Tuğrul Çelik - Dünya
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Kürt neden faşist olur?
ÖZGÜR ERDEM
"Kürt Ahmet"e ev yok!
ALİ ÖZSOY
Önce vatan ve bayrak mı
yoksa işiniz ve
maaşınız mı?
KAYA ATABERK
Kozmik Oda'yı arayan sayın hakim!.
TEVFİK KAYMAZ
Adım adım Nurullah İslam Cumhuriyeti'ne
OKAN İŞBECER
Biz de Ahmet Türk'e yurdumuzu açıyoruz!
TUĞRUL ÇELİK
Bomba CIA'nın içinde patladı
ONUR YAMAN
İftihar belgesi Kürtçülük olan Baykal Tayyip'le öpüşüp barışır mı?
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Telâş
 
TÜRKKAYA ATAÖV
Tarih boyunca
Yahudi düşmanlığı
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Milli Komünizm
ve Milli Fırka (2)
İLYAS SALMAN
Örgütlü bir
mücadele yılı olsun
VEDİİ BİLGET
27 Mayıs Devrimi'nin nedeni ve Orgeneral Cemal Gürsel
 
ÜNAL YALTIRIK
CHP, MHP, TSK, Demokrasi ve Açılım
 
M. ÇINAR ÇETİNKAYA
Oh bama! Yes bama!
 
EYKAN CAN
Almanak
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (18)
MUSTAFA İZBERK
Biz Türkler göçebe miyiz? "Acaba" ?!.(2)
 
 

Tuğrul Çelik
Bomba CIA’nın içinde patladı

7 ajanının öldürülmesi CIA’yı epey sarstı ama bilinsin ki sarsılan sadece CIA değildi. CIA’nın kayıpları CIA bültenlerine de yansıdı. PKK tarafından şehit edilen askerler için tek üzüntü kırıntısı bile duymayan günlük CIA bülteni Taraf, 7 ajanın ölümünü şöyle karşıladı: “CIA’nın kayıp canları”

ABD’nin kendi evinde vurulduğu 11 Eylül şüphesiz ki ABD için bir milattı. Ama böyle bir şey nasıl olabilirdi?

ABD istihbaratı hemen devreye girmiş ve bu işin ABD’nin bilgisinde olduğu gibi fikirlerin yayılması sağlanmıştı. ABD vurulmuştu, bütün dünya bunu görmüştü ama buna izin verilmemeliydi.

Bir Ortadoğulu ABD’yi nasıl vurabilirdi ki?

Ardından ABD “terörle mücadele” ve “dünyaya demokrasi getirme” projesi adı altında işgallere girişti.

Böylece yeni 11 Eylül’ler olmasını engelleyecekti. Her yerde Ladin ve El Kaideli miltanları arıyordu... ABD, Afganistan’a ve Irak’a girmişti girmesine ama sonuçları her gün artan ABD bayrağına sarılı tabutlardı.

ABD’nin El Kadie’yi çökertmek için tutunduğu önemli bir yer de Ürdün olmuştu. Ürdün İstihbaratı, 11 Eylül sonrası ABD’nin terörle mücadele bütçesinden epey yararlanmış, El Kaide’nin içine kadar sızabilecek ve orayı içten çökertecek ajanlar yetiştirme merkezi haline gelmişti.

Geçenlerde Ürdün İstihbaratı’ndan CIA merkezine büyük balığın yakalandığı haberi gelmiş.

ABD, ektiklerinin meyvesini aldığını düşünüyor, daha önce aynı şekilde Irak El Kaidesi’nin lideri Zerkavi’nin ortadan kaldırılması planının bu sefer de El Kaide’nin ikinci adamı Eymen El Zevahiri için tutacağını düşünüyordu.

2001’den beri peşinde oldukları liderin sonunun geldiğini düşünen CIA, haberi en güvendiği ajanından almıştı.

Halil Ebu Mulal El Balawi, Kuveyt asıllı bir doktormuş. Radikal İslamcı gruplar içinde özellikle de Filistin’de çalışmış ve bu yüzden hapse düşmüş.

Tıp eğitimini de Türkiye’de alan Balawi, hapisten çıktıktan sonra CIA bünyesine alınıp ajan olarak yetiştirilmiş. ABD’nin El Kaide’yi kendi silahıyla vurma stratejisi şeklinde yetiştirilen Balawi’ye verilen görev, El Kaide militanı gibi Afganistan’a gitmek, ör-gütün içine girmek ve El Zevahiri’nin yerini CIA’ya bildirmekti.

Gizli göreviyle ilgili kimseye bir şey söylemeyen Balawi, Türkiye’deki eşi ve çocuklarını görmek için çıkıp gidince soluğu Afganistan’da almış. Gider gitmez El Kaide içinde yükselen Balawi, Ebu Dücane El Horasani adını almıştı.

Bir gün CIA’nin sabırsızlıkla beklediği haber geldi. Söylediğine göre Balawi, Zerkavi’nin yerini bulmuştu. CIA yetkilileriyle hemen bir buluşma ayarlandı. Yer ABD’nin Afganistan’da kaybettiği ilk askerinin adını taşıyan Nathan Chapman Üssü’ydü.

Balawi üsse üstü aranmadan girecek kadar ABD ajanı biliniyordu. CIA yetkileri ve Ürdünlü istihbarat görevlileriyle karşı karşıya gelince görevini yerine getirdi.

Bom!

Balawi üzerindeki bombaları patlatarak 7 CIA ajanını ve Ürdün istihbaratında görevli ve aynı zamanda Ürdün Kralı’nın da akrabası olan Ali bin Zaid’i öldürdü.

Emir Zerkavi’den gelmişti. Hem de ta başından beri…

“Benim yerimi bulduğunu söyleyerek onları çağır ve kendini patlat.”

CIA, kendisinin sandığı ajanın başından beri aradığı Zerkavi’nin adamı olduğunu çok kanlı bir şekilde anlamıştı.

7 ajanının öldürülmesi CIA’yı epey sarstı ama bilinsin ki sarsılan sadece CIA değildi.

CIA’nın kayıpları, CIA bültenlerine de yansıdı.

PKK tarafından şehit edilen Türk askerleri için üzüntü kırıntısı bile duymayan günlük CIA bülteni Taraf, 7 ajanın ölümünü şöyle karşıladı: “CIA’nın kayıp canları.”

Açık açık “kayıp canlarımız” diyemiyorlar, şimdilik bu kadarıyla yetiniyorlar.

Şimdi hepsi oturmuş “Bomba içimizde nasıl patladı?” diye düşünüyordur.


Sürgüne giden Berlusconi
yanına Tayyip’i de alsın


Berlusconi ve Apicella

Naomi Letizia

Berlusconi’yle müzik albümü yapan Napolili gitarist Mariano
Apicella’nın yanında genç bir kızı da alabilecekmiş Berlusconi.
Naomi Letizia’yı mı seçer başkasını mı? Kendisinin tercihine kalmış artık... Ama bizim de bir ricamız olacak. Sürgüne giden Berlusconi yanına Tayyip’i de alsa fena mı olur? Hem ikili çok da iyi anlaşıyor. Gerçi Tayyip ata binmeyi bilmiyor ama olsun. “Beraber yürüdük biz bu yollarda”yı gayet iyi söylüyor.

Geçtiğimiz haftalarda uğradığı saldırıda ağzı burnu kırılan Berlusconi’nin hızla iyileşip siyasete döneceği söylenedursun, muhalefet de boş durmuyor.

Berlusconi’siz bir İtalya’nın daha yaşanabilir bir yer olacağının propagandasını yapan başta muhalefetteki Değerler İtalyası Partisi olmak üzere tüm muhalefet bir kararname ile Berlusconi’nin sürgüne gönderilmesini teklif etti.

Partilerden yapılan açıklama ise şöyle:

“Kararnamemiz esas itibariyle şundan ibaret: Berlusconi’ye İtalya’dan sorunsuzca ayrılma güvencesi veriyoruz. Bunda bir hile ya da aldatmaca yok. Bu, yeniden demokratik ve medeni bir ülke olma ihtiyacıyla alakalı bir konudur.

Gitmesi için kendisine bir devlet uçağı tahsis edilebilir, yanına Apicella’yı ya da tatlı bir genç kızı almasına da izin verilebilir. Varış yeri olarak tavsiyemiz Cayman Adaları’dır. Peki ya canı sıkılacak olursa? Birkaç at ve güvenebileceği seyisi pekala orada da bulunabilir.”

Muhalefet görüldüğü üzere Berlusconi’nin sürülmesini bir medeniyet projesi olarak görüyor ve önem veriyor. Gitmesiyle ilgili her türlü imkanın sağlanacağını adeta “bütün masraflar bizden” dercesine belirtiyor.

Eee, bu kadar uğraştan ve seferberlikten sonra Berlusconi’ye de gitmek düşer!

Yanına alabileceği şeyler konusunda muhalefet epey bonkör davranmış doğrusu. Berlusconi’yle müzik albümü yapan Napolili gitarist Mariano Apicella’nın yanında genç bir kızı da alabilecekmiş Berlusconi.

Naomi Letizia’yı mı seçer başkasını mı? Kendisinin tercihine kalmış artık…

Ama bizim de bir ricamız olacak.

Sürgüne giden Berlusconi yanına Tayyip’i de alsa fena mı olur?

Hem ikili çok da iyi anlaşıyor.

Hem de birbirlerine o kadar benziyorlar ki...

İkisi de kendileri aleyhindeki yargı kararlarına esip gürlemeleriyle meşhur. Kendilerine dokunulmadığı sürece hukuğun üstünlüğüne inananlardan.

Estirdikleri faşizm onları birbirine bağlayan en önemli özellikleri...

Gerçi Tayyip ata binmeyi bilmiyor ama olsun. “Beraber yürüdük biz bu yollarda”yı gayet iyi söylüyor.

Cayman Adaları da Türkiye’ye yeterince uzak, ABD’ye de çok yakın zaten.

Ne dersiniz, iyi olmaz mı?


Cengiz Han’ın torunu Papa’ya
nasıl posta koymuş?


Cengiz Han

Güyük Han
Cengiz Han’a başkentlik yapan Karakum’u idare eden Güyük Han’ın
Papa’ya yazdığı 1246 tarihli mektupta şöyle bir ifade geçiyormuş: “Bizzat gelip saygı sunmazsan, düşmanımız olacaksın.”
Güyük Han yazdığı mektupla Papa’ya ve Avrupa’ya iyi posta koymuş.

Vatikan arşivlerinin açılan yeni parçalarında ortaya çıkan bir mektup, Türklerin tarihi konusunda yeni bilgilerin de ortaya çıkardı. Hatta bu belgelerden bir kitap bile hazırlanmış.

Ortaya çıkarılan belge, 1246 tarihli ve Papa 4. Innocent’e yazılmış bir mektup. Osmanlılar döneminde, Türkler Avrupa içlerine sürekli akın düzenlerken, Papa önderliğinde kutsal ittifaklar kuruluyor, ama bir sonuç alınamıyordu.

Osmanlı İmparatorluğu’nu geçelim, daha Osmanlı Beyliği bile ortada yokken yazılmış bir mektup, başka bir noktayı işaret ediyor.

Sözü uzatmadan mektubu kimin yazdığını söyleyelim. 1246 tarihli Papa 4. Innocent’e yazılmış mektup Güyük Han imzalı.

Güyük Han kim peki?

Güyük Han, Cengiz Han’ın oğullarından Ögeday’ın oğlu.

Cengiz Han’ın ölümünden sonra imparatorluk tüm Orta Asya’yı kaplamış durumdaydı.

Cengiz’in torunlarından Kubilay, Çin’in tamamına yakınını ele geçirmiş ve Han Balık (Pekin) merkezli, Çinlilerin deyişiyle Yuan Hanedanı’nı kurmuştu. Böylece Çin, boyunca uzun yıllar Türklerin yönetiminde kalmıştı.

Kubilay, Çin’i tam anlamıyla imar etmiş, yollar yaptırmış, haberleşme ağı ve üretimi artırmak için müfettişlikler kurdurmuştur. Bu müfettişlikler, üretimi denetleyerek kıtlık zamanlarında halka bedava yiyecek dağıtımını kontrol ediyordu.

Sadece Asya’yla değil, Avrupa’yla da ilgilenen Kubilay, Fransa ve İngiltere krallarıyla birlikte Vatikan’a da elçiler gönderiyor, onlardan gelen elçileri kabul ediyordu.

İşte Papa’ya yazmış olduğu mektupla gündeme gelen Cengiz Han’ın bir diğer torunu Güyük Han da Kubilay gibi bir siyaset yürütüyor, Cengiz İmparatorluğu’nun sınırlarını batıda genişletiyordu.

Cengiz Han’a başkentlik yapan Karakum’u yöneten Güyük Han’ın Papa’ya yazdığı mektupta şöyle bir ifade geçiyormuş:

“Bizzat gelip saygı sunmazsan, düşmanımız olacaksın.”

Papa’nın bu mektupa nasıl cevap verdiği, Güyük Han’ın ayağına gidip gitmediği bilinmiyor.

Ama şu bir gerçek ki Güyük Han yazdığı bu mektupla Papa’ya ve Avrupa’ya iyi posta koymuş.


Yunanistan’ı “it dalaşı” batırmış

Türk ve Yunan savaş uçaklarının it dalaşına girmesi, Yunanistan’ın Ege’deki hava sahasının 10 mil olduğunu iddia etmesinden kaynaklanıyor.
Uluslararası kurallara göre Yunanistan’ın hava sahasının kara sularında olduğu gibi 6 mil olması gerekiyor. Yunanistan’ın 10 millik hava sahası iddiasını reddeden Türkiye bölgede eğitim uçuşları yapıyor. Türkiye 10 millik sahaya girdiğinde de Yunanistan, kendi savaş uçaklarını bölgeye göndererek it dalaşının yaşanmasına yol açıyor.

Yunanistan’ın içinde bulunduğu ekonomik krizden geçtiğimiz haftalarda bahsetmiştik.

300 milyar euroyu aşan borç ve % 10’u aşan işsizlikle kendini gösteren krize karşı Papandreu’nun alacağı önlemlerin büyük çoğunluğu lükse yönelik kısıtlamaları içeriyordu.

Ancak Yunan basını ekonomik kriz konusunda bile Türk düşmanlığını ortaya koymaktan geri kalmadı.

Yunanistan’ın TaNea gazetesi yaptığı haberde yaşanan ekonomik krizin faturasını Ege’de Türk uçaklarıyla girişilen it dalaşlarına çıkarmış.

Tabii gazetenin amacı neden buna yönelik harcama yapıldığı değil, iddia ettikleri üzere Türk uçaklarının sürekli olarak Yunan hava sahasını geçmesi sonucu, doğal olarak Yunan Hava Kuvvetleri’nin karşılık vermesiymiş.

Türk ve Yunan uçaklarının arasındaki it dalaşlarının istatistikleri şöyleymiş:

2006 yılında 60, 2007’de 386, 2008’de de 383 kez it dalaşı yaşanmış.

Gazetenin verdiği rakamlara göre geçen yıl Yunan bütçesinden it dalaşlarına 20 milyon euro harcanmış.

2009’un raporuna göre Ege Denizi’nde eğitim uçuşu yapan Türk F-16 uçaklarına Yunan uçakları 452 kez engelleme yaparak it dalaşı yaşanmasına neden olmuş.

En son 25 Aralık tarihinde Yunan hava sahasına girdiğini iddia ettikleri 8 Türk F-16 uçağını püskürtmek için havalanan Yunan Hava Kuvvetleri’ne ait 4 F-16 ve 4 Mirage 200 tipi uçak için yaklaşık 50 bin euro harcanmış.

Gazete it dalaşı haberlerini ortaya koyarak yıllardır süren bu olayın vergi veren Yunan vatandaşlarına pahalıya patladığını belirtmiş.

Baştan da belirttiğimiz gibi gazetenin amacı kendi hükümetini yaptığı harcamalar için eleştirmek değil, Türk düşmanlığı.

Yunanistan 1996’da Kardak Kayalıkları’na Yunan bayrağı dikmiş Türk-Yunan gerginliği neredeyse savaşa dönüşecek noktaya gelmişti.

Aynı yıl Ege Denizi’nde düşen bir Türk F-16 uçağının kazayla değil, bir Yunan Mirage uçağı tarafından düşürüldüğü, yine bir Yunan gazetesinde yayınlanmıştı.

Türk ve Yunan savaş uçaklarının it dalaşına girmesi, Yunanistan’ın Ege’deki hava sahasının 10 mil olduğunu iddia etmesinden kaynaklanıyor. Uluslararası kurallara göre Yunanistan’ın hava sahasının kara sularında olduğu gibi 6 mil olması gerekiyor. Yunanistan’ın 10 millik hava sahası iddiasını reddeden Türkiye bölgede eğitim uçuşları yapıyor.

Türkiye 10 millik sahaya girdiğinde de Yunanistan, kendi savaş uçaklarını bölgeye göndererek it dalaşının yaşanmasına yol açıyor.

Hava sahasını kendi lehine genişletmeye çalışan Yunanistan, yaşanan gerginliğin de tek sorumlusu.

Yunanistan ülkesinde yaşanan krizden bile Türkleri sorumlu tutuyor.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

Sizin gibi yazan yok kardeşim bagımlılık yaptı bende . Yaşa sen Türk Solu sagol varol sen içimizi aydınlattın.

Hasan Tekyolcu, İstanbul
12 Ocak 2010


 

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40