![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Tuğrul Çelik
General Ray Odierno. Türkiye bu ismi 2003’te Türk askerinin başına Süleymaniye’de çuval geçinen ABD askerlerinin komutanı olarak tanıdı ve nefret etti. Bugün Kürt açılımı adı altında yürütülen Türkiye’yi bölme planınına, Süleymaniye’de yaşanan Türk askerinin başına çuval geçirme olayının başındaki isim de dahil ediliyor. 2003’te yaşanan olay, Türk ordusuna karşı girişilen Amerikancı psikolojik savaşın ilk aşamasıydı. Ardından hatırlanacağı gibi Şemdinli ve Atabeyler gibi tertipler yaşandı. Bugün de cami bombalamadan, balyozlardan geçilmiyor... Aynı zamanda Kürt açılımı da yol alıyor. Ve çuvalcı general, zamanı gelmiş olacak, Kürt açılımına davet ediliyor. AKP yüzsüzlüğü ve millet düşmanlığı Süleymaniye’de yaşanan çuval olayında ortaya çıkmıştı hatırlanırsa. Türk askerinin başına çuval geçirilirken, şu an ülkenin cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Abdullah Gül Kayseri’de istifini hiç bozmadan mantı yemekle meşguldü. Tayyip de ABD’ye nota verilmeli görüşüne “Ne notası, ABD’ye müzik notası mı verelim.” diyerek milletle alay etmiş, Türk ordusuna karşı yapılan saldırıyı sadece izlemişti. Şimdi de bu çuvalcı general açılım toplantısına davet edildi. Hem de Kürt açılımının sözcüsü Beşir Atalay tarafından! Aynı yüzsüzlükle! PKK’nın Kuzey Irak’tan tasfiyesi ve Mahmur Kampı’nın boşaltılması gibi konuların görüşüldüğü söylenen toplantıda, ABD’nin Irak işgalinde yer alan ve Türk askerinin başına çuval geçinen ABD’li general devlet eliyle davet ediliyor. Bu adamla Türkiye’nin güvenliği tartışılıyor! Tartışma ve toplantı işin görünen boyutu. Karşılıklı alış veriş yapıldığına ilişkin bilindik lafların tekrarından başka nelerin konuşulduğu bilinmiyor. Toplantıya katılan diğer bir ABD’li de Ankara Büyükelçisi James Jeffrey. Onun da ABD ajanı olmadığını bilmeyen kalmadı. Onu da muhalefetle yaptığı görüşmelerden tanıyoruz. Daha doğrusu muhalefete Amerikancı ayar çekme görüşmelerinden... Rumların ve AB’nin Türk bayrağı alerjisi
Rumların AB’ye taşıdıkları Türk bayrağı alerjileri, AB tarafından da hiç vakit kaybetmeksizin ele alındı. Beşparmak Dağları’na kazınmış olan ve gece de aydınlatılan Türk bayraklarının görüntüsü Rumları o kadar rahatsız ediyormuş ki, geceleri sırf Türk bayrağının ışıltılarının görülmemesi için başkanlık binasının etrafı yüksek ağaçlarla çevrilmiş. Türk bayrağı allerjileri dinmeyen Rumlardan meseleyi AB’ye taşıyan Rum vekil Antigoni Papadopulu, geceleri aydınlatılan Türk bayraklarının “çevreye zarara verip vermediği” ile ilgili bir soru önergesi vermiş. Rum vekilin yazılı önerisini alan AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu üyesi Olli Rehn de Rumların hassasiyetini anladığını ve meselenin araştırılacağını belirtmiş. Rehn, meselenin sadece çevresel boyutuyla ilgileneceklerini belirtirken, zihninin ardındaki gerçekleri de saklayamamış. Bayrağın “tahrik ediciliği ya da siyasi boyutu”yla ilgilenmeyeceklerini belirtme ihtiyacı duyan Türk düşmanı Rehn de, Türk bayrağı söz konusu olduğunda Rumlarla aynı fikirde olduğunu ortaya koyuyor. “Komisyon sadece işin çevresel boyutlarıyla ilgilenmekte. Kıbrıs sorunuyla ilgili sadece müzakerelerin taraflarından biri veya BM müdahele talebinde bulunursa o zaman müdahale edebiliriz.” diyen Rehn’in bu açıklamalarından görülüyor ki, meseleye tüm Türk düşmanları kısa zamanda dahil olacak. Kısa zaman sonra tüm AB çevreci kesilip Beşparmak Dağları’nı kirlettiğini öne sürerek, Türk bayraklarına açıkça savaş açarlarsa şaşırmayız. Isınan Körfez ve ABD ıskası
Körfez ısınıyor... Bush’tan görevi devralan Obama, ABD saldırganlığında bir değişim olmayacağını, görevininin birinci yılında layık görüldüğü Nobel Savaş ödülü ile gösterdi. Başta Suudi Arabistan olmak üzere işbirlikçi Körfez ülkelerinin, ABD tarafından hızla silahlandırılmaları bölgede tansiyonun yükselmesine neden oldu. Sebep malum... İran’ın olası füze saldırıları ve askeri harekat tehlikesi. Bilindik senaryo yine işbaşında yani. 2003 yılındaki Irak’ın işgali de “Saddam’ın sahip olduğu kitle imha silahları” bahane edilerek başlatılmıştı. Tabii bu silahların varlığı bugün bile doğrulanamadı. Hatta silahlarla ilgili istihbaratın nasıl elde edildiği ile ilgili komik ama gerçek iddialar ortaya atılmıştı. Bölgeyi hızla silahlandıran ABD, dört Körfez ülkesine Patriot füze sistemleri kurarken, Körfez’de de daha fazla savaş gemisi görülmeye başladı. ABD’nin Ortadoğu’daki deniz karargahı Bahreyn’de, hava karargahı ise Katar’da bulunuyor. Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da ise mevcut ABD askeri sayısı 10 binden 30 bine çıkarılmış durumda. ABD’nin tüm planı İran’ı Körfez bölgeleri üzerinden kuşatmak. ABD’nin Körfez ülkelerine yaptığı yüklü silah satışı, işbirlikçiliğin ne demek olduğunu ortaya koyması bakımından da önemli. ABD’nin talimatıyla “1 numaralı tehdit” olarak nitelenen İran yönetimi de Körfez ülkelerinin içinde bulundakları durumu çok iyi özetliyor: “Amerikalıların manevralarını ‘bölge ülkelerinin İran’a dair endişelerinnden kaynaklanıyor’ diye haklı çıkarmaya çalışması çok ilginç. Bölgedeki sorunun ABD varlığından kaynaklandığını fark etmemeleri pek tuhaf. Bölgeye ne kadar silah yığarsanız, ev sahibi ülkelerin endişeleri o kadar artar.” Bölge ülkelerini uyaran İran bu durumu, olası savaşın faturasını da ödeyecek olan Körfez ülkelerinin birer kukla gibi kullanıldığı bir ABD komplosu olarak niteliyor. İran ayrıca son 31 yıldır hiçbir komşusuyla çatışma yaşamadığını hatırlatarak, ABD’nin yeniden Ortadoğu’ya nifak tohumları ektiğini belirtiyor. ABD, Körfez ülkelerinde yerleşmeye devam ederken, kendi ülkesine yönelik olası füze saldırıları için de önlem almaya çalışıyor. Önlem almaya çalışıyor diyoruz; çünkü ilk füze denemesinin başarısızlıkla sonuçlandığı bildirildi. Yapılan tatbikatta, İran füzelerinin özelliklerine sahip bir ABD füzesi fırlatılmış. Bundan sonra beklenen ABD’nin ilk olarak İsrail’i korumak için kullandığı ve Akdeniz’de konuşlanmış bulunan SBX adlı gelişmiş radar sisteminin füzeyi farketmesi ve ardından füzenin etkisiz hale getirilmesiydi. Ancak ABD’nin “gelişmiş” radarı atılan füzeyi fark edemedi. ABD’ye de bu ıskası 150 milyor dolara mal oldu. Benzer bir durum da İsrail’in başına gelmişti. Bir savaş simülasyonu hazırlayan İsrail, kendi hazırladığı ve kontrol ettiği savaş oyununda, İran füzesiyle vurulmuştu! Bu kez de ABD vuruldu. Hem de kendi oyununda! ABD’li yetkililer ise olayın şaşkınlığı içinde. “SBX radarı beklendiği gibi işlemedi. Yetkililer füze takibindeki sorunun nedenini araştırıyor.” diyorlar. Radar beklendiği gibi işlememiş. Araştırsınlar bakalım. İnsan düşünüyor, ya bu sadece bir tatbikat olmasaydı? ABD’nin tüm bu hazırlıklar, Büyük Ortadoğu Projesi’nde planladığı gibi İran’a saldırısıyla devam edecek gibi görünüyor. Ezilen uluslar olarak bildiğimiz tek bir şey var: “Terörist ABD belasını bulacak!” Eninde sonunda! Tayyip’ten Ermenilere karşı peygamber sabrı
Ermenistan Anayasası’nda bile Türkiye’nin bir bölümü Ermenistan sınırları içinde gösterilirken ve sözde Ermeni soykırımının tartışılmaz statüye getirilmesi çabaları ortadayken, yüksek mahkemenin farklı bir karar alması da zaten beklenemezdi. Mahkemenin bu tavrı ve AKP’nin vediği cevap teslimiyetin sınırlarının nerelere varabileceğini göstermesi bakımından önemli. AKP’nin ilk olarak tepki namına göstermeye çalıştığı mırıldanmalar, olaya bizzat Tayyip’in dahil olmasıyla yerini bilindik içi boş gürültüye bırakmıştı. Tayyip, Ermenistan Anayasa Mahkemesi’nin kararını, protokollere yapılan bir operasyon olarak nitelese de, Türk milleti AKP’nin ve bizzat Tayyip’in Amerikan operasyonun piyonları olduklarını, açılımların ardından tekrar gördü. Hatta bu sözde tepkilerin ardından Ermenistan, “Bu bizim Anayasamızda bile var” diyerek Tayyip’in teslimiyetçiliğini ortaya çıkarmış, onun bile bile ve gönüllü olarak bu ihanet açılımını yürüttüğünü ortaya koymuştu. Ermenistan bugün de açıklamalarına devam ediyor. Tayyip’in sözde tepkisini hedef alan Sarkisyan’ın lideri olduğu Cumhuriyet Partisi sözcüsü Eduard Şarmazanov, Tayyip’in tepkisini “anormal ve saçma” diyerek yanıtladı. Şarmazanov’un açıklamaları şöyle devam ediyor: “Erdoğan bu tür saçma sapan açıklamalarla tecrübeli bir politikacı izlenimi bırakmıyor. Sanki önümüzde bir ziraat mühendisi bulunuyor.” Tayyip’in gönüllü işbirlikçiliğinden sonraki göstermelik efelenmelerine Ermeni tarafı oldukça net cevap verdi. Tayyip bunlar karşısında sus pus olurken, Dağlık Karabağ meselesinde de Ankara’nın yapacağı en iyi şeyin olaya karışmaması olacağı belirtildi. Ermenistan, Tayyip’in meseleyi “Dağlık Karabağ’ın işgali” olarak nitelemesine karşı da Kıbrıs’ı gündeme getirdi. Tayyip’in işbirlikçiliği sonrası Kıbrıs’ta satılan Milli Dava, bugün Tayyip’in karşısına çıkarılmış durumda. Bugün Ermenistan, işgal ettiği Dağlık Karabağ’la ilgili olarak Türkiye’ye siz karışmayın, “Türkiye kendisi de işgalci devlet. Ermenistan’ın işgalci bir ülke olduğunu söylemeye hakkı yok.” diyebiliyorsa bu tamamen Tayyip’in önce Kıbrıs’ta olmak üzere gerçekleştirdiği işbirlikçi ve vatan satıcı politikaları yüzündendir. Ermenistan’ın Tayyip’e yönelik tüm bu sözlerine karşılık Tayyip’ten ses seda yok. Biry erlerden çıkıp “van minüt ulan” diyemedi. O da anlamış olmalı ki bir işbirlikçiliğini kapatmak için sesini çıkartmaya kalksa, karşısına başka bir işbirlikçiliği çıkartılacak bundan sonra. Çiftçiye “Ananı da al git” demekte hiç tereddüt etmeyen Tayyip, efendileri söz konusu olduğunda bundan sonra peygamber sabrı gösterecek gibi görünüyor. Zaten bugünlerde de kendisi hakkında peygamber benzetmeleri yapılıyor, Tayyip’in gürültüsü duyuluyor. Berlusconi’nin İsrail aşkı
Geçenlerde yaptığı açıklamayla İsrail’in AB’ye alınması gerektiğini söyleyen Berlusconi, İsrail’in güvenliği bizim güvenliğimiz diyerek İran’a yaptırım konusunda İsrail’in yanında olduğunu belirtti. Tam, Berlusconi İtalya’sı ile Peres İsrail’i arasındaki bu dayanışma birdenbire nasıl ortaya çıktı diye düşünürken, yandaki fotoğraf her şeyi açıkladı. Berlusconi İsrailli şarkıcı Rita ile gayet samimi görünüyor. Arkada görünen Peres’in de keyfine diyecek yok! Putin’e istifa çağrısı
Kaliningrad’da gerçekleşen gösteriye katılan binlerce gösterici “Putin istifa!” sloganlarıyla en son yapılan su ve elektrik zamlarını protesto etti. Gösteriye Putin yönetiminin yandaşı olarak görülen Liberal Demokrat Parti lideri Jirinovski’nin de katıldığı belirtiliyor.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||