![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Tuğrul Çelik
Yunanistan’ı tam bir yıkıma götüren kriz, AB’ci liberal ekonomistlerin ortaya attıkları “Yunan mucizesi”nin de sonunu getirdi. Bizzat Papandreu, krizin etkisiyle artık milli bayramın dahi kutlanamayacağını, belirtti. AB reçetesiyle ve ekonomik dalaverelerle yaratılan “Yunan mucizesi”nin bir balon olduğu, balonun patlamasıyla ortaya çıktı. Almanya’da yayınlanan Focus dergisinin en son sayısı da Yunanistan krizinin Avrupa’daki etkilerini konu edinmiş. Kapakta el hareketi yapan ve Yunanistan bayrağına sarılmış Venüs heykeli: “Euro ailesinin dolandırıcıları” başlığı atılmış. Çöken Yunan ekonomisindeki sahtekarlıkların diğer Avrupa ülkelerine de zarar verdiğini belirten dergi, Yunanistan’ı ABD’den aldığı paraların üzere yatmakla ve tembellik etmekle ve Avrupa ekonomisine hiç katkı sağlamamakla suçluyor. Atina, derginin bu kapağına tepki verirken, biz Türkiye’deki AB’ciler ne yapıyor ona bakalım. Türkiye’nin mutlaka AB’ye üye olmasını ve tıpkı birliğe katılan Yunanistan gibi zengin olacağını söyleyip duran ekonomist bozuntuları şimdilerde sus pus. Yunan mucizesinin yıkıntılarının altında kalan ve sesleri solukları çıkamayan AB’ciler için Focus dergisinin son kapağı iyi bir kapak olmuş görünüyor. Sahi, Venüs onlara ne demek istiyor acaba? Arjantin yalnız değil
1833’ten beri işgal ettiği adalar üzerinde hak iddia eden İngiltere, 1982 yılında patlak veren Falkland Savaşı sonrasında adaları fiilen işgal etmişti. Geçtiğimiz hafta İngiltere’nin Falkland’da petrol arama çalışmaları yapacağını duyurmasından sonra, Arjantin Devlet Başkanı Christina Fernandez, Arjantin karasularına girecek tüm gemilere, Arjantin yönetiminden izin alınması şartı getiren bir yasayı onaylamıştı. İngiltere, yaşananlardan hemen sonra Falkland Adaları civarında petrol arama işlemine başladı.Bir İngiliz şirketinin sondaj çalışmalarına başladığı günün ertesi, Güney ve Orta Amerika liderlerini Meksika’da biraraya getiren Latin Zirvesi gerçekleşti. Arjantin’e ilk desteği şüphesiz Chavez verdi. Arjantin’e yönelik herhangi bir saldırıda, Arjantin’i yalnız bırakmayacağını belirten Chavez, Alo Başkan programında İngiltere Kraliçesi Elizabeth’i karşısına aldı: “İngiltere Kraliçesi, sana söylüyorum sana; imparatorluklar bitti. Bunun farkında değil misin İngiltere Kraliçesi? Falkland’ı Arjantin halkına iade et...” diyen Chavez, artık 1982’de olmadıklarını belirtti. Latin Zirvesi de Arjantin’in arkasında olduğunu belirtti. Latin Amerika’da suların ısınmasına neden olan gerginlik, bir anlamda kıtasal birliğin kendini gösterdiği bir pratiğe de dönüştü. ABD’siz ve Kanada’sız bir bölge kurmak için bir araya gelen 32 ülke lideri Arjantin’in yanında olduklarını belirttiler. Latin Zirvesi, İngiliz emperyalizminin karşısında ve Arjantin’in arkasında olduğunu belirtirken, Kolombiya’nın Amerikancı lider Uribe’nin Chavez’e yönelik sözlü saldırılarına sahne oldu. Chavez’in de sürekli belirttiği gibi ABD’nin Latin Amerika’daki gönüllü üssü olma görevi yapan Uribe’nin Kolombiya’sı, bu kez yine Chavez’i hedef aldı. Chavez’in Kolombiya’ya diplomatik ambargo uyguladığını belirten Uribe, Chavez’e “Adam ol” diyerek hitap etti ve onu, kendisi hakkında arkasından konuşmakla suçladı. Uribe, Chavez’i istediği kadar korkaklıkla suçlasın, bu onun Amerikancı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Üstelik Chavez bunu tüm dünyanın gözü önünde defalarca dile getirdi. Uribe’nin “Adam ol” çıkışına Chavez nezaket gösterip sadece “Cehenneme git” demiş. Amerikancı bir liderin ne kadar adam olabileceğinin tartışmasını yapmanın gereksiz olduğunu düşünmüş olsa gerek. Amerikancı bir liderin ağzından çıkan “Adam ol” tarzı lafları duyunca, Tayyip aklıma geldi. Üslubu onu andırıyor. Acaba Uribe’nin yolu Kasımpaşa’ya düşmüş mü diye kendime soramadan edemedim doğrusu. Turuncu Timoşenko pes etti
Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından seçimi az bir farkla kaybeden Timoşenko grubu tarafından yapılan açıklama şöyleydi: “Seçim günü, Yanukoviç’in görevlendirdiği grupların Ukrayna kanununu hiçe sayan ihlallerine, seçmenlere yaptıkları baskılara ve Bölgeler Partisinin yaptığı yaygın sahtekarlıklara sahne oldu. Sonuçta, Timoşenko grubu olarak hem kendi hakkımızı, hem de vatandaşlarımızın dürüst ve şeffaf seçimlere katılma hakkını mahkemelerde koruyacağımızı ilan ediyoruz.” Ancak işler Timoşenko’nun umduğu gibi gitmedi. Daha önceki Turuncu Devrim taktiğinin tekrardan tutacağını düşünen Timoşenko, itirazının reddedilmesinden sonra bir sonuç alamayacağını anlamış olmalı ki, itiraz dilekçesini de geri aldı. Öte yandan seçimin galibi Yanukoviç de başbakan adaylarını açıklamaya başladı. Yanukoviç’in başbakan adaylarından ilki Güçlü Ukrayna Partisi lideri Sergey Tigipko. Tigipko, seçimlerin ilk turunda Yanukoviç ve Timoşenko’nun ardından üçüncü olmuştu. İkinci aday olarak açıklanan Arseniy Yatsenyuk ise seçimlerde dördüncü sırada yer almıştı. Üçüncü adayın da Bölgeler Partisi’nden ve daha önce başbakanlık ve başbakan yardımcılığı yapmış olan Nikolay Azarov olduğu açıklandı. Bakalım Rus yanlısı Mavilerin iktidarındaki Ukrayna’da turuncu Timoşenko ne yapacak? 1000. ABD askeri öldü, kutlu olsun
ABD’nin Afganistan’da iki haftadır sürdürdüğü Müşterek işgalinde yine bilindik sahneler yaşanıyor. ABD en son olarak yolda kendi haline seyreden üç yolcu minibüsünü “yanlışlıkla” vurdu. Yanlışlığın bilançosu ise çoğu çocuk 27 ölü, 12 yaralı. Böylece bu yazının yazıldığı sıralardaki sivil ölümleri 40’a ulaştı. Afganistan’daki işgalin sürdüğü dokuz yıl boyunca ABD’nin “yanlışlıkla” vurduğu sivilerini sayısı da 8309 olarak duyuruldu. Tabii bunlar ABD’nin yayınlanmasına izin verdiği resmi rakamlar. Gelelim 1000 ABD askerine ne oldu sorusuna. Şunlar olası durumlar: Bir yeri işgal etmiş olabilirler. Bir yere “demokrasi” ve “özgürlük” götürmüş olabilirler. Haiti gibi doğal afetlerle yıkılan yerlere “yardım”a gidebilirler.... Liste daha uzayabilir. Ama sorunun cevabı bu değil. 9 yıldır süren Afganistan işgalinde, bu yılın başından itibaren 54 ABD askerinin daha Taliban tarafından öldürülmesiyle, sayı 1000’e yükseldi. Mullen’in daha fazla kayıp olacağını belirttiği öngörüsü doğrulanırken, ABD, Afganistan’da 1000. askerini yitirdi. Ne diyelim, mazlum milletlere kutlu olsun! İsrail’in ulusal mirası
Başlığa bakınca insan İsrail’in nasıl bir ulusal mirası olabilir diye soruyor kendi kendine. İsrail yaptığı açıkmayla bu ulusal mirasın ne olduğunu belirtti. Siyonist Miras. İsrail hükümeti yeni projesi olan 150 Mekanlık Siyonist Miras projesi için çalışmalara başlarken, Filistinlilerin direnişiyle karşılaştı. İsrail’in Batı Şeria’nın El Halil kentinde bulunan Halil İbrahim Camisi’ni ve Beytüllahim kentinin girişindeki Raşel Kabri’ni Siyonist mirasına dahil etmeye çalışması Filistinlilerin tepkisini çekti ve İsrail askerleriyle Filistinliler arasında çatışma yaşandı. Gerçekten İsrail bu ulusal-kültürel proje adı altında işgali tarz değiştirerek sürdürmekten başka bir şey yapmıyor. BM Ortadoğu tesilcisi olayın mevcut gerginliği daha da tırmandıracağını belirtirken, İsrail-Filistin müzekerelerini yürüten Saib Ekarat da İsrail’in kararını yasa dışı olarak gördüklerini ve kınadıklarını belirtti. İsrail, zaten kuruluşu itibariyle hukuk dışı bir ülke ve yaptığı işgal ve katliamların izleri silinecek gibi durmuyor. * En son Gazze’ye düzenlenen saldırıda fosfor bombası kullanan İsrail yaklaşık 1500 Filistinliyi katletmişti. (1. fotoğraf) * Her ne kadar İsrail’in böyle bir sorunu olmasa da Gazze’de insanlığın öldüğü an İsraillilerin ellerinde yiyecek içecekleriyle saldırıyı sevinç çığlıklarıyla ve piknik havasında izlemesiydi. (2. fotoğraf) * Yıllardır süren işgal ve katliamların ardından kalan görüntüler de binlerle ifade edilen ölü çocuklar. (3. ve 4. fotoğraf) İsrail, bu kez ulusal miras adı altında Siyonist saldırılarını sürdüredursun, dünyaya bıraktığı ve İsrail denince akla gelen miras işte bu ve buna benzer binlerce yıkım ve katliam görüntüsü. Cundullah’ın lideri yakalandı
2002-2003 yıllarında kurulduğu iddia edilen Sünni Cundullah, Beluci etnik kökenliler için mücadele ediyor ve özellikle İran’daki Devrim Muhafızları’nı hedef alan saldırılar düzenliyordu. En son geçtiğimiz Ekim ayında 15’i Devrim muhafızı olmak üzere 42 kişinin öldüğü 50 kişinin yaralandığı bombalı saldırı ve Mayıs ayındaki cami bombalama eylemiyle adını duyurmuştu. Beş aydır takipte olduklarını söylenen İranlı yetkililer tarafından yapılan açıklamaya göre Rigi, Afganistan’daki bir ABD askeri üssünden çıktıktan sonra bindiği uçakta yakalanmış. Afganistan’da üst düzey bir NATO komutanıyla görüştüğü söylenen Rigi’nin Afgan pasaportuyla yurtdışına kaçırılmak üzereyken yakalandığı bildirildi. Açıklamada Belucistan’ın bağımsızlığı için mücadele ettiği söylenen Cundullah’ın, ABD bağlantısına dikkat çekiliyor. Daha önce İran hükümetiyle masaya oturan Cundullah, İran’daki Sünni Belucilerin haklarının tanınmadığını ileri sürerek anlaşma imkanı olmadığını belirtmişti. Rigi, daha önce bir konuşmasında ABD tarafından desteklendikleri görüşünü reddetmişti. “İran ABD'yi işgal ederse, bizler Sünnilerle istişare edeceğiz ve ona göre kararımızı vereceğiz. Eğer ABD, bizi haklarımızdan mahrum bırakırsa, onunla yüzleşiriz.” Fakat görüldüğü gibi yaptığı açıklamalar İran’a yönelik olası bir ABD saldırısında tavrının ne olacağını net göstermiyor. Daha önce gıyabında idam cezası verilen Rigi’nin, idam edileceği söyleniyor.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||