![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Aradan bir hafta zaman geçti. Biraz gecikmiş de olsa okurlarımızın yeni yılını kutlamak görevimi yerine getireyim dedim. Ama şu farkla: Ben kutlamakla lanetlemeyi, iyi yıllar barış ve huzur içinde bir 2010 geçirmelerini dilemekle ağız dolusu küfür etmeyi, yani açıkçası beynime yapışmış olan huyumu bir yana itmeden kutlama ve lanetleme yazısı tercih edeceğim. Yani açıkçası Anadolu halklarının bir kısmına iyi şeyler dilerken, büyük bir kısmına yaşam cehenneminin en derin çukuruna postalanmaları için ucuz pullar göndereceğim. Daha önceki yazılarımda kendimi anlatırken tekrar tekrar söylediğim bir cümleyi yineleyeceğim. Ben sevdiğimi ciğerime sokarım. Sevmediğimin de yüreğine sokarım. Zaten üç aşağı beş yukarı Türkiye halkının büyük çoğunluğu benim kimleri sevdiğimi kimlerine de Turgut'tan, Kenan'dan daha fazla kin kustuğumu biliyorlar. Ama biliyorum ki TÜRKSOLU'nda yazmak için kaleme el uzattığımdan bu yana gelen telefonlardan, gazeteye gelen fakslardan, sokakta karşılaştığım okurlardan anlıyorum ki kendimi yeteri kadar tanıtmamışım. Bunun temel nedeni olarak Anadolu insanının çoğunun içinde bulunduğu kafa karışıklığını görüyorum. Neyse biz kutlamaya ve lanetlemeye geçelim. Hiçbir sağcıya iyi yıllar demeyeceğim. Onlara cehennemin en karanlık yerini ve en vicdansız zebanileri tavsiye ediyorum. Umarım 2010 içinde gülümsetecek bir saniye bile geçirmesinler. Türkiye halklarının emekçilerine sermayenin alçak düzenine karşı örgütlü bir mücadele yılı diliyorum. Ama sağcı partilere oy verip cehennemini kendi eliyle kuran hiçbir emekçiye, ki onlara emekçi demekle gerçek emekçilere hakaret etmiş oluyorum, rahat bir yıl dilemiyorum. 12 Mart ve 12 Eylül darbecilerinin ölmüş olanlarına lanet okuyorum. Yaşayanlarına ise bu yıl içinde alacakları hediyelerin hepsinin fare zehri olmasını diliyorum. Bütün namuslu devrimcilere beyinlerindeki aydınlığın yaşamlarına yansımasını diliyorum. Uhreviyata inanmadığım halde hiçbir gerçek solcunun burnu dahi kanamasın diyorum. Mustafa Kemal'in Tam Bağımsız Türkiye idealinin savunusu olan gerçek ulusalcılara onurlu bir yıl diliyorum. Yukarıdaki dileklerimde gerçek solcu, gerçek Atatürkçü sözcüklerini sıkça kullandım. Bu sözcüklerin gerçek açılımını o sahtekarların hepsi biliyor ama açıklayayım. Çünkü bizim eğitim düzeyi dünya ortalamasının çok altında olan halkımız, bu sahtekarların hangi sınıfta, hangi dünya görüşüne sahip olduklarını net kavrayamıyor. Bir tek cümle yeter sanıyorum. Tam Bağımsız ve Sosyalist Türkiye için savaşmayan, gerçek düşüncesini beyninde çürüten, niyetini saklı tutan aslında Koç ve Sabancı gibi (Bu ülkede emperyalizmin ortağı olarak boy gösteren sermaye grupları için en bilinen bu ikisi olduğu için onları yazıyorum) çok uluslu, kan emici sermayenin uşaklığını gizliden yürüten sahte solculardır. Bu sahte solculara, faşistlere dilediğim kara günlerden daha kara eziyetli yıllar diliyorum. Çevreyi kendi çıkarları için kirleten, yedi rengin alabildiğince açık görünmesine izin vermeyen, doğayı insana, insanı doğaya düşman eden paralı sermayecilere kabuslu rüyalar diliyorum. Umarım kirlettikleri hava yalnız onları zehirler. Topluluk içinde demokrat, eşitlikçi geçinip evine gidip eşini döven erkek bozuntularına lanet olsun diyorum. Ama şunu da ekliyorum. Giderek artan bir biçimde sözde kadın-erkek eşitliği için uğraş verdiğini savunduğunu söyleyip evde erkeğini döven Amazonların da olduğunu biliyorum. Çünkü biliyorum ki kadın-erkek eşitliğinde havanın kirlenmesi güzelim göllerimizin, nehirlerimizin, denizlerimizin kuruyup çekilmesi de giderek çeşitlenen ve yaygınlaşan hastalıkların insanlığın başına tebelleş olmasının da gerçek nedeni sermaye düzeninin sürüp gitmesinden yana olan insan bozuntularının ürünüdür. Anlayacağınız gibi bütün bu kutlamaları ve lanetlemeleri bir tek cümle içine sığdırmam mümkün. Bu düzen yerini sosyalizme devretmeden acımız, sancımız artarak devam edecek. Bu düzenin tek alternatifi, her türden eşitliğin yaşandığı, yaşanacağı tek düzen, üretenlerin yönetici olduğu bir dünyadır. Yani sosyalizmdir. Bundan dolayı Tek Yol Devrim! Ha, şunu da unutmadan yazayım. Bütün televizyon kanallarını kaplayan dizilerin kadınlı erkekli uyuşuk izleyicilerine de zehir zıkkım bir yıl diliyorum. Tabii oynayanları da oynatanları da lanetliyorum.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||