Özgür Erdem - Fethullahçıların yargıya kafes planı
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
İlker Başbuğ'u
kim tutuklayacak?
GÖKÇE FIRAT
Amerikasına da Avrupasına da
Rusyasına da karşıyız!
ÖZGÜR ERDEM
Fethullahçıların
yargıya kafes planı
ALİ ÖZSOY
Avrupa Birliği Yunanistan'ı havaya uçurdu
KAYA ATABERK
CHP kimlerin partisi: Ardahan'ın mı
Suadiye'nin mi?
OKAN İŞBECER
Tayyip'in yeğeni uyuşturucudan tutuklandı
TUĞRUL ÇELİK
Afganistan'ın gözbebekleri
NİZAM AYDIN
Atatürkçü parti'ye doğru yürürken...
SEVGİ BİLGİÇ
Kürt açılımı safsatası
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Yargıya saldırı
TÜRKKAYA ATAÖV
Batı'nın ırkçılığı ve Türkler
İLYAS SALMAN
Faşo ağalara karşı birleşelim!
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Tekel direnişi ideolojik mi ekonomik mi? (2)
ERGİN KONUKSEVER
Kanlı Pazar- 2
HİDAYET SARI
Ver kurtul ve sat kurtul politikalarının sonucu
MUSTAFA İZBERK
Kuşdili üzerine söylev
EYKAN CAN
Süpersonik aydın
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (18,75)
 
 

Özgür Erdem
Fethullahçıların yargıya kafes planı

Cumhuriyet tarihinde bir ilk: Savcı Başsavcıyı tutuklatıyor

Son günlerde yargıda büyük bir deprem yaşanıyor.

Son olarak Erzurum Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’i sorguladı ve tutuklanmasına karar verdi.

Yani bir savcı bir başsavcıyı tutukluyor!

Halbuki hem yasalara hem de hukukun temel ilkelerine göre bir başsavcıyı ancak Yargıtay yargılayabilir. Hele hele kıdem olarak kendisinden daha düşük biri yani bir savcı tarafından sorgulanması veya onun isteğiyle tutuklanması mümkün değildir.

Üstelik bu yalnız Yargı değil, bütün kurumlarda böyledir. Denetim ve disiplin işlemleri ya kurullar ya da rütbe ve yetki olarak daha üst düzeyde olanlar tarafından yapılır. Bir kurumun iç hiyerarşisini hiçe sayarsanız, o kurumun temeline dinamit koymuş olursunuz.

Erzincan Başsavcısını tutuklatan Şanal aynı zamanda Ergenekon soruşturmasını Erzurum bölgesinde yürütmekle görevli. Bilindiği gibi 3. Ordu Komutanı Org. Saldıray Berk’i de ifade vermek için çağırmış, hatta 10 gün de süre vermişti.

Gitmezse?

Gitmezse de yasal yollara başvuracağını söylemişti.

Yani Ordu Komutanı polis zoruyla ifadeye götürülecek!

Peki Habur’da neler olmuştu hatırlayanınız var mı?

Savcılar ifade almak için PKK’lıların ayağına gitmişti. Hadi, savcı olay yerinde inceleme yapabilir diyelim. Hakim bile sınır kapısına geçmiş, PKK’lıların ayağına kadar gidilerek özel bir mahkeme kurulmuş, hepsi de salıverilmişti...

Anlayacağınız bu ülkede, bir savcı bir başsavcıyı tutuklatabilir. Bir Ordu Komutanını sorgu için ayağına çağırabilir, hatta gelmezse polis zoruyla getireceği tehdidinde bulunabilir. Ama söz konusu PKK’lılar olunca, ayaklarına kadar gidilip mahkeme kurulur!

Fethullahçı “derin devlet”

Tablo açık ve net: Devlet içinde ayrı bir devlet oluşturulmuş durumda. Hani Şeriatçılarımız, Fethullahçılarımız, bilumum 2. Cumhuriyetçimiz derin devlet de derin devlet diye tutturur ya. Buyurun size derin devlet.

Devlet içinde bir yapılanma, ki çok yaygın bir deyimle F Tipi yapılanma, Fethullahçıların kontrolü altında dilediği atamaları yapıyor, hoşuna gitmeyen devlet kadrolarını görevden uzaklaştırıyor ve artık yargı içinde elde ettiği güçle de hoşuna gitmeyenleri anında tutukluyor.

Kendileri dışındaki her tür siyasi yapıyı ve anlayışı derin devlet diye mahkum eden bu zihniyet, derin devletin âlâsını oluşturmuş durumda.

Cemaate bağlı olanlar devlet hiyerarşisindeki üstlerinden değil, cemaat içindeki sorumlularından emir alır hale geliyorlar. Bu yüzden de savcıların başsavcıları tutuklaması gibi ilginç görüntüler çıkıyor ortaya.

Tabii, Cihaner’in tutuklanma gerekçesi de çok ilginç ve önemli.

Bilindiği gibi Cihaner daha önce İsmailağa cemaati ile ilgili bir soruşturma yürütüyordu.

Tutuklanma gerekçesi de işte o soruşturma:

Ergenekon üyesi olup cemaatlere komplo hazırlamak!

Yani bir cemaat hakkında soruşturma yürütmek Ergenekon üyeliği için yeterli bir delil olarak değerlendiriliyor!

Sadece Cihaner değil, o soruşturmayı yürüten ekibin tümü tutuklandı.

Soruşturmada görev alan sivil olsun asker olsun herkes tutuklandı. Soruşturma sırasında Erzincan İl Jandarma Komutanı olan Albay Recep Günçoğlu da tutuklananlar arasında.

Erzincan’ın bağlı bulunduğu bölgenin en üst düzey askeri yetkilisi olan 3. Ordu Komutanı Org. Saldıray Berk de ifade vermek için savcılığa çağırıyor.

Hepsine aynı suçlama yöneltiliyor: Ergenekon üyesi olmak ve cemaatlere komplo düzenlemek.

Nereden nereye...

Atatürk “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar ülkesi olamaz” demişti. Devrim Kanunlarında şeyhlik, şıyhlık gibi ünvanlar yasaklanmıştı.

Atatürk’ün Devrim Kanunları bir nostalji değil. Halen Anayasamızda duruyor. Üstelik değiştirilmesi mümkün olmayacak şekilde.

Ama “cemaatlere komplo hazırlamak” gibi bir suçlama resmen yöneltilebiliyor... Suçlamanın bu şekilde olması bile yasalara aykırı. Çünkü bu ülkede her tür tarikat ve cemaat yapılanması Devrim Kanunları’na göre yasadışıdır...

Bugün başsavcı tutuklanır yarın bütün Yüksek Yargı...

Erzincan Başsavcısının tutuklanması tüm bu olayların son aşamasını oluşturuyor. Tabii Türkiye’de de yer yerinden oynuyor.

Çünkü bir başsavcı ilk kez makamında gözaltına alınıyor Türkiye’de. Cumhuriyet tarihimizde görülmüş bir olay değil bu.

Bir Ordu Komutanı da ilk kez sivil bir savcı tarafından sorgulanmak üzere savcının ayağına çağırılıyor.

Zaten AKP iktidarı boyunca bu ilkleri hep yaşamadık mı?

Bugün bir ilin başsavcısını tutuklayan, yarın İstanbul’unkini de tutuklar.

Daha sonra sıra gelir AKP’nin icraatlarına engel olarak görülen Danıştay, HSYK ve Anayasa Mahkemesi üyelerinin tutuklanmasına...

Olmaz olmaz demeyin. 8 yıldır bu ülke AKP iktidarında neler gördü...

Bakın... Arınç’tan Adalet Bakanına, Tayyip’ten Gül’e bütün AKP’liler Erzurum savcısının yaptığı hukuksuzluğa bir dur diyen HSYK’yı topa tutmuyor mu?

HSYK’ya destek olan Danıştay’ından Yargıtay’ına Yüksek Yargıyı tehdit etmiyor mu?

Sürecin ülkemizi getirdiği yer ortada. Cemaatin devlet içindeki kadrolaşmasında zayıf kaldığı iki yer var: Ordu ve Yargı...

Bu süreçte cemaatin önünde diz çökmeyenler ya sindirilecek ya da tutuklanacak.

Tutuklamak zor da değil artık. Öyle bir yapı kurmuşlar ki, iki tane gizli tanık ifadesiyle orgeneraller bile şüpheli haline getiriliveriyor bir anda.

Böylece devlet içinde iki başlılık oluşuyor. Cemaate bağlı olmayan savcı, hakim ve mahkemelerle cemaate bağlı olanlar...

Bugüne kadar yargı içindeki güçlerini muhalefeti ve Türk milletini sindirmek için kullanan Fethullahçılar, artık önlerine çıkan hakim ve savcıları da sindirmek için kullanmaktan çekinmiyorlar.

Bunu hukukun bütün temel prensiplerini yok sayarak, Türk Yargısının geleneklerini çiğneyerek yapmaktan da çekinmiyorlar. Baksanıza, Erzurum savcısı HSYK tarafından görevden alınıyor. Bunun üzerine, Erzincan Başsavcısı hakkındaki dosyayı yangından mal kaçırır gibi Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’e ulaştırıveriyor.

Anlayacağınız Fethullahçılarda hakim ve savcı çok ama hukuk hiç yok!

Yargıda Fethullahçı “Kafes”

Tabii Fethullahçıların yargı içinde henüz çok büyük bir güçleri yok. Ancak mevcut güçlerini öyle pervasız, öyle hukuksuz, öyle bir intikam duygusuyla kullanıyorlar ki... Yargı hiyerarşisinde henüz çok zayıf olmalarına karşın “militan” savcı ve hakimleriyle kimsenin hayal bile edemeyeceği iddianameler yazıyor, sorgulama ve tutuklamalar yapıyorlar.

Kısacası Fethullahçılar yargı içindeki şu kadarcık güçleriyle bile Türk Yargısının bağımsızlığına, Devrim Kanunlarını koruma kararlılığına, savcıların “Cumhuriyetin” savcısı olma kimliğine bu kadar büyük zarar verebiliyorlar.

Bu şekilde, Atatürkçü hakim ve savcılar sindirilmek isteniyor, Fethullah’ın cemaatine tabi olmayı kabullenmeyenler “Kafes”e alınıyor.

Cemaatleri soruşturmaya “cüret eden” savcı Cihaner’in tutuklanması yargıdaki Fethullahçı tasfiyenin başlangıcıdır.

Bu yüzden Yüksek Yargı’nın yekvücut bu tasfiyeye direnmesi Türk milletine umut veriyor.

Bir iki militan savcı ve hakimle bunu yapabilen bir cemaatin, yargıda çok daha güçlü olduğunda neler olacağını bir düşünün!

Bir bakmışsınız, o Fethullahçı “Kafes”in içine yalnızca Atatürkçü hakim ve savcılar değil, “Ben Türk’üm” diyen herkes alınıvermiş...


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


akp iktidarı bunların hepsini yapıyaor sonrada yok bize kapatılma davası açıldı yok bülent arınça suikast var yok açılımı baltalamak isteyenler var diyerekten halkın gözünde sadece akp mağdur biz laik sosyal hukuk devletin savunucusu atatürkçü halkta her zaman suçlu halkıda öyle uyutmuşlarki ama buna dur diyorunz sabırsızlıkla atatürkçü partiyi bekliyoruz

Uğur Ağlar, Artvin
23 Şubat 2010


Türkiye'de son bir haftadır inanılmaz şeyler oluyor. Savcı, baş savcıyı tutuklatıyor, Genelkurmay başkanı ortam dinlemesine takılıyor. Fethullah'ın senaristleri de oturdukları yerden senaryolar üretiyorlar. Güçlerinin zirvesinde olduklarını düşünüp de istedikleri herşeyi yapabileceklerini zannedenler aslında bitmenin eşiğinde oldukları göremiyorlar. En iyi senarist Türk milletinin kendisidir ve sırası gelince oyuna son noktayı koyacaktır.

Gün Ay Yıldız, İstanbul
22 Şubat 2010


 
 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40