![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
(E) Amiral Vedii Bilget Vurguluyorum: Kurtuluş Savaşı günlerimiz, Ondokuz Mayıs 1919'da Mustafa Kemal'in Samsun'a ayak basması ile başlamıştır. "Büyük Türk ulusu"nun devrimler süreci başlamıştır. Büyük Türk ulusuna ve silahdaşlarıma arz ederim. Bir devlet başkanına otoritesini, bir hükümete iktidarını, bir meclise yaşama erkini vermeye hiçbir metin yeterli değildir. Her şeyden önce, o devletin egemen bir devlet olması koşuldur. Diğer ülkelere karşı egemenliği tartışmalı bir devlette, kurumların sağlıklı oluşumundan söz edilemez. Bir "kurumlar kurumu" olan devletin sağlıksız bir temele yaslanması, onun varlığını bile kuşkulu kılar. Böylesi bir devletin yöneticilerinin ise, egemen bir diğer devletin yerel yöneticileri olmaktan öte işlevleri de olamaz. San Francisco Konferansı'nın İkinci Dünya Savaşı sürerken hazırlanması rezaletine bu yazımda değinmeyeceğim. Amerika Birleşik Devletleri'nin bu konudaki siyasal vurdumduymazlığını başka bir yazımda belirteceğim. Büyük Türk ulusuna ve silahdaşlarıma arz ederim. Amerika Birleşik Devletleri, Adalet Partisi'ni 14 Mayıs 1950'de iktidara getirdi. Celal Bayar'ı Cumhurbaşkanlığı'na, Adnan Menderes'i Başbakanlığa atadı. Karşılığında Amerika Birleşik Devletleri emperyalizminin emirleriyle, değerli silahlı kuvvetlerimizin önemli bir bölümü "Güney Kore"ye gönderildi. Amerika Birleşik Devletleri emperyalizmine bütünüyle teslimiyetin ilk ve en önde gelen vurgusudur bu. Büyük Türk ulusunun Güney Kore'de ne işi vardır? Amerika Birleşik Devletleri emperyalizmi Türkiye'nin varlığını ve geleceğini yaşatacak olan "Köy Enstitüleri"ni kapattırdı. Türkiye'nin geleceğini çağdaşlaştıran, kültürleştiren Tonguç'u vatan haini, komünist olarak bütün dünyaya ilettiler. İnanan oldu mu dersiniz? Adalet Partisi'nin yöneticilerine, ‘bizi komünizmden kurtaran Amerika Birleşik Devletleri'dir' diye propagandalarını yaptırdılar. Bu durumda Adalet Partisi, bağımsız bir devletin partisi midir? Mustafa Kemal'in ulusu egemen kıldığı bağımsız bir ülkenin iktidarı mıdır? Başkomutanımız Mustafa Kemal dönemi dışındaki tüm iktidarsız iktidarlar, Amerika Birleşik Devletleri emperyalizminin emrindedir. Başkomutanımız Mareşal Gazi Mustafa Kemal'i yitirdiğimiz 1938'in 10 Kasım'ında, büyük törenlerle dost ve müttefik devletlerin donanmaları eşliğinde Gülhane Parkı'nda, deniz tarafında benim de aralarında bulunduğum silahdaşlarımla birlikte Yavuz Zırhlısı'na kondu. Ve Yavuz Zırhlısı İzmit'e gitti. İzmit'te hazırlanan bir trenle Ankara'ya götürüldü. Orada "Etnoğrafya Müzesi"nde Başkomutanımız Mustafa Kemal'imiz için hazırlanan özel yere kondu. 1953 yılı 10 Kasım tarihinde, Büyük Türk ulusu Ankara'ya taşındı. Bütün yollar gözyaşlarımızla sulandı. Vefakar halkımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Etnografya Müzesi'nden Başkomutanımız Mareşal Gazi Mustafa Kemal'imizi aldılar ve Ankara'nın "Anıt Kabir"ine götürdüler. Sonsuza dek orada "Anıt Kabir"de varlaşacaktır. Bu törende, Amerika Birleşik Devletleri Amerikanlaşmış Demokrat Parti'yi Mustafa Kemal Partisi olarak tanıtma girişiminde bulunmuştur. Demokrat Parti'nin asla Türkiye'nin bir partisi olduğunu kanıtlayamamıştır. Amerika Birleşik Devletleri'nin siyasi ve ekonomik çıkarları doğrultusunda yaptırılan tüm seçimlerde, Demokrat Parti Amerikan emperyalizminin dayatmasıyla iktidarda kalmıştır. Bu dayatmaları bütün dünya bilmekte ve görmektedir. Yineliyorum, Başkomutanımız Mareşal Gazi Mustafa Kemal dönemi dışındaki tüm iktidarsız iktidarlar, Amerika Birleşik Devletleri emperyalizmini emrindedir. 1958'de Genelkurmay Başkanlığı'na koşullu olarak getirilen Orgeneral Şefik İlter, Başkomutanımız Mareşal Gazi Mustafa Kemal'e derinden derine bağlılığın eylemini, bütün boyutlarıyla varlaştıran, oluşturan yeganelerin yeganesi bir Orgeneraldi. Bugüne dek, böyle bir Genelkurmay Başkanı görmedim. Celal Bayar'ların, Adnan Menderes'lerin, Adalet Partisi, Amerikan emperyalizmine yapamadıklarını değerli Orgeneral Şefik İlter yaptı. Ülkemizdeki baş düşmanımız Amerika Birleşik Devletleri emperyalizminin silahlı kuvvetlerine, "sizinle savaşmaya hazırız", "ülkemizden kovuyoruz", "defolun gidin" diyerek, Mareşal Gazi Mustafa Kemal Türkiyesi'nin Genelkurmay Başkanı ya da bir Orgenerali olduğunu böylece kanıtladı, Şefik İlter. Önde gelen düşmanımız Amerika Birleşik Devletleri emperyalizminin "Washington"daki yetkilileri, Mustafa Kemalleşmiş koşullu Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Şefik İlter'i "hemen emekli edin", "askeri mahkeme yargılansın", "en ağır cezalara çarptırılsın" demeçlerini vermekte gecikmediler. Ardından da Amerika Birleşik Devletleri emperyalizminin boyunduruğu altında Demokrat Parti'yi 1960'ın 27 Mayısına götürdüğünün farkında değildi. 1960'ın Nisan ayında kurulan "Tahkikat Encümeni" de Demokrat Parti'nin sonunu getirmişti. 27 Mayıs 1960 Devrimi gerçekleştirilmeden önce beni arayan genç deniz subayları Mecidiyeköy'deki Esentepe Caddesi'nde Akyüz Apartmanı'nın 6. dairesinde buldular beni. Tümü çılgın bir tay betimindeydiler. Yerlerinde duramıyorlardı. Gözleri şimşeklerle deviniyordu. Demokrat Parti Amerika Birleşik Devletleri'nin partisi idi. Mareşal Gazi Mustafa Kemal Türkiyesi'nin partisi olamadı. Zorlukla yatıştırdım deniz subaylarını. "Sizinle beraber olmak istiyoruz" dediler. "Beraber olacağımız günleri yaşamaktayız" dedim. Şaşırdılar. 25 Mayıs 1960 akşamı saat 22.00'da Mecidiyeköy'de Esentepe Caddesi'nde 39 silahdaşımla bir araya geldik. Konuşmalarımız kısa sürdü. Kararlıydık. 26 Mayıs akşamı 23.30'da 39 silahdaşım evimize geldi görev yerlerimiz saptadık. Kararlıydık. 27 Mayıs 1960'ta saat 01.00'da Mecidiyeköy'deki evimizdeydik. Saat 03.00'da telefonumuz çaldı, "Vakit tamam. Görev yerlerinize hareket edin!" emri verildi. 39 silahdaşımla 1. Ordu'dan gelen araçlarla görev yerlerimize bıraktılar bizi. Saat 5'te Demokrat Partililerin İstanbul'daki grubunun tümü tutuklandı. 1. Ordu'nun daha önce hazırladığı yerlerde hapislendiler. Ankara'daki tutukluların hapislenmesi haberinden sonra, erken saatlerde, saat 6'da, Kıdemli Binbaşı Nafiz devrimdaşımın kullandığı C-47 Dakota'yla ben ve devrimdaşımla birlikte Orgeneral Cemal Gürsel'i İzmir'den Ankara'ya götürmek üzere hareket ettik. İzmir'e vardığımızda birlerce ülkedaşımız ve 27 Mayıs 1960 devrimcileri bizi coşarak karşıladılar. Orgeneral Cemal Gürsel bizi bekliyordu. Binlerce ülkedaşlarımız ve silahdaşlarımızın alkışlarıyla Orgeneral Cemal Gürsel'i uçağımıza bindirdik. Orgeneral Cemal Gürsel sevinçten yerinde duramıyordu. C-47 Dakota uçağının pilotu Hava Kuvvetlerinden görevli Kıdemli binbaşı devrimdaşım Nazif'ti. Uçakta Mustafa Kemal Türkiyesi devrimcilerinden, 27 Mayıs 1960 devrimcilerinden, devrimdaşım Muzaffer Özdağ, Orgeneral Cemal Gürsel'in koruyucularından bir Kurmay Binbaşı ve Deniz Kuvvetlerinden Kurmay Kıdemli Binbaşı Vedii Bilget olarak ben vardım. Uçakta görevli olarak bulunan hepimize, değerli Orgeneral Cemal Gürsel, 27 Mayıs 1960 devriminin anısı belirleyen özel yazılarını devrimdaşlarımıza verdi ve teşekkür etti. Orgeneral Cemal Gürsel'i Etimesgut Havaalanı'nda on binlerce 27 Mayıs 1960 devrimcisi silahlı kuvvetlerimiz karşıladı. Gazetecilerin sorularını yanıtladı. Silahdaşım, devrimdaşım, Muzaffer Özdağ Ankara'da kaldı. Saat 12.00 dolaylarında askeri uçakla İstanbul'a gittim. Yeşilköy Havaalanı'nda 27 Mayıs 1960 devrimdaşlarım, silahdaşlarım karşıladı beni. Değerli devrimdaşlarım, değerli Orgeneral Cemal Gürsel'i İzmir'den Ankara'ya götürdüğümüz uçakta ailemiz İzmir'in Karşıyaka'sında oturmamız sebebiyle beni anımsadığını söyledi. İstanbul'daki adresimi sordu, verdim. Değerli devrimdaşım Talat Turhan'ı aradım. Değerli devrimdaşım o günkü rütbesiyle Kurmay Kıdemli Binbaşı Talat Turhan devrimdaşlarımın arasındaydı. Ve ben çok mutluydum. Karşı devrimciler, devrimcileri parçalamak, aralarını açmak için örgütlenirler. Devrimciler ise karşı devrimcilerin oyunlarına gelmezler. Tuzaklarına düşmezler. Devrimciler sıkıdan sıkıya el ele verip karşı devrimcilerin asılsız propagandalarına, yalanlarına inanmazlar. 1789 Fransız İhtilali ya da Devrimi bunun örnekleriyle yaşanmıştır. 1917 Devrimi bunun örnekleriyle doludur. Devrim tarihi bunun örnekleriyle donanmıştır. Evet ülkedaşlarım, silahdaşlarım, devrimdaşlarım 27 Mayıs 1960 devrimdaşlarımı parçalatmadan yaşatalım. Dostlarımızla düşmanlarımız tanıyarak ayırt ederek yaşatalım. 27 Mayıs 1960 Devrimi'nin yandaşlarına, devrimdaşlarına ve büyük Türk ulusuna arz ederim. 27 Mayıs 1960 Devrimi'ni gerçekleştirenlerden önde gelen 38 kişi arasından 14 kişi ile anlaşmazlığa düşmüşlerdi. Bu dayanılmaz durum karşısında Cumhurbaşkanımız Cemal Gürsel, büyük Türk halkıyla birlikte sarsıntılar geçirdi, çok üzüldü. Ülkedaşlarımızla konuştu ve dertlerini dinledi. 27 Mayıs 1960 devrimdaşlırımızdan 14 kişiyi ülkedaşlarımız ve silahdaşlarımız kınadılar. Bu 14 kişiyi 14 dost ülkenin başkentlerinde önemli ve onurlu makamlara atadılar. Değerli Orgeneral Cemal Gürsel'imiz bu durumlar karşısında hastalandı. Doktorlar kurtaramadı, Cemal Gürsel yitti. Allah rahmet eylesin. Cemal Gürsel'in kabri Ankara'da Cumhurbaşkanlarının bulunduğu yerdedir. 14'ler, Orgeneral Cemal Gürsel'in ölüm nedeni oldular. Başkomutanımız Mareşal Gazi Mustafa Kemal sonsuza dek büyük Türk ulusunun varlığında varlaşacaktır. Cumhurbaşkanımız Orgeneral Cemal Gürsel, büyük Türk ulusunun ve devrimdaşlarının varlığında sonsuza dek yaşatılacaktır. Arz ederim. Vurguluyorum. 27 Mayıs 1960 devrimi ülkemizi savunanlarla ülkemizi satanlar arasında sürekli bir davadır. Yineliyorum. Silahdaşlarım değerli Mareşal Gazi Mustafa Kemal'ler, değerli Orgeneral Cemal Gürsel'ler var oldukça milliyetçi Türk milleti sonsuza dek var olacaktır. Yüksek Adalet Divanı 27 Mayıs 1960 Devrimiyle birlikte kurulmuştur anayasamızla. 1950'lerin başındaki hoşgörülü ve yumuşak ilişkiler gittikçe gerginleşti. Adnan Menderes'in Kıbrıs davasını kamuoyuna benimsetmek amacıyla girdiği tertipler, 6 ve 7 Eylül olayları denilen ve Türkiye'yi dünya kamuoyu önünde küçük düşüren bir şiddet ve yağma eylemine dönüştü. 17 Şubat 1959'da Londra'ya giderken düşen uçaktan salimen kultuldu Adnan Menderes. Vatan Partisi kurma girişimleri özellikle TBMM içeriğinde oluşturulan ve anayasaya aykırı Tahkikat Encümeni Ankara ve İstanbul'daki öğrenci gösterilerine ve Harp Okulu öğrencilerinin ihtar yürüyüşüne neden oldu. Halk da bu gösterilere katıldı. Bu olaylar silahlı kuvvetlerin eyleme geçmesine ve devrimleşmesine yol açtı. Başbakan Adnan Menderes Eskişehir-Kütahya yolunda devrimdaşlarımızca tutuklandı. Ve yöneticiler milletvekilleriyle birlikte yassı adaya gönderildi. Yüksek Adalet Divanı'nda yargılandılar ve sonuçta Başbakan Adnan Menderes, bakanlardan Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idama mahkum edildi. Dış politikada ulusal çıkarları geri plana iterek, bizi bir tek Amerika Birleşik Devletleri emperyalizmi anlıyor diyenlerle örtüştüler ve idam edildiler. Bu yazıyı Amerika Birleşik Devletleri emperyalizmine ödünler vererek iktidarlaşanlara arz ederim. Milliyetçi Türk Milleti var oldukça, Başkomutanımız Mareşal Gazi Mustafa Kemal ve değerli Orgeneral Cemal Gürsel nur içinde yatsınlar.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||