![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Umut Yalım Merhaba Sağdıç, nasılsın? Yalnızca “Nasılsın?” deyip, bitirsek mi bu konuşmayı? Konuşmak istemiyorum. Konuşmak istemiyorum çünkü. Kendimle bile konuşmak çok güç geliyor bana şimdi. Nedenini sorma, Sağdıç! Velhâsıl, konuşmamız gerek... “Acaba yine 18. konuşmada olduğumuz için midir?” “Olabilir.” “Son günlerde Salinger okuyordum. Dün ölmüş. Ne gârip?” “Ne ilgisi var şimdi, Sağdıç?” “Bilmiyorum. Edebiyât Târihi’ne altın gibi yazıldıktan sonra, ortadan kayboldu ya Salinger; kendimi ben de öyle hissediyorum. Bir şeyin parçası olduktan sonra, sânkiyse ortadan kaybolmuşum gibi. Salinger... Salinger... Salinger... Ne yürekli adam! O ün ânında, münzevî bir yaşamı seçmek. Bütün yapmacıklıklardan uzak durmak için. Bütün aymazlıklardan uzak durmak için. Bir süre izleme konu olmuştur zaten bu durum :Ün ânında, inzivâya çekilmek. Gözlerini kapatıp, yürümeye devâm etmek gibi. Hem de, yorgun gözlerinin yandığını duyarak. Âteşi varmış gibi sânkiyse insanın. Karda 40 derece yürümek. İşte, Salinger. Ve Holdın Kolfiyıld. Ne pervâsız bir dildi o çocuk. O çocukla beraber Çavdar Tarlası’nda koşmak isterdim el ele. Ne bıçkın bir dildi o Holdın. Tıpkı, bana benziyor. Ve Çavdar Tarlasında Çocukları okurken, kitâpta Holdın’la dolaşırken, duydum Salinger’in öldüğünü. Üzüldüm. Ancak kefiyli bir hüzündü bu...” “Hüznün keyiflisi nasıl oluyor ki?” “Bu anlatacağım bir şey değil, hissettiğim bir şey çünkü.” Neyse. Dediklerini kafam basmıyor şu ân. Sözü kısa, özü uzun tutalım. Seni, umut ve muhabbetle gözlerimden öperim, Sağdıç. İyi akşamlar. İyi yaşamlar. Kolay ve rastgele... Haydi hayırlısı...
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||