![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Ali Özsoy
Şeriatçı Bugün’den CIA’ci Taraf’a: Yıllardır bitmeyen aynı yalan CIA bülteni Taraf gazetesinde Ordu’ya saldırmak için Amerikan üretimi yeni bir propaganda başladı. Güya Ordu camilere bomba attırıp kendi uçaklarını düşürecekmiş. Bundan sonra da yönetime el koyacakmış. Ordu’ya yönelik cami bombalama suçlaması o kadar sırıtıyor ki… Biz bunu bir yerlerden hatırlıyoruz. Evet, özellikle 68 kuşağı iyi bilir. Şeriatçı provokatörlerin 50 yıldır değişmeyen yalanı budur: “Allahsız komünistler camiye bomba attı.” Sene 1969. O yıllarda Devrimci Gençler ABD’lilere Türkiye’yi dar etmişti. İlk olarak Deniz Gezmiş’in başlattığı eylem tüm Türkiye’ye yayılmış İstanbul, İzmir ve Trabzon limanlarından Altıncı Filo askerleri bazen yaka paça denize atılarak kovulmuştu. CIA’nın o zaman da bugünkü paralı gazetecileri vardı. Bugün gazetesi bu görevi üstleniyordu. Sürekli yalan üretiyordu. En değişmeyeni ise komünistlerin camileri bombaladıklarıydı. Bu haberler özellikle Konya ve Kayseri gibi Anadolu’nun iç bölgelerinde infial yaratıyordu. Sonunda AP’nin içişleri bakanı Türkiye’nin her yerinden Komünizmle Mücadele Derneklerinin militanlarını otobüslerle toplayıp, İstanbul’a getirtti. Maksat Şubat ayında İstanbul’a gelecek Amerikan Altıncı Filosunu Şeriatçı ve faşist cahil sürüsüne savundurmaktı. Şevki’nin gazetesi de yayınlara devam ediyordu. “Allahsız komünistler, ırz düşmanları, yine cami bombaladılar…” Tarihe Kanlı Pazar olarak geçen o gün büyük bir katliam yaşandı. “Tam Bağımsız Türkiye” sloganlarıyla alana giren kortejin ilk kısmına “Allahu Ekber” haykırışlarıyla bombalar atıldı. Silahlar ateşlendi. İnsanlar bıçaklanmaya başlandı. İki genç öldü, tam 200 kişi yaralandı. Altıncı Filo ve camiler(!) kurtarılmıştı!.. Çorum ve Maraş’ta aynı yalan “Allahsız komünistler cami bombaladı” sözü Kanlı Pazar’dan sonra aynen kullanıldı. Ancak bu sefer yanına “Aleviler” de eklendi. Böylelikle İslam dünyasındaki 1400 yıllık nefret ve kardeş kavgası körüklenmek istendi. Türk milleti bölünmek istendi. 1980 öncesi Çorum ve Maraş’ta yaşanan büyük katliamların öncesinde aynı uğursuz söylenti yine sokaklarda ABD kontrgerillası tarafından yayıldı. Sonunda tek suçları farklı bir mezhepten olmak olan kadın çocuk yüzlerce masum Türk insanı gözü dönmüş caniler tarafından katledildi. Şimdi aynı silahın namlusunun ucunda Türk Ordusu var. wEskiden devrimcilere inen “balyoz”, şimdi Türk askerine iniyor. Ve yine aynı köhnemiş pis yalan: “Askerler camilere bomba atacak…” Mesele bundan ibaret… Cami bombalamak: Bir Şeriatçı fantezisi Peki, nedir bu cami bombalama saplantısı… Türkiye’nin tarihinde hiç cami bombalanmış mı? Hayır. Devrimciler tarihlerinde hiç cami bombalamış mı? Hayır. Nereden geliyor bu saplantı o zaman? Neden Şeriatçılar yıllardır camilerin bombalanmasını sayıklar? Nedeni çok açık; çünkü cami bombalamak ve yıkmak her zaman için bir Şeriatçı fantezisi olmuştur. İbadet mekânı kutsaldır. İnancı ne olursa olsun devrimciler buralara asla saldırmaz. Çünkü her şeyden önce bu halk düşmanı bir eylemdir. Ancak İslam tarihinin başlangıcından beri değişmeyen bir olgu vardır ki; çeşitli türden Şeriatçıların en sık uyguladıkları eylem, beğenmedikleri kesimlerin camilerini yakmak, yıkmak ve sık sık cemaatini de katletmektir. Evet cami bombalama bir gerçektir. Ancak ne Hıristiyan, ne Budist ne de ateist gerçeği değildir. Bir Şeriat gerçeğidir. Özellikle son 30 yılda adeta bir çılgınlık haline gelmiş bir Şeriatçı eylem tarzıdır. Bir insan camiyi neden hedef alır? Tek bir nedenden dolayı… Aslında Şeriatçı, Müslüman değil putperesttir. Kuran’ı Kerim’de “gönderdiğimiz dinin adı İslam’dır” diye çok açık bir şekilde geçmesine rağmen Sünni ve Şii Şeriatçıları, Şeriat isimli yeni bir din yaratmışlardır. Bu din ise maddi simgeler, totemler ve putlardan geçilmeyen aslında İslam dışı yeni bir inançtır. Putperest totemlere ve şekillere çok önem verir. Şeriatçılar da bu yüzden düşman gördüklerinin bizzat camisini hedef alıyordu. Bu camiyi yakmak veya yıkmak adeta rakip totemi kırmak demekti. Tarih boyu cami yakma ve yıkma olayları Tarihte en çok Müslüman kanını kim dökmüştür? Burada iki güç yarışır. Şeriatçılar ve emperyalistler… Çünkü Şeriatçıya göre kendi Şeriat yorumunu kabullenmeyen Müslüman aslında Hıristiyan ve hatta kafirden bile kötüdür. Katli vaciptir. Camisi de bu yüzden hedeftir. Hep Müslüman âleminden bahseden Şeriatçı aslında Müslümanların çoğundan nefret etmektedir. Çünkü ya “hak mezhebinden” değildir, ya da mezhebinin gereklerini yani Şeriatçının buyruklarını yerine getirmemektedir. Böylelikle Şeriatçılık iyi Müslümanlığın değil, diğer Müslümanları köleleştirmenin ve üstünlük sağlamanın yolu olur. Aynısı Şii Şeriatçılar için de geçerlidir. Bunlar da Irak’ta kendi egemenlikleri için ve Sünnileri bastırabilmek adına Haçlıların işgal ordusuyla, ABD’li katillerle işbirliği yapmaktan hiç gocunmadılar. Çünkü onlara göre her Sünni, özellikle ismi Ömer veya Osman olan bir nevi Ali’nin katilidir. Müslümanın Müslümandan nefret etmesi en somut haliyle cami ve türbe düşmanlığıyla kendini sergiler. İslam tarihinde camide ilk kan dökme eylemi çok erken bir safhada kendini gösterdi. Bilindiği gibi Hz. Ali namaz kılarken öldürülmüştü. Türk imparatoru Hülagü’nün Bağdat’ı alıp, halifeliğe son vermesine kadar genellikle Şiiler Sünnilerin baskısı altında yaşadı. Camileri yıkıldı, cemaatler kılıçtan geçirildi. Bölgede Türk egemenliği kısa bir süre için de olsa barış getirdi. Ancak tarih boyunca Sünni ve Şii Şeriatçıların birbirinin cami ve kutsal mekanlarına saldırıları hep devam etti. Timur’un ordusu Şam’ı alınca, askerlerinden fanatik Şii olanları Muaviye ve Yezid’in türbelerini yok etti. Sünnilikten Şiiliğe geçmeyi reddetti diye kendi annesini bile öldürten Şah İsmail de tam bir Şii fanatiğiydi. İran’da Sünniliğin kökünü kazıdı. Tek bir ibadethanelerini bırakmadı. Sünni Şeriatçılığının İngiliz ajanları tarafından yeniden kurgulanmasıyla 19. yüzyıl başlarında ortaya çıkan Vahabilik ise ibadethane ve türbe düşmanlığında tam bir sapıklık arz ediyordu. Bu akım egemen olduğu yerlerde Müslümanların tüm kutsal önderlerinin türbelerini yıkmaya başladı. Öyle ki 1930’larda iyice sapıtıp Kabe’yi bile yıkmaya karar veren Vahabileri, Şeriatçıların nefret ettiği Atatürk uyarmak ve hatta savaşla tehdit etmek zorunda kalmıştı. Böylelikle bu çılgınlık engellenmiş oldu. Günümüzde cami bombalama eylemleri ABD’nin Irak’ı ve Afganistan’ı işgal etmesiyle birlikte Sünni-Şii çatışması ve cami bombalama eylemleri yepyeni bir boyut kazandı. Şeriatçı ulus bilincine düşmandır. Bu yüzden Şeriatçıların egemen olduğu İslam ülkelerinde ne yazık ki emperyalizme karşı ulusal mücadele darbe yemiş, Hıristiyan emperyalizmi Müslümanları mezheplere bölerek kolayca kullanmıştır. Irak’ta laik Baas’ın ve Arap milliyetçilerinin ABD’ye karşı yürüttüğü silahlı mücadeleye en büyük zararı Sünni Şeriatçılar ve Şii Şeriatçıların başlattığı iç savaş verdi. Bu çatışmanın ilk kıvılcımını 2003 yılında Şiilerin kutsal gördüğü İmam Ali Cami’nin bombalanması çaktı. Daha sonra cami bombalamak Irak’ta tam bir çılgınlığa dönüştü. Sünni Şeriatçılar Şii, Şii Şeriatçılar ise Sünni ibadethanelerini ve türbelerini bombalamaya başladı. 2 Mart 2004 yılında Aşure ibadeti için toplanan 178 Şiinin katledildiği bombalama eylemi bir dönüm noktası oldu. Ardından Şiilerin çoğunlukta olduğu Güney Irak’ta Sünni camileri bombalanmaya ve yıkılmaya başlandı. Şiiliğin en kutsal mekânlarından Al Askari Camii 2006 ve 2007’de üst üste bombalandı. Bazıları bu eylemlerin ABD provokasyonu olduğunu söylüyor. Elbette ki ABD bu durumdan son derece memnun… Ama ne hikmetse Sünni veya Şii olsun fark etmiyor Şeriatçı her zaman için “provokasyona gelmeye” hazır. Çünkü o emperyalistlerin her zaman kullanabilecekleri bir nefret canavarıdır. Cami bombalama eylemlerinin yoğunlaştığı diğer ülkeler ise Afganistan ve Pakistan. Bu iki ülkede de Şiiler azınlıkta. Özellikle Pakistan’da son yirmi yılda Şii-Sünni çatışmasından dolayı yaklaşık 4000 kişinin öldüğü tahmin ediliyor. 2003 yılında tıpkı Irak’ta olduğu gibi Pakistan’da da cami bombalama eylemleri başladı. Kuetta’da düzenlenen ilk eylemde camide cuma namazı kılan 53 Şii öldürüldü. Bir yıl sonra aynı yerde yine ibadet halinde bulunan 42 kişi katledildi. Bunu Şii sivilleri hedef alan pazar yeri bombalamaları takip etti. Bunlara misilleme olarak yapılan eylemde ise 40 Sünni öldürüldü. 2006 yılında Pakistan’da mezhep çatışmalarında toplam 300 kişi öldü. Pakistan’da gerçekleşen en son eylem 28 Aralık 2009 tarihinde, Karaçi’de Aşure kutlaması yapan 40 Şiinin bombayla havaya uçurulması oldu. İran İslam “Devrimi”nden sonra Sünni camileri kapatılmış veya yıkılmıştı. Afganistan’da benzer bir süreç Taliban tarafından Şiilere yönelik sürdürülüyor. Lübnan’da ise Şii-Sünni çatışması iç savaş boyutuna geldi. Irak’ta ABD Şiileri kullanmışken, Lübnan’a bu sefer Sünniler İsrail ve ABD ile işbirliğine hazır. Atatürk sayesinde Türkiye’de Müslümanlar uzun yıllardır, mezhep kavgasından uzak ve barış içinde yaşadı. Türkiye İslam dünyasında ibadete ve inanca en büyük saygı gösterilen ülke oldu. İşte Şeriatçıyla, laik arasındaki fark budur. Ve inanın eğer Şeriatçı “cami bombalamaktan” bahsediyorsa, oraya kesinlikle kardeş kavgası ve sonra da ABD emperyalizmi girecektir. Taraf’ta ortaya atılan iddianın tek açıklaması budur. Böylelikle Tayyip’in en büyük Haçlı seferinin piyonu olduğu tekrar ortaya çıkmaktadır. Haçlılara karşı ise bir tek Atatürk gibi laik ve milliyetçi bir direnişle karşı konulabilir.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||