekili senin partinden. Bundan da mı haberin yok. Allah bilir İsraillilerin Yahudi olmayan kimseye vermedikleri ödülleri Tayyip’e verdiklerinden de haberin yoktur. Bir de kalkmış AKP karşıtlarının Türklüğünü sorgulayacaksın ha! Adamın alnını karışlarlar, alnını. Kıbrıs Türkünü sattınız, Ermeni meselesinde Azerbaycan’ı sattınız, Ermeniye yattınız. Irak’ta Türkmenlerin katledilmelerine ses çıkarmadınız ve Musul ile Kerkük’ün Kürtler tarafından ele geçirilmesine ses çıkarmadınız. Binlerce askerimizi, bir o kadar polis, doktor, hemşire, mühendis Türk’ü öldüren PKK’lıları davul-zurna ile karşıladınız. şu Türk askerine yaptığınız düşmanlığın binde birini Türk düşmanlarına yapmadınız. Söyle bakalım şimdi, kimin Türklüğünden şüphe etmek gerekir? Tayyip’in şarkıcı açılımı fiyaskosu
Tayyip, geçtiğimiz hafta Kürt açılımı kapsamında şarkıcılarla bir araya geldi. Bir iki haftadır propagandası yapılan bu sanatçı açılımı ne menem bir şeydir diye biz de meraklanmıştık ama boşa meraklanmışız. Çünkü sanatçı açılımı dedikleri şey koskocaman bir hiç çıktı. Geçtiğimiz hafta sonu Dolmabahçe’deki Tayyip’in çalışma ofisinde düzenlenen kahvaltıda bir araya gelen şarkıcılar ve Tayyip sözde Kürt açılımını konuşacaklardı. Ancak çıkan haberlerden anlaşıldığı kadarıyla, Tayyip şarkıcılara sanatın birleştiriciliği üzerine bir güzel nutuk çekmiş, şarkıcılar da Tayyip’i dinleyip “a, ne güzel açılım olacak” izlenimleriyle oradan ayrılmışlar. Tayyip’in toplantısında İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Hüseyin Çelik de hazır bulundu. İbrahim Tatlıses, Bülent Ersoy, Seda Sayan, Sertap Erener, Erol Evgin, Ferdi Tayfur, Nükhet Duru, Kayahan, Orhan Gencebay, Arif Sağ, Mustafa Sandal, Yavuz Bingöl, Zerrin Özer, Mercan Dede, Emel Sayın, Neşet Ertaş, Kıraç, Kubat, Emel Müftüoğlu, Murat Göğebakan, Kibariye, Bülent Ortaçgil, Nihat Doğan, Onur Akın, Sinan Özen, Mustafa Sağyaşar, Feryal Öney, Cengiz Kurtoğlu, Hakan Peker, Nuri Sesigüzel, Işın Karaca, Funda Arar, Zekai Tunca, Alişan, Şahin Özer, Ferhat Göçer ve Teoman da katılanlar arasında yer aldı. Bir de davetli oldukları halde katılmayanlar var. Edip Akbayram daveti alır almaz katılmayacağını açıklamıştı. Sabahat Akkiraz da menajeri aracılığıyla katılmayacağını duyurmuştu. Katılmayanlandan biri de, bizi en çok şaşırtan, Sezen Aksu oldu. Yoğun programını gerekçe göstererek toplantıya katılamayacağını söyleyen Sezen Aksu, Tayyip açısından belki de toplantının en büyük kaybı oldu. O Sezen ki, Kürt açılımı başladığında Tayyip’i cepten arayıp, ulaşamayınca özel kalemine destekçi olduğunu söylemişti. Acaba Sezen’in gerçekten programı mı yoğundu yoksa akıllandı da programını mı bahane etti bilinmez. Sonuçta açıklaması programının yoğunluğu ise bize de ona inanmak düşer. Toplantıya katılan bütün şarkıcılar, Kürt açılımı konusunda neler yapılması gerektiği üzerine konuştuklarını söylediler ama hiçbiri ortaya atılan önerilerden bahsetmedi nedense. Belki de çok gizli bir toplantıydı da katılan sanatçılar içerikten kimsenin haberi olmasın diye numaradan açıklamalar yapıyordu. Anlayacağınız Tayyip’in sanatçılara Kürt açılımını desteklettirme toplantısı tam bir fiyaskoyla sona erdi. Zaten Tayyip ve teşkilatı bu işi beceremedikleri için de propagandasını yapamıyorlar. Tayyip’in attığı her adımı manşete çeken yandaşlar bile şarkıcı açılımından sıradan bir haber gibi bahsettiler. Toplantıdan geriye ise Bülent Ersoy’un “Ben şurda eğitim aldım, konservatuarlıyım, önüme notayı koysalar tersinden okurum. 40 yıldır zirvedeyim. Ancak hâlâ havaalanında herkesin girdiği yerden giriyorum. Beni VİP’ten uçurmuyorlar. Ben ve benim gibi sanatçılara özel pasaport çıkarılmalı.” serzenişi oldu. Bu da davetlilerin açılımdan ne anladıklarını gayet iyi anlatıyor. Sözde solcu görünüp de Tayyip’in davetine koşa koşa giden Yavuz Bingöl ile Onur Akın için bir şeyler söylenebilir belki ama o da olsa olsa kelime israfı olur. Ha unutmadan, Tayyip’in şarkıcı açılımı yurtdışındaki basının da ilgisini çekti. Kimin mi? Erbil’den yayın yapan Mesut Barzani’ye ait Kürdistan TV’nin. Böylece Tayyip, bir devlet binası olan Başbakanlık çalışma ofisine “Kürdistan”ı sokmuş oldu.
Ayıp ettin Hikmet!
Çetinkaya, Türkiye’de her kesimde darbeden medet uman insanlar bulunduğunu da sözlerine ekledi. Balçiçek Pamir’in “Sizin gazetenizde de var mı?” sorusunu “Her yerde var, her yerde!” şeklinde cevapladı ve ekledi: “Ben yıllardır ‘ne askeri ne de sivil vesayet’ diyorum... Cumhuriyet’in temel ilkelerinin korunmasından, laik demokratik bir hukuk devletinden yanayım.” şeklinde konuştu. Bu açıklamalar Hikmet Çetinkaya için oldukça talihsiz olmuş. Kendi gazetesinin Başyazarı ve Ankara temsilcisi darbecilikten yargılanırken çıkıp böyle bir beyanat vermek pek şık olmamış. Son zamanlarda hastanede yatan İlhan Selçuk’un görüşlerini kendi köşesinde aktaran Çetinkaya kendi görüşlerini mi dile getirdi yoksa İlhan Selçuk da mı böyle düşünüyor bilemeyiz ama şu süreçte Cumhuriyet’in kendi ayağına sıkmaması gerekiyordu. İnsafınız yok mu sizin?
“Sevgili seyirciler tabii nasıl bir bağlantı kurabilirsiniz. Biz sadece hatırlatma yapıyoruz. Geçen sene Aralık ayında Bursa’da bir maden kazası meydana gelmişti. 19 madencimiz can vermişti. Peki bu olaydan hemen bir gün önce ne olmuştu bir hatırlayalım. İstanbul’a cumhuriyet savcılarına İbrahim Fırtına, Aytaç Yalman, Özden Örnek gelip ifade vermişlerdi. Geldiklerinin hemen ertesi günü, Pazar akşamı ise Bursa Mustafakemalpaşa’da 19 madencinin öldüğü maden kazası vuku bulmuştu. Dün gözaltılar oldu, Balyoz Darbe planıyla ilgili, bugünse ne yazık ki işte Balıkesir Dursunbey’den gelen böyle bir maden kazası haberi var. Nasıl bağdaştırırsınız ya da var mıdır bir bağlantı yoksa sadece ve sadece tevafuk diyebileceğimiz hadiseler midir bunlar, bunu da sizin izanınıza bırakıyoruz.” Böyle bir yorumu da ancak bu kadar hastalıklı bir kafa yapabilir değil mi? Tayyip ayakkabının numarasını gördü mü? Eylemci ise “Viva Kürdistan” sloganlı eyleminde hedef şaşırdı. Çünkü Tayyip Kürdistan’ın kurulmasına engel olan biri değil. Tam tersine Kürdistan’ın Türkiye şubesini kurmaya çalışan bir işbirlikçi. Bu arada eylemcinin sloganı Kürtçe değil İspanyolca atması Kürtçe’de “Yaşasın Kürdistan” sloganını atacak iki kelime yok mu sorusu beraberinde getirdi.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||