Özgür Erdem - ABD Kongresi 1915 sözde Ermeni soykırımını ilk olarak 1894’te kabul etmişti
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Ergenekon tertibi
Amerika Kürdistan'ı kurduğu gün biter
GÖKÇE FIRAT
Ekonomide
mucize reçetemiz
Atatürk devletçiliği
ALİ ÖZSOY
Bahçeli'ye çağrı:
AKP yetmez
PKK'yla koalisyon yapın
ÖZGÜR ERDEM
ABD Kongresi
sözde Ermeni soykırımını 1894'te kabul etmişti
İNAN KAHRAMANOĞLU
Ya AKP kapatılacak,
ya Cumhuriyet yıkılacak!
OKAN İŞBECER
Ergenekonculara
Aylin Duruoğlu taktiği
TUĞRUL ÇELİK
AB'ciler bakın;
Venüs size ne yapıyor
TEVFİK KAYMAZ
Siyaset neden yapılır?
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Demokrasi Terbiyedir
TÜRKKAYA ATAÖV
ABD, Mezopotamya Uygarlığının da
'ırzına geçti'
İLYAS SALMAN
Yaşamın bize sunduğu renkler
ERGİN KONUKSEVER
Kanlı Pazar- 3
EYKAN CAN
Vasiyet
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (18,75)
 
 

Özgür Erdem
ABD Kongresi 1915 sözde Ermeni soykırımını
ilk olarak 1894'te kabul etmişti

Sözde Soykırım Tasarısı yine ABD’nin gündeminde


ABD’deki Yahudi lobisini bilmiyoruz ama Türkiye’deki Yahudi lobisi hemen harekete geçti. Fırsat bu fırsat Yahudi lobisinin ABD’de hep Türkleri desteklediği propagandaları başladı. İsrail’in desteği olmazsa, Türkiye tek başına kalacakmış!

Televizyonlarda “flaş” haber: “Sözde Ermeni Soykırımı Yasa Tasarısı ABD Kongresi’nde!”

Bazen televizyoncuları anlayamıyorum. Nesi flaş ki bu haberin?

Malum, her sene Şubat-Mart aylarında bu tasarılar ABD Kongresi’nin gündemine gelir. Önce Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde görüşülür ve büyük çoğunlukla kabul olur. Sonra Temsilciler Meclisi’nde oylanıp kabul edilir. Sonra da Senato’ya sunulur. Amaç 24 Nisan’ın “Ermeni Soykırımı” olarak anılmasıdır.

Bu sene de aynı takvim işlemeye başladı. Yani Şubat ve Mart ayları boyunca bu yasa tasarısını tartışıp duracak Türkiye.

Artık Türkiye’nin tartışmanın ötesinde bir şeyler yapması gerekiyor. Çünkü görünümde bu tasarı hiç tam anlamıyla kanunlaşamasa ve Senato gündemine getirilmese bile, Türkiye sözde soykırım iddiaları konusunda son yıllarda son derece kötü duruma düşmüş durumda. Özellikle AKP’nin iktidarda olduğu şu son 8 yılda.

Mesela son 8 yılda sözde soykırım iddialarının kabul edildiği ve Meclis kararlarıyla Türkiye’nin kınandığı ülkeleri şöyle bir hatırlayalım:

2003: İsviçre, Arjantin

2004: Uruguay, Kanada, Slovakya, Hollanda

2005: Rusya, Almanya, Venezüella, Litvanya, Avrupa Parlamentosu, Polonya

2007: Şili

Buyurun size AKP’nin dış politika başarısı...

Buyurun sınırsız Amerikancılığın ve Avrupacılığın Türkiye’ye faturası...

2002’ye kadar sözde soykırımı toplam 11 ülke tanımışken, AKP iktidarı döneminde bu 19 oldu.

AKP’liler son günlerde “başı dik, dünya lideri Türkiye’yi yarattık” diyor ya.

Şu listeyi nasıl açıklayacaklar acaba?

AKP sözde soykırımı zaten tanıyor

Şimdi şöyle düşünelim, maazallah AKP ABD’yle Ermeniler soykırıma uğradı mı uğramadı mı diye bir tartışmaya girse, hangi tarafta yer alır?

Bakın AKP’nin önde gelenlerin son yıllarda bu konuda söylediklerine. Örneğin Bülent Arınç... TBMM Başkanı olduğu günlerde sözde soykırım yasa tasarısının oylandığı günlerde ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Pelosi’ye yazdığı mektupta şöyle demişti: “Türkiye’nin 1915 olayları ile ilgili sorumsuzca bir reddediş içinde değiliz.”

Hüseyin Çelik de şu itirafta bulunmuştu: “Bu ülkede ırkçılık olmadı mı? Asimilasyon olmadı mı? Tanımamazlık, inkar olmadı mı? İtiraf edeyim, diz boyu oldu.”

Obama TBMM’ye gelip “Tarihinizle yüzleşin” dediğinde de hepsi ayakta alkışlamıştı.

Yani sözde soykırım iddialarına AKP zaten karşı değil...

Bu kadarla sınırlı değil. Türkiye-Ermenistan ilişkileri en çok AKP döneminde gelişmedi mi? Gelişti demek doğru değil aslında. AKP iktidara gelene kadar Türkiye-Ermenistan ilişkileri sıfır noktasındaydı. AKP bu ilişkileri tekrar başlattı.

Ermenistan bağımsızlığını kazandığı 1991’den beri biz bu ülkeyle diplomatik ilişki kurmuyorduk. Ticaret yapmıyorduk. Sınır kapılarımız kapalıydı.

İlişki kurmayı bir kenara bırakın, AKP Ermenistan’la anlaşma masasına oturdu. Abdullah Gül, Erivan’a gidip Ağrı Dağı tablosu önünde Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan’la görüştü. “Bizim sınırlarımız içindeki Ağrı Dağı’nın sizin bayrağınızda ne işi var” diye sormak yerine el sıkıştı.

AKP sınır kapılarını açmaya karar verdi de Türk milletinin büyük tepkisi nedeniyle vazgeçmedi mi?

Türkiye’de sözde soykırımın aslında yaşandığını savunan bilumum 2. Cumhuriyetçi, Fethullahçı gazeteci ve yazar AKP’nin yandaş medyasını doldurmadı mı?

Bugün AKP’li ve AKP’ci aydınlar sözde soykırımın en büyük savunucusu değil mi?

Türkiye’deki Ermeni cemaati de son seçimlerden önce oylarını AKP’ye vereceklerini açıklamamış mıydı?

Çok açık söyleyelim. Kimse Nisan ayında acaba ABD sözde soykırımı tanır mı tanımaz mı diye meraklanmasın. O iddialar asıl AKP iktidarı tarafından kabullenilmiş. En önemli tehlike bu!

Türk’ün düşmanı, Türk’ün davasının karşıtı bu iktidardan kurtulmadan ABD’yi inka edip bu sözde soykırım tasarılarını engellesek ne yazar, engellemesek ne yazar?

ABD sözde soykırımı ilk olarak 1894’te tanıdı!

Sözde Ermeni Soykırımı yasa tasarısını oylayacak olan ABD Senatosu... Herkes bu tasarıların Ermeni lobisinin gücüyle ortaya çıktığını düşünüyor. Halbuki Türkleri Ermenileri katletmekle suçlayan ilk yasanın çıkış tarihi 1894! Yani sözde soykırımdan 21 yıl önce. Genellikle Ermenilerin okuduğu Amerikan misyoner okullarının Osmanlı’da kuruluş tarihi ise 1820! Yani sözde soykırımdan tam bir yüzyıl önce. Öyleyse soralım: Ermeni lobisi mi ABD’yi ikna ediyor, yoksa o Ermeni lobisini yaratan bizzat ABD mi?

Tabii Türkiye’de son 5-6 senedir yaşanan sözde soykırım yasa tasarılarıyla ilgili en çok söylenen ama içi boş olan söylemleri de sorgulamanın zamanı geldi.

Bunların en önemlisi bu tasarıların ABD’deki Ermeni lobisinin gücü sayesinde gündeme geldiği.

Bu söylemi özellikle Amerikancılar dillendiriyor. Amaç ABD’nin sorumluluğunu gözden saklamak: “İyi” Amerikalılar “kötü” Ermeniler tarafından kandırılıyor sanki.

Öncelikle Ermeni lobisinin sanıldığı kadar güçlü olmadığını söyleyelim. Bugün ABD’de yaşayan Ermenilerin sayısı 800-850 bin civarında. Türk nüfus ise 400-450 bin. Yani ABD’de yaşayan hatırı sayılır Türk de var.

Avrupa’da bu rakamlar çok daha fazla. Örneğin 2.5 milyonu Almanya’da olmak üzere toplam 4 milyon Türk yaşıyor Avrupa’da. Toplam Ermeni sayısı ise 400 bini Fransa’da olmak üzere 1 milyon... Ama bakıyoruz Almanya dahil bütün önemli Avrupa ülkeleri sözde soykırım iddialarını çoktan kabul edilmiş.

Yani mesele Ermenilerin sesinin daha çok çıkması falan değil.

Örneğin, ABD’ye geri dönelim. Bu sözde soykırım yasa tasarılarının ilki ne zaman kabul edilmiş dersiniz?

Sözde soykırımın tarihi olan 1915’te mi? Hayır.

Ya da birkaç yıl sonra, mesela 1918’te mi? Hayır.

Ya da “soykırım” kelimesinin Yahudi Soykırımı nedeniyle dünya gündeme geldiği İkinci Dünya Savaşı sonrası yıllarda, mesela 1948-49’da mı? Hayır.

Ya da Kıbrıs nedeniyle Türkiye-ABD ilişkilerinin kopma noktasına geldiği 1974-75’te mi? Hayır.

Söyleyelim: 1894’te!

Evet, yanlış okumadınız. Ermenilerin sözde soykırımın tarihi olarak belirledikleri 1915’ten 21 sene önce!

Tabii kabul edilen o ilk tasarıda bir terim olarak “soykırım” geçmiyor. Çünkü bu sözcük dış politika diline 1940’lardan sonra Nazilerin Yahudilere uyguladığı katliamın tanımlanması için girmiştir. ABD’nin Ermenilerle ilgili 1894’te kabul ettiği bu ilk yasa tasarısında Osmanlı İmparatorluğu Sasun’da 5.000 Ermeni’yi öldürmekle suçlanıyor ve bu katliamdan dolayı kınıyordu.

Halbuki Sasun’da gerçekleşen olaylar Ermeni çetesi Hınçak’ın vergi vermemek için başlattığı bir ayaklanmaydı. Türk köyleri basılmış, yakılıp yıkılmıştı. Ermeniler tarafından sıkça öne sürülen “5.000 ölü” de ağırlıklı olarak Türklerden oluşmaktadır.

ABD’nin kabul ettiği ikinci tasarı ise 1896 tarihlidir. Gerçekten de 1894-96 yılları arasında Taşnak ve Hınçak çeteleri, Doğu Anadolu’da Türk köylerini basmaya başlamış, ayaklanmaya kalkışmışlardır. Osmanlı ise bu ayaklanmaları bastırmaktan başka bir şey yapmamıştır. Bu 2 yıldaki ölülerin büyük çoğunluğunu yine Türk köylüleri oluşturmaktadır. Ancak Ermeniler “Ermeni katliamı var” diye ABD’yi ayağa kaldırmıştır. 1896’da kabul edilen bu ikinci tasarı bunun sonucudur.

Ermeniler mi ABD’yi ayağa kaldırdı, ABD mi Ermenileri?

Tabii burada neden-sonuç ilişkisini doğru koymak gerekiyor: Ermeniler mi ABD’yi ayağa kaldırmıştır? Yoksa ABD mi Ermenileri ayağa kaldırmıştır?

Doğru yanıtı bulmak için tarihte biraz daha geriye gitmek gerekiyor.

Örneğin Anadolu’da kurulan ilk Amerikan misyoner okulunun açılış tarihine bir bakalım: 1820!

Bu tarihi bir kenara not edin. 1820’de Türkiye’de henüz Türk-Ermeni çatışması yoktu. Yunan ayaklanması henüz başlamamıştı. Balkanlar’da Bulgarı, Sırbı henüz başkaldırmamıştı. Doğuda da henüz Kürt isyanları başlamamıştı. Zaten o tarihte “Kürt” denilen bir milli kimlik de yoktu.

1820’den ilk Ermeni tasarısının yasalaştığı 1894’e kadar Anadolu’da açılan Amerikan misyoner okulu sayısı ise 624! Ayrıca 436 ibadethane kurmuş, 3 milyon İncil, 4 milyon da değişik dini kitap dağıtmışlar.

Ve tüm bu süreçte Amerikan misyonerlerinin yaptığı toplam harcama 15 milyon dolara yakın. Bu çok büyük bir rakam. Doların günümüzdeki değeriyle değil, 100 yıl önceki değeriyle düşünmek gerekiyor. Örneğin, bu rakam Osmanlı’nın 1850’lerdeki toplam dış borcundan fazladır. ABD’nin o yıllardaki toplam bütçesi de 500 milyon dolardı.

1894-96 yılları arasında ayaklanan Taşnak ve Hınçak çetelerinin önemli liderleri hep bu Amerikan misyoner okullarında yetişmiştir. O dönem Osmanlı’da ayaklanan bütün azınlıklarda durum budur. O kadar ki, Bulgaristan’ın ilk 5 başbakanı da Amerikan okulu mezunudur!

Tabii Anadolu’nun dört bir yanına yayılmış Amerikan okulları Ermeni çetecilerin eğitildiği, silahların saklandığı, gizli toplantıların yapıldığı karargahlar konumundaydı.

Görüldüğü üzere, ortada ABD’yi ikna eden bir Ermeni lobisi falan yok. O lobi bizzat ABD tarafından yaratılmış, beslenmiş, eğitilmiş ve Türk’e karşı ayaklandırılmıştır.

Atatürk döneminde kimse bizi soykırımcılıkla suçlayamazdı

Öyleyse ABD’de ortaya çıkan sözde Ermeni soykırım tasarılarına gerçekçi yaklaşmak gerekir. ABD’nin henüz bu tasarıyı resmiyete kavuşturmamasının tek bir nedeni vardır: Türk milletinin büyük tepkisinden çekinmesi. Yoksa bu konuda Amerikan kamuoyu çoktan ikna durumdadır. Onlar için Ermeniler yüzyılı aşkın bir süredir Müslüman Türkler tarafından katledilen, ortadan kaldırılan “mazlum” bir Hıristiyan halktır. Ermenistan da tarihteki ilk Hıristiyan devlettir Amerikalılara göre. Sırf bu yüzden bile bugünkü Doğu Anadolu’yu Türklerin değil Ermenilerin yurdu olarak görürler. Anadolu ise Türklerden kurtarılması gereken kutsal topraklardır.

İşin tarihsel ve ideolojik boyutu bu.

Peki sözde soykırım iddialarının önüne nasıl geçeceğiz?

Bunun yolunu aslında Atatürk göstermiştir.

1896’dan sonra ABD Kongresi’nde kabul edilen tasarıların tarihlerine bir bakalım:

1909: Adana’daki Ermeni ayaklanması ABD Kongresi tarafından Ermeni katliamı olarak kabul edilmiştir.

1916 ve 1920: Birinci Dünya Savaşı koşullarında ABD’nin kabul ettiği “Anadolu’da geniş Ermeni katliamı” kararları.

Sözde soykırım tasarısı 1920’den sonra, 1975’e kadar tam 55 yıl hiç gündeme gelmemiş.

Bu suskunluk nedendir sizce?

Çok basit: Atatürk!

Düşünün bir, 1925’te mesela, Atatürk baştayken, herhangi bir ülke sözde Ermeni soykırımıyla ilgili herhangi bir karar çıkarsa ne olurdu? Lozan’ı imzalamadığı için ABD’lilerin ülkemizde ticaret yapmasına yıllarca izin vermeyen Atatürk, emin olun çok çok büyük bir tepki gösterirdi.

O yüzden bugün yapılması gereken ne ABD’de senatör senatör gezip Türk tezlerini anlatmaktır ne de Yahudi lobisinin yardımına başvurmaktır. Türkiye’nin dik durması yetecektir.

Örneğin, soykırım iddialarını kabul eden ülkelerle dış ticareti kestiğini açıklarsınız. Sonra da Ermenistan’la ticaret yapan ülkelerle ilişkinizi keseceğinizi söylersiniz.

Türkiye’nin bu şekilde rest çekmesine direnebilecek ülke var mı dünyada?

Türkiye’nin herhangi bir ülkeyle yaptığı ticaret Ermenistan’ın toplam ticaretinden kat kat fazla.

Peki bu restimizi görmeyen, kabul etmeyen ülke olursa? Örneğin ABD... Bu tasarılarda ısrar etse?

O zaman da yine bizim hayrımıza olur. Çünkü ABD ile ticaretimizde hep açık veriyoruz. Onlardan 11 milyon dolarlık ithalat yapıyoruz. ABD’ye toplam ihracatımız ise 4 milyon dolar. Yani 7 milyon dolar zarardayız!

Fena mı olur ABD ile ticaretimiz ortadan kalksa? Rakamlar ortada, 7 milyon dolarımız cebimizde kalır!

Yahudi lobisine değil Türk lobisine güvenelim

Tabii Nisan ayı yaklaştıkça, Yahudi lobisinin nasıl tavır alacağı da merak konusu. Bilindiği gibi ABD’deki Yahudiler bu konuda Türk tarafını tutuyor. Bunda hem İsrail için Türkiye’yle ittifakın önemi hem de “soykırım” teriminin yalnızca Yahudier için kullanılması isteği rol oynuyor.

Nedeni her ne olursa olsun, Yahudi lobisi ABD Senatosu’nda bu tasarıların geçmemesi için Türkiye’yi yıllardır destekliyor.

Tabii son bir yıldır Tayyip’in İsrail karşıtı çıkışları ortada. Bu çıkışların gerçek mi olduğu, yoksa İsrail ile gizli anlaşma sonucu ortaya çıkan bir göstermelik kavga mı olduğunu da önümüzdeki 1-2 ay gösterecek.

Tabii Türkiye’deki İsrail lobisini de gözardı etmemek gerekiyor. Yahudi lobisini Türk dostu göstermek için şu bir iki ay altın değerinde onlar için. Hemen başlayacaklardır propagandaya “İsrail’le ters düştük, Ermeni soykırımı kabul edildi” diye.

Halbuki dış politikada lobiler değil, ülkelerin direnme gücü konuşur. Atatürk dönemindeki gibi dik duran, onurlu, tam bağımsız bir ülke olursanız, kimse aleyhinizde tek bir karar çıkartamaz.

İşte o zaman görün Türk lobisinin gücünü...

Dünyanın bütün ezilenlerini arkasına alıp emperyalizme nasıl darbe indireceğini seyreyleyin...

Tabii bunun için öncelikle Türkiye’deki Türk lobisinin güçlü olması gerekiyor! Yani Türkiye’yi tekrar Türklerin yönetmesi...

Atatürkçü Parti de işte bunun için kuruluyor.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

İçinde didişip birbirine düşen bir Ulus,kendini aktif savunmaya imkân bulamaz. Yunanlılar gücenmesin diye İstiklal harbi filimlerinde düşman denir,YUnan den mezdi. Batının hoşuna gidemeyeceğimiz öğrene medik. Onlar Osmanlıyı ve Kıpçak-Hunları unutmadı lar .Zorla sevgili olunmaz.

Ertan, İstanbul
27 Ekim 2010


30 yildir almanyadayim ve olaylari takip ediyorum. Benim bildigim almanyada (mecliste) sözde soykirim yasasi onaylanmadi. onaylanmasida cok zor. Ama yönlendirilen basin ve yayin insanlari yönlendirmek icin ufaktan ufaktan bunu tekrarliyor. Sonunda kabagin onlarinda basina patlayacagini biliyorlar!! Cünkü o zamanlar ordunun en sorumlu yetkilileri alman subaylariydi!

Necdet, Almanya
2 Mart 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40