Gökçe Fırat - Ekonomide mucize reçetemiz Atatürk devletçiliği
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Ergenekon tertibi
Amerika Kürdistan'ı kurduğu gün biter
GÖKÇE FIRAT
Ekonomide
mucize reçetemiz
Atatürk devletçiliği
ALİ ÖZSOY
Bahçeli'ye çağrı:
AKP yetmez
PKK'yla koalisyon yapın
ÖZGÜR ERDEM
ABD Kongresi
sözde Ermeni soykırımını 1894'te kabul etmişti
İNAN KAHRAMANOĞLU
Ya AKP kapatılacak,
ya Cumhuriyet yıkılacak!
OKAN İŞBECER
Ergenekonculara
Aylin Duruoğlu taktiği
TUĞRUL ÇELİK
AB'ciler bakın;
Venüs size ne yapıyor
TEVFİK KAYMAZ
Siyaset neden yapılır?
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Demokrasi Terbiyedir
TÜRKKAYA ATAÖV
ABD, Mezopotamya Uygarlığının da
'ırzına geçti'
İLYAS SALMAN
Yaşamın bize sunduğu renkler
ERGİN KONUKSEVER
Kanlı Pazar- 3
EYKAN CAN
Vasiyet
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (18,75)
 
 

Gökçe Fırat
Ekonomide mucize reçetemiz
Atatürk devletçiliği

Ekonomide mucize reçetemiz: Atatürk’ün devletçiliği

Gökçe Fırat

TÜRKSOLU: ABD ve AB karşıtı bir söylem geliştiriyorsunuz. Bu keskin söylemler Türkiye’de istikrarı bozmaz mı? Ekonomiye zarar vermez mi?

GÖKÇE FIRAT: Türkiye’de zaten istikrarlı bir ekonomi yok ki. Türkiye’de ekonomi iyi gitmiyor. Zaten insanlar kötü durumda. Kötü olan bir şeyi bir daha kötüleştirmek gibi bir şey söz konusu olamaz. Biz Türkiye’deki istikrarsız, yoksul yapıyı değiştirmek için yola çıkıyoruz.

TÜRKSOLU: Bu yapıyı değiştirmek için mucize bir reçeteniz mi var?

GÖKÇE FIRAT: Bir mucize reçetemiz var: O da Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti kurduktan sonra uygulamaya koyduğu ekonomik programdır. O ekonomik programın da tek bir tanımı vardır: Devletçilik. Mustafa Kemal’in başta olduğu devletçi dönemde Türkiye çok büyük bir atılım sağlamıştır. Aynı reçete bugün için de bizim gibi ülkelere ve Türkiye’ye uygulanabilir. Bizim mucize reçetemiz Atatürk’ün reçetesidir.

TÜRKSOLU: Atatürk’ün devletçiliği 30’lu yıllarda kalmış demode bir program değil mi?

GÖKÇE FIRAT: Bir programın 30’larda 40’larda kaldığını söylemek için bir defa bir konuyu bilmek gerekir: Eğer iktisat rejiminde hangisi geçmişte kaldı diyecekseniz geçmişte kalan, en demode olan şey kapitalizmin liberalizmin kendisi. Liberalizm 1800’lü yılların iktisadi programı. En eskisidir, en çürümüşüdür, en çözümsüzüdür.

Dünyada da liberalizmle kalkınabilen, zenginleşebilen hiçbir örnek yoktur. Öncelikle insanların kafasındaki bu yanlış algılamayı ortadan kaldırmak lazım.

Peki, devletçilik neyin uygulamasıdır derseniz, devletçilik doğru, 1900’lü yılların çözümüdür. 1900’lü yıllarda uygulanmaya başlandığı andan itibaren de bu programı uygulayan bütün ülkeler kalkınmış, güçlenmiş ve zenginleşmiştir.

1980’lerden sonra Amerikan emperyalizmi devletçi programı durdurduğu için sanılıyor ki devletçilik demode olan şeydir. Halbuki devletçilik uygulandığı her dönemde ve uygulayan tüm ülkelere çok şey kazandırmıştır.

Devletçilik olmasaydı, çok açık söyleyelim ABD, İngiltere, Almanya gibi gelişmiş kapitalist ülkeler de olmazdı. Bu ülkeler de devletçilik yoluyla kalkındılar. Şimdi diyorlar ki ey azgelişmiş dünya, siz bizim yöntemimizi uygulamayın. Tam tersine şunu söylemek gerekir liberalizmle kalkınan bir dünya ülkesi yoktur. Buna en liberal denilen ülkeler dahil.

Üstelik bugün ABD’si de, İngiltere’si de, Almanya’sı da hiç de liberal değil. Türkiye kadar liberal değiller. Çok devletçi ülkeler.

TÜRKSOLU: ABD de mi devletçi?

GÖKÇE FIRAT: Bakın, son iktisadi krizi yaşadık. Gördük ki ABD’de de her şey devletin denetimindeymiş. Bizdeki gibi serbest bankacılık, serbest piyasa falan yok. Her şeyi devlet denetliyor. Bugün bakacak olursak da liberal ekonomiyi bir tek Üçüncü Dünya’ya uygulatıyorlar. Bugün emperyalist merkezler bile devlet öncülüğünde bir iktisadi sistem uyguluyorlar.

Türkiye KİT’lerin olduğu dönemde kalkınmıştır

TÜRKSOLU: Ama Türkiye’de şunu gördük ki, devletçi ekonomi çok hantal ve verimsizdi. KİT’ler çok büyük zararlar etmiyor muydu?

GÖKÇE FIRAT: Bunlar da çok söylenilen fakat altı doldurulmayan şeyler. İnsanlar kafadan atıp tutuyorlar. KİT’lerin zarar ettiği söylencesi ne kadar gerçek ona bakmak lazım. KİT döneminde Türkiye kalkınmıştır. KİT’ler öyle devletin üstüne çok büyük yükler olmuş falan değil. Burada büyük bir palavra var, büyük bir çarpıtma var.

Kaldı ki devletin kurduğu işletmeler büyük ölçüde başarılı da olmuştur. Türkiye bugün belli bir altyapısı, belli bir gelişmişlik düzeyi olan bir ülkeyse bu sadece ve sadece KİT’ler nedeniyledir.

TÜRKSOLU: Peki bugüne kadar yapılmış olan özelleştirmelerin sizce bir faydası olmadı mı? Sonuçta devlet buradan para da kazandı.

GÖKÇE FIRAT: Devlet farkındaysanız zarar ediyor dediği KİT’leri değil kâr eden KİT’leri sattı. Örneğin bugün en fazla TEKEL sorunu tartışılıyor. TEKEL kâr eden bir kuruluştur. Niçin satıldı? Türkiye’nin kâr eden kuruluşlarından TELEKOM niçin satıldı?

Demek ki liberaller bizi kandırıyorlar. Özelleştirme zarar eden KİT’lerin zararını gidermek için bir yöntem değil, tam tersine kâr eden kuruluşları kapitalistlere özellikle de yabancılara peşkeş çekmenin bir yolu. Birileri zengin ediliyor.

Çok basit bir şekilde devlet ekonomisi yani bu halkın kendi öz varlığı talan ediliyor. Ortada bir özelleştirme falan yok talan var. Devletin, bu halkın vergileriyle oluşturduğu fabrikalar, kâr eden fabrikalar yabancılara satılıyor. Bu ülkenin sorunu bu.

Yabancı sermayeye karşıyız

TÜRKSOLU: Yani siz yabancı sermayenin girişine de karşısınız...

GÖKÇE FIRAT: Yabancı sermayeye toptan karşıyız elbette. Bakın, yabancı sermaye niçin gelir? Burada kâr etmek için. Burada ettiği kârı nereye götürür? Kendi ülkesine. Demek ki bizim üzerimizden para kazanıp kendi ülkelerine yatırım yapacaklar.

Ben bu ülkenin kaynağının dışarıya çıkmasını niçin isteyeyim ki? Siz birilerinin gelip evinizi soyup soğana çevirmesini, buzdolabınızdaki malları talan edip kendi evine götürmesini ister misiniz? Bugün yabancılar çok açık bir şekilde bunu yapıyorlar. Sizin evinize gelmişler, buzdolabınızı açmışlar, çocuğunuzun sütünü almışlar, kendi ülkelerine götürüyorlar. Bunu mu savunacağız?

TÜRKSOLU: Ama bu şekilde Türkiye’ye döviz girmiyor mu?

GÖKÇE FIRAT: Peki giren bu döviz yatırıma mı gidiyor? Bakın Türkiye’ye yapılan herhangi bir yatırım yok. Bu döviz sadece ve sadece Türkiye’nin dış borçlarını ödemeye gidiyor. Ortada herhangi bir yabancı yatırım yok.

Kaldı ki yabancı sermaye girdiği dönemde Türkiye’de topyekün bir yatırımsızlık dönemi başladı. Özel sektör de artık hiçbir şekilde yatırım yapmıyor. Türkiye ekonomisi artık üretmeyen, tarımda da hayvancılıkta da sanayide de, hiçbirinde üretmeyen sadece tüketen, bu tükettiğini yabancı ülkelerden alan ve yabancı ülkelere kaynak aktaran bir ülke haline geldi.

İnsanlarımız niçin işsiz? Denildiği gibi yabancı sermaye bu ülkede iş alanı açsaydı, işsizlik niye artıyor o zaman? Birilerinin bunu açıklaması gerekir.

Türkiye’de yoksulluk niye artıyor? Son 30 yıldır, Özal’dan bugüne uyguladıkları politika, özelleştirmesi, devlet ekonomisinin tasfiyesi, yabancı sermayenin girişi Türk ekonomisini daha mı güçlü kılmıştır? Hayır!

Tüm rakamlar olumsuz. Türkiye’nin daha fazla dış borcu var. Türkiye’nin daha fazla iç borcu var. Türkiye’nin üretimi düşmüş, Türkiye daha yoksullaşmış.

Getirdikleri yer burası zaten.

TÜRKSOLU: Peki hali hazırda Türkiye’de yatırım yapmış mevcut yabancı sermayeye ne yapacaksınız?

GÖKÇE FIRAT: Girmiş yabancı sermayeye de parası neyse, payı neyse vereceğiz. Ve ülkesine göndereceğiz.

TÜRKSOLU: Kabul etmezlerse?

GÖKÇE FIRAT: Kabul etmemek gibi bir şansları olmayacak. Silah mı dayayacaklar bize? Dünyanın her yerinde kuralları devletler koyar. Şirketler koymaz. Devlet kuralı koyduğu zaman bu kurala uymak zorundalar.

TÜRKSOLU: Yani yabancı sermayenin elindeki her şeyi tekrar geri satın alacaksınız?

GÖKÇE FIRAT: Evet, bunlar halkın malıdır, hak edilen bedel neyse onun üzerinden alacağız. Yani bizim diyelim ki TELEKOM’umuzu nasıl peşkeş çektilerse bunun değeri artık bu kadardır diyemezler, ne kadara aldılarsa o kadarını verip geri alacağız.

TÜRKSOLU: Ama böyle bir durumda Türkiye’nin uluslararası imajı bozulmaz mı?

GÖKÇE FIRAT: Tersine böyle düzelir imajımız. Brezilya’nın imajı mı bozuldu? İran’ın imajı mı bozuk? Venezüella’nın imajı mı bozuk? Arjantin’in imajı mı bozuk?

Türkiye’nin dışında IMF’yle çalışan bir tane ülke yok. Keza Dünya Bankası’yla da öyle. Yani dünyada tüm ülkeler IMF’sine, Dünya Bankası’na, Dünya Ticaret Örgütü’ne posta koyuyor. Bir tek Türkiye bunlarla görüşüyor. İmajımızı böyle düzelteceğiz.

Dünyada IMF’yle ilişkisi olan bir tek Türkiye kaldı

TÜRKSOLU: Yani siz IMF’ye de karşısınız.

GÖKÇE FIRAT: Elbette, IMF’yle ilişkileri bozmak diye bir şey yok, Zaten IMF diye bir şey kalmadı dünyada. Tek müşterisi Türkiye. Türkiye dışında tek bir ülkenin bile IMF’yle yapılmış anlaşması yok. Türkiye’yle görüşmek için kurulmuş özel bir masa adeta.

TÜRKSOLU: Ama Türkiye dış borçlarını ödeyemediği için IMF’yle masaya oturuyor. Yüzlerce milyar dolarlık dış borcu nasıl ödeyeceksiniz?

GÖKÇE FIRAT: Dış borçlarımızı ödemek gibi bir planımız zaten yok. Dış borç dedikleri şey faizdir. Anaparası neyse, gerçek borcumuz neyse hesaplanacaktır, bunun dışında yabancı ülkelere herhangi bir faiz ödemeyeceğiz.

Türkiye’nin denildiği gibi dış borcu da devletin borcu falan değil. Özel sektörün borcu. Yani devlet her şeyi özel sektöre devretmiş, özel sektör de her şeyi borçla yapmış. Şu an Türkiye’nin dış borcu bunlardır. Elbette ödemeyeceğiz. Niye ödeyelim?

TÜRKSOLU: Peki, yabancı sermayeyi kovdunuz. Türkiye’de üretim nasıl yapılacak? Kim yapacak üretimi?

GÖKÇE FIRAT: Yabancı sermaye gelmeden önce bu ülkede üretim yapılıyordu. Yabancı sermaye geldikten sonra üretim durdu. Yabancı sermaye bu ülkeden çıktığı gün Türkiye üretime başlayacak.

TÜRKSOLU: Kim yapacak?

GÖKÇE FIRAT: Biz yapacağız. Daha önce nasıl yapıyorsak aynı şekilde yapacağız. Bugün Türkiye niye tarımda hiçbir şey üretmiyor? Çünkü Dünya Bankası üretimi yasaklamış. Diyor ki şu kadar kilodan fazla tütün üretemezsin, pamuk üretemezsin. Tarla boş, ekemiyorsun. Niye ekmiyorsun? Dünya Bankası izin vermiyor. Türkiye bunun için bir şey üretemiyor.

Sanayi de aynı şekilde, Türkiye’ye üretim yapma izni verilmiyor. Yabancı sermayeyi yolladığımız gün Türkiye çok büyük bir üretim patlaması yaşayacaktır. Zaten yabancı sermayeyi ülkeden kovan tüm ülkeler bu patlamayı yaşadı. Biz de yaşayacağız.

Gökçe Fırat

İşsizliği toptan kaldıracağız. Türkiye’de işi olmayan tek bir insan bırakmayacağız. Fabrikalar kuracağız, devlet buralara insanlar alacak, aynı nasıl şimdi TEKEL’den işçileri atıyorlarsa sokağa, tam tersine biz 100 tane TEKEL fabrikası kuracağız, her birine 1000’er, 5000’er tane işçi alacağız.
İşsizlik böyle ortadan kaldırılır. Bizim ülkemizde bizim yönetimimizde fabrikalar açılacak, üretim çiftlikleri açılacak, her tür teşvik, her tür kolaylık sağlanacak ve
insanlara mutlaka iş verilecek.

TÜRKSOLU: Peki o üretimi gerçekleştirecek sermayeniz var mı?

GÖKÇE FIRAT: Elbette var. Türkiye’nin sermayesi bol. Türkiye’nin insan potansiyeli bol. Türkiye’nin ürün çeşidi bol. Türkiye’de her şey bol. Türkiye’de fabrika kuracak para var. Türkiye’de fabrikayı inşa edecek donanım var. Türkiye’de o fabrikada çalıştıracak makineyi yapacak kapasite var. Mimarımız, mühendisimiz var. İşleyecek hammaddemiz var. Satacak kendi iç pazarımız var. Bunların hepsi var, hiçbirini kullanmıyoruz. Niye kullanmıyoruz? Çünkü yabancı ülkeler gelip bizim raflarımızı doldursunlar, onlar para kazansınlar diye.

Dış ticarette ülkemizin çıkarlarını kollayacağız

TÜRKSOLU: Peki siz kovduğunuz yabancı sermayeyle hiç ticaret de mi yapmayacaksınız?

GÖKÇE FIRAT: İşimize gelirse, biz kâr edeceksek yaparız. Kâr etmeyeceğimiz hiçbir şeye girmeyiz. Kapitalistlere karşı onlardan daha kapitalist olacağız. Biz kâr ediyorsak ticaret yaparız. Kâr etmediğimiz ticareti yapmayacağız. İlla dış ticaret yapmak zorunda değiliz.

TÜRKSOLU: Peki Türkiye’de bulunmayan malları nasıl alacaksınız?

GÖKÇE FIRAT: Ne vardır ki Türkiye’de bulunmayan? Bu palavraları bıraksın herkes. Türkiye’de bulunmayan tek bir şey var: Para. Parayı da yaratırsınız. Para kendiliğinden yaratılan bir şey. Bugün Türkiye’de bulunmayan mal diye bir şey yok.

TÜRKSOLU: Öyleyse sizin ekonominiz içe kapalı bir ekonomi olacak.

GÖKÇE FIRAT: Elbette daha içe kapalı bir ülke olacak. Ama içe kapalı derken kendisini sömürttürmeyen bir ekonomiyi kastediyoruz. Biz mesela İran’la, Irak’la, Suriye’yle, Bulgaristan’la, Rusya’yla, şunla bunla ticarete devam ederiz. Ama eşit şartlar altında devam ederiz. Yani dışarıya kaynak aktarmayız. Biz 1 kazanıyorsak, karşı taraf da 1 kazanmalı. Ama bizim 1 kazandığımız yerde karşı tarafın 1.000 kazandığı bir ticarette yokuz… Asla böyle bir şey olmayacak. Bugün Türkiye’de olan şey de bu…

Atatürk’ün devletçiliği karma ekonomik sistem değildi

TÜRKSOLU: Atatürk’ün devletçiliğini savunuyoruz demiştiniz.

GÖKÇE FIRAT: Evet.

TÜRKSOLU: Peki Atatürk’ün devletçiliğinde karma ekonomik bir sistem yok mu? Hem özel sektör hem kamu sektörü...

GÖKÇE FIRAT: Karma ekonomik sistem dediğiniz şey yanlış bir tanımlama. Eğer karma bir iktisadi sistem olsaydı Atatürk buna devletçilik değil karma ekonomi derdi. Çok basit bir şekilde Atatürk’ün devletçilikten kastı karma ekonomi falan değildi. Atatürk çok iyi biliyordu bir ülkenin kalkınması devletin öncülüğüne bağlıdır. Devletin denetimine bağlıdır. Dolayısıyla devletçilik karma ekonominin tümüyle dışında bir sistemdir.

TÜRKSOLU: Bu ülkede her şeyi mi devlet denetimine alacaksınız? Her şeyi devlet mi üretecek?

GÖKÇE FIRAT: Elbette hayır. Özel sektör, diyelim ki köylümüz ben üreteceğim diyorsa, kendi tarlasında, devlet adına mı üretecek? Elbette değil. İsteyen istediği şeyi üretebilir. İsteyen parası varsa fabrika da kurabilir, isteyen bu fabrikada işçi de çalıştırabilir.

Biz özel sektöre herhangi bir yasaklama getirmeyeceğiz ama şunu getireceğiz: Çalıştırdığı işçiye vereceği ücreti devlet belirleyecek. Satacağı malın fiyatının üst sınırını devlet belirleyecek. Vereceği vergiyi devlet belirleyecek.

Bakın bugün ülkemizde işçi çalıştırılır ama sigortasız çalıştırılır. İşçiye 600 lira asgari ücret ödenir. Ama ürettiklerini de istediği fiyattan istediği gibi satabilir, bunların hiçbirine karışan yok. Biz tıpkı Avrupa ülkelerinde, hani çok beğendikleri kapitalist ülkelerdeki gibi yapacağız. İşçiye verilecek ücret belli olacak, verilecek vergi belli olacak. Yani yasa dışı kapitalist iktisadı ortadan kaldıracağız.

Bunu kaldırdıktan sonra buyursun isteyen fabrika kurmak istiyorsa kursun, isteyen bakkal açmak istiyorsa açsın. İstediğini yapabilir. Bunlara karışmayacağız.

Ama kimse de devlete karışmayacak. Devlet Türkiye’nin en büyük üretim çiftliklerini de kuracak, en büyük tekstil fabrikalarını da kuracak, En büyük uçak fabrikasını da kuracak. Kimse devlete kardeşim sen niye tişört üretiyorsun, sen niye bardak üretiyorsun, sen niye buğday üretiyorsun demeyecek. Devlet bunların hepsini yapacak. Özel sektör çok güveniyorsa buyurur devlet sektörüyle yarışır.

TÜRKSOLU: Peki özel sektör Türkiye’de bu koşullarda bulunmayı tercih etmezse ne olacak?

GÖKÇE FIRAT: Keyifleri bilir. Bu vatana bağlı hissetmiyorlarsa kendilerini, istedikleri yere gidebilirler.

İşsizliği toptan kaldıracağız

TÜRKSOLU: Özel sektör Türkiye’yi terk ederse işsizlik artmaz mı?

GÖKÇE FIRAT: Aksine, işsizliği toptan kaldıracağız. Türkiye’de işi olmayan tek bir insan bırakmayacağız.

TÜRKSOLU: Mümkün mü bu?

GÖKÇE FIRAT: Fabrikalar kuracağız, devlet buralara insanlar alacak, aynı nasıl şimdi TEKEL’den işçileri atıyorlarsa sokağa, tam tersine biz 100 tane TEKEL fabrikası kuracağız, her birine 1.000’er, 5.000’er tane işçi alacağız. İşsizlik böyle ortadan kaldırılır. Bizim ülkemizde bizim yönetimimizde fabrikalar açılacak, üretim çiftlikleri açılacak, her tür teşvik, her tür kolaylık sağlanacak ve insanlara mutlaka iş verilecek.

TÜRKSOLU: Ama Türkiye’de devletin payının son derece düşük olduğu birtakım sektörler var. Örneğin bankacılık sektörü. Bu şekilde büyük bir çöküş yaşanmaz mı?

GÖKÇE FIRAT: Türkiye’de bankacılık sektörü çökse bundan kim zarar görür?

TÜRKSOLU: Vatandaş görmez mi?

GÖKÇE FIRAT: Elbette görmez. Vatandaşın bankalara sadece borcu var. Bugün bankada parası olan kimse yok. Bakın herkesin kredi kartı borçları, kredi borçlarını topladığınız zaman şu bankacılık sistemi batsa bu en çok vatandaşın işine gelir.

Biz bankacılık sistemine kesin devlet denetimi getireceğiz. Nasıl getireceğiz derseniz, yabancı bankaları zaten kesinlikle kamulaştıracağız, bir.

İkincisi, kredi kartı borçlarıymış, şuymuş buymuş, vatandaştan kimse öyle astronomik faizlerle hiçbir şey alamayacak.

Onun dışında devlet bankacılığı sisteminde devlet üretim yapmak isteyen tüm işçiye tüm köylüye tüm esnafa kendiliğinden kredi verecek.

Bizim sistemimiz bankacılık sistemini de halkı da rahatlatacak. Şimdi yabancı tefeciler rahatlıyor. Bu sistemden kimse de memnun değil. Göndereceğiz kendi ülkelerine, halkımız mutlu olacak.

Türkiye’nin kaynağı bol ama kullanamıyoruz

TÜRKSOLU: İyi diyorsunuz, güzel diyorsunuz da, devlet bütün bunları yapacak kaynağa sahip mi gerçekten?

GÖKÇE FIRAT: Kaynağımız bol. Çok bol. Bakın Türkiye Kurtuluş Savaşı günlerindeki gibi fakir bir ülke değil. Bu ülkenin yeraltı zenginliği var. Yer üstü zenginliği var. İnsan zenginliği ve birikimi var. Ve çok açık söyleyelim nakit parası da var. Bu ülkede altın stoku da var. Bu ülkede nakit stoku da var. Bu ülkede döviz stoku da var.

Herkes biliyor bunu, bilmiyor mu? Hepsi yastık altında, hepsi gizli. Devlet bunları harekete geçirecek. Türkiye kaynaklarını kullanacak ve hızla kalkınacak.

Bizim İran’dan, Venezüella’dan, Hindistan’dan, Çin’den ne eksiğimiz var? Bakın dünyanın en yoksul ülkeleri bizi aştılar, geçtiler. Devletçilikle geçtiler. Biz hâlâ liberalizm de liberalizm diye sürünüp duruyoruz.

TÜRKSOLU: AKP iktidarının açıkladığı birtakım rakamlar, ekonomik göstergeler var. Örneğin enflasyon %10’lara kadar düştü. Belli büyüme rakamları da açıklanıyor.

GÖKÇE FIRAT: Bu rakamlar yanıltıcı rakamlar. Şimdi kişi başına milli gelir şu kadar arttı diyebilirsiniz. Fakat Türkiye ne üretiyor? Ne kadar üretiyor? Bunda artış var mı, bunu ortaya koymak lazım.

Türkiye bakın çok ciddi bir şekilde geri teknolojiye mahkum edilmiş, dışarıya kaynak aktaran, bugün kendi buğdayını bile üretemeyen bir ülke. Tayyip Erdoğan iktidarı Türkiye’yi bu hale getirdi. Yani yarın öbür gün savaş çıksa ve bu iktidar başımızda olsa, bu insanlar açlıktan ölecek. Bunu mu istiyoruz?

Türkiye niçin halâ 2000’li yıllarda televizyon buzdolabı dışında bir şey üretemiyor? Niye bir tane araba fabrikası yok bu ülkenin? Niçin otomobili kendimiz üretemiyoruz? Niçin uçak üretemiyoruz? Bakın, tüm dünyanın ürettiği şeyleri biz üretemiyoruz.

Gökçe Fırat

Yabancı sermayeye toptan karşıyız elbette. Bakın, yabancı sermaye niçin gelir? Burada kâr etmek için. Burada ettiği kârı nereye götürür? Kendi ülkesine. Demek ki bizim üzerimizden para kazanıp kendi ülkelerine yatırım yapacaklar. Ben bu ülkenin kaynağının dışarıya çıkmasını niçin isteyeyim ki? Siz birilerinin gelip evinizi soyup soğana çevirmesini, buzdolabınızdaki malları talan edip kendi evine götürmesini ister misiniz? Bugün yabancılar çok açık bir şekilde bunu yapıyorlar. Sizin evinize gelmişler, buzdolabınızı açmışlar, çocuğunuzun sütünü almışlar, kendi ülkelerine götürüyorlar. Bunu mu savunacağız?

Bu ülkeye yazıktır, günahtır. Biz bunların hepsini üretiyorduk. 1930’lu yıllarda Türkiye uçak üretiyordu. Şimdi araba üretemiyoruz. Bu mu Türkiye’nin hak ettiği şey? Demek ki bu kaynaklarla uçak fabrikası bile kurulabiliyordu. Ama Türkiye bugün yabancı ülkelerden satın almak uğruna yabancı ülkeleri zengin etmek uğruna hiçbir şey üretmez hale geldi.

TÜRKSOLU: Ama geçmişe göre, insanların evinde daha çok buzdolabı, daha çok televizyon yok mu?

GÖKÇE FIRAT: Türkiye’de bunlar üretiliyor. Peki Türkiye bunları elde ederken Türk insanının ne kadar borcu var? Türk insanının bugün bankalara, tefecilere, şuna buna tonla borcu var.

Buzdolaplarımız daha dolu diyoruz da Türk insanı daha mı iyi besleniyor? Hayır.

Türk insanı daha mı fazla maaş alıyor. 1980 öncesi maaş düzeylerinin dörtte birinde şu an insanlarımız.

Eskiden böyle bir ülke değildik. Eskiden çok daha rahat yaşayan insanlardık.

Türk işçisi için Almanya’dan daha cazip olacağız

TÜRKSOLU: Şöyle bir çözüm öneriliyor. Siz buna da karşı mısınız: Mesela Avrupa Birliği’ne girelim, bu sayede Türkler istediği gibi orada çalışabilsin, Türkiye’de alım gücü artsın. Avrupa’nın teknolojisi de ülkemize daha rahat girsin.

GÖKÇE FIRAT: Hemen cevap verelim: Türkiye’nin şu anda Avrupa’da 2.5 milyon işçisi var. Bakın Yunanistan nüfusunun dörtte biri kadar insan şu an Avrupa’da çalışıyor. Türkiye kalkındı mı?

Türkiye’den 10 milyon işçi daha gönderelim, farz edelim Avrupa kabul etti kabul etmiyorlar da ettiğini farz edelim, Türkiye yine fakir olacak. Bakın çark böyle kurulmuş. Eğer siz liberal iktisadın içinde kalırsanız sizin işçinizi Almanya’da sömürürler, sizi de Türkiye’de sömürürler. Niye elaleme çalışalım ki? Kendimize çalışalım. Kendimiz yiyelim, kendimiz içelim. Bu kadar basit.

Biz Almanlar, İngilizler, Fransızlar, Amerikalılar rahat yaşasınlar, daha fazla tüketsinler diye mi yaratıldık?

TÜRKSOLU: Ama sonuçta yurtdışında yaşayan Türkler halinden memnun. Bu ülkede yurtdışında çalışırım hayaliyle de pek çok insan bu projeleri destekliyorsa onları nasıl ikna edeceksiniz?

GÖKÇE FIRAT: Onlara elbette daha iyi koşullar sağlayarak ikna edeceğiz. Yani Türkiye’deki işçinin ücret düzeyini Almanya’daki işçiyle aynı seviyeye getireceğiz.

Herkes işsizlikten yakınıyor. Bizim iktidarımız Türk insanına şunu sunacak: Eğer gerçekten çalışmak istiyorsan, devlet sana iş vermek zorunda. Bu birincisi.

Başka neden yakınıyoruz. Hayat pahalılığından. Devlet bunu ucuzlatacak.

Üçüncüsü en büyük sıkıntısı bu insanların nedir, herkesin bir başını sokacak yeri yok değil mi? Bizim iktidarımızda herkes oturduğu evin sahibi olacak. Kira denilen, rant geliri denilen şeyi bir günde bir kanunla kaldıracağız. İnsanların oturdukları evi devlet o vatandaş adına satın alacak. O vatandaştan kira almayacak. Bu kadar basit.

Biz zaten insanlarımıza Almanya’dakinden daha iyi bir şart sağlayacağız. Niye Almanya’ya gitsin ki?

Kendi teknolojimizi yaratacağız
Çin yaptı biz mi yapamayacağız

TÜRKSOLU: Peki sizin devletçi ekonominiz yurtdışıyla nasıl rekabet edecek? Sonuçta teknolojik olarak ABD’den de Avrupa’dan da geriyiz. Hatta teknolojik olarak bağımlıyız.

GÖKÇE FIRAT: Evet, bağımlıyız. Çok basit bir şey söyleyeceğim: Bugün Türkiye sözde Batıya bağımlıdır ama Batı da Türk insanına ve Üçüncü Dünya insanına bağımlıdır. Bakın ABD’sine, İngiltere’sine, en ileri yerlere gidin, orada teknoloji üreten insanlar hiç de Amerikalılar ve İngilizler değil. Türk’tür, Hintlidir, Mısırlıdır, Afgandır... Yani beyin yine bizim beynimiz. Sadece bizi burada sömürmüyorlar, aynı zamanda bizim insanlarımızın beynini de sömürüyorlar.

Teknoloji çok basit bir şekilde üretilir. Teknoloji taklit etmek çok kolaydır. Teknoloji üretmek de çok kolaydır. Bize teknolojinin üretilemez olduğunun propagandasını yapıyorlar. Önümüzde Çin gibi, Hindistan gibi örnekler var. Çok basit, aynısını yapacağız. Türk insanı niye bir şey üretemesin? Kafası mı çalışmıyor? ABD’liler çok kafası çalışan zeki insanlar oldukları için mi bugün teknoloji üretiyorlar? Tam tersine orada bile bizi çalıştırıyorlar. Türkiye teknolojik açıdan büyük bir atılım yapacak.

TÜRKSOLU: Peki iktidara geldiniz diyelim. Ekonomik anlamda ilk icraatınız ne olacak? Planlamalarınız hazır mı?

GÖKÇE FIRAT: Bizim saydığımız şu sistemi bir gün içerisinde elbette oturtamayız. Ama 5 yıllık bir kalkınma programı çerçevesinde devletin ilk başta yapacağı şey nedir? Vatandaşı çok kısa vadede rahatlatmaktır. Bunun için de vatandaşın borçtan arındırılması, vatandaşın iş sahibi yapılması gibi şeyler var. Biz bunların önlemini daha ilk yıl içinde alacağız. Vatandaşa iş vereceğiz. Vatandaşa kredi vereceğiz. Vatandaşın evini vereceğiz. Bunları verdikten sonra zaten ülke ilk bir yıl içerisinde kendi kendini finanse eder pozisyona gelmeye başlayacak. Gelmeye başladıktan sonra da diğer önlemlerimizi, saydığımız kamulaştırmaları ve diğer yatırımlarımızı sırayla yapacağız.

Türkiye’nin yoksulları AKP’ye memnun olduğu için değil
muhtaç olduğu için oy veriyor

TÜRKSOLU: Peki sizin bu dediklerinizin çok dışında kalan AKP çok yüksek oy alıyor. AKP hiçbir şekilde sizin gibi kamulaştırma propagandası yapmıyor. Devletçilik propagandası yapmıyor. Ama fakir insanlar onlara oy veriyor.

GÖKÇE FIRAT: Fakir insanlar AKP’ye liberal olduğu için oy vermiyorlar. Muhtaç oldukları için oy veriyorlar. Bugün fakir insanlar AKP’nin vereceği yardım çuvalına muhtaçtır. Bizim iktidarımızda o yardım çuvalı denilen, sadaka denilen şey kalkacak. Vatandaş zaten iş sahibi olacak. Vatandaş zaten ev sahibi olacak. Vatandaş sadakaya muhtaç olmayacak ki. Vatandaşı siz bu duruma hapsederseniz elbette oy vermek zorunda kalır.

Zaten AKP’nin karşısına farklı bir ekonomik program öneren bir parti çıkmadı. Türkiye’deki bütün partiler AKP neyi öneriyorsa aynısını öneriyorlar. Hatta biz AKP’den daha iyisini yaparız diyorlar. Vatandaş onların arasında bir tercih yapmıyor elbette. Vatandaşın karşısına devletçiliği, kamu ekonomisini savunan, sosyalist bir projesi olan bir parti yok ki oy alsın. Biz o parti olacağız ve o şekilde oy alacağız. İnsanlarımız da bu programa kesinlikle oy verecekler.

Bugün Türk halkı IMF’yi mi seviyor? Dünya Bankası’nı seviyor? Kapitalizmi mi seviyor? Hepsinden nefret ediliyor.

AKP Türkiye’de kriz yaşayacak bir ekonomi bile bırakmadı

TÜRKSOLU: Türkiye 90’larda büyük bir kriz yaşadı. 2001’de de yaşadı. Ama AKP iktidarında böyle bir kriz yaşamadı. Örneğin dünya büyük bir ekonomik kriz yaşıyor, ama Türkiye bundan diğerleri kadar etkilenmiyor.

GÖKÇE FIRAT: Türkiye’de ekonomik kriz yaşayacak bir sektör bile bırakılmadı ki. Zaten hepsi bitirildi, ülke diye bir şey kalmadı ki ortada. Yani krize girecek sektör bırakmadılar ki biz krize girelim.

TÜRKSOLU: Halk açısından bu kadar kötü bir ekonomik durum varsa, Türk insanı niye ayaklanmıyor? Sektör bile kalmadıysa, işsizlik bu kadar arttıysa...

GÖKÇE FIRAT: Çünkü Türk insanı örgütsüz. Tüm sektörler yok edilirken, tüm sendikalar da, tüm meslek birlikleri de, tüm kooperatifler de, tüm dayanışma örgütleri de yok edildi. Sol yok edildi. İnsanlar şu anda evlerinde sadece yakınmakla meşgul.

Ama insanlar bir de örgütlü mücadeleyi, kendilerini savunan bir partiyi gördükleri zaman elbette bu partinin yanında yer alacaklar. İnsanlarımız şu anda AKP’nin sadaka çuvallarına muhtaç edilmiş, evine kapatılmış durumda. Bunu değiştirdiğimiz zaman halkımız elbette ayaklanacak.

TÜRKSOLU: Ayaklanma derken?

GÖKÇE FIRAT: Bu ayaklanmadan kastımız şu: Vatandaş AKP’ye değil bize oy verecek.

Vatandaş kapitalizme değil sosyalizme oy verecek.

Vatandaş liberalizme değil devletçiliğe oy verecek.

Vatandaş AKP’ye değil Atatürkçü Partiye oy verecek.

Bu kadar basit.

Atatürkçülük: Aranılan sosyalizmin ta kendisi

TÜRKSOLU: Ama bugüne kadar sosyalist programı savunan pek çok parti çıktı. Ama hiçbiri %1’e bile yaklaşamadı.

GÖKÇE FIRAT: Sosyalizmden kastınız gerçekten 1900’lü yıllarda bitmiş olan Marksist programsa, bir proletarya diktatörlüğüyse elbette bu tutmaz bu ülkede. Sosyalizm dediğimiz şey zaten bununla sınırlı olan bir şey değil. Biz eğer halkımızı mutlu edecek, onu feraha kavuşturacak, onu zenginleştirecek bir sosyalist program önerirsek halk bunun peşinden elbette gelir.

Farz edin, 1960’lı yıllarda halk gençlik hareketinin sosyalist söylemlerine yanıt vermiyor muydu? Veriyordu. Ecevit’in o dönemki solcu çıkışına destek verdi mi vermedi mi? Elbette verdi. Demek ki bugün de vermeye hazır bir şey var. Küçücük, marjinal, hâlâ bu ülkede proletarya diktatörlüğünü savunan partiler hiçbir zaman oy almadılar, alamayacaklar da. Bizim de zaten böyle bir programımız yok.

TÜRKSOLU: Yani siz Marksizm dışında, Sovyetler’deki dışında bir sosyalizm mi savunuyorsunuz?

Atatürk’ün devletçiliği çökmedi. Atatürk’ün devletçiliğini yıkmaya çalıyoruz diye açıklama yapıyorlar. Daha önce Tansu Çiller böyle bir açıklama yapmıştı. Şimdiki Ekonomi Bakanı da yapıyor. Niçin yapıyorlar? Çünkü Atatürk’ün devletçiliğini bitiremiyorlar.

Biz diyoruz ki, Atatürkçülük çağımızın aranılan sosyalizmidir. Biz bunun dışında bir sosyalizm zaten benimsemiyoruz. Atatürk’ün Altı Ok’unda tanımlandığı şekliyle bir iktisadi rejim zaten sosyalizmdir.

Bakın dünya da bugün bunu uyguluyor. Şu örneği de verebilirim. Latin Amerika’da Chavez’in uyguladığı rejim neo-Kemalist bir rejimdir. İran’ınki de öyledir, Hindistan’ınki de öyledir. Batılı ülkeler de aslında Atatürk tipi bir devletçi ekonomi uyguluyorlar.

TÜRKSOLU: Peki diyelim ki siz bütün bu liberalizm ve serbest piyasa karşıtı söylemlerinizle oy aldınız ve gerçekten de iktidar oldunuz. Ertesi gün Borsa çökmez mi? Yabancı sermaye tedirgin olup bir anda ülkeyi terk etmez mi. TÜSİAD’ı vs. size karşı cephe almaz mı?

GÖKÇE FIRAT: Hepsi cephe alacak tabii ki.

TÜRKSOLU: Buna karşı nasıl bir hazırlığınız var?

GÖKÇE FIRAT: Buna karşı elbette bir önlemimiz var. Bir halk seferberliğiyle bunları atlatacağız. Denenmiş örnekler var.

İran’ı batırmaya çalıştılar. Batırabildiler mi? Hayır.

Venezüella’yı batırmaya çalışıyorlar, batırabildiler mi? Hayır.

Bakın Venezüella’da işçi örgütleri bile ayaklandı Chavez’i yıkmak için. Chavez %60’ı, sadece yoksulları arkasına alarak programını uyguluyor. Biz de aynısını uygulayacağız. Türkiye’nin %70’ini, %80’ini arkamıza alacağız ve Türkiye’yi yabancı hakimiyetinden kurtaracağız. O zaman, bunu yabancılar düşünecek, biz düşünmeyeceğiz. Bizim gücümüz yerinde.

TÜRKSOLU: Peki bu uzun bir süreç olmayacak mı? Altyapı kuracaksınız, teknoloji üreteceksiniz. Yıllar sürmez mi bu? O kadar süre iktidarda kalabilecek misiniz?

GÖKÇE FIRAT: En az 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl iktidarda kalacağız. Bizim iktidarımız kısa dönemli bir iktidar olmayacak. Bizim partimizin liderleri değişebilir, kadroları değişebilir, ama anlayışımız değişmeyecek. Ve bizim partimiz ülkeyi yönetecek.

(Gelecek sayıda devam edecek)






Gökçe Fırat'a sorularınızı buradan ulaştırabilirsiniz:


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

gökçe fırat sosyalizmi türkiyeye göre yorumlamayı başarabilmiş bir türk aydınıdır. eğer türiyeyi refaha kavuşturacak olanlar varsa onlarda türk solu kadrolarıdır.

Alperen, İstanbul
7 Mart 2010


sayın gökçe fırat işsizliğin tek çözümü tarımdır bu ülke tekrar tarımı yönelmeli büyük şeğirleri göçmüş olan çiftçilerimizi köylerine dönmelerini sağlamaktır böylelikle şeğirler boşalır işsizlikte biter bunun tek çağresi budur teknolejiyi her ülke üretir ama tarımı doğal sebeplerden dolayı yapamaz saygılar (ne yazıkkı ki bu ülkede vatanını sevmeyenler sevenlerden dağa çok)

Sinan, İstanbul
2 Mart 2010


bize gereken ATATÜRKÜN MİLLİYETÇİLİĞİ ATATÜRKÜN DEVRİMCİLİĞİ ATATÜRKÜN DEVLETÇİLİĞİ ATATÜRÜN CUMHURİYETÇİLİĞİ  ATATÜRKÜN HALÇILIĞI ATATÜRKÜN LAİKLİĞİ  ATATÜRKÜN İNKILAPÇILIĞI BİZE BU İLKELER LAZIM BİZE TÜRKLÜK LAZIM BİZE KEMALİZM LAZIM

Uğur, Artvin
2 Mart 2010


 

İşte Mustafa Kemal tavrı budur. Bugüne kadar kimsenin söyleye bile cesaret edemeyeceği bir programla çıkıyorsunuz karşımıza. Eksiksiz uygulanacak Altı Ok bu topraklar için tek kurtuluş olacaktır.

Sayın Gökçe Fırat heyecanımız gittikçe artıyor,bizlerin sesi olacağınız günleri bekliyoruz...

Filiz, İstanbul
1 Mart 2010


Gökçe Fırat'ın söylediği gibi, bize dışarıdan hiçbir şey gerekmiyor. Dün yaptık bugün de yaparız. Bize devletçiliğimiz yeter!

Samim Öztürk, İstanbul
1 Mart 2010


Evet ben tarim ve sanayi konusunda ozellikle katiliyorum. Ben bir ciftci cocuguyum. Kucukken babamlarla tarlada tarimla ugrasirdik. Hayvancilik yapardik. Ama simdi koyunlar satildi,keciler satildi bitti..Ilk once hayvancilik bitti. Simdide babam tarimi birakmayi dusunuyor. Cunku artik zarar ediyorsunuz. %20 kar etmedigin bir isi zaten birakmalisin. Kaldi ki biz zarar ediyoruz. Babam gibi daha nice insanlari biliyorum Anadoluda tarim ve hayvanciligi birakan.Bu cok aci birsey. Ic anadoluda ucsuz bucaksiz ovalar var ama bombos. Oralara bugday,arpa v.b ekimler yapilabilir. Ozellikle genis arazide hayvancilik cok iyi yapilir. Ulkemiz en basta her dalda uretime ,egitime onem vermesi gerekir. Yani dis ulkelere bagli kalmadan kendi ayaklarimiz uzerinde durmamiz gerekiyor. Ve vize konusu. Dunyada butun ulkelere insanimiz vizesiz giremiyor. Ama bizim ulkemize yabancilar elini kolunu sallaya sallaya rahatca girebiliyorlar.Yani bizim devletimiz kendi insanlarini ezdiriyor.Buda duzeltilmesi gereken diger konu.. Saygilar

Yasin, İngiltere
1 Mart 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40