İnan Kahramanoğlu - Uğur Mumcu’nun kemiklerini sızlatanlar…
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Türk-Kürt kardeşliği palavrasına inanmıyorum!
GÖKÇE FIRAT
3000 yıllık Türk diyarı: Hindistan
ALİ ÖZSOY
PKK'lı teröriste barış, Türk işçisine savaş
KAYA ATABERK
CHP'de Kürtçü
ve sağcı dalga
İNAN KAHRAMANOĞLU
Uğur Mumcu'nun kemiklerini sızlatanlar
OKAN İŞBECER
Tayyip ve hempalarından İlber Ortaylı'ya linç girişimi
TUĞRUL ÇELİK
Navilerin dönüşü
ve çıplak protesto
TEVFİK KAYMAZ
Zenginler, yoksullar, robotlar ve Markurtlar
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Karmaşa
 
TÜRKKAYA ATAÖV
Yahudi soykırımı
ve Ermeniler
İLYAS SALMAN
TEKEL işçilerinin
şanlı direnişi
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Tekel direnişi ideolojik mi ekonomik mi?
ERGİN KONUKSEVER
Kanlı Pazar
ÜNVER SEL
Türkiye-Ukrayna ilişkileri ve bölgede yaşanan çelişkiler
EYKAN CAN
Medeniyet dediğin
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (18,5)
 
 

İnan Kahramanoğlu
Uğur Mumcu’nun kemiklerini sızlatanlar…

 

Kendilerine “Hrant’ın arkadaşları” diyen ve Dink Davası başladığı günden beridir hemen her duruşma öncesinde sahne alan “Hepimiz Ermeniyiz”ci grubun son marifeti herkesin malumu.
“Hepimiz Ermeniyiz”ci grup Uğur Mumcu’yu Hrant Dink’le yan yana getirmiş, dahası Hrant Dink’i aklamak için Uğur Mumcu’yu kullanma cüretini göstermiştir.

“Hrant’ın arkadaşları”;
Uğur Mumcu’nun düşmanları

Kendilerine “Hrant’ın arkadaşları” diyen ve Dink Davası başladığı günden beridir hemen her duruşma öncesinde sahne alan “Hepimiz Ermeniyiz”ci grubun son marifeti herkesin malumu.

Bu Kürtçü, Ermenici ve liberal güruh, bu kez de siyasi cinayetler sonucu hayatını kaybeden Sabahattin Ali, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Turan Dursun, Doğan Öz gibi aydınların yakınlarını bir araya getirerek uzun süredir yürüttükleri kampanyanın yeni bir perdesini sahneye koydu.

Şeriatçı, Kürtçü ve liberal basın da çarşaf çarşaf yayınlarla kampanyaya olan desteklerini esirgemediler tabii.

Protestonun görünen yüzü siyasi cinayetlerin açığa çıkartılması ve adalet talebiydi ama seçilen mekân ve atılan sloganlar işin iç yüzünün bambaşka olduğunu ortaya koyuyor.

Hrant Dink’in ailesi ya da onun siyasi fikirlerini paylaşanların hukuk ve demokrasi çerçevesinde kalmak kaydıyla tepkilerini göstermeleri ya da taleplerini dillendirmeleri elbette kendi bilecekleri iştir ve zaten bugüne kadar da bunu yapmalarına yönelik herhangi bir engelleme olmuş değildir.

Aksine; “Hepimiz Türk’üz” yürüyüşlerini yasaklayan AKP iktidarı, “Hepimiz Ermeniyiz” pankartlarının açıldığı bütün yürüyüş ve gösterilere gereken her türlü desteği de vermektedir zaten.

Ancak her şeyin bir sınırı olduğu gibi densizliğin de bir sınırı vardır ve öyle görülüyor ki bu son olayda bu sınır çoktan aşılmıştır.

“Hepimiz Ermeniyiz”ci grup Uğur Mumcu’yu Hrant Dink’le yan yana getirmiş, dahası Hrant Dink’i aklamak için Uğur Mumcu’yu kullanma cüretini göstermiştir.

Oysa Uğur Mumcu bütün Türkiye’nin Atatürkçü, milliyetçi ve solcu kimliği ile tanıdığı bir isimdir ve alçakça katledildiği güne kadar da Türkiye’nin Ermeni ve Kürt kartı kullanılarak nasıl parçalanmaya çalışıldığını ortaya koymuş, ASALA ve PKK gibi Ermeni ve Kürt terör örgütlerinin bu amaç doğrultusunda ABD emperyalizmi tarafından nasıl kullanıldığını belgelemeye çalışmıştır.

Nitekim PKK’nın arkasındaki iç ve dış bağlantıları çözme noktasına geldiğinde alçakça katledilmiştir.

Şimdi bütün bu gerçekleri yok sayıp, bütün hayatı Ermeni terörü ve Kürt bölücülüğü ile mücadeleyle geçmiş ve bu uğurda yaşamını yitirmiş Uğur Mumcu gibi bir Atatürkçü ile Hrant Dink gibi bir Ermeni ırkçısını ve PKK’nın “Ape Musa”sı Musa Anter’i yan yana getirmek, densizliğin daniskası değil de nedir?

Tabii bu kumpası kuranlar, haklarını yemeyelim, o kadar da saf değiller; tipik bir köylü kurnazlığı ile kendilerine göre bir ortak payda bulmuşlar Uğur Mumcu ile Hrant Dink ve Musa Anter’i yan yana getirmek için; güya hepsi de aynı şekilde faili meçhul cinayetlere kurban gitmişler!

Anlayacağınız ortak payda diye ortaya koydukları tek şey bu isimlerin öldürülmüş olmaları.

E, madem faili meçhul cinayetlerle öldürülenlerin ailelerini bir araya getirip “faili meçhuller aydınlatılsın” mesajı verilmek isteniyor o halde Gün Sazak başta olmak üzere öldürülen MHP’li katillerin yakınlarını da çağırıp o fotoğraf karesine dahil etsinler de bu tablo tamamlansın!

Öyle ya, Mumcu gibi bir Atatürkçüyü Hrant Dink gibi bir Ermenici ve Musa Anter gibi bir Kürtçü ile yan yana koyabildiklerini göre Gün Sazak gibi ülkücü katilleri de aynı tabloya dahil etmemeleri için hiçbir sebep yok. Onlar da en nihayetinde faili meçhule kurban gitmediler mi!

Adalet arayışı değil, Ordu düşmanı propaganda

Ama bunu elbette yapmazlar, çünkü niyetleri başka.

Hrant Dink’in öldürülmesine kadar bu ülkede kaç tane Atatürkçü aydın katledildi. Türkiye’de otuz yıldır sistematik bir şekilde Atatürkçü aydınlar katledilirken neredeydi bu insanlar. Niçin Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Eşref Bitlis, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ya da Necip Hablemitoğlu katledildikten sonra bir araya gelmedi bu aileler.

Sivas’ta yobazlar tarafından diri diri yakılan aydınlara sahip çıkmak için Hrant Dink’in öldürülmesi mi beklendi…

Bir de böylesi bir buluşmayı hangi güçler, ne amaçla organize ediyorlar, bugüne kadar siyasi cinayetleri aydınlatılsın dendiğinde çıtı çıkmayan yandaş medya ne oldu da birden “siyasal cinayetler aydınlatılsın” propagandasına başladı.

“Adalet istiyoruz” diyerek bu oyuna alet olanlar bu soruları da soruyorlar mı acaba kendilerine?

Peki, ortada gerçek anlamda adalet aramak gibi bir niyet olmadığına göre niçin ve hangi hakla Uğur Mumcu’nun o tertemiz ismini kendi kirli amaçları için kullanmaya cüret ediyorlar acaba?

Sonuçta bu güruhun Uğur Mumcu ile bıraktık ideolojik bir yakınlığı, üzerinde anlaşabilecekleri tek bir konu bile olmadığı ortada.

Uğur Mumcu bugün yaşasaydı, emin olun, Atatürkçülük ve milliyetçilik düşmanlığında gemi azıya almış bu kitle onu da azılı bir “Ergenekoncu” diye damgalamaktan çekinmezdi.

Ama Uğur Mumcu şimdi yaşamadığına göre onun tertemiz ismini kendi karanlık senaryoları için kullanmakta bir sakınca görmüyor olmalılar.

Kampanyanın tezgâhçısı “Hepimiz Ermeniyiz” ekibinin aslında tek bir amacı var; aydın cinayetlerini Hrant Dink cinayeti ile birleştirip ordu düşmanlığı yapmak.

Böylelikle bir taşla iki kuş vuruyorlar; hem katledilen bu aydınlar üzerinden Hrant Dink gibi Türk halkı tarafından sevilmeyen bir ismi aklamış oluyorlar-“Hepimiz Ermeniyiz” sloganı atanlar da meşrulaşmış oluyor tabii- hem de bütün bu aydın cinayetlerinin sorumluluğunu Ordu’nun üzerine atarak açık bir AKP-ABD planı olan Ordu’nun tasfiyesi operasyonuna hizmet ediyorlar.

Zaten dikkat edilirse Hrant Dink davası Ergenekon davası ile birleştirilip Türk Ordusu ile bir hesaplaşmaya dönüşmüş durumda neredeyse.

Yalnızca bununla da yetinmiyorlar elbette. “Kendinle yüzleş” sloganı atan grup sadece Türk Ordusu’nu değil, bütün Türkleri de “ırkçı” ve “katliamcı” olarak damgalamaya çalışıyor.

Hem de Uğur Mumcu’nun arkasına sığınarak!

Oysa Uğur Mumcu hiçbir zaman Türk Ordusu’na düşmanlık yapmadı. Tam tersine emperyalizmin ve onun işbirlikçilerinin saldırıları karşısında her zaman Türk Ordusu’ndan yana tavır aldı.

“Hepimiz Ermeniyiz”ci grupla kol kola yürüyenler arasında en önde Mumcu’nun oğlu Özgür ve kızı Özge var ne yazık ki.
Özge Mumcu son olarak Vatan gazetesine bir röportaj vermiş.
Özge Mumcu’nun sözünü
ettiğimiz röportajı verdiği isim de bir o kadar dikkate değer; Taraf gazetesi aracılığıyla Ordu düşmanı kampanyanın öncülüğünü yapan Ahmet Altan’ın Vatan gazetesinde
çalışan kızı Sanem Altan.
Evet, Uğur Mumcu’nun bütün hayatı boyunca mücadele ettiği, “liberal ve holding beslemesi tosuncuklar” diye saldırdığı ve ölene kadar da düşman kaldığı “Altangiller”den Sanem’le paslaşarak “babamı öldürenler İslamcılar ya da Kürtçüler olamaz” mesajları veriyor Özge Mumcu.

Uğur Mumcu’nun kemiklerini sızlatanlar…

İşin acı tarafı Uğur Mumcu’nun oğlu Özgür ve kızı Özge’nin de bu kampanyanın bir parçası haline gelmiş olmaları.

“Hepimiz Ermeniyiz”ci grupla kol kola yürüyenler arasında en önde Mumcu’nun oğlu Özgür ve kızı Özge var ne yazık ki.

Bu güruhun bu kadar pervasızca davranabiliyor olmasında herhalde en çok da bunun payı var.

Öyle olmasa belki de bu densizliği yapmaktan çekinirlerdi.

Uğur Mumcu’nun kemikleri sızlıyor olmalı!

Hadi diyelim ki bu Kürtçü ve liberal güruh kendi marjinal siyasetlerini aklamak için Uğur Mumcu gibi bir ismin gölgesine muhtaçlar, peki Mumcu’nun aile fertlerine ne demeli.

Özgür Mumcu zaten bir süredir Birgün isimli liberal-Kürtçü gazetede yazıyor.

Babasının oğlu olmak dışında hiçbir özelliği bulunmayan ve sırf Mumcu soyadı dolayısıyla köşe yazma imkânına kavuşan Özgür, babasının savunduğu fikirlere tamamen ters fikirleri bu Kürtçü gazete aracılığıyla yaymakta hiçbir sakınca görmüyor.

Özgür Mumcu’nun birkaç hafta önce yaptığı bir açıklaması da özellikle Şeriatçı basından büyük övgü almıştı; “Babamı İslamcıların öldürdüğüne inanmıyorum”.

Özge Mumcu’ya gelince…O da son olarak Vatan gazetesine bir röportaj vermiş. Şöyle diyor; “Babamın ulaştığı gerçekleri engellemek için herhangi bir örgüt kullanılmış olabilir. Kürt kimlikli olur, İslami kimlikli olur, ya da öldüren siyasi bir kimliğe sahipmiş gibi gözükebilir. Ama bu cinayetin siyasi ideolojiye sahip olup olmamasından ziyade, gerçekten kim yapmış olabilirle ilgilenmek istiyorum.”

Bak sen şu adam olacak çocuklara!

Sanırsınız ki babalarının gerçek katillerinin kim olduklarını öğrenmek istiyorlar, ama çok açık bir şekilde Uğur Mumcu’nun Kürtçü ve İslamcı düşmanlarını aklamaya çalışıyorlar.

“Uğur Mumcu’yu öldürmek kimin işine gelir” diye sormuş Özge.

Kürtçü ve Şeriatçıların Uğur Mumcu öldürüldükten sonra adeta göbek attıklarını bilmiyor olabilir mi acaba.

12 Eylül’den sonra herkesin sustuğu, sol adına ses çıkaran kimilerininse Kürtçülerle ve İslamcılarla kol kola girdiği günlerde Kürt-İslam sentezinden bahseden ve bu Kürt-İslamcı güçlere karşı adeta tek başına mücadele eden Uğur Mumcu’nun öldürülmesi başka kimin işine gelirdi acaba?

Özge Mumcu’nun sözünü ettiğimiz röportajı verdiği isim de bir o kadar dikkate değer; Taraf gazetesi aracılığıyla Ordu düşmanı kampanyanın öncülüğünü yapan Ahmet Altan’ın Vatan gazetesinde çalışan kızı Sanem Altan.

Evet, Uğur Mumcu’nun bütün hayatı boyunca mücadele ettiği, “liberal ve holding beslemesi tosuncuklar” diye saldırdığı ve ölene kadar da düşman kaldığı “Altangiller”den Sanem’le paslaşarak “babamı öldürenler İslamcılar ya da Kürtçüler olamaz” mesajları veriyor Özge Mumcu. Yazık gerçekten.

Özge ayrıca Uğur Mumcu’nun öldürülmesinden sonra kurulan ve Uğur Mumcu’nun kitaplarının satışıyla büyük bir gelir kaynağına sahip olan Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nın da (um:ag) başındaki isimlerden biri. Vakfın yayınladığı kitaplar içinde Uğur Mumcu’nun kitapları dışında kitaplar da yayınlanıyor.

Ve bu kitaplardan birisinde siyasal cinayetlere kurban giden isimler içinde Uğur Mumcu yine PKK’lı Musa Anter’le birlikte anılıyor!

Anlaşılıyor ki Mumcu’nun çocukları bu protestoya son derece bilinçli bir şekilde katılmışlar.

Yani hiç de öyle kandırılmış filan değiller.

“Hepimiz Uğur Mumcu’yuz, hepimiz Atatürkçüyüz” diyebilir misiniz?

Peki ama Uğur Mumcu’nun yazdıklarını ve savunduklarını bilmiyor olabilir mi çocukları.

Öyle ya, en azından öldükten sonra babalarının kitaplarını merak edip bir okumuş olmaları gerekir.

Hele hele bir de bu kitapları basıp bundan para kazandıklarını göre en azından “babamız ne yazmış” diye bir merak etmişlerdir herhalde.

Ama durum her ne olursa olsun Uğur Mumcu’nun uğrunda ölüme gittiği fikirlerine sahip çıkmak bir yana, karşı cephede yer alıp babalarının fikirlerini karşı saldırıya geçiyor çocukları.

Bu noktadan sonra da onları Uğur Mumcu’ya bağlayan hiçbir şey kalmıyor aslında.

Uğur Mumcu gibi fikirleri için yaşamış ve ölmüş bir ismin gerçek ailesi acaba bugün onun ideallerini yaşatmak için mücadele edenler midir, yoksa sırf onunla kan bağı olduğu için onun mirasından nemalanan, ama fikirlerine ihanet edenler midir?

Bu soruya en başta Uğur Mumcu’nun çocuklarının cevap vermesi gerekiyor.

Uğur Mumcu yürüttüğü mücadelenin ölümle bitebileceğinin pekala farkındaydı. Ne diyordu Uğur Mumcu:

“Ben Atatürkçüyüm, ben cumhuriyetçiyim, ben laikim, ben antiempeyalistim, ben tam bağımsız Türkiye’den yanayım, ben özgürlükçüyüm, ben insan haklarının savunucusuyum, ben teröre karşıyım, ben hırsızların, yobazların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım! Öyleyse vurun, parçalayın! Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır.”

Şimdi Uğur Mumcu’nun posterleri arkasından Kürtçü ve Ermenici propaganda yürütüp Türk düşmanlığı yapanlar Uğur Mumcu’nun bu söylediklerinin altına imza atabilirler mi? Biz de Atatürkçüyüz, cumhuriyetçiyiz, antiemperyalistiz, yobazların karşısındayız, teröre karşıyız diyebilirler mi?

Peki ya Hrant Dink’in her fırsatta Türk düşmanlığı yapan çocukları, onlar da çıkıp “Hepimiz Uğur Mumcu’yuz, hepimiz Atatürkçüyüz” diyebilirler mi?

Elbette diyemezler.

Sadece “Hepimiz Ermeniyiz”ciler değil, Mumcu’nun oğlu ve kızı da söyleyemez bunları ne yazık ki.

O zaman “hangi yüzle Uğur Mumcu’nun mirasını sahipleniyorlar”ın da cevabını vermek zorundalar.

Uğur Mumcu’nun yazılarını ne yapacaksınız?

Bu durumda Uğur Mumcu’nun fikirlerini savunan herkesin çıkıp Uğur Mumcu’nun arkasına sığınarak kendi marjinal siyasetlerini pazarlama gayretlerini karşı sesini yükseltmesi ve bunların maskesini indirmesi gerekiyor.

Uğur Mumcu’nun adını kullanarak Türkiye üzerindeki kirli emperyalist oyunların taşeronluğunu üstlenen bu çevreler belki de Uğur Mumcu gibi bütün Türkiye’nin saygı duyduğu ve cenazesinde milyonları bir araya getiren bir değere muhtaçlar.

Bu bile aslında onların ne kadar acz içinde olduklarını gösteriyor

Ama buna cüret edenler şunu da unutmamalılar; Uğur Mumcu’nun fotoğrafı arkasına geçerek ya da onun soyadını kullanarak onun yazdıklarını ve mücadelesini gizleyemezsiniz.

Uğur Mumcu bu ülkede Atatürkçülüğün, milliyetçiliğin, antiemperyalizmin ve solculuğun simgesi olmuştur.

Hadi diyelim ki Uğur Mumcu’nun ailesini kandırmayı başardınız, peki ama Uğur Mumcu’nun yazılarını ne yapacaksınız, onları da ortadan kaldırabilir misiniz?

Herkes Uğur Mumcu’nun çocukları gibi olmaz, birileri de çıkıp Uğur Mumcu’nun yazdıklarına bakar ve o zaman hem sizin hem de ağababalarınızın foyası meydana çıkar.

O nedenle, henüz yol yakınken Uğur Mumcu’nun arkasına saklanmaktan vazgeçin.

Densizliğin alemi yok!


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


kaleminize sağlık! şerefi için yaşamış cesur bir gazetecinin, çocuklarının bu denli duyarsız olması insanı çok üzüyor. Ayrıca Hrant Dink ve Uğur Mumcu arasındaki bu çok büyük farkı bir kez daha gözler önüne serdiğiniz için teşekkür ederim. Biz Atatürçüyüz, Laikiz, Milliyetçiyiz, Cumhuriyetçiyiz, Cebimizden önce Vatanımızı düşünürüz! Biz Uğur Mumcuyuz, Biz ATATÜRK'ÜZ, Biz TÜRK'ÜZ!

Sinem Bitiş, İzmir
21 Ağustos 2010


Kelime bulmakta zorlaniyorum,hani yaziklar olsun diyecegim,ama ondan bile anlamazlar ki.Mumcu ismine gölge etmesinler,YETER.

Erdem, Almanya
20 Şubat 2010


Görüyoruz ki Özgür'ün katıldığı kervana Özge de katılmış. Bunlar ne kadar da hayırlı (!) evletlarmış öyle.

Aramızda para toplayalım da bu ikisine birer Uğur Mumcu kitabı hediye edelim. Sevaptır!

Çağrıbey, Antalya
16 Şubat 2010


ağzınıza sağlık her satırına katılıyorum yakında sizinle tanışmak istiyorum

Emra Sonsöz, İstanbul
15 Şubat 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40