Kaya Ataberk - Kozmik Oda’yı arayan sayın hakim! ABD Türkiye’yi işgal ettiğinde sen mi savunacaksın bu ülkeyi yoksa gözaltına aldığınız askerlerimiz mi?
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Kürt neden faşist olur?
ÖZGÜR ERDEM
"Kürt Ahmet"e ev yok!
ALİ ÖZSOY
Önce vatan ve bayrak mı
yoksa işiniz ve
maaşınız mı?
KAYA ATABERK
Kozmik Oda'yı arayan sayın hakim!.
TEVFİK KAYMAZ
Adım adım Nurullah İslam Cumhuriyeti'ne
OKAN İŞBECER
Biz de Ahmet Türk'e yurdumuzu açıyoruz!
TUĞRUL ÇELİK
Bomba CIA'nın içinde patladı
ONUR YAMAN
İftihar belgesi Kürtçülük olan Baykal Tayyip'le öpüşüp barışır mı?
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Telâş
 
TÜRKKAYA ATAÖV
Tarih boyunca
Yahudi düşmanlığı
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Milli Komünizm
ve Milli Fırka (2)
İLYAS SALMAN
Örgütlü bir
mücadele yılı olsun
VEDİİ BİLGET
27 Mayıs Devrimi'nin nedeni ve Orgeneral Cemal Gürsel
 
ÜNAL YALTIRIK
CHP, MHP, TSK, Demokrasi ve Açılım
 
M. ÇINAR ÇETİNKAYA
Oh bama! Yes bama!
 
EYKAN CAN
Almanak
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (18)
MUSTAFA İZBERK
Biz Türkler göçebe miyiz? "Acaba" ?!.(2)
 
 

Kaya Ataberk
Kozmik Oda'yı arayan sayın hakim!
ABD Türkiye'yi işgal ettiğinde
sen mi savunacaksın bu ülkeyi
yoksa gözaltına aldığınız askerlerimiz mi?

 

İhanetler bu milleti bin yıllardır
yıkamadı.Siz ne zaman artık bu sefer Türklerden kurtulduk deseniz biz orada yeniden doğduk.
Devletler yıkıldı, devletler kuruldu. Ordular dağıtıldı, yenileri toplandı. 1918'de köpekdişleriyle bizi ısırmaya gelenlerin karşısında artık bir Osmanlı Ordusu yoktu. Ne bir genelkurmay, ne bir plan, ne de bir direniş olanağı kalmıştı. Yerli Rumların kurduğu çeteler, Ermenilerin terör örgütleri, Kürt isyanlarının derebeyi kuvvetleri Türk milletini bitirecek talan ordusunun bayrağı altında
birlemişlerdi. Büyük bir hevesle saldırmışlardı. Sonunda ne olduğunu herkes biliyor. Millet küllerinden ayağa kalktı. Dirildi ve direndi. "Geldikleri gibi gittiler". Hem de yenilgilerin en onursuzunu ve beklenmeyenini tadarak…

Kozmik Oda'da arama tertibi

AKP iktidarının ABD-PKK eksenli ihanet operasyonları zincirinin son halkası Kozmik Oda aramasıyla gerçekleşiyor. Evet, bu bir ihanet zinciri ve bilinçli, sistemli bir operasyonlar silsilesinin devamı. Klasik faşist provokasyonların en son sürümü…

Yakın zamana kadar, biz Türk halkı olarak Kozmik Oda nedir bilmezdik. Çoğumuz Seferberlik ve Tetkik Komutanlığı'nın adını bile duymamıştık.

Ama bu tertibin sahipleri hepsini biliyorlardı.

Nereye saldırmaları gerektiğini, bunu nasıl yapacaklarını biliyorlardı.

Neyin nasıl uygulanacağını, hangi adımların hangi sıraya uyularak atılacağını da biliyorlardı.

Yalnız bilmedikleri şeyler de vardı.

Ordu'nun en gizli seferberlik planlarının belgelerinin bulunduğu, iç savaş ya da işgal durumunda Türk milletinin nasıl direnişe geçeceğinin sistematiğinin kurulduğu ve saklandığı bu odalarda bulunan belgeleri bilmiyorlardı.

Her devletin olduğu gibi Türk devletinin de bu tip durumlarda kimin nerde, ne yapacağına dair bir planı vardı. İşte emperyalistler, bölücü teröristler ve işbirlikçi iktidar bunları bilmiyordu. Hedefte bu bilgileri ele geçirmek, deşifre etmek ve Türk milletine ölümcül darbeyi indirmek için harekete geçmek için son adımları atmak vardı.

Tüm bunları da son derece planlı ve sistemli bir ihanetle gerçekleştirdiler.

Yaklaşık bir ay kadar önce Bülent Arınç, gazetecilerin Danıştay'la aralarında süren tartışmayla ilgili sorduğu sorulara cevap veriyordu:

"Bekleyin. Bayramdan sonra zaten ne Danıştay kalacak ne de Bülent Arınç."

AKP'liler aynı yöntemi defalarca kullanmışlardı. "Bakın daha ne sürprizler var" ya da "beklenmedik gelişmeler" olabilir gibi açıklamalarının istisnasız hepsinin ardından bu tarz tertipler gelmesine zaten alıştırılmıştık. Bu sefer de Arınç, ilham gelmiş müneccim üslubuyla konuşuyordu.

Son olayların ardından geri dönüp bu sözlere bakıldığında Arınç'ın da tüm AKP kurmaylarının da bu tertipten haberdar oldukları, hatta bizzat tertibin içerisinde yer aldıkları başka kanıt gerektirmeyecek şekilde ortaya çıktı.

Dedik ya o zamanlar daha bizim için Kozmik Oda yoktu.

Türk devletinin beynine yapılacak saldırı yoktu.

Ama nasıl olduysa tüm bunlar Arınç'a malum olmuştu.

Belki o da istiareye yatıp Cleveland gören Unakıtan'lar gibi olacakları önceden görüyordu.

Ama anlaşılan o rüyasında Cleveland Hastahanesi'ni değil Pentagon ve CIA binalarını görmüştü.

Ya da İmralı'yı ve Kandil'i…

Neden Kozmik Oda ve Özel Harp hedef alındı?

Yeniden gözaltına alınan subaylar, yeniden derin devlet tartışmaları ve yeniden Özel Harp birliklerinin, Özel Kuvvetler'in dağıtılması gerektiği tantanaları...

Bu defa farklı olarak ilk kez aramalar ve baskınlar Genelkurmay Başkanlığı'na ait bir karargaha kadar uzandı. İlk olarak emekli subaylarla başlamışlardı, sonra sıra görevdekilere gelmişti. Sırayla önce rütbeler yükseldi sonra da girilen karargahların önem düzeyi...

Peki ama bu kadar gürültünün etrafında koparıldığı Özel Harp neden hiç gündemden düşmedi?

Son gelinen bu en kritik noktada neden yine merkezde burası var ve neden Kozmik Oda adı verilen en önemli sırların saklandığı yer hedefte?

İşte işin bu noktasında AKP iktidarının nasıl bilinçli bir ihanet içerisinde olduğu, tüm bu aşamaları nasıl bir bir ABD ve PKK'yla beraber planladığı ortaya çıkar.

Çünkü bu kez girilen yer öyle sıradan bir askeri birlik değil. Burası Türkiye'nin karşılaşacağı bir iç savaş ya da düşman işgali durumunda, bütün ordu dağılsa bile inşa edilecek olan halk savaşının, sivil direniş kuvvetlerinin açıkçası gerilla savaşının örgütlenme planının bulunduğu yer. İşte bu sefer hedef burasıdır.

Buradaki bilgilerin değil Kürt-İslam mahkemesi görevlilerinin, işi olmayan bir başka askerin bile eline geçmesi felaket sayılacakken ortaya çıkan durumu varın siz bir hesaplayın.

Yapılan operasyon Türkiye'yi her tür tehdit, işgal ve saldırı karşısında savunmasız bırakmak için tertiplendi ve emin olunmalı ki başarıya da daha şimdiden ulaşmış sayılabilir…

Fakat olup bitenleri daha iyi anlayabilmek için sürecin ilk safhalarına dönmek gerek.

Atabeyler olayına, Şemdinli'ye ve hatta 2003'e Süleymaniye baskınına…

Atabeyler'den, Kozmik Oda'ya Özel Kuvvetler'e tasfiye

Özel Kuvvetler Komutanlığı'na bağlı Türk Özel Timi, 2003 yazında Irak'ın Süleymaniye kentinde bizzat ABD birliklerinin ve peşmergelerin katıldığı bir saldırıyla baskına uğramıştı.

Bilindiği gibi bu birlik orada Türkiye'nin bir ileri karakolu olarak bulunuyor ve istihbarat çalışması yapıyordu. Bu baskının Türkiye'nin Kuzey Irak'taki varlığını bitirmeye, PKK'nın önünü açmaya yönelik bir ABD operasyonu olduğunu TÜRKSOLU o dönemde tespit etmişti. Fakat sırada atılacak başka adımlar da vardı.

Bunun ardından Şemdinli ve Danıştay tertipleri geldiğinde olayın aslında Türkiye'nin Özel Harp sistemine yönelik bir planlı saldırı kampanyası olduğu açığa çıkmıştı. Ama bir özel kuvvet karargâhının basılmasıyla ilk kez Ankara Eryaman'da karşılaşmıştık.

Eryaman olayı gerçekleştiğinde Başyazarımız Gökçe Fırat gelişmeleri şöyle değerlendirmişti:

"Danıştay tertibi çöken ve zor durumda kalan iktidar içindeki Kürt-İslamcı çete acele yeni bir operasyona girişti. Hedef bu defa Atabeyler'di. Ankara Eryaman'da bir evde, kendi flaması, marşı olan bir Özel Kuvvetler Grubu ‘Eryaman Çetesi' denilerek basına servis edildi. Hem de bu çetenin evinde Başbakan'a suikast krokileri bile bulunmuştu. Hatta sorgularında her şeyi kabul etmişlerdi. Böyle çete her iktidara nasip olmazdı doğrusu! Burada çok dikkat çekici bir nokta da Atabeyler Grubunun evinde Kuzey Irak Türkmen Cephesinin bir ajandası bulunmuştu. Eryamanlar'daki subayların Zaho ile bir ilişkisi olduğu yazılıyordu…"

Tabii Eryaman olayında her şeyin tertip olduğu kısa zaman içinde açığa çıkmıştı. Fakat birçok önemli belgeye el konulmuş ve devletin kendi kurduğu bir birlik çete olarak suçlanmıştı. Zamanla tüm Türk Ordusu bir çete muamelesi görmeye başlayacaktı.

Burada Gökçe Fırat can alıcı soruları sorup cevabını da veriyordu:

"Operasyonlar kime karşı yapılmaktadır? Operasyonların tümünün hedefi istisnasız Özel Kuvvetler Komutanlığı mensuplarıdır. Peki, Özel Kuvvetler Komutanlığı ne iş yapmaktadır? Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın görevi, ülkede bir işgal ve iç savaş durumunda halk örgütlenmesini gerçekleştirmektir. Bu kuvvetler doğal olarak gerilla kuvvetleridir. Eryamanlar'daki Atabeyler Grubunun kendisini gerilla grubu olarak tanıtması normaldir. Çünkü bir ülke işgal edildiğinde, -dikkat edin işgal gerçekleştikten sonra diyoruz, önce değil- , işgalciye karşı düzenli birlikle değil gerilla ile mücadele edersiniz… Süleymaniye'de başlayan ve Eryaman'a uzanan operasyonu bu çerçevede ele almak gerekir. ABD, Türkiye'ye saldırmayı kafasına koymuştur ve bu saldırı öncesinde Türkiye'nin gerilla harbi imkânını elinden almak istemektedir." (Gökçe Fırat, Anzavurlar Eryaman'a Dayandı, TÜRKSOLU, 12 Haziran 2006)

İşte şimdi üç buçuk yıl önce TÜRKSOLU'nun öngördüğü gelişmeler aynen yaşanıyor. Üstelik de herkesin "Aman Türkiye'de iç savaş çıkmasın" diye feryat ettiği böyle bir dönemde.

Sizce tesadüf olabilir mi?

Özel Kuvvetler'in tüm sırları ABD ve PKK'ya teslim

Şimdi Türkiye'nin yaşadığı son dönemi bir düşünelim. PKK hem silahlı saldırılarını sürdürüyor hem de kendisine bağlı kitlesini Güneydoğuda ve büyük şehirlerde ayaklanma provalarına sevk ediyor. Tüm basın iç savaş çıkmasından endişeli (!) ama aynı çevrelerin tümü de Kozmik Oda aramalarına seviniyor, ulusalcı geçinen Cumhuriyet gazetesi yazarları bile Seferberlik ve Tetkik Komutanlığı çoktan tasfiye edilmeliydi diyor…

Gerçekleri görelim.

PKK, öyle ya da böyle bir iç savaş girişimine hazırlanıyor. PKK'nın ve Kürt istilasının arkasındaki açık güç olan ABD de bu çatışmada Kürt tarafına askeri müdahale ve işgal de dahil olmak üzere her türlü yardımda bulunmak üzere harekete geçmenin planlarını yapıyor. Yıllardır kurulan bu saldırı planı son aşamasına ulaştığında bir anda Türkiye'nin tüm direniş olanaklarını ortadan kaldıracak adım atılıyor. Türk gerilla direnişinin tüm gizli belgeleri ve planları AKP eliyle ABD'yle PKK'ya teslim ediliyor.

Olmuyor sayın demokratlar!

Öyle kuru kuruya iç savaş çıkmasın demekle olmuyor.

Gazeteler diyor ki odalarda korkunç planların belgeleri bulunuyormuş.

İstanbul'da köprüler havaya uçurulacakmış, başka yerlerde yollar imha edilecekmiş.

Korkunç planmış! Pes doğrusu...

Seferberlik planlarının saklandığı bir odaya girdiğinizde ne belgesi bulmayı bekliyordunuz ki?

Zaten savaş dediğiniz, seferberlik dediğiniz de böyle planlanmaz mı?

Yeri geldiğinde düşmanın işine yarayabilecek köprüler de uçurulur, binalar da yıkılır hatta adam bile vurulur.

Kozmik odalardan bu tip belgelerin hatta daha da kritik bazı planların çıkması çok normaldir.

Anormal olan tek şey bu belgelerin basına servis edilmesi, bunun da ötesinde planların muhatabı olan hasımlara teslim edilmesidir.

İşte korkunç olan bir şey varsa o da budur.

Korkunç olan bugün Türkiye'nin Kürtlerin ve PKK'nın başrolü oynayacağı bir ABD işgaline açık ve savunmasız duruma getirilmesidir.

PKK, Kürtleri ayaklandıracak. Türk Ordusu bu duruma müdahale edecek. ABD de Türk Ordusu soykırım yapıyor diyerek, Türkiye'nin işgaline girişecek. Ama Türkiye'nin ne yapacağı önceden bilinecek. Çünkü AKP işgalin ve istilanın önünü temizlemiştir.

Artık ABD-PKK harekâtı karşısında dikensiz gül bahçesi gibi bir Türkiye bekliyor. Ama o kadar kolay olmadığını görecekler.

Türk direnişine engel olamayacaklar

İhanetler bu milleti bin yıllardır yıkamadı.

Siz ne zaman artık bu sefer Türklerden kurtulduk deseniz biz orada yeniden doğduk.

Devletler yıkıldı, devletler kuruldu. Ordular dağıtıldı, yenileri toplandı.

1918'de köpekdişleriyle bizi ısırmaya gelenlerin karşısında artık bir Osmanlı Ordusu yoktu.

Ne bir Genelkurmay, ne bir plan, ne de bir direniş olanağı kalmıştı.

Yerli Rumların kurduğu çeteler, Ermenilerin terör örgütleri, Kürt isyanlarının derebeyi kuvvetleri Türk milletini bitirecek talan ordusunun bayrağı altında birlemişlerdi. Büyük bir hevesle saldırmışlardı.

Sonunda ne olduğunu herkes biliyor.

Millet küllerinden ayağa kalktı.

Dirildi ve direndi.

"Geldikleri gibi gittiler".

Hem de yenilgilerin en onursuzunu ve beklenmeyenini tadarak…


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Afganistan ile baş edemiyorlar sıkıyorsa gelsin coniler geldikleri gibi değil ceset torbalarında giderler.

Anonim, İstanbul
16 Ocak 2010


türk direnişi onların dedelerini de cettinide silip süpürecek . nasıl işgalci yunan ordusu denize döküldü ise sizi denize dökmek biz türk solu sevenlere nasip olacak . tarih türklerin şanlı tarihini yazar hainlerin dönekligini degil.  yaşasın türk solu yaşasın direnişimiz .nasıl ankarada isek tüm türkiye bizim sesimizi duyacak . yaşa türk solu sen bi harikasın.

Ahmet, İstanbul
14 Ocak 2010


Bu konuda nihayet doğru bilgi sahibi olduk .Aslında yazıda da okuduğumuz  gibi  gelişmeleri  Türksolu üçbuçuk yıl önce öngörmüş ve yazmış.Her zaman olduğu gibi yazdıklarınızı bir, bir yaşıyoruz.Yaşayacaklarımız bundan sonra Türk direnişi olsun.

Sevim, İstanbul
13 Ocak 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40