![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Okan İşbecer
Kürt Açılımı konusunda bir taraftan muhalefeti oynayan CHP bir yandan da alternatif açılımını el altından yürütüyor. Son olarak gündeme gelen öneriler ise birbirinden de ilginç. CHP’nin geçtiğimiz dönem Diyarbakır Milletvekilliği de yapan Genel Sekreter Yardımcısı Mesut Değer, son yaptığı açıklamalarla Kürt Açılımı konusunda CHP’den hayır gelmeyeceğini bir kez daha kanıtladı. Mesut Değer, PKK’lıların dağdan inmesini kolaylaştıracak önlemleri içeren bir rapor hazırlamış. Baykal’a sunulan raporda özellikle öne çıkan tekliflerden bazıları ise şöyle: * Dağdan inen PKK’lılara evlilik yardımı yapılması. * Yarım kalmış eğitimlerini tamamlamaları için fırsat verilmesi. * Dağdan inen PKK’lılara meslek eğitimi verilmesi. * 5 yıllık Yeşil Kart hakkı tanınması. * Örgütten ayrılan üst düzey yöneticiler için kimlik ve yüz değiştirme gibi önlemler alınması. Yukarıdaki akla ziyan öneriler, başta da dediğimiz gibi Mesut Değer’in raporundaki önerilerden öne çıkanları. Tabii burada en dikkat çekici olan kısımlardan biri de evlilik yardımı meselesi. Bu kısım biraz muğlak kalmış. Ne yani diyelim yıllarını dağda geçiren terörist dağdan indikten sonra evlenmeye karar verdi ama bir türlü eş bulamıyor. Devlet ne yapacak? Adam evlensin diye çöpçatanlık mı yapacak yoksa evlilik programlarına çıkarıp torpil mi geçecek? Bütün bunların yanı sıra itirafçılık ya da Pişmanlık Yasası gibi önlemlerle bir sonuç alınamayacağına işaret edilen raporda, “Genel af ya da benzeri ifadelerin karşılık bulması için inandırıcı yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir.” denildi. Görüldüğü gibi CHP tepe yönetimindeki bir vatandaşın hazırladığı raporda açıktan PKK’lılara -örgüt üst düzey yöneticileri de dahil olmak üzere- genel af öneriliyor. Ayrıca “Türkiye’de demokrasi ve hukuk sınırları içinde her türlü iş, düşünce ve siyaset yapma imkanları olmalıdır.” deniliyor. Devlet kendi vatandaşını çok istihdam etti ya dağdaki teröristler eksik kaldı. Mesut Değer, milletvekili olduğu dönemde de Kürtçü çıkışlarıyla sık sık gündeme gelen bir isimdi. Açıkçası onun böyle bir rapor hazırlaması beklenmeyecek bir şey değil. CHP bir taraftan AKP’ye karşı çıkıyor gibi görünürken diğer taraftan da Kürtlere oynamaya çalışıyor. Ama PKK’nın yasal partisi varken kimse CHP’nin bu önerilerini ciddiye bile almaz. Ancak böylelikle CHP’nin ne duruma düştüğü anlaşılır ki, bunu da anlamayan kalmadı artık. Perinçek en sevilen(!) ikinci lider
Anketin Sarıgül’den sonra en dikkat çeken ismi ise yine Perinçek oldu. Perinçek de yapılan ankette ikinci sıraya yerleşti. Şimdi iki tane ikinci sıra nasıl olur diyeceksiniz. Biri sondan ikinci olursa olur. Bizim Hazreti Perinçek de kendisinden beklendiği gibi sondan ikinci olarak yeni bir “seçim başarısı”na imza attı. 81 ilde 16 yaşından büyük 750 erkek, 803 kadın denekle yapılan ankete göre: Tayyip %40.1 ile birinci, Sarıgül %28.4 ile ikinci, Baykal da 18.1 ile üçüncü olmuş. Sıralamanın son üç ismi ise; Alper Taş: %2 Doğu Perinçek: %1.7 Erkan Baş: %0.9 Bu anketle birlikte Doğu Perinçek’in ne kadar marjinal bir tip olduğu da ortaya çıktı. Çünkü Türkiye’nin en marjinal isimleri olan Yalçın Topçu (BBP), Haydar Baş (BTP) ve Alper Taş (ÖDP)’ın bile altında kalmış. Uyduruk bir ankette bile ÖDP gibi bir partinin genel başkanının altında kalıyorsa bence Perinçek genel başkanlığa daha da hırsla sarılmalı. Neme lazım şimdi tutar genel başkanlığı falan bırakır da mazallah İşçi Partisi yükselişe geçer. Bir tek TKP Genel Başkanı Erkan Baş’ı geçebilmiş o da muhtemelen çok genç bir isim olduğundan kamuoyu fazla tanımadığı içindir. Yoksa eminiz Perinçek burada da birinciliği kimseye kaptırmazdı. Ama gene de kendisini tebrik etmek lazım. Bu kez en azından bindelik dilimlerden yüzdelik dilimlere geçme başarısı gösterebilmiş. Perinçek istediği kadar kendini çok önemli bir adammış gibi sunsun, Türk milletinin gözündeki değeri en fazla bu kadar işte. Her neyse, biz yine de Perinçek’in üstün başarılarının devamını diliyoruz. Ne de olsa centilmenlik henüz ölmedi. Can Dündar’a Adalet Bakanlığı koruması
Hatırlayacak olursanız sansasyonel bir reklam kampanyasıyla tanıtılan ve “insan Atatürk”ü anlatacağı söylenen Can Dündar’ın belgeseli, aslında Atatürk hakkındaki klasik Şeriatçı propagandanın buğulu bir ses tonuyla belgesel hali olduğu ortaya çıkmıştı. O kadar reklam kampanyasına rağmen de Türk milletinden beklenen ilgiyi görmemişti. Can Dündar ve filmi de ola ola bir Yunan gazetesine promosyon olmuştu. Ali Berham Şahbudak isimli vatandaşın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapmış olduğu müracaat sonucu hakkında dava açılan Can Dündar ve filmi, Başsavcılık tarafından “kovuşturmaya yer olmadığı” gerekçesiyle şimdilik ceza almaktan kurtulmuştu. Şimdilik dedik, çünkü Ali Berham Şahbudak’ın yaptığı itirazı değerlendiren Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise Can Dündar hakkında soruşturma ve dava açılmasına karar vermişti. Can Dündar’ı hukukun elinden kurtaran bu kez de Adalet Bakanlığı oldu. Adalet Bakanlığı, Yargıtay’a başvurarak mahkemenin Can Dündar hakkında “Atatürk’e hakaret” suçundan yargılanması yönünde verilen kararı bozmasını talep etti. Yargıtay’ın konu hakkındaki kararının ne olacağı merak konusu. Diğer bir merak konusu ise bayram ya da seyran değilken Adalet Bakanlığı’nın Can’ı neden öptüğü. Ertuğrul ve fedaileri
Söz konusu yeni polemik canavarımız Ertuğrul Özkök. Biliyorsunuz “Polemik Canavarı” lakabı başka bir Hürriyet yazarına, Ahnmet Hakan’a aitti. Ancak Ertuğrul’un vasıfsız (pardon sıfatsız, sadece köşe yazarı) köşe yazarına dönüşmesinden sonra Hürriyet’in yeni polemikçisi Ertuğrul oldu. Ahmet Hakan’a ise başka bir rol biçildi ki ona da biraz aşağıda değineceğiz. Ertuğrul geçtiğimiz hafta Hrant Dink’in katillerinden biri olmakla suçlandı ve bu suçlamalara cevap verdi. Önce bir televizyon programında Ali Bayramoğlu, o dönem yaptığı yayınlardan dolayı Hürriyet’i ve doğrudan Ertuğrul’u suçlayarak Hrant Dink’i hedef haline getirenlerden biri olduğunu söyledi. Sonra da bunu Yeni Şafak’taki köşesinde yazdı. O dönemde Hürriyet’te çıkan “Sabiha Gökçen Ermeni asıllı” haberinin Hrant’ı hedef haline getirdiğini söyleyen Bayramoğlu, Ertuğrul’u açıktan cinayet azmettiricisi ilan etti. Yandaş medya bir anda Ertuğrul’a karşı bir linç kampanyası başlattı ve iki gün içinde Ertuğrul’u suçlayan birkaç yazı yer aldı (Burada amacımız Ertuğrul’a yapılan linci vurgulamak ya da Ertuğrul’u savunmak falan değil. Ertuğrul’a üzüldüğümüz falan da sanılmasın. Bu kapışmada asla taraf olmayız ve “birbirlerini yesinler” deriz). Ertuğrul da kendini savunan bir yazı yazdı. Hürriyet’in azınlıkları ne kadar savunduğundan falan da bahsetti. Söz konusu haberi yapanların Hrant’ın yakın arkadaşları olduğunu, haberin Hürriyet’te çıkmasını Hrant’ın çok istediği gibi şeylerden de bahsetti. Savcıları göreve çağıran Ertuğrul, hakkımda dava açın yoksa bu adamların vicdanında aklanmam mümkün değil dedi. Bizce Ertuğrul savcıları boşuna göreve çağırmış. Bu adamların hepsi kara vicdanlı olduğu için vicdanlarında aklanmanın olanağı yoktur. Her neyse, Ertuğrul kendini yandaş çeteye karşı savunurken, bir anda karşı çetenin iki has silahşörü, Ertuğrul’a inanılmaz bir destek çıkışta bulundular. Bunlardan biri Ahmet Hakan’dı. Kendisini, elinden tutup bugünlere getiren eski yayın yönetmenini savunmak için çok çaba gösterdi. Normalde köşesini birden fazla konuya ayıran Ahmet Hakan, bu kez tümünü Ali Bayramoğlu’na ayırmıştı. Diğer bir fedai ise, çetenin Karamehmet kanadından Oray Eğin. Oray da yazdığı yazısında Ali Bayramoğlu ve hempalarının tutumunu “Türk basınının bu kadar aşağılık olabileceğini, bu kadar çiğleşebileceğini doğrusu tahmin etmezdim.” diyerek eleştirmiş. Sanki kendisi çok iyi bir gazeteci de... Bu son olayla birlikte medya içindeki çeteleşme git gide su yüzüne çıktı ve kılıçlar çekildi. Gerçi yandaşçılar her ne kadar avantajlı görünseler de Ertuğrul gibi bir döneğin önderliğinde her devrin adamı Ahmet Hakan ve çirkef Oray’la karşı taraf da pek hafife alınacak gibi değil. Özgürlükçü medya yandaş medyaya karşı. Nasıl ama. Filmi bile yapılır. Ama içinde hiç iyi bir karakterin olmadığı bir film de pek sıkıcı olur tahminim. Türk askeri teslim olmaz!
Sonrasını hepiniz hatırlıyorsunuz... DTP’lilerin aracı olmasıyla 8 asker PKK’lıların elinden kurtarılarak yurda getirilmişti. İşte bu askerlerden Er Ramazan Yüce hakkında Askeri Mahkeme 2.5 yıl hapis cezası vermiş, diğer sanıklar için de 1 yıl 3 ay ile 1 yıl 8 ay arasında değişen hapis cezaları verilmişti. Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi, sanık askerler hakkında verilen gerekçeli kararı geçtiğimiz hafta açıkladı. Kararda özellikle dikkat çeken noktalardan biri, 2.5 yıl ceza alan Er Ramazan Yüce’nin, diğer askerlerin teslim olmasında da etkin rolü olduğu. Teröristlerle Kürtçe konuşan Yüce’nin diğer askerlerin de silah bırakmalarını sağladığı gerekçeli kararda yer alıyor. Hatırlayan olacaktır. Askerlerin yurda dönmesinden sonra Ramazan Yüce’nin PKK propagandası yaptığına dair söylentiler de çıkmıştı. Askeri Mahkeme bu konuda görevsizlik kararı vermiş. Gerekçeli kararın başka bir bölümü ise adeta ders niteliğinde: “Şartlar ne kadar olumsuz olursa olsun, açıklanan mevzuat hükümleri uyarınca sanıkların (askerlerin) şahsi tehlike korkusunu yenerek mücadeleye devam etmeleri, silahlarını bırakarak teslim olmamaları gerektiği açıktır. Kurtuluş Savaşı’nda daha olumsuz şartlara rağmen atalarımızın hayatlarını feda ederek vatanı bizlere emanet etmiş olduklarını gözden uzak tutmamak gerekmektedir. Aksi takdirde yani bu tür insani duygular bahane edilerek olaya yaklaşılması durumunda, askerlik mesleği ve dolayısıyla vatan savunması yapılamayacağı bir gerçektir. Nitekim olay esnasında da yaşanan olumsuz şartlara rağmen üs bölgesinde görevli olan diğer personel, 12 personel şehit olmasına, 17 personel yaralanmasına rağmen çatışmaya devam etmiş, silahlarını bırakıp teslim olmamıştır.” Demek ki neymiş? Gerekçeli karar sadece askerler için değil, sivil vatandaşlar için de bir ders içeriyor. Vatan savunması söz konusu oldu mu, şartlar ne kadar ağır olursa olsun, sahsi çıkarlarımızı ya da geleceğimizi bahane edip kaçmamamız sonuna kadar mücadele etmemiz gerekir. Çünkü vatan olmadan kariyer, gelecek, eş-dost gibi kavramların değeri de yoktur. Bir nokta için bir kurşun israf edilir mi? Şimdi kim bu olayı sulandıran? İki gün ortadan kaybol da millet rahat etsin. Bu arada bakarsın medya da merak eder bu Arınç’a ne oldu diye, reytinglerin artar belki. Sana suikast planlayacak insanın biz de aklından zoru var diyoruz, senin gibi kendini çok büyük adam zanneden ama dünyamızda kapladığı yer bir nokta kadar olmayan birine niye suikast yapılsın ki?
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||