Tuğrul Çelik - Dünya
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Yoksulların partisi olacağız!
GÖKÇE FIRAT
"Na'vi"ler Alevi mi?
HÜSEYİN ADIGÜZEL
Kürtçüler üzülecek ama Naviler'in lideri de Türk!
KAYA ATABERK
Hitler'in vatanı Avusturya Apo'ya kucak açtı
ÖZGÜR ERDEM
Ülkücülerin işçi direnişlerine saldırılarının "şanlı tarihi"
İNAN KAHRAMANOĞLU
Kılıçdaroğlu
6 Ok'u biliyor mu?
OKAN İŞBECER
Meclis’te
Hz. Tayyip kavgası
TUĞRUL ÇELİK
Kürt açılımının son davetlisi: Çuvalcı general
YUNUS YILMAZ
İşçinin emekçinin
düşmanı Tayyip
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Senaryolar
 
TÜRKKAYA ATAÖV
Mauthausen'in korkunçluğu
İLYAS SALMAN
Yıkılası anıtlar
TEVFİK KAYMAZ
Yıldırımlar yaratan
bir milletin çocuklarıyız
EYKAN CAN
Düdüklerin efendisi
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (18)
 
 

Tuğrul Çelik
Kürt açılımının son davetlisi: Çuvalcı general

Kambersiz düğün olur mu derler ya hani. Durum bugünlerde tam da o. AKP, Kürt açılımına yeni bir ismi dahil ederek bu işi kimlerle ve ne için yürüttüğünü ortaya koydu.

General Ray Odierno.

Türkiye bu ismi 2003’te Türk askerinin başına Süleymaniye’de çuval geçinen ABD askerlerinin komutanı olarak tanıdı ve nefret etti.

Bugün Kürt açılımı adı altında yürütülen Türkiye’yi bölme planınına, Süleymaniye’de yaşanan Türk askerinin başına çuval geçirme olayının başındaki isim de dahil ediliyor.

2003’te yaşanan olay, Türk ordusuna karşı girişilen Amerikancı psikolojik savaşın ilk aşamasıydı. Ardından hatırlanacağı gibi Şemdinli ve Atabeyler gibi tertipler yaşandı.

Bugün de cami bombalamadan, balyozlardan geçilmiyor...

Aynı zamanda Kürt açılımı da yol alıyor.

Ve çuvalcı general, zamanı gelmiş olacak, Kürt açılımına davet ediliyor.

AKP yüzsüzlüğü ve millet düşmanlığı Süleymaniye’de yaşanan çuval olayında ortaya çıkmıştı hatırlanırsa.

Türk askerinin başına çuval geçirilirken, şu an ülkenin cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Abdullah Gül Kayseri’de istifini hiç bozmadan mantı yemekle meşguldü.

Tayyip de ABD’ye nota verilmeli görüşüne “Ne notası, ABD’ye müzik notası mı verelim.” diyerek milletle alay etmiş, Türk ordusuna karşı yapılan saldırıyı sadece izlemişti.

Şimdi de bu çuvalcı general açılım toplantısına davet edildi. Hem de Kürt açılımının sözcüsü Beşir Atalay tarafından!

Aynı yüzsüzlükle!

PKK’nın Kuzey Irak’tan tasfiyesi ve Mahmur Kampı’nın boşaltılması gibi konuların görüşüldüğü söylenen toplantıda, ABD’nin Irak işgalinde yer alan ve Türk askerinin başına çuval geçinen ABD’li general devlet eliyle davet ediliyor.

Bu adamla Türkiye’nin güvenliği tartışılıyor!

Tartışma ve toplantı işin görünen boyutu. Karşılıklı alış veriş yapıldığına ilişkin bilindik lafların tekrarından başka nelerin konuşulduğu bilinmiyor.

Toplantıya katılan diğer bir ABD’li de Ankara Büyükelçisi James Jeffrey. Onun da ABD ajanı olmadığını bilmeyen kalmadı. Onu da muhalefetle yaptığı görüşmelerden tanıyoruz.

Daha doğrusu muhalefete Amerikancı ayar çekme görüşmelerinden...

Rumların ve AB’nin Türk bayrağı alerjisi

Rum lider Hristofyas’ın KKTC’deki Beşparmak Dağları’na işlenmiş KKTC ve Türk bayraklarından duyduğu rahatsızlığı “hilkat garibesi” diyerek ortaya koymasının ardından bu kez bir başka Türk düşmanı aynı bayraklardan rahatsızlığını dile getirdi.

Rumların AB’ye taşıdıkları Türk bayrağı alerjileri, AB tarafından da hiç vakit kaybetmeksizin ele alındı.

Beşparmak Dağları’na kazınmış olan ve gece de aydınlatılan Türk bayraklarının görüntüsü Rumları o kadar rahatsız ediyormuş ki, geceleri sırf Türk bayrağının ışıltılarının görülmemesi için başkanlık binasının etrafı yüksek ağaçlarla çevrilmiş.

Türk bayrağı allerjileri dinmeyen Rumlardan meseleyi AB’ye taşıyan Rum vekil Antigoni Papadopulu, geceleri aydınlatılan Türk bayraklarının “çevreye zarara verip vermediği” ile ilgili bir soru önergesi vermiş.

Rum vekilin yazılı önerisini alan AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu üyesi Olli Rehn de Rumların hassasiyetini anladığını ve meselenin araştırılacağını belirtmiş.

Rehn, meselenin sadece çevresel boyutuyla ilgileneceklerini belirtirken, zihninin ardındaki gerçekleri de saklayamamış.

Bayrağın “tahrik ediciliği ya da siyasi boyutu”yla ilgilenmeyeceklerini belirtme ihtiyacı duyan Türk düşmanı Rehn de, Türk bayrağı söz konusu olduğunda Rumlarla aynı fikirde olduğunu ortaya koyuyor.

“Komisyon sadece işin çevresel boyutlarıyla ilgilenmekte. Kıbrıs sorunuyla ilgili sadece müzakerelerin taraflarından biri veya BM müdahele talebinde bulunursa o zaman müdahale edebiliriz.” diyen Rehn’in bu açıklamalarından görülüyor ki, meseleye tüm Türk düşmanları kısa zamanda dahil olacak.

Kısa zaman sonra tüm AB çevreci kesilip Beşparmak Dağları’nı kirlettiğini öne sürerek, Türk bayraklarına açıkça savaş açarlarsa şaşırmayız.

Isınan Körfez ve ABD ıskası


Körfez ısınıyor... Bush’tan görevi devralan Obama, ABD saldırganlığında bir değişim olmayacağını, görevininin birinci yılında layık görüldüğü Nobel Savaş ödülü ile gösterdi.

Başta Suudi Arabistan olmak üzere işbirlikçi Körfez ülkelerinin, ABD tarafından hızla silahlandırılmaları bölgede tansiyonun yükselmesine neden oldu.

Sebep malum... İran’ın olası füze saldırıları ve askeri harekat tehlikesi.

Bilindik senaryo yine işbaşında yani. 2003 yılındaki Irak’ın işgali de “Saddam’ın sahip olduğu kitle imha silahları” bahane edilerek başlatılmıştı. Tabii bu silahların varlığı bugün bile doğrulanamadı. Hatta silahlarla ilgili istihbaratın nasıl elde edildiği ile ilgili komik ama gerçek iddialar ortaya atılmıştı.

Bölgeyi hızla silahlandıran ABD, dört Körfez ülkesine Patriot füze sistemleri kurarken, Körfez’de de daha fazla savaş gemisi görülmeye başladı.

ABD’nin Ortadoğu’daki deniz karargahı Bahreyn’de, hava karargahı ise Katar’da bulunuyor. Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da ise mevcut ABD askeri sayısı 10 binden 30 bine çıkarılmış durumda.

ABD’nin tüm planı İran’ı Körfez bölgeleri üzerinden kuşatmak.

ABD’nin Körfez ülkelerine yaptığı yüklü silah satışı, işbirlikçiliğin ne demek olduğunu ortaya koyması bakımından da önemli.

ABD’nin talimatıyla “1 numaralı tehdit” olarak nitelenen İran yönetimi de Körfez ülkelerinin içinde bulundakları durumu çok iyi özetliyor:

“Amerikalıların manevralarını ‘bölge ülkelerinin İran’a dair endişelerinnden kaynaklanıyor’ diye haklı çıkarmaya çalışması çok ilginç. Bölgedeki sorunun ABD varlığından kaynaklandığını fark etmemeleri pek tuhaf. Bölgeye ne kadar silah yığarsanız, ev sahibi ülkelerin endişeleri o kadar artar.”

Bölge ülkelerini uyaran İran bu durumu, olası savaşın faturasını da ödeyecek olan Körfez ülkelerinin birer kukla gibi kullanıldığı bir ABD komplosu olarak niteliyor.

İran ayrıca son 31 yıldır hiçbir komşusuyla çatışma yaşamadığını hatırlatarak, ABD’nin yeniden Ortadoğu’ya nifak tohumları ektiğini belirtiyor.

ABD, Körfez ülkelerinde yerleşmeye devam ederken, kendi ülkesine yönelik olası füze saldırıları için de önlem almaya çalışıyor.

Önlem almaya çalışıyor diyoruz; çünkü ilk füze denemesinin başarısızlıkla sonuçlandığı bildirildi.

Yapılan tatbikatta, İran füzelerinin özelliklerine sahip bir ABD füzesi fırlatılmış. Bundan sonra beklenen ABD’nin ilk olarak İsrail’i korumak için kullandığı ve Akdeniz’de konuşlanmış bulunan SBX adlı gelişmiş radar sisteminin füzeyi farketmesi ve ardından füzenin etkisiz hale getirilmesiydi.

Ancak ABD’nin “gelişmiş” radarı atılan füzeyi fark edemedi. ABD’ye de bu ıskası 150 milyor dolara mal oldu.

Benzer bir durum da İsrail’in başına gelmişti.

Bir savaş simülasyonu hazırlayan İsrail, kendi hazırladığı ve kontrol ettiği savaş oyununda, İran füzesiyle vurulmuştu!

Bu kez de ABD vuruldu. Hem de kendi oyununda!

ABD’li yetkililer ise olayın şaşkınlığı içinde. “SBX radarı beklendiği gibi işlemedi. Yetkililer füze takibindeki sorunun nedenini araştırıyor.” diyorlar.

Radar beklendiği gibi işlememiş. Araştırsınlar bakalım.

İnsan düşünüyor, ya bu sadece bir tatbikat olmasaydı?

ABD’nin tüm bu hazırlıklar, Büyük Ortadoğu Projesi’nde planladığı gibi İran’a saldırısıyla devam edecek gibi görünüyor.

Ezilen uluslar olarak bildiğimiz tek bir şey var:

“Terörist ABD belasını bulacak!”

Eninde sonunda!

Tayyip’ten Ermenilere karşı peygamber sabrı

Ermeni açılımıyla imzalanan protokollenin andından, Ermenistan Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararında Ermenistan’ın tarihsel taleplerinden bir adım geri atmayacaklarını belirten açıklamalar yapmıştı.

Ermenistan Anayasası’nda bile Türkiye’nin bir bölümü Ermenistan sınırları içinde gösterilirken ve sözde Ermeni soykırımının tartışılmaz statüye getirilmesi çabaları ortadayken, yüksek mahkemenin farklı bir karar alması da zaten beklenemezdi.

Mahkemenin bu tavrı ve AKP’nin vediği cevap teslimiyetin sınırlarının nerelere varabileceğini göstermesi bakımından önemli. AKP’nin ilk olarak tepki namına göstermeye çalıştığı mırıldanmalar, olaya bizzat Tayyip’in dahil olmasıyla yerini bilindik içi boş gürültüye bırakmıştı.

Tayyip, Ermenistan Anayasa Mahkemesi’nin kararını, protokollere yapılan bir operasyon olarak nitelese de, Türk milleti AKP’nin ve bizzat Tayyip’in Amerikan operasyonun piyonları olduklarını, açılımların ardından tekrar gördü.

Hatta bu sözde tepkilerin ardından Ermenistan, “Bu bizim Anayasamızda bile var” diyerek Tayyip’in teslimiyetçiliğini ortaya çıkarmış, onun bile bile ve gönüllü olarak bu ihanet açılımını yürüttüğünü ortaya koymuştu.

Ermenistan bugün de açıklamalarına devam ediyor. Tayyip’in sözde tepkisini hedef alan Sarkisyan’ın lideri olduğu Cumhuriyet Partisi sözcüsü Eduard Şarmazanov, Tayyip’in tepkisini “anormal ve saçma” diyerek yanıtladı.

Şarmazanov’un açıklamaları şöyle devam ediyor:

“Erdoğan bu tür saçma sapan açıklamalarla tecrübeli bir politikacı izlenimi bırakmıyor. Sanki önümüzde bir ziraat mühendisi bulunuyor.”

Tayyip’in gönüllü işbirlikçiliğinden sonraki göstermelik efelenmelerine Ermeni tarafı oldukça net cevap verdi. Tayyip bunlar karşısında sus pus olurken, Dağlık Karabağ meselesinde de Ankara’nın yapacağı en iyi şeyin olaya karışmaması olacağı belirtildi.

Ermenistan, Tayyip’in meseleyi “Dağlık Karabağ’ın işgali” olarak nitelemesine karşı da Kıbrıs’ı gündeme getirdi.

Tayyip’in işbirlikçiliği sonrası Kıbrıs’ta satılan Milli Dava, bugün Tayyip’in karşısına çıkarılmış durumda.

Bugün Ermenistan, işgal ettiği Dağlık Karabağ’la ilgili olarak Türkiye’ye siz karışmayın, “Türkiye kendisi de işgalci devlet. Ermenistan’ın işgalci bir ülke olduğunu söylemeye hakkı yok.” diyebiliyorsa bu tamamen Tayyip’in önce Kıbrıs’ta olmak üzere gerçekleştirdiği işbirlikçi ve vatan satıcı politikaları yüzündendir.

Ermenistan’ın Tayyip’e yönelik tüm bu sözlerine karşılık Tayyip’ten ses seda yok.

Biry erlerden çıkıp “van minüt ulan” diyemedi.

O da anlamış olmalı ki bir işbirlikçiliğini kapatmak için sesini çıkartmaya kalksa, karşısına başka bir işbirlikçiliği çıkartılacak bundan sonra.

Çiftçiye “Ananı da al git” demekte hiç tereddüt etmeyen Tayyip, efendileri söz konusu olduğunda bundan sonra peygamber sabrı gösterecek gibi görünüyor.

Zaten bugünlerde de kendisi hakkında peygamber benzetmeleri yapılıyor, Tayyip’in gürültüsü duyuluyor.

Berlusconi’nin İsrail aşkı

Bayram değil seyran değil, Berlusconi neden İsrail’e ilgi duymaya başladı?

Geçenlerde yaptığı açıklamayla İsrail’in AB’ye alınması gerektiğini

söyleyen Berlusconi, İsrail’in güvenliği bizim güvenliğimiz diyerek İran’a yaptırım konusunda İsrail’in yanında olduğunu belirtti.

Tam, Berlusconi İtalya’sı ile Peres İsrail’i arasındaki bu dayanışma birdenbire nasıl ortaya çıktı diye düşünürken, yandaki fotoğraf her şeyi açıkladı.

Berlusconi İsrailli şarkıcı Rita ile gayet samimi görünüyor.

Arkada görünen Peres’in de keyfine diyecek yok!

Putin’e istifa çağrısı

Rusya son on yılın en kalabalık ve ses getiren protesto gösterisine şahit oldu.

Kaliningrad’da gerçekleşen gösteriye katılan binlerce gösterici “Putin istifa!” sloganlarıyla en son yapılan su ve elektrik zamlarını protesto etti. Gösteriye Putin yönetiminin yandaşı olarak görülen Liberal Demokrat Parti lideri Jirinovski’nin de katıldığı belirtiliyor.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

İşbirlikçi komprodor uşağı Kürt-İslamcı Faşist Akp'nin açılımının ne anlama geldiği daha da netleşiyor!!Zaten Irak'ın İşgalinden sonra Emperyalist Amerika'nın askerleri için dua eden zihniyetten başka ne beklenir ki!!2011 Genel Seçimlerinde İlerici Devrimci Kemalist Güçler olarak, Kürt-İslamcı Faşist Akp'yi Meclisten sileceğiz ve diğer düzen partilerine gereken dersi vereceğiz!!TÜRKSOLU'na ve ATATÜRKÇÜ PARTİ'ye başarılar diliyorum!!Sonunda kazanan DEVRİMCİLER olacaktır!!TEK YOL DEVRİM!!!

Mustafa Serhat Akman, Muğla
15 Şubat 2010


Balkanlar'da Osmanlı-Türk izlerinin silinmesi amacıyla Mostar ve Üsküp'te yüksek tepelere geceleri de aydınlatılan haçlar dikilmişti. Şehrin güzelliğini bozan ve çevreyi katleden bu haçlar da Türkleri ve müslümanları rahatsız ediyor. AB, her alanda olduğu gibi çevre konusunda da günah keçisi olarak yine Türkleri gözüne kestirdi.

Turgut Öz, Edirne
10 Şubat 2010


TEK BU HABER BİLE TÜRK SOLU İÇİN OY VERMEYE BİZİ RAZI EDER. ULA ELİN GAVUR GENERALİ  GELMİŞ KANLI GÖMLEGİNİ ÇIKAR MADAN  BİZE DERS VERİYOR. NEYMİŞ AÇILACAK MIŞIZ. İÇ İŞLERİ BAKANI OLACAK ZAVALLI DA DİNLİYOR BU AÇILIM HİKAYELERİNİ . YETER ARTIK GEL SEN TÜRK SOLU  BUNLARALA LAF OLMAZ SADECE SADECE OSMANLI TOKATI OLUR.

Ahmet Karacalı, İstanbul
8 Şubat 2010


İşte Türksolu farkı gerçekten Saygılarımızla!

Gelincik, İstanbul
8 Şubat 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40