![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Mustafa İzberk “Bir kavramın Türkçe karşılığı varsa öncelikle o kullanılmalı; yoksa eskiden beri kullandığımız Osmanlıcası; ancak o da yoksa batı kökenli karşılığı”... Değerli bir hocamız, son yazısında1 bir başka öğretmenin yazısındaki, dilimize karşı olan çarpık tutumundan yola çıkarak, yukarıdaki önerilerini yöneltmiş. Bana göre tümcesindeki üç öneri üzerinde önemli durulması-durulması ne söz, didiklenmesi- gereken bir içerik taşıyor: * “Bir kavramın Türkçe karşılığı varsa öncelikle o kullanılmalı”. Bu salık (Ar. tavsiye) vermeye kimsenin bir diyeceği olamaz doğal, özünde de sayın hocadan başka tür bir davranışı kimse beklemez” bu böyle... * “Yoksa, eskiden beri kullandığımız Osmanlıcası (kullanılmalı, M.İ.)”. Önce, kavramın Türkçe’de karşılığı olmadığına kim karar verecek? Bu, okura salık verilecek en kolay yol “nedir ki Türkçe’nin işini bitirecek en kısa yol da aynı sürede? Unutmayalım!.. Kendi ellerimizle kendi dilimizi unutulma çukuruna gömmeli miyiz?.. Buna tüzemiz (Ar. hak) var mı?.. Burada durmak gerekiyor. Neden Osmanlıcası da “Türkçesi” değil?!. Evet şaşırmayın, Türkçe’si... Çünkü bu dili seviyorsanız, bu dil olmadan Türklüğün de olamayacağını düşünenlerdenseniz, son tümcem saçma (Fr. absürd) bir anlatı değil, gerçeğin ta kendisi bir olgu ile büyük geçerlilik taşır: 17 000 (on yedi bin) yıllık bir tarihi olan ilk dil, uygarlık taşıyıcı dil Türkçe’miz, bu dev süre içinde Amerika anakarasından (Keçualar, Mohawklar), Atlas Okyanusu’ndan (İrlanda, Portekiz...) Büyük Okyanus’a (Bering Boğazı, Çin...) dek Yeryuvarı’nı fırdolayı saran Türkçemiz, acaba dev coğrafyasıyla eşsiz bir uygarlık, dil tansığı oluşturmamış da, bu durumu ile sıradan bir kavramın karşılığını içermiyor da şu “bir dil bile denilemeyecek” 2 400 yıllık Arapça/Farsça bulamacı kuşdili mi içerecek?!. Evet +3. binyılın (2010) başlarında bizlere düşen, bu kişiliksiz, kimliksiz avallabut bulamaca başvurmak mı, şu kutsuz (Ar. talihsiz) 400 yılın öncesini biraz araştırmak mı?!. Hocanın kullandığı ‘yoksa’ sözcüğü, yalın bir bellek yoklamasını anlatır. Aklınıza gelmiyor, öyleyse “Türkçe’de yok”!.. Buyurun Osmanlıca’ya... Oysa şöyle de yapabilirdiniz pekiyi, düşünün: “Ben bu büyük dilin ne denliciğini biliyorum” Öyleyse aramalıyım”. –Diliniz üzerine küçük bir kitaplığınız olmalı, ona bakmalısınız-. Bulamadınız.. Kitapçıları, ikinci el kitapçıları (Ar. sahaf) dolaşmalısınız –oralarda birkaç öğrenciden başka kimseleri görmek olası değil-, olmadı, Türk Dil Kurumuna yazıp eski yayınlarının bir adtararını (Fr. katalog) istemeli, gene olmadı, elinizdeki yayınların kaynakçalarını gözden geçirerek kaynak kitaplara dergilere ulaşmalısınız.. bu kez de olmadı, kitaplıklara gitmeli Milli (Tür. ulusal) Kütüphane’ye yazıp onların kopyalarını istemelisiniz. Kaynak yazarların telefonlarına, ağavzlarına (İng. İnternet) ulaşıp, bilgiler edinmelisiniz(...) (...) Sonuçta şu görünüme kavuşacaksınız:3 Hep: eng (Türk Bili Tarihi), idi (Orhun Abideleri), kamıg, sayu (En Eski Türklerin İzlerinde), alku (Eski Türk Yazıtları), barı (Harezm Türkçesi), kop, barça, yime (Kutadgu Bilig), tükeli (Ekler ve Kökler), tot, tolp, top, tolun, algu, yomkı, yumkı, otgurak (Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü), kamuga, kamag, kopan (Tarihi Türk Şiveleri). Hepsi: Okın (Eski Türk Yazıtları), kopın (En Eski Türkçe’nin İzlerinde), kamag (Orhun Abideleri), barça, var (Çeştani Bey Hikayesi), varsı, barsı (Bugünkü Avrupa Dilleri...), yıba, yomkı, yınıkı, bütürü, turu, tözü, tüze (Eski Uygur Türkçesi sözlüğü). Bu görünüm, ışıltılı bir ulu görünümden küçücük bir damla.. 11 yıllık bir çalışmadan bir örnekçik... Yazı yoğunluğumu bir aşabilirsem, gelecekte “bir ilk” olacak bir sözlüğe dönüştüğünde, onu elinizde tutabileceksiniz... –Özel girişimin 5 cilt, binlerce sayfalık Misalli Büyük Sözlüğü ile devlet dairesi AKDTYKTDK(!)’nin ağrasındaki 99 000 sözcüklü bir de 75 000 sözcüklü CD-ROM (Tür. yoğunteker) başyapıt(!) sözlükleri de, tepeden tırnağa Osmanlıcaya boğulmuş işlerden başka bir nesne olmamalarına karşın, adları: “Türkçe Sözlük”!!!- Biz gene dönelim ünlü kuşdilimize. Özünde bu öykü Büyük Selçuk devleti ile başlar. Türk tarihinde ilk kez sarayda Farsça konuşulur, yazılır.. devlet dilidir. Osmanlıya gelince, buna bir de “kutsal dil”! Arapça’yı ekler. Sonuçta 117+216+400, toplam 733 yıl yönetenlerden, aydınlardan, seçkinlerden ‘Türkçe’yi ilerletmek, geliştirmek şöyle dursun, ona sırt dönmekten başka bir nen görülmez!.. Selçuk’ta ilk sultan adları Böri, Dokak, Kutalmış, Berkyaruk (...) iken, son sultanlar Keykubat, Keyumers, Keykâvus (...) oluverir... Buna benzer bir olgu yeryüzünde hiçbir dilde görülmemiştir. Günümüzün sözcük rekorcusu Batı dillerinin yaşamı ise bunun tersi yöndedir. Fransızlar daha 13. yüzyılyda, Almanlar 16. yüzyılda (...) “Kutsal dil” Latinceyi atarak öz Fransızca, öz Almanca’nın yollarını açmaya başlarlar. Bizleri ise Atatürk’ün onlardan yüzyıllar sonra başardığı Dil Devrimi’ni gene de kötülemeyi sürdürürüz!.. * “ancak o da yoksa batı kökenli karşılığı (kullanılmalı, M.İ.).” Bence öyle koşullu da değil, hiçbir biçimde Batı kökenli sözcük kullanılmamalı, tıpkı Orta Doğu kökenli sözcüklerin kullanılmaması gibi! Arap, Fars yabancı da İngiliz, Fransız yabancı değil mi?!. Kimi günler şurada burada bir Fransız’ın ağzından, sayıları az da olsa “week-end”, “Okey”! gibi sözcüklerin döküldüğünü duyuyorum da tadım kaçıyor. Bu ikigü (Far. Tür. her iki) dile de saygısızlıktan başka nedir?.. Bütün Yeryuvarı kendi dillerini özleştirme çabasında olmuşken, biçim yukarıdaki alıntı tümce içinde son umar olarak Batı’ya –yabancıya- sarılmamız neyi anlatır? İpin ucunu iyiden iyiye kaçırdığımızdan başka?.. Örnek mi? Tarihte çok: “Cemi ebr-i kabutlar vech-i asümanda deveran ve seyeran etmek üzere hâlk olunmuşlardır(...) Ol sene öyle şiddet-i şifa oldu ki birkaç ay afitab-ı âlemtâbın ziyası müncemid olup rûy-i zemine pertev vermez oldu. (...)”. Şu yabancılara bir türlü doyamıyoruz –sözcük bile olsalar_! Tarihte bir ulusun başka bir ulus diline egemen olduğu, onu yok ettiği, dahası ulusu da yok ettiği durumlar çoktur. Bugün ABD sınırları içinde Karaderililer İngilizce konuşurlar... Anakaranın iyesi (Ar. sahibi) Kızılderililer’e gelince bırakın dillerini, on milyonlarcası bugün gezegenimizde “yok”turlar...4 Türk ulusu bu benzersiz soykırımı becermiş olan devleti iyi tanımak durumundadır. Nerede kaldı ki Yanki’nin dilini kendi öz dilinin yerine koyacak!.. Oysa, onyıllardır anaokulu çocuklarımıza İngilizce öğretildiğini biliyoruz..5 bir de o çağdaki yavrularımıza devlet dayatmasıyla “kutsal kitap” kursları verilmekte.. sayısı güzel (Ar. ibadullah) Şimdilerde de yüz ağarımız İstanbul Teknik Üniversitesi İngilizceleşmekte yönetenlerince!.. Tarihin hangi uçurumunda durduğumuzu –uyuduğumuzu- bilelim!!! Yoksa Bulgarlar gibi “Türkçe”yi atıp Slav olursunuz. Derdiniz birer ılımlı Coni olmaksa olun bakalım.. elinizi tutan mı var!.. Dipnotlar: 1. Feyza Hepçilingirler, “Türkçe Günlükleri”, Cumhuriyet kitap eki, 21 Ocak 2010. 2. Osmanlıca, bildiğimiz doğal dillerden değildir. Yalnız ondan söz ederken, bir konuşma umacısı da olsa, ona ‘-ca’ ekini vermek durumunda kalıyoruz. 3. Bu karşılıklar, yalnızca (Far. Sadece) bugüne değin saptayabildiğim sözcüklerdir. Çalışma sürdüğünden gelecekte sayıları daha da artacaktır. 4. Yaklaşık 1610 yılında ABD+Kanada’da 10 milyon olan Kızılderili sayısı (sf. 96), 1910’a gelindiğinde ABD’de 220 000’e inmişti. (sf. 101) (Ord. Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan, “Kızılderililer ve Türkler”, e yayınları, 1995, ist.) 5. “İşte 22 Nisan 2000 tarihinde Talim Terbiye Kurulu sessiz sedasız kısa bir karar alıyor; kimse duymuyor; (...) 5-6 yaşında çocuklara İngilizce eğitim zorunlu kılınıyor. Şimdi yürürlüğe girdi. (...) ‘Bir ülkenin dili, dolayısıyla adı, sanı tarihte kalacak mı?’ gibi çok önemli bir mesele ne Meclis’te görüşüldü, ne hükümette görüşüldü, ne de eğitimciler tarafından ortalıkta tartışıldı. Dört kişi imza atmış”(...) sf. 172 (Oktay Sinanoğlu, “Hedef Türkiye”, Otopsi y. 2002, İstanbul.)
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||