![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Gökçe Fırat
Hitler'den Apo'ya, Türkiye'de ırkçılık ve faşizm genellikle Türklerle özdeşleştirilen kavramlar. Gazetelerde ve televizyonlarda köşebaşlarını tutanlar her gün Türklerin neden bu kadar ırkçı olduklarını, neden faşist olduklarını anlatıp duruyorlar. Biz de madalyonun tersini çevirelim ve sormaya başlayalım: Kürt neden faşist olur? Öncelikle faşizm üzerine birkaç hatırlatma yapalım. Faşizm, tıpkı liberalizm, sosyalizm, emperyalizm gibi bir siyasi akımdır ve çok ayırdedici özellikleri vardır. Dünyada ilk faşist uygulama İtalya'da görülmüştür ama Almanya'da Hitler çizmeyi aşmıştır. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra faşizm Avrupa'nın kıyılarına itilmiş ama buradan Üçüncü Dünya'ya özellikle de Latin Amerika'ya sıçramıştır. Faşizm, genellikle saldırgan yapısı ile tanımlanır ama temelinde bir iktisadi sistemdir ve iktisadi bazı amaçları gerçekleştirmek için ortaya çıkar. PKK'nın faşist Kürt hareketini incelediğimizde de tıpkı Hitler'inki gibi bir ekonomik program izlediğini görürüz. Yoksul düşmanı, zengin dostu Kürt faşizmi PKK her ne kadar yoksul edebiyatı yapsa da özünde büyük sermayenin örgütüdür. Ve temel ekonomik felsefesi de "zenginlerle dost olmak, yoksullara düşmanlık yapmak"tır. Her faşist hareket genellikle taban olarak kendisine yoksulları seçer ama hiçbir şekilde zengin düşmanlığı, sermaye düşmanlığı yapmaz. Hitler bunun tipik örneğidir. Partisinin adında sosyalist sıfatını bile kullanmıştır ama tüm iktidarı boyunca işçileri ezmiş, sermaye ile dost geçinmiştir. Ve çok belirgin bir tavrı da özellikle büyük sermaye ile arasını hep iyi tutmasıdır. Almanya'nın büyük tekelleri hiçbir zaman Nazilerin saldırısına uğramamıştır, onlar Hitler'i finanse etmiştir, Hitler'se onlara güvenli iş sahaları, bir savaş pazarı ve ucuz işçi sağlamıştır. Bu noktada PKK da aynı stratejiyi izlemektedir. PKK Güneydoğu'da başından beri hiçbir işadamına karşı çıkmamıştır, tıpkı Hitler taktiği ile onları haraca bağlamış ve desteklerini sağlamıştır. Bizim "Kürt mafyası" diye adlandırdığımız olgu aslında PKK'nın mali kaynağıdır. Bu mafya gücü ile Kürt işadamları denetime alınmıştır. Ama bunda Kürt işadamlarının çok büyük bir çıkarı vardır. Çünkü bu sayede çok ucuza sömürecekleri Kürt işçileri istihdam edebilmişlerdir. Böylelikle Kürt işadamları büyük sermaye birikimi yapmışlardır. Fakat PKK'nın bir diğer ekonomik programı aynı zamanda Türk bölgelerdeki işadamları ile, özellikle de büyük sermaye ile arasını iyi tutmak olmuştur. TÜSİAD başta olmak üzere önemli sermaye çevreleri hiçbir dönem PKK'nın hedefi olmamıştır. Onlar da bunun karşılığını PKK'ya siyasal destek vererek ödemişlerdir. Büyük sermayenin sürekli bir "barış"tan dem vurması boşuna değildir. Kürt faşistinin taktiği: Yoksul Türk'ü bezdirmek Ama çok daha önemlisi PKK doğrudan yoksul düşmanı bir harekettir. PKK'nın en büyük sivil hedefleri sıradan vatandaşlardır. Onlar otobüs molotoflar, çünkü otobüslerde yoksul Türkler seyahat eder. Ve yine PKK yoksul Türk semtlerinde eylemler düzenler. Onlar bakkal, manav, nalbur kundaklar ama hiçbir zaman bir alışveriş merkezi molotoflamaz. 30 yıllık kanlı tarihlerinde PKK'nın zengin semtlerde en ufak bir molotoflama, kundaklama gibi eylemi olmamıştır. Çünkü PKK'nın düşmanı zenginler değil yoksullardır. Burada ise temel hedef yoksul Türklerin bezdirilmesidir. Her an korkuyu duyumsayan, devletin onlara sahip çıkmadığını gören, canını veren yoksul Türkler bu şekilde bezecektir. Bu faşist terör kampanyası yoksul Türkleri sindirmeyi temel amaç olarak benimser. Çünkü bu teröre karşı çıkacak yani vatanlarını savunacak kesim de zaten yoksul Türklerdir. Türk'ün ekonomik varlığını gasp ediyorlar Asıl büyük amaç ise iktisadi işgaldir. Bugün kimilerinin Kürtlerin çalışkanlığına ve kalabalık olmalarına yorduğu ekonomideki yoğun Kürt varlığının tek sebebi vardır; ırkçı Kürt hareketi Türklere ait ekonomik varlıkları gasp etmektedir. Hitler Almanyası'nda da sokak çeteleri ilk önce Yahudi işyerlerini kundaklar, Yahudileri kaçırtır sonra da onlara ait ev ve dükkanlara el koyardı. Bugün ırkçı Kürtler de aynısını yapmakta, şehir milisi dedikleri güçlerle Türk esnafı yıldırmakta, dükkânları haraca bağlamakta, vatandaşı dükkânını terk etmeye ya da satmaya zorlamakta ve en sonunda ekonomik alanı Türklerden alıp Kürtleştirmektedirler. Hitler hareketi ile Kürt hareketinin ilk inanılmaz benzerliği burada ortaya çıkmaktadır. İkisi de ırkçıdır, ikisi de şiddet kullanır, ikisi de işgalcidir, ikisi de sömürücüdür. Dün Almanya'da nasıl bir Yahudi düşmanlığı yaşandıysa bugün de aynı şekilde Türkiye'de bir Türk düşmanlığı yaşanmaktadır. Ve bu ırkçı nefretin altında bal gibi bir ekonomik neden yatmaktadır. Türkler 30 yıldır 6-7 Eylül'e tabi tutuluyor Türkiye'de yabancı düşmanlığına örnek olarak 6-7 Eylül olayları gösterilir. İstiklal Caddesi ve benzeri yerlerde Rumların işyerleri yakılmış ve sonra el değiştirerek Türklerin eline geçmiştir. Çok basit bir sermaye transferi ve ekonomik gasp örneğidir. Ama Türkiye'nin tüm kıyı şeridinin ve büyük şehirlerinin tam 30 yıldır aynı 6-7 Eylül'ü yaşadığını görmeliyiz. Alın İstanbul'un herhangi bir caddesini... Son 40 yılın fotoğraflarını koyun yan yana... 1980, 1990, 2000, 2010 tarihlerine ait fotoğraflara yanyana bakarsanız, Kürtleşmeyi göreceksiniz. Türkiye çok acı bir şekilde ırkçı bir işgalle karşı karşıyadır. Bu açık bir "esmer" işgaldir ama aslında Güney Afrika'daki "beyaz" ya da Latin Amerika'daki "beyaz" işgalin tıpatıp kopyasıdır. Şimdi en basit nüfus rakamlarını bir göz önüne alalım. Türkiye 70 milyonluk bir ülke. Burada Kürt nüfusu diyelim ki 10 milyon olsun. Bu 10 milyonluk nüfusun bir de ekonomideki payına bakalım. Normalde ekonomide en fazla %15'lik bir payları olması gerekirken Türkiye ekonomisinin neredeyse yarıdan fazlasını denetlemektedirler. Bu, azınlık ırkçılığının en belirgin göstergesidir. Türkiye'de, sayıca azınlık olan Kürtler ırkçı bir hareketle Türkleri baskı altına almakta ve Türk'e ait tüm iktisadi varlıklara zorla el koymaktadır. Bu, tam da Hitler hareketinin taktiğidir. Almanya'da SA'lar, Türkiye'de PKK Hitler bu inanılmaz kapitalist taktiğini uygulamak için yoksulları kullanmıştı. Almanya'nın işsiz yığınları Hitler'in en önemli kuvvetiydi. Almanya'da kurulan SA'lar yani Nazi Partisi'nin sokak milisleri en bilinen örgütlenmedir. Eğer birilerinin malına, mülküne ve toprağına el koyacaksanız, kesinlikle silahlı bir örgütünüz olmalıdır. Hitler'in SA'ları bunun için kurulmuştu. PKK'nın şehir örgütlenmesi de bu nedenle kurulmuştur. Sistem aynıdır yoksul, işsiz, umutsuz bir genç istihdam edilmekte, karnı doyurulmakta, ırkçı nefretle beslenmekte ve sokağa salınmaktadır. Sokaktaki hedefi ise kendisine özdeş olan farklı ırktan insanlardır. Kendi yoksul ve işsiz olan Kürt, kendi düşmanı olarak yoksul Türk'ü hedef belirlemekte ve ona saldırmaktadır. PKK'nın temel hedefi Türk esnafları yok etmektir, çünkü bunlar kolay lokmadır. "Neden zengin Türk'e düşmanlık yapmazlar" derseniz bunun da cevabı var elbete. Eğer zengine Türk bile olsa düşmanlık yapmayı öğrenirlerse, içlerinde zenginliğe karşı bir bilinç oluşur. Kürtlerin de zengini çoktur. Ve bir gün bu öfke tersine de dönebilir.
Yoksul Kürt ordusu nasıl yaratılır? Peki bu işsiz ve yoksul Kürt gençler ordusu nasıl yaratılmaktadır? Bunun sebebi elbette devlet değildir Kürt egemenlerin kendisidir. Sistem şöyle işler... Önce Türk okulları bombalanır, öğretmenler öldürülür, böylelikle Kürt çocuğunun istikbali ilk tırpanı yer. İkinci aşamada bölgeye yapılan devlet yatırımı sabotaja uğrar. Devlet işletmeleri ve yatırımları bombalanır ve iş sahası kapanır. Böylece eğitimsizliğe bir de işsizlik eklenir. Üçüncü aşamada Kürt işadamları devreye girer ve kesinlikle kendi doğdukları topraklarda işyeri açmazlar ve böylece işsizlik kalıcılaşır. Bir sonraki aşamada ağalık sistemi devreye girer, ağanın marabası zaten işsiz güçsüz bir yığındır. Böylelikle Kürt egemeninin elinde bolca yoksul Kürt genci birikir. Hepsi işsizdir, açtır, nefretle doludur. Aile yaşamlarında hiç sevgi görmemiştir. Ve Kürt gencini okulsuz, işsiz bırakan, onu sömüren, onu köle gibi kullanan Kürt işadamı ya da Kürt toprak ağası bunun nedeni olarak Türkleri gösterir bu çocuklara. Oysa bir dönüp baksalar, her şeyin baş sorumlusunun bu işadamı-ağa sistemi olduğunu görebileceklerdir. Bu çark, iktisadi çarktır. Güneydoğu'daki Kürt ağaları ve işadamları, Kürtçülüğü kullanmaktadır çünkü bu onların ekonomik varlıklarının biricik güvencesidir. Bunlar Türk düşmanlığını ve Kürt ırkçlığını beslemektedir çünkü ancak böylece kendi sorumlulukları gizlenebilecektir. Türkiye'nin en büyük zenginleri böylece Türkiye'nin en yoksul insanlarından bir Kürt milis gücü kurarlar ve bunları kendi ekonomik çıkarları için Türklerin üzerine salarlar. Tıpkı Hitler gibi! Ve terör böylesi durumlarda tek iş sektörüdür. O nedenle PKK aynı zamanda büyük bir anonim şirkettir ama burada bile değişik bir ekonomik sistem işler. Teröristin ya da milisin maaşı yoktur. Neye el koyarsa onun malı olacaktır. Bu sistemde elbette bu yoksul Kürt milisleri hemen mafyalaşmakta, mala-mülke el koymakta ve kendi sermayelerini biriktirmektedirler. Kürt toprak ağalığı: Kürt oligarşisi Burada Alman faşizminden ayrılan bir durum toprak ağalığı sistemidir. Ama bu da Latin Amerika'daki faşist rejimlerin bir kopyasıdır. 1950 ile 80 yılları arasında Latin Amerika'da belli bölgelerde toprak ağalığı egemendi. Burada büyük latifundialar vardı, zenci köleleri çalıştırırlardı, sahipleri ise Beyaz Avrupalılardı. Bunlar aynı zamanda ülkeyi de yöneten bir oligarşi oluştururdu. Bizim ülkemizdeki Kürt toprak sahipliği de tamamen bu yapıdadır. Çok büyük toprak sahibi olan Kürt ağaları vardır ve bunlar aynı zamanda bölgenin politik gücüdür. Hatta Meclis'teki Kürt milletvekilleri de aynı zamanda toprak ağasıdır. Alın size Kürt oligarşisi! Ve tıpkı Latin Amerika'daki gibi bunlar da azınlıktır, yani bu ülkenin topraklarına el koyan bu "esmerler" grubu, aynı zamanda bir azınlık diktasıdır. Peki böylesi bir toprak rejimini kim destekler? Elbette emperyalizm. Latin Amerika'da bu tür toprak oligarşisinin arkasında her daim Avrupalı tüccarlar ve Amerikan şirketleri olmuştur. Bu toprak ağaları Latin Amerika'da silahlandırılmış ve bunlara özel ordular kurulmuştur. Silahların tümünün ABD'den verildiği, ABD'li ordu mensuplarının eğittiği bu silahlı güce Latin Amerika'da "kontra"lar denirdi. Bizde de PKK'nın durumu aynıdır. Kürt toprak ağalarının silahlı gücüdür bu örgüt ve silahları ABD'den, eğitimi de Pentagon'dan alırlar. Demek ki sorun aynı zamanda büyük toprak ağalığı, oligarşik bir faşizm ve emperyalizm sorunudur. Kürt faşisti neden denize açılmak ister? Kürt faşizminin bir diğer talebi de yayılmadır. Son 300 yılda Zağroslar'dan inerek Güneydoğu'ya girdiler. Son 100 yılda Güneydoğu'yu Kürtleştirdiler. Son 30 yıldır ise Türkiye'nin Batı bölgesine istikrarlı bir istila hareketi örgütlüyorlar. Bu yayılma hırsı neden? Çünkü yayılmacılık faşizmin yöntemidir. Faşistlere göre bir ülkenin "yaşam alanı" denilen bir bölge vardır. Bu bölge o ırktan insanların yaşadığı alanın çok daha ötesini de içine alır. Çünkü "ırkçı ego"yu doyurmaya toprak yetmez. Hitler "Yaşam Alanı" kavramını formüle ettiğinde şunu açıkça dedi; Alman ırkının mutlu ve refah içinde yaşaması için, Avusturya'nın, Belçika'nın, Polonya'nın, Fransa'nın, Rusya'nın Batı bölgesinin, İtalya'nın kuzeyinin, Balkanlar'ın Alman toprağı olması lazımdı! Görüyor musunuz siz yaşam alanını? Alman ırkı iyi yaşasın diye Fransızlar, Belçikalılar, Polonyalılar, Beyaz Ruslar, Ruslar, Slavlar ve elbette Yahudiler yaşamayacak! Gelin Türkiye'ye! Diyarbakır'daki, Mardin'deki, Urfa'daki toprak ağasının daha iyi yaşaması için... Ege'de Türk dükkanı kalmayacak! İstanbul'da Türk esnaf kalmayacak! Sahil şeridinde Türk'e ait hiçbir şey kalmayacak! Neden? Çünkü Kürt ağa daha iyi yaşayacak! Sorun Allah aşkına, tarihi boyunca mağaraya damlayan yağmur suyu dışında su yüzü görmemiş bu Kürt, neden Mersin'den denize açılmak ister? Hadi onu geçtik, ne diye Trabzon'dan denize ulaşmak ister. Nedeni basittir... Yaşam alanı meselesidir! Eğer Kürt ağa Türk bölgeleri işgal etmez, mala mülke el koymazsa, sistem işlemez! Yoksul Kürtle yoksul Türk kardeş mi? Bu sistemin işlemesi için Türk'ün malına el koyacak, bu iş için de kendi yoksul ve işsiz bıraktığı Kürdü kullanacaktır! Peki bu işsiz ve yoksul Kürtle evi, barkı, toprağa, işyeri gasp edilen yoksul Türk'ü birleştiren ortak bir bağ var mı? Yani yoksul Türk'le yoksul Kürt kardeş mi? Elbette hayır! Dünyanın her yerinde faşist hareketlere katılan, ırkçı teröre bulaşan, hatta faşist örgütlenmelerde sivil roller alan insanlar bile faşist birer "savaş suçlusu" sayılmıştır. O nedenle yoksul Kürt, bu tür bir faşist Kürt örgütünün emrinde bir milise dönüşmüşse artık o da faşisttir ve yoksul olması onu masum yapmaz! Faşist faşisttir. Ve faşist herkes de bir gün faşizme karşı kurulacak "insanlık mahkemeleri"nde yargılanacaktır. Mardin'den Teksas'a ağalık sistemi Ama bu faşizm elbette Hitler'in çapında büyük bir faşizm değildir. Daha ziyade Latin Amerika faşist hareketlerini andırır. Ve arkasındaki Amerikan desteği olmadan ayakta duramaz. Aslında o anlı şanlı Kürt ağalar, Amerika'daki asıl ağaların kulu kölesidir. Teksaslı toprak ağasının petrol kuyusu vardır, aynı zamanda silah fabrikası vardır. O halde ne yapmalıdır? Bölgeden petrolü alıp yerine silah satmalıdır. Bu Kürt faşizmi, hem Irak'ta, hem İran'da, hem Türkiye'de neden var sizce? Çünkü Teksaslı petrol ağası bölgeden petrolü ucuza alacak, bu bir. Silahını pahalıya satacak, bu iki. "Kürt faşizmi" işte bu demektir.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||