Tevfik Kaymaz - Gülden gelinlik giydireceğiz güzel vatana
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Gökçe Fırat
Atatürkçü Parti'ye çağırıyor
ALİ ÖZSOY
Allah Allah diye
cami bombalayan Şeriatçılardır
KAYA ATABERK
Deniz Gezmiş'in düşmanı katillerin dostu
Arslan Bulut
TEVFİK KAYMAZ
Gülden gelinlik giydireceğiz güzel vatana
OKAN İŞBECER
Taraf'tan itiraf:
Türk milleti Atatürkçü
TUĞRUL ÇELİK
Halepçe ve Kürt ihaneti
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Şubat'ı karşılarken
 
TÜRKKAYA ATAÖV
"Dachau cehennemi"ni gördüm
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Türk etnojenezi
ve mezhepler (2)
EYKAN CAN
Annan'ı da al git!
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (18)
 
 

Tevfik Kaymaz
Gülden gelinlik giydireceğiz güzel vatana

-I-

Tayyar mahallenin hayta delikanlılarından biridir. Anlayacağınız her yol vardır. Bazen mahallelerimizde köşe başlarında görüp adam olmaz bunlar, eğitimsizlikten işsizlikten böyle gençler de çoğaldı, yazık diye düşündüğümüz üzülüp rahatsız olduğumuz genç mahalle delikanlısı “tiplemelerinin” “bazılarından” biri yani. Hepsi Tayyar gibi olamaz asla...

Tülay ise hem dinibütün, hem de Mustafa Kemal Atatürk’e gönülden bağlı bir emekli zabitin biricik kızıdır. Bir yerlerde namusuyla çalışıp çeyiz vs. hazırlığı yapmaktadır.

Bizim Tayyar, Tülay’a fena takıntılıdır. İlle de onunla olmak evlenmek istemektedir. Önce kızın ailesinin dinibütünlüğü samimi Müslüman bir aile olması sebebiyle onları bu yönleriyle etkilemek için dindar bir genç olma ya da öyle görünme çabalarına girer.

Bu arada belediyede de çalışmaya başlamıştır. Belediye yönetimi dindar gençlere daha bir yakınlık göstermektedir o zamanlar. Dindardır, ancak bu konuyu da abartmış haytalığa vardırmıştır işi. Kızın ve ailesinin gözüne gireyim diye belediye, siyaset falan bu kez de Mustafa Kemal Atatürk devrimlerine karşı gelmekten hapsi boylar.

Halbuki Tülay da ailesi de samimi Müslümanlığın yanı sıra Atatürk ilkelerine de son derece bağlı bir ailedir.

Her neyse, bizim Tayyar bir şekilde çıkar hapisten. Bu arada mahalle haytaları arasında daha bi saygınlık kazanmıştır. Mahalle de saygın bir adam olmuştur. Ama yine asli gayesi Tülay’ı tavlayıp onunla olmak ve evlenmektir.

Her neyse aradan zaman geçer bizim Tayyar belediyede bir işe girer yine. Tülay da mahallede saygınlık kazanmış bu gencin tavırlarından etkilenmeye başlar. Artık bir işi de vardır. Ailesi de dinibütün bir genç, işi gücü de var, artık yakalı gömlek de giymeye başladı, eh kızları da bundan etkileniyor falan derken olumlu bakmaya başlarlar Tayyar’a.

Neyse ayrıntıları geçelim. Bizim Tülay ile Tayyar güzel bir düğün ile evlenirler. Düğünde bembeyaz ama gelinlikten çok kefene benzer bir gelinlik giydirmişlerdir Tülay’a. Bir yığın altın, beşibiryerde de takılmıştır.

Ama evlenmelerinden çok kısa sürede bizim Tayyar’ın kaba sabalığı ortalığa çıkıverir.

Tüm gün çalışıp ev temizliğinden mutfak işlerinden epey bir zorlanmaktadır bizim kızımız Tülay. Bir gün mutfakta bir şeyler doğrarken kazayla elini keser ve ağlayarak Tayyar’ın yanına gider. Tek isteği küçük bi tesellidir belki de.

Tayyar onun yakınmalarını pek dinlemeden:

“Ben seni yan gelip yatasın diye mi aldım” der ve yüzüne bile bakmaz.

Bu arada Tayyar’ın gözünü bir de hırs almıştır. Para hırsı. Güç hırsı. Belediyeden sonra bir şirketin baş müdürlüğüne geçmiştir. Para hırsı çok ön plandadır ve gözü artık Tülay’ı hiç görmemektedir.

Tülay içine kapanık hassas bir kızdır. Kolay kolay dert yanmaz, haklıyken bile bir çok kez susmayı tercih eder. Derdini de kolay kolay kimselere açmaz.

Ama artık Tayyar itip kakma, azarlama konusunda, çok azıtmıştır.

Annesine biraz çıtlatmış bizim Tülay da.

Annesi ile birlikte Tayyar’la konuşmaya karar verirler.

Tülay’ın annesi nasihat etmek için daha konuyu açar açmaz bizim Tayyar başlar bağırıp çağırmaya ve sonunda Tülay’a “Ananı da al git buradan” der. Artık ne sevgi ne saygı hiçbir şey kalmamıştır aralarında.

Ama Tülay hemen anasını alıp gitmemiş, yuvasını yıkıp yakmamıştır.

Hal böyle iken gel zaman git zaman bizim Tayyar’ın işleri kesat gitmeye başlar.

Ortağı Kamil Şerakıtan ile şirketin elinde ne varsa satmaya başlarlar.

Şirketin kala kala adı kalmıştır neredeyse.

Ortağı Kamil Şerakıtan çok cin fikirli art niyetli biridir Tayyar’ın.

Ayrıca Tayyar da ona çok şey borçludur bu şirket ortaklığından bu yana.

Artık tamamen batmak üzere olduklarında bir gün Kamil Şerakıtan üstü kapalı bir şekilde onuruna dokunur bi öneride bulunur Tayyar’a. Tülay’ın düğünden kalma ne kadar altını beşibiryerdesi varsa satmaya başlarlar en sonunda neredeyse biricik Tülay’ı da sabun fabrikalarına satmayı düşünecek duruma kadar düşmüşlerdir.

Önce çok öfkelenip kabarsa da Tayyar artık şirket işlerinde iyiden iyiye yozlaşmıştır. Kabul eder.

Sonunda bir gece yemeğe davet ettiği ve şirketlerine % 51 hisse ile ortak olup şirketi kurtaracak olan Antartikalı bir sabun fabrikası sahibi işadamına neleri var neleri yok satacaktır.

Tülay durumu çok iyi anlamıştır. Onuruna her koşulda kendi başına da kalsa sahip çıkacak kadar bağlı ve güçlüdür. Hemen o sabun üreticilerine küçük bir fırsat bile bırakmadan altınlarının kurtarabildiği kadar bir kısmını da alıp evini terk eder ve ailesinin evine koşar.

Artık Tayyar’ın hiçbir şekilde inandırıcılığı kalmamıştır. Olaylar kısmen mahalle halkının dilinde dalga dalga yayılmakta beş parasız itibarsız kalan Tayyar’a karşı bir gelişme gün geçtikçe artmaktadır.

Tayyar kaybettiği itibarını nasıl kazanacağını mı, biricik eşine yaptıklarının ayıp ve günahlarını mı, yalnızlığını mı düşünsün?

İçi içini kemirmektedir.

Bu şekilde devam ettikçe mahalleden geçemez olacaktır.

Birkaç kez işe gidip gelirken Tülay’ın yoluna çıkıp yalvarır affetmesi için ama kız oralı olmaz. İnandırıcılığını yitirmiştir artık.

Bu böyle gidemeyecektir.

Artık dayanamayan Tayyar arkadaşı Kamil ile dertleşirken Kamil’in birden gözleri parlar. Bir fikir gelmiştir aklına. Ama yan mahalle Telavivya’dan birkaç haytaya birkaç kuruş vermek gerekmektedir. Bunu hemen ayarlarlar.

Tülay yine bir akşam üstü yorgun işyerinden eve dönmektedir.

Tayyar bir köşe başında karşısına çıkar yine.

Ne olursun affet. Ben ettim sen etme diye yalvarır.

“Bak bu önümüzdeki seçimlerden sonra benim arkadaşlarım belediye başkanı olacak. İşlerimiz daha da düzelecek. Ne olur geri dön bana.” der.

Ama Tülay’ın öyle gururu kırılmış, ona olan güveni öylesine yıkılmıştır ki ne kadar acınacak hallere girse, vaatlerde bulunsa artık ona dönmeyecektir. Tülay yürüyüp gider hiç ses etmeden.

Tülay sokakta biraz ilerledikten sonra karşısına birdenbire Telavivya mahallesinin haytalarından Mertol ve arkadaşları çıkarlar ve laf atmaya, türlü sarkıntılıklar etmeye başlarlar. Bu işi aslında Kamil ayarlamıştır. Tülay başına gelenlerin şaşkınlığı içerisinde kaçmaya uzaklaşmaya çalışırken birden “Bi dakka, bi dakkaaaa Hüüüeeeyyttttt Ullennn” diyerek atılır Tayyar.

Ve Mertol ile beraber 4-5 arkadaşını birden bir güzel pataklayarak yerlerde süründürerek döver. Arkalarından da nara atar “mertOLmert diyerek....

Aslında Kamil, Tayyar ve Mertol’ün ahbaplıkları çok eskiye dayanmaktadır ve birbirlerinin hatırı için böyle birbirlerinden dayak yiyebilecek kadar nazları geçer birbirlerine, sonra ahbaplıkları yine devam edecektir.

Eh bu arada olayı gören mahalle sakinleri de sokağı doldurmuş hatta kimileri kamera ile olanların görüntülerini bile alıp TV haberlerinde yayına vermiştir ve defalarca izletilmiştir. Tayyar yeniden mahallenin saygın ağabeyi, külhanı olarak eski itibarına kavuşuvermiştir bir anda. Omuzlara çıkartılıp hoplatılmıştır.

Neden? Çünkü mahalleliler tümden bu Mertol ve ahbaplarını eskiden beri hiç ama hiç sevmemektedir.

Eh bu Mertol’ün bulaştığı Tülay gibi bir hanımefendi kızı da herkes sevmektedir zaten.

Bu halde Mertol’ü marizleyen Tayyar’ın yeniden mahallenin kahramanı olmasını hazırlamıştır.

Bu durum karşısında Tülay ise Tayyar’a yeniden inanacak kıvama kolayca gelmiştir.

Eh ne de olsa önümüzdeki belediye seçimlerinde Tayyar’ın arkadaşları belediye başkanı olacak işleri de yoluna girecektir. Hal bu olunca mahallenin oyları da Tayyar nereye ise oylar oraya olacaktır.

Artık işleri düzelirse her şeylerini satma girişimlerinde de bulunmazdı hem.

Böylece Tayyar yeniden mahallenin sevilen külhanı da oldu.

Artık her şeyin bir kez daha eskiye dönmesi için Tülay’ın Tayyar’a yar olmasının önünde bir engel kalmamıştır.

Eh bir tek Mertol biraz sopa yediği ile kalmıştır. Ama kimbilir bu sopanın karşılığında Mertol daha neler neler alacaktır Tayyar efendiden.

-II-

Tayyar işleri böylece düzeltmişken aradan yıllar geçer.

Her şey yolunda giderken mahallenin alt ucunda oturan Cudi ailesinin çocukları terör suçundan girdikleri hapisten af yoluyla çıkarlar. Son derece kalabalık havai fişeklerle bir karşılama yapılır.

Cudi ailesi ve Bünyamin Tarçın ise Tülay’ın emekli zabit babası ile bir arsa itilafı yüzünden davalıktır ve Tülay’ın babasının arsa hakkını alabilmesi için Cudi ailesinin usulsüz yapılmış kondu evinin yıkılması ve Bünyamin Tarçın’ın evinin bahçesinin bir bölümünü alması gerekmektedir.

Bünyamin Tarçın ayrıca mahallenin bazı uç kesimlerinde (nedense?) sevilen yaşlı birisdir. Hatta Tayyar’a belediyede ilk iş bulanın da o olduğu söylenmektedir.

O günlerde mahkeme sonuçlanmak üzeredir. Mahallede bir gerilim oluşur yine ve Cudi ailesinden bir grup Tülay’ın babasının evinin etrafında dolaşırken o sokağın gençlerinden 7’sini bıçaklayarak kaçarlar. İçlerinde Tülay’ın yeğenleri de vardır. Herkes Tülay’ın babasını davadan vazgeçirmek için gözdağı vermeye çalıştıklarını düşünürken Bünyamin Tarçın anlaşılmaz şekilde o işi Cudi ailesi yapmamıştır der. Cudileri korur. Ama birkaç gün sonra Cudi ailesinden olan o gençlerin ortadan kaybolduğu ve bu işi bizzat yaptıkları anlaşılır.

İlerleyen günlerde ise yabancı iki genç Tarçınların evinin önünden geçerken ihbar üzerine gözaltına alınır. Bünyamin Bey son bıçaklama olayları ve ortaya attığı iddiaları yüzünden pek bir korkmaktadır. Bu gençleri kendisini öldürtmek üzere Tülay’ın babası emekli zabit efendinin göndermiş olabileceğini söylemektedir. Bu ara mahkeme sonuçlanmış Cudi ailesinin evi boşaltılıp yıkılmıştır. Bünyamin Bey ise durumu kurtarmanın, mazlum görünmenin derdine düşmüştür.

Tüm bunlar olurken mahallenin gençleri ise işsizlikten, açlıktan dolayı hali vakti yerinde olan Tayyar’dan yardım istemektedirler, kapısından ayrılmaz olmuş, hatta orada yatmaya başlamışlardır.

Tayyar ise bir yandan kayınpederinin ve eşinin yeğenlerinin başına gelenler, Bünyamin Bey’in durmadan devirdiği çamlar ve mahalle gençliğinin işsizlik karşısında kendisine yaptığı baskılar yüzünden iyice bunalmıştır.

Tüm bunlardan sıyrılması ama bir yandan da dikkat çekmemesi gerekmektedir. Zaten külhanlığı itibarı yerindedir. Sadece mahalledeki gerilimi başka yöne aktarmaktır maksat.

Yine birden aklına o eski kurtarıcısı olan fikir gelir. Kamil’i yanından kovmuştur. Ama bu kez devreye eski dostu Abdurrahman’ı sokmaya karar verir. Biraz da Abdurrahman kahraman olsun diye düşünmüştür.

Yine Telavivya mahallesinden Mertol ile gerekli bağlantı önceden kurulur. Yine benzer bir plan için Mertol’e küçük bir ödeme yapılır ödemenin geri kalanı daha sonra Tülay’ın emekli zabit babasının arsasından bir pay şeklinde yapılacaktır.

Tayyar’ın mahallesinden saf bir genç Mertol’ün mahallesindeki kahvehaneye gönderilir. Başlarlar pişpirik oynamaya.

Ancak bu saf çocuğu Mertol’ün kankaları alçak bir iskemleye oturtururlar pişpirik oynarken durmadan eline bakıp hile yapmakta ve onunla dalga geçmektedirler.

Tam o sırada oradan geçen Tayyar’ın çocukluk arkadaşı Abdurrahman “Ne oluyor burda uleeyyyyyn. Bu çocuk neden alçak iskemlede? Neden eline bakıyorsunuz uleyyn?” diyerek hepsini sille tokat döver.

Bu arada Tayyyip’in ve Mertol’un da mahallesinde sürekli bu olaylar konuşulmaya başlanır.

Tülay’ın babasının ise Bünyamin Tarçın’ın kendisine öldürme maksatlı adam göndermesi iddiası ile ilgili olarak arama yapılmaktadır.

Cudi ailesi ise daha önceden inşaatına başladıkları gecekondularına çoktan yerlemişlerdir.

Peki ya bu arada Tülay ne yapmaktadır? O da hikayemizin başında giydiği beyaz, ama kefen benzeri gelinliğini arada bir sandıktan çıkartıp havalandırmakta ve diğer ev işleri ile uğraşmaktadır.

***

Beyaz kefen değil GÜLDEN GELİNLİK GİYDİRECEĞİZ KENDİ ELLERİMİZLE GÜZEL VATANA..


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Tek kelime ile MÜKEMMEL.Okudugum en güzel hikayelerden(anlayana gercek)birisi,sizi kutluyor ve hikayelerinizin devamini bekliyorum.

Erdem, Almanya
19 Şubat 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40