İlyas Salman - TEKEL işçilerinin şanlı direnişi
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Türk-Kürt kardeşliği palavrasına inanmıyorum!
GÖKÇE FIRAT
3000 yıllık Türk diyarı: Hindistan
ALİ ÖZSOY
PKK'lı teröriste barış, Türk işçisine savaş
KAYA ATABERK
CHP'de Kürtçü
ve sağcı dalga
İNAN KAHRAMANOĞLU
Uğur Mumcu'nun kemiklerini sızlatanlar
OKAN İŞBECER
Tayyip ve hempalarından İlber Ortaylı'ya linç girişimi
TUĞRUL ÇELİK
Navilerin dönüşü
ve çıplak protesto
TEVFİK KAYMAZ
Zenginler, yoksullar, robotlar ve Markurtlar
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Karmaşa
 
TÜRKKAYA ATAÖV
Yahudi soykırımı
ve Ermeniler
İLYAS SALMAN
TEKEL işçilerinin
şanlı direnişi
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Tekel direnişi ideolojik mi ekonomik mi?
ERGİN KONUKSEVER
Kanlı Pazar
ÜNVER SEL
Türkiye-Ukrayna ilişkileri ve bölgede yaşanan çelişkiler
EYKAN CAN
Medeniyet dediğin
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (18,5)
 
 

İlyas Salman
TEKEL işçilerinin şanlı direnişi

Dün akşam Cem TV’de idim. Kızım Devrim ve bağlama ustası hocası Ayla Karacan’la birlikte Aynur Haşhaş’ın türkü, şiir, muhabbet karışımı programının konuklarıydık.

Kızımın halk müziği sanatçısı olduğunu yazmış mıydım bilmiyorum. Arabesk veya pop çirkinliğinin ucubelerinden biri olsaydı herhalde bahsi geçmezdi.

Neyse türküler, şiirler okundu. Her kesimi ilgilendiren konular üzerinde muhabbet edildi. Yani açıkçası dün akşam yaran ile ülfette idik. Aynur muhabbetin bir yerinde lafı TEKEL işçilerinin direnişine getirdi. Tüylerim kabardı, kalktı. Bütün atomlarım harekete geçti. Bir baktım ki, yüreğimin birazı üşümüş, komşulardan gelecek tahta parçalarını, kömürü, battaniyeyi bekliyor.

Bir yanı alev alev umutla kucaklaşmış halay çekiyor, horon tepiyor, atabarı oynuyor. Neden böyle olmayayım ki? Yıllardan bu yana beklediğim isyan bayrağı çekilmişti. Üstüne yüklenen bunca acıya rağmen kımıldamak bilmeyen işçi sınıfı ruhu pıhtılaşmışken ısındı, ılıdı, akar hale geldi.

Acı-sevinç karışımı ile karşıladığım TEKEL direnişi benim için neden bu kadar önemli? Ankara’

nın soğuğunda ayağa kalkan bir avuç ruh beni neden üçüncü evreye geçmiş olan uykumdan etti? Şu geçen on yılı bir didikleyelim. Türkiye’de sınıfsal diyebileceğimiz en ufak bir kıpırtı dahi bulamayız.

Peki soralım kendimize, TEKEL işçilerinin direnişi sınıfsal mı? Soruyu bir kalemde geçelim. Soruda da soranda da meymenet yok.

Elbette tek sözcükle sınıfsal.

Siyasi mi? Elbette, çünkü Ankara’nın ayazında direnen emekçiler yalnız üç beş kuruşluk zam için bu sıkıntıyla cebelleşmiyorlar.

Ortaya konan eylem sınıfsal, sol, devrimci bir eylemdir ve kendini işçi sınıfının yanında gören ve gösteren tüm sol parti, dernek, sendika ve kişilere yönlendirilmiş devrimci bir bildirgedir. Orada direnen emekçiler ülkemizin sağ yanına çok ciddi ve direk bir yumruk atarken, sol yanını ise ciddi anlamda haydi hareket günüdür, ne duruyorsunuz babından silkeledi.

Sol anlayışın tepe taşıymış gibi duran-durağan solcularımıza siyasi bir davetiyedir. Bu oluşumu ülkenin her tarafına bulabileceğimiz her türlü araçla taşımalı ve Ankara’da ateşlenen meşaleyi ülkenin dört bir yanında sönmüş halde duran diğer meşalelere dokundurmalı, her yanını saracak biçimde alevlendirmeliyiz.

TEKEL işçileri ve samimi destekçileri (samimi destekçileri diyorum çünkü bu onurlu harekettin nemalanmak isteyen oturan boğalar yani sol örgütlenmenin başında olmayı devrim için yeterli gören, koltuklarında stabil bir şekilde nutuk atmayı devrimcilik sayan sade siyasi şefler bizi harekete davet eden bu samimi eylemi de koltuklarını koruma adına muğlak, amaçsız ve kadük hale getirebilirler) işte biz ayaktayız.

Biz Haziranlarız...

Biz Kavel’iz...

Biz Zonguldak direnişinin bir devamıyız.

İçten devrimcilerseniz kalkın rahat koltuklarınızdan. Hangi kalabalığı yönetiyorsanız, onlara bizi anlatın. Her türlü resmi ve sivil darbenin üzerini küllediği devrimci ruhumuz alesta bekliyor. Uyumakta direnen sahte solcularla hiç uğraşmadan (çünkü onlar statükodan ve sahtekarlıktan beslenirler) içten bütün insanların yanına gidin.

Etnik ve dinsel lüzumsuz urbalarınızdan olabildiğince sıyrılın. Çünkü Kürt halkını “Bak senin için açılıyoruz, sen de biraz soyun” diye suni ve tali bir satha çektiler. Alevi Çalıştayı suratsızlığı ile Alevileri kendi girdabında boğulmaya davet ettiler.

Sendikal hareket içinde kendini bulma mücadelesi veren memura bu özgürlüğü vermeden bordro mahkumu yaptılar. Müfredatları ile gençliği edilgen, kaderci, ipsiz-sapsız bir kütle haline dönüştürdüler. Kadınlarımızın büyük çoğunluğunu dini telkinlerle ve fetvalarla kendi kılık kıyafetinin kölesi yaptılar. Bir kısmını ise “Sen kadınsız erkeğin hakimiyeti yerine kadının hakimiyetini ikame etmelisin” diye insanlaşma yerine kadınlaşma labirentine soktular. Kadın hak ve özgürlüklerinin de sınıf mücadelesinin bir uzantısı olduğu gerçeğinden uzak tuttular.

TEKEL direnişinin belgesi şudur. Yedek sanayi ordusu haline getirilen işsiz ve öğrenci gençliğinin temel hakları da bir türlü özgürleşemeyen kadınlarımızın temel hak ve özgürlükleri de emekçi sınıf ve katmanlarının devrimci mücadelesinin bir parçasıdır. Herkes tarafından böyle anlaşılmalı ve bütün özgürlüklerin oligarşiye karşı verilecek kavgadan sonra elde edileceğinin altı çizilmeli.

İlk nefesi Hızır gibi yetişir
Cibali’de sarılan cigaranın
Tütün işçileri yorgun
Tütün işçileri yoksul
Ama yiğit
Pırıl pırıl namuslu
Namı gitmiş deryaların ardına
Vatanımın bir umudu.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Sevgili ilyas abi,tekel işçisinin direnişe geçmesiyle yani bunun başlangıcıyla birlikte, tam bağımsızlık mücadelisinin ateşide yeniden yakılmalıdır. Amerikan emperyalizmine yeniden başkaldırılmalıdır.Denizlerin bıraktığı mucedele tekrar başlamalıdır.Bence tekel işçisinin direnişinin temel sorunuda amerikan emperyalizmidir.

Kenan Sır, Ankara
21 Şubat 2010


BüyüK Ustat Eline Diline Yorumuna Sağlık Çok Gzel Açıklamışsın Bize Laf mı Düşer ?

Mustafa, Ankara
19 Şubat 2010


Sn.İlyas Salman,Tekel işçisinin direnişini tüm duyarlı insanların desteklemesi bir yuttaşlık görevidir.Tekel işçileri taleplerini kabul ettiremese bile Türkiye'ye çok iyi bir mesaj verdi.Özelleştirmeci politikalara oy verenler er veye geç işssiz kalacaklar.Bir önemli mesaj daha verdiler:Sendikaların  tekbaşına  başarı kazanamayacağını.Sendikaların dayanışma içinde olduğu güçlü bir siyasi yapı  yoksa bu başarı çok zorlaşmaktadır.
Sağa oy verip- sol çözüm aramak ne yazıkkı benim ülkemin gerçeği.Artık İşçiler, köylüler sağ partilere oy verdikçe ekmeksiz kalacaklarını acı da olsa öğreniyorlar.

Süleyman Çiçek, İstanbul
18 Şubat 2010


dusuncelerınızle hem fıkırım

Gökhan Kurt, İzmir
18 Şubat 2010


.

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40