![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Okan İşbecer
Operasyon esnasında 50 kg. esrarla yakalanan kişilerden biri Tayyip’in yeğeni Mehmet Erdoğan çıktı. Şimdi haberi okuyanlar ilk başta Tayyip’in yeğenini gözaltına alanlar için üzülmüşlerdir belki ama kaygıya mahal yok. Çünkü Tayyip zaten yeğeni ile ilgili gerek valiye gerekse emniyet yetkililerine gerekli talimatı vermiş “gereken neyse yapın” diye. Tayyip’in konu ile ilgili açıklaması şöyle: “Verilen haberler doğru. Bu konuda ben gerek valim, gerek emniyet müdürüme açık ve net söyledim. ‘Gereği neyse açık ve net yapın’ dedim” diye konuşmuş. Tayyip, kendisinin zaten ismi geçen yeğeni ile başbakanlığının ilk zamanlarında bir görüşmesi olduğunu ifade ederek, “Ondan sonra da adeta ben yeğenliğimden silmişimdir. Benim doğrularımla ve ilkelerimle kaynaşmayan bir yapısı vardır. Dolayısıyla şu anda hukuk neyse, yasalar neyi gerektiriyorsa bunu yapmışlardır” demiş. Sağolsun lütfetmiş de bu kez adaletin yerini bulmasına yardımcı olmuş. Acaba yeğenine kıl olmasaymış ne yaparmış çok merak ettim. Şu “gereğini yapın” lafı da ne acayip bir laftır. Sanki birisi hakkında bu lafı edince o kişi yanmış bitmiş oluyor. Yani Tayyip kıl olduğu yeğeni hakkında “gereğini yapın” dediğinde sanki o laf padişah fermanı imiş gibi adamı hemen içeri atıyorlar. Aslında böyle değil. Yani mahkeme o adamın suçlu olduğuna kanaat getirirse elbette ki tutuklayacaktır. Onun için ille de Tayyip’in “gereğini yapın” fermanına ihtiyaçları yok ki. Ama burası Türkiye ve en sivil faşist iktidarında mahkemeler bile gönül rahatlığıyla görev yapabilmek için Tayyip’in olurunu almak zorunda kalıyorlar. Ha bir de “gereğini yapın” cümlesinin ikinci bir anlamı daha var ki, o da herhayde şudur ki, “yeğenimdir, gereğini yapın” yani salıverin gitsin. Tayyip’in övündüğü şeylerden biri de biliyorsunuz Türkiye’deki uyuşturucu kullanımını nasıl azalttıklarıdır. Tayyip konuşmalarında zaman zaman uyuşturucu kullanımını nasıl azalttıklarından falan dem vurur ama istatistikler her geçen yıl uyuşturucu kullanımının arttığını ve kullanım yaşının düştüğünü göstererek Tayyip’in o konuşmalarının ne kadar boş olduğunun en büyük kanıtı oluyor. Türkiye’de siyasilerin yakınları pekçok yolsuzluğa, usulsüzlüğe bulaşmışlardır ancak uyuşturucu kaçakçısı akrabası olana pek rastlanılmamıştı. Tayyip sağolsun bunu da hayatımıza soktu. Almanlar, Zahid Akman, Zekeriya Karaman ile Kanal 7 yöneticilerinin 2003-2006 yılları arasında Almanya’daki Deniz Feneri e.V. yöneticilerinden alarak Türkiye’ye getirdikleri 7 milyon 158 bin 500 euronun belgesi, dernekle Türkiye’deki bağlantılarının araştırıldığı soruşturma dosyasına girdi. Belgede, Almanya’da mahkûm olan Mehmet Taşkan, Mehmet Gürhan ve Firdevsi Ermiş’in, Karaman’a 38 teslimatta 3 milyon 869 bin euro, Akman’a da 4 teslimatta 164 bin euro verdikleri bilgisi yer alıyor. Frankfurt savcılığının talebi üzerine Karaman ve Akman’ın da aralarında bulunduğu 8 kişinin Türkiye’deki evleri arandı, bilgisayar hard diskleri yedeklenerek bazı belgelere el koydu. Hatırlayacak olursanız, Almanya’daki Deniz Feneri e.V. yolsuzluğunun Türkiye bağlantılarını araştıran Cumhuriyet savcıları, Akman ve Karaman’ın da aralarında bulunduğu 18 kişinin mal varlıklarına tedbir kararı koydurmuştu. Kuryelik yapmakla suçlanan şüphelilerin, Almanya’daki dernek yöneticilerinden teslim aldıkları ve Türkiye’ye getirdikleri yaklaşık 7.2 milyon Euro’nun belgesi soruşturma dosyasına girdi. Savcılık kaynakları, soruşturmanın gizliliği nedeniyle herhangi bir açıklama yapılmayacağını bildirdi. Belgede, Almanya’da yargılanıp ceza alan Taşkan, Gürhan ve Ermiş’in, Türkiye’de de haklarında soruşturma yürütülen Akman ve Karaman’ın da aralarında bulunduğu bazı isimlere elden verdikleri para miktarlarının yazılı olduğu anlaşıldı. Kuryelik iddialarına da delil olabilecek belgede 74 para transferi yer aldı. Belgede, toplam 42 teslimat yapılan Karaman ve Akman’ın yanı sıra, diğer şüphelilerden Harun Kapıyoldaş’a 4 teslimatta 350 bin, İsmail Karahan’a 2 teslimatta 205 bin, İzzet Kurum’a da 3 teslimatta 280 bin euro verildiği bilgileri yer aldı. Almanya’daki Deniz Feneri e.V. davasının iddianamesinde, resmi kayıtlara geçirilmeyen çıkışların “Teslimat Gürhan” olarak yazıldığı belirtiliyor. Derneğin, hem resmi hem gayriresmi muhasebe kayıtları tuttuğu belirtilen iddianamede “Almanya’da toplanan yardım paraları ya Gürhan tarafından ya da görevlendirip yetkilendirdiği kişiler (Ermiş, Taşkan, Kurum) tarafından bankalardan çekiliyor ve Türkiye’ye, oradaki Deniz Feneri’nin gayriresmi başkanı olan Zekeriya Karaman’a götürülüp teslim ediliyor.” deniliyordu. Frankfurt Savcılığı, Deniz Feneri e.V. davasını sonuçlandırdıktan sonra, aralarında Akman ve Karaman’ın da bulunduğu 15 kişi hakkında Türkiye’den “adli yardımlaşma” talebinde bulunmuştu. Talepte, 15 kişinin ev ve işyerlerinde arama yapılması istenmişti. Adli yardım talebine ilişkin soruşturmayı yürüten Talimat Bürosu Savcısı Mehmet Taştan’ın, Frankfurt Savcılığı’nın bu talebini yerine getirdiği anlaşıldı. Mali Şube ekipleri, Akman ve Karaman’ın da aralarında bulunduğu 8 kişinin Türkiye’deki adreslerine baskın yaptı. Baskın yapılan adreslerde ele geçirilen bilgisayar hard disklerinin kopyaları alınırken, belgelere de el konuldu. Zekeriya Karaman’ın avukatı Ersan Şen, müvekkilinin İstanbul’daki evinin yaklaşık bir ay önce arandığı bilgisini doğruladı. Ele geçen belgede, toplam 74 teslimat sonucu 7 milyon 158 bin 500 euro’nun, söz konusu kişilere teslim edildiği kaydedildi. Akman ve Karaman’a verilen paraların “borç” olarak yazıldığı belgede, isimler de “zk teslimat”, “z akman eliyle zk teslimat”, “zk Almanya’da teslimat”, “i Karahan eliyle zk teslimat”, “f ermıs eliyle teslimat”, “zk teslimat”, “z karaman mg eliyle”, “zk emanet paranın teslimatı”, “izzet kurum zk teslimatından”, “harun beye f ermis”, “zk tarafından atlas tr den alinan” olarak belirtilmiş. İnsanların dini duygularını sömürüp kendilerine çıkar sağlayan bu çetenin daha ne marifetleri olduğunu yargı süreci ortaya çıkaracak. Artık Akman ile Karaman ak koyun ile kara koyun misali kendilerini belli ettiler. Aralarında na yazık ki ak koyun yokmuş. Paraların nereden ve kimler aracılığıyla Türkiye’ye getirildiği az çok ortaya çıktı. Ancak asıl merak konusu bu paraların nereye gittiği. Çünkü o paralardan bir kuruşun bile AKP’ye gittiği kanıtlanırsa işte o zaman Tayyip hapı yuttu demektir. Apo’nun Türk milletine maliyeti:
Bunları şunun için yazıyoruz. Konu Kürtlere ya da AB’ye istediklerini vermeye geldi mi Türk’ten çok Türk’ü düşünen ve ver kurtulculuğu meşrulaştırmaya çalışan mümtaz şahsiyetler, Türk milletinin yararına yapılan harcamaları yük olarak görürken Türkiye’de onbinlerce insanın hayatına mal olmaş ve yirmi küsur yıllık terörle mücadele döneminde ülke kaynaklarının önemli bir kısmının bu alanda harcanmasına neden olmuş Apo için harcanan milyonlarca dolara ses çıkarmıyorlar. Geçtiğimiz hafta Hürriyet gazetesinde bir haber yayımlandı. Apo’nun konforu için yapılan harcamaların bir dökümü yapılmış. Apo’nun ele geçirilişinden bu yana 11 yıl geçti ve bu 11 yıllık süre içerisinde Türkiye Cumhuriyeti devleti Apo için toplam 30 milyon dolar harcamış. Apo’nun deniz yoluyla kaçırılma ve suikast olasılığına karşı İmralı Adası’na 4 kilometre uzunluğunda tel örgü çekilmiş ve 200 kamera ile “mavi hat” adıyla güvenlik sistemi oluşturulmuş. Geçenlerde biliyorsunuz Apo’nun kaldığı hücre yenilendi ve yeni hapishane arkadaşları için de İmralı Adası’nda bazı düzenlemeler yapıldı. Sırf bu düzenlemeler bile 5 milyon dolar tuttu. Peki bunun karşılığı ne oldu? Apo’ nun hücresi 17 santim daraltıldı dedikodusu yüzünden memleketin çeşitli yerlerinde çıkan olaylarda da bir o kadar maddi hasar meydana geldi. Üstelik Apo’nun kalacağı yeni cezaevi ile ilgili tadilatlar da henüz bitmiş değil. Görüşmelerde adamın gözüne kalem sokulmasın diye ziyaretçi kısımları yeniden düzenleniyor. Bütün bu düzenlemelerin masrafını ise Türkiye Cumhuriyeti devleti karşılıyor. Hem de Türk milletinden aldığı vergiler karşılığında. Apo yeni yapılan hücresine yerleştikten sonra ziyaretine giden kardeşi de hatırlarsanız hiç beğenmediğini ifade ederek yeni yapılan yere burun kıvırmıştı. Adam Türkiye Cumhuriyeti’ni bölmek için silahlı örgüt kurmak suçundan ömür boyu hapse mahkum edilmiş ama onu korumak için alınan önlemler devlet başkanı için alınan önlemlerden daha fazla. Bir de PKK’nın meclisteki uzantıları kalkıp da ev hapsinden bahsetmiyorlar mı insanın kanına en fazla dokunan da bu. Gerçi AKP’ye kalsa Apo için yüksek güvenlikli bir villa tahsis ederler. Orada da biraz zaman geçirdikten sonra Erbakan gibi bir hastalık uydurup o cezadan da yırtar. Olan ise o kadar yıl askerini, polisin, hemşiresini, doktorunu, mühendisini, kısacası insan ve para kaynaklarının önemli bir kısmını terörle mücadeleye ayıran Türk milletine olur. Osman Baydemir’e PKK sorgulaması
Osman Baydemir’i yargılayan PKK’lı Seda Akbaş Can isimli dağ kadrosundan birisi. Baydemir’e cezasını tebliğ eden vatandaş ise Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde temizlik işçisi olarak görev yapan Ümit Aydın. Baydemir’in PKK tarafından sorgulanması esnasında geçen konuşmalar ise şöyle: Seda Akbaş Can, Baydemir’in suçunu şu sözlerle dile getiriyor: “Örgüt hukuk karşısında sorumlu oldukları bilinmesine rağmen, görevini ihmal ettiği ve takındığı bilinçli tutum gereği kesin çıkarma bölümüne giren maddesi gereği uygulamaya gidilmiştir.” Karar üzerine Ümit Aydın, Baydemir’e, “30 gün içerisinde reddetme hakkınız var.” diyor. Osman Baydemir ise, “Benim açımdan itiraz da etmeyeceğim.” cevabını veriyor. Yargılamada, şu konuşmalar geçiyor: “Osman Baydemir: Bu manada taşımamız gereken sorumluluğu taşımadığımız kanaatine mi varılmış? Seda Akbaş Can: Bize intikal eden dosya bu. Ümit Aydın: Öncü misyonu olan arkadaşlarımız bu konuda 3-4 kat daha duyarlı olmak zorundadır. Biraz biz pratik görevlilerini daha böyle dikkatli açısından böyle bir kararın uygun olacağını düşündük. Seda Akbaş Can: Senin hukukçuluğun benzer olduğu belli bir duruş geldiği nokta, eylem beni dehşete düşürdü. Osman Baydemir: Pek çok kararınızın bana göre olmaması lazım. Topluma yansıdığına bak, işte böyle denilmesi lazım, bu karar topluma yansıdığında öyle bir şey olmayacaktır. Ümit Aydın: Size aktarılmıştı. Bu hareketin bir hukuku var. Bu halkın sizinle bir hukuku olacak. Sonuçta sizin sorumluluklarınız olacak yerine getirmeniz gereken birtakım vasıflar olacak. Seda Akbaş Can: Bu konuda vicdanı rahatsız edecek bir karar aldığımızı düşünmüyoruz.” Görüyor musunuz siz terör örgütünü? Kendi aralarında bir hukuk oluşturmuşlar da adam yargılıyorlar. Gerçi insan öldürmek üzerine kurulu bir terör örgütünün de hukuku mu olurmuş demeyin. Olursa işte böyle olur ve bunun adı da komedi olur. Bu arada dikkati çeken bir şey var. O da Osman Baydemir’in terör örgütüne teslimiyeti. Baksanıza adam PKK’ya karşı kuzu gibi. İtiraz bile etmiyor. Bunları Türk makamları sorgulamaya kalksa böyle mi olur? Bir milletvekillerinden ifade almak için bile devlet görevlileri kaç gün dolaştı peşlerinden. Dağdan inenler ise ifade bile vermediler bu ülkenin savcısına. Ama adam kıytırık bir temizlik işçisinin tebliğ ettiği sözde mahkeme kararına nasıl boyun büküyor? En büyük havayı da temizlik işçisi atıyordur herhalde. Örgütün tebliğcisi ne demek? Adama artık belediyede kimse yan gözle bakamaz. Yine de Baydemir olayı bu adamların kaç paralık adam olduklarını göstermeleri bakımından iyi olmuştur. Yandaş Eşcinsel Cemil İpekçi, Emine Hanım’ın GATA’ya alınmaması üzerine yaptığı açıklamada Genel Kurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un Emine Erdoğan’dan özür dilemesi gerektiğini söylemiş. GATA’nın isminin Emine Erdoğan Hastanesi olarak değiştirilmesini de önerecekmiş ama insafa gelip vazgeçmiş. Emine Erdoğan’a yapılan muameleye öylesine içerlemiş ki, oturup ağlamış. Bari türban takıp GATA’nın önünde oturma eylemi de yapsaydın! Gaza gelip Tayyip’in “van minüt” çıkışından sonra yaşadıklarını da aktaran İpekçi, “Pencereyi açıp çığlıklar attım. İşte benim başbakanım dedim.” demiş. Eminim Tayyip kendisi için çığlık atan İpekçi’yi görse, “van minüt” çıkışını yapmaktan vazgeçerdi.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||