Prof. Dr. Şener Üşümezsoy - Milli Komünizm, Milli Fırka ve Kırım Muhtar Sosyalist Cumhuriyeti
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Ertuğrul faciası
Boktan bir hayattı
ALİ ÖZSOY
Seni uyarmıştık Ertuğrul Biraz da patron değil devrimci sözü dinleseydin ya
GÖKÇE FIRAT
Yılbaşı 1 Ocak mı?
AHSEN BATUR
Türkistan'da
bir çınar devrildi.
KAYA ATABERK
PKK'lıya af, işçiye cop, Türk bayrağına saldırı
OKAN İŞBECER
Küfürbaz başbakana küfürbaz milletvekili
TUĞRUL ÇELİK
Vietnam sendromu
ve striptiz
ESER ÖZALTINDERE
DTP'nin kapatılması yoksa tezgâh mı?
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Açılım mı dediniz?
 
TÜRKKAYA ATAÖV
Soykırım budur, işte!
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Milli Komünizm
ve Milli Fırka
İLYAS SALMAN
Örgütlenmenin
kutsal zorunluluğu
ERGİN KONUKSEVER
Kore Savaşı'nda
Türk Tugayı - V
EYKAN CAN
El değilmeden,
gaz yenilmeden
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (17)
MUSTAFA İZBERK
Biz Türkler göçebe miyiz? "Acaba" ?!.(1)
 
 

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy
Milli Komünizm, Milli Fırka ve
Kırım Muhtar Sosyalist Cumhuriyeti

Sovyet Devrimi ve ilk Milli Komünist iktidarlar

Sovyet Devrimi sonrası gelişen dönemleri ve bu dönemlerin ekonomi-politik ve askeri süreçlerini resmetmediğimizde Kırım içinden bakarak Kırım’ı anlamamız mümkün değildir. Keza aynı şekilde Ukrayna sorununu Ukrayna açısından bakarak anlamak mümkün değildir. Bu da Sovyet Devrimi sonrası gelişen süreçlerin kontrolündedir. Kırım ile Ukrayna ilişkilerinin anlaşılması Sovyet Devrimi sonrası süreci anlamımızı zorunlu kılar. Bu süreçleri yalınlaştırırsak, 1917 sonrası başlayan iç savaş dönemi ve bu iç savaş döneminde Moskova’nın ancak Moskova Dükalığı’nda egemenlik sürdüren Bolşevik iktidarı; bunun çevresinde ise Volga, Ural, Ukrayna ve özellikle Kırım’da süren devrim sonrası ve iç savaş sürecindeki olayları etkileyen Milli Komünist dönem, savaş komünizmi olarak da tanımlanmaktadır. Yani iç savaş, Milli Komünizm ve savaş komünizmi, Lenin’in inisiyatifinde gelişen ve Lenin’in kurmak istediği sosyalist düzen için kanlı bir geçiş sürecini oluşturmuştur.

Bunu takip eden dönemde çevresini milli devletlerin oluşturduğu yeni ekonomik politikanın hayata geçirildiği, Rusya için hayati önem taşıyan ve rahatlama gösteren dönem, 1921 yılında başlayıp büyük dünya krizine kadar devam etmiştir. Yani 1929’a kadar.

Bu dönemde iç savaş sonrası Kırım’da Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Lenin’in özel desteğiyle kurulmuştur. Tatar nüfusunun üçte bir olduğu, çoğunluğun yüzde 50’ye yakınını Rusların oluşturduğu yarımadada, Lenin önce kardeşi Ulyanov başkanlığında bir devlet kurma çabasına girmiş daha sonra ise Veli İbrahim’in başkanlığında ve yöneticilerinin kadrolarının ağırlıklı olarak Tatar olduğu bir devlet oluşturulmuştur.

Ve burada ilginç bir nokta, Veli İbrahim başkanlığındaki Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin ilk dışişleri adımı milliyetçi Ankara hükümetiyle ilişki kurmak olmuştur. Bu dönemde Başkır Tataristan-Türkistan, Bozkır Kazakistan Muhtar devletleri de milli komünizmin uygulaması olarak hayata geçmiştir.

Ukrayna’da da milli bir iktidar Sovyet sistemi içinde yer almıştır.

Savaş Komünizmi, Kolektivizm dönemleri ve Milli Komünizm

Bu dönemin temel karakteristiği savaş Komünizmi döneminde Moskova’ya hapsolmuş Bolşeviklerin iktidar sürebilmesi için çevre ülkelerden Kırım’dan ve Ukrayna’dan el konulan gıda maddeleri Moskova’ya gönderilmiştir. Bu el koyma olgusu, iç savaş koşullarında komiserlerin köylü ambarlarını yağmalayarak bunlara el koyması şeklinde gerçekleşmiştir. Bu nedenle Kırım’da, Ukrayna’da, İdil-Uralda ve Kazakistan’da büyük kıtlıklar görülmüş ve insan ölümleri nüfusun önemli bir kesimini yok etmiştir. Bu dönemi çözmek için Lenin çevre devletlerdeki iktidarları yerelleştirerek milli komünistlere ağırlıklı olarak yer verilmiştir. Lenin ayrıca Rusya Komünist Partisi aracılığıyla bu kardeş komünist partileri kontrol altında tutmak sürecine girmiştir.

Bu dönemde köylülere toprak dağıtılmıştır. Köylülerin ürettiği ürünün bir kısmı devlet tarafından el konulurken geri kalanı ise köylülere bırakılmış ve köylüler bunları serbest pazar ekonomisinde satma durumunda serbestleşmiştir.

Devlet tarafından ucuza alınan tahıl ve gıda ürünleri, köylüler tarafından serbest piyasada daha yüksek fiyatlara satılarak köylülüğün ekonomik durumu yeni ekonomik politikada düzeltilmiştir. Bu sayede kıtlıktan veya gıdalara el koymaktan doğan savaş komünizmi dönemi ölümleri sona ermiştir.

Bu dönem Lenin’in ütopyasını oluşturan sosyalizm ile ulusların kendi kaderini tayin hakkı çizgisinin hayata geçirilme dönemidir. Bu dönemin en önemli lideri de Sultan Galiyev’dir. Sultan Galiyev’in Bütün Eserleri içinde ilgiyle okuyacağınız bölümler, bu Milli Komünizm dönemini ayrıntılarıyla anlatmaktadır.

Lenin’in ölümü ve dünya ekonomik krizinin 1929’da başlaması, Sovyetler’in dünya piyasasına ihraç ettiği buğdayın fiyatını düşürmüştür. Sovyetler, sosyalist sanayi kurmak için birikimi köylü emeğinden elde edilen tarımsal ürünlerin Batıya satılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Bu durumda Batıdan Amerika’dan en ileri endüstriler ile gerekli materyal köylülüğün ana gıdası olan buğday ihracıyla sağlanmıştır.

1929 krizi, NEP döneminde Rusya’nın Batıya satacağı buğdayın iç tüketimde kullanılması nedeniyle miktarın düşmesi, bunun yanında fiyatların da düşmesi Stalin’in yeni bir el koyma politikasına zemin hazırlamıştır. Bu el koyma politikası dönemi, otoriter dönemden totaliter döneme geçiş olarak değerlendirilmelidir. Köylülüğün üretimdeki gelişimini sosyalizme ters bir gelişim olarak vurgulayan sol yaklaşım Stalin kolektivizmi döneminde ortaya çıkmıştır.

Yeni ekonomik politika yerine kolektivizmin geçmesi, tüm köylülerin “kulak” olarak suçlanıp Sibirya’ya sürülmesine yol açmıştır. Bu özellikle Ukrayna ve Kırım’daki tarım bölgelerinde bulunan aile çiftliklerini “kulak” olarak gösterip bunların Sibirya’ya sürülmesini politik olarak getirmiştir. Bunu hayata geçirebilmek için de milli komünistlerin tasfiyesi zorunlu hale gelmiştir. Bu tasfiye Kırım’da dramatik bir şekilde liderlerinin tümüyle tasfiye edildiği Kırım Muhtar Sosyalist Cumhuriyeti’nde gerçekleşmiştir.

Milli Komünizmin tasfiye edilmesi

Sultan Galiyev ve arkadaşlarının tasfiyesiyle Başkırtistan ve Tataristan kontrol altına alınırken Kırım ve Ukrayna’da bu kontrol çok daha acılı ve kanlı olmuştur. Lenin’in Troçki’ye söylediği gibi “Bu ahçı (Stalin) yalnızca acılı yemekler pişirir” söylemine denk düşercesine bu dönemde tekrardan kırsal bölgelerde büyük açlıklar başlamıştır.

Bunun yanında da üretimde zorla köylülüğün elinden alınan ürünlerde bir artış görülürken takip eden ürün sezonunda köylünün üretimi kesmesi nedeniyle kolektif çiftliklerin de başarısızlığı sonucu ürünün rekoltesinde büyük bir düşüş ortaya çıkmıştır. Dünya sistemindeki büyük kriz nedeniyle Sovyet sanayiinin bu krizden etkilenmediği tezi bütünüyle gerçekten kopuk bir söylemdir.

İşçi-köylü ittifakı temelinde formülize edilen köylülüğün ürünlerine el koyarak sosyalizmin birikimini yaratma dönemi olarak görülen ve görece yumuşak bir politika olan NEP yerine proletarya diktatörlüğü kavramı altında zengin köylülüğün tasfiyesi işçi sınıfı ve yoksul köylünün ittifakı tarzında formüle edilmiş gerçekten kopuk bir dogma, Stalin tarafından yaptığı uygulamaları örtmek için kullanılmıştır.

Bu uygulamaların temeli tüm Komünist Partisi devrimci yoldaşların tasfiyesi, milli komünist iç savaş kahramanlarının tasfiyesi, çevre milli devletlerdeki devlet iktidarının birleşiminin Ruslaştırılması, köylülüğün üretimden koparılmasıdır.

Buna karşılık Batıyla olan ticari ilişkileri Sovyetler’de ne varsa satılmaya dayanan bir sisteme dönüşerek Lenin’in sosyalizm ütopyasını Stalin’in cehenneme çevirdiği bir çevre milli devletler dünyası ortaya çıkmıştır.

Bu süreci analiz ettiğimizde, dünya sistemi ve Sovyetler ilişkisini esas aldığımızda, Rusya’daki devrim aşamalarının iç yüzü ortaya çıkmıştır. Buna karşılık Ukrayna ve Kırım’daki yaşanan politik askercil ve ekonomik süreci bir başka açıdan da ele almak zorunluluğu söz konusudur. Kırım sorununu anlayabilmek için Ukrayna’nın ayrıntılı bir tarihsel analizi gerekmektedir.

Numan Çelebi Cihan

Kırım’da Çelebi Cihan ve
Milli Fırka’nın ortaya çıkması

1917 devrimi sonrası Ukrayna sağ kanat milliyetçileri, 3’lü direktuvarlarının ismini alan Hrçevski, Vindiçenti ve Petlura’dan oluşan Ukrayna milliyetçileri, Rada’yı (Ukrayna Parlamentosunu) örgütlemişlerdir. Rada, Sovyetler’in iç savaş döneminde Ukrayna’da bağımsızlık ve Ukrayna Halk Cumhuriyeti’ni ilan etmişlerdir. Buna karşılık Ukrayna’nın doğu bölgesi Harkov’da Bolşevikler iç savaş sürecinde Rada’yı tanımayan Sovyet komiteleri oluşturmuşlardır.

Almanlarla yapılan Brest Litovsk görüşmelerinde Rada temsilcileri, Bolşeviklerle birlikte bu toplantılara katılmışlardır. Rada bu toplantılarda Bolşeviklerin karşısında yer almıştır. Rada’nın iktidarı, Bolşeviklerin doğudan batıya doğru yürümesiyle sonlandırılmıştır. Rada’nın iktidarda olduğu dönem Ukrayna Halk Cumhuriyeti döneminde Kırım’da da Milli Fırka kurultay düzenleyerek Çelebi Cihan başkanlığında kurultay direktuvası oluşturmuşlardır.

Daha önce de bahsedildiği gibi Ukraynalılarla birlikte Petlura çizgisiyle hareket eden Cafer Seyit Ahmet çoğunlukta yer almıştır. Buna karşılık kurultay başkanı Çelebi Cihan 42’ye karşı 12’yle azınlıkta kalmıştır. Bu oylamada Sol Milli Fırka kanadından gelen Çelebi Cihan’ın “Kırım Tatarlarındır!” tezi ile sağ kanat Milli Fırka’nın Ukraynacılarla paylaştığı “Kırım Kırımlılarındır!” tezi çarpışmıştır. Bu dönemde Kırım’da Tatarlar nüfusun %30’unu oluşturmaktadır.

Bu ayrım Bolşeviklerin Kırım’da egemenleşmesiyle Ukraynalılarla mı birlikte olalım Bolşeviklerle mi birlikte olalım şeklinde kendini göstermiş, Çelebi Cihan Bolşeviklerle birlikte olma tezini azınlıkta olarak ileri sürmüştür.

Savaş komünizmi döneminde merkezi Bolşevik otoriteden bağımsız denizci gruplarının Sivastopol’dan girerek Kırım’a yürümesi sürecinde Milli Fırka’nın sağ kanadı Kırım’ı terk ederek kaçmıştır. Buna karşılık Kırım Bolşevik Komitesi Başkanı ile görüşmeler yapan Numan Çelebi Kırım’ı terk etmemiş, merkezden bağımsız denizciler tarafından tutuklanarak öldürülmüştür. Ve Bolşevikler en yakın müttefiki olacak Milli Fırka’nın sol kanadından Çelebi Cihan’la ittifak yapma şansını yitirmişlerdir.

Alman işgali döneminde Kırım ve Ukrayna

Bolşeviklerin Kırım’da ve Ukraynada ilerleyişi kısa ömürlü olmuş bunu takip eden dönemde Almanlar Ukrayna’dan Bolşevikleri sürmüştür. Ukrayna’da Rada tekrar iktidar olma noktasındayken Almanlar Ataman Sporodovski isimli bir komutanı Ukrayna hükümeti başkanı seçmişlerdir. Aynı şekilde güneye ilerleyen Almanlar, Kırım’dan Bolşevikleri atmışlardır.

Ukrayna’da yaptıkları gibi nasıl Petluracıları iktidardan uzaklaştırdıysa aynı şekilde Kırım’da da Polonyalı bir Tatar olan Süleyman Sülkeviç başkanlığında hükümet oluşturmuşlardır. Bu hükümetin başlangıçta yapısı Tatar ağırlığındayken giderek kısa sürede üç ayrı hükümet değişikliğinden sonra Rus ağırlığına dönüşmüştür.

Kırım’ın Bolşevikler tarafından istila edildiği birinci dönemde Kırım’ı terk eden Milli Fırka’nın sağ kanadı olan çoğunlukçular, Cafer Seyit Ahmet ve arkadaşları Almanların Kırım’ı ele geçirmesiyle bir gemiyle Kırım’a dönerler. Fakat ilk iki hükümette bu grup görev alamaz. Üçüncü hükümette ise Cafer Seyit Ahmet Hariciye Nazırı olarak görev alır. Fakat bu ikinci hükümetinin de ömrü çok kısa olur çünkü gerek Ukrayna’da gerek de Kırım’da Denikin Almanların çekilmesiyle iktidara el koyar.

Beyaz generaller döneminde Kırım

Denikin’in iktidara el koyması sonrası Kırım’daki hükümet bütünüyle Rus ağırlıklı Salamon Kırımski başkanlığında kurulur. Denikin, Bolşevikler ve Almanlara karşı Kırım’ın ve Ukrayna’nın bölünmez bir bütün olarak Çarlık Rusyası’nın parçası olduğunu vurgular bu nedenle Ukrayna Radası’

nın federalist politikasını ve Kırım’ın ayrılıkçı politikasını Rus birliğini ileri sürerek reddeder. Bu dönemde Milli Fırka Denikin’e karşı çeteler oluşturarak savaşmaya başlar. Denikin sonrası daha yumuşak bir politika izleyen Vrangler Kırım’da yönetime el koyar. Milli Fırka’nın sol kanadı tavizsiz bir şekilde Vrangler’in uygulamalarına karşı da direnir.

Görüldüğü gibi Çarcı Rusya’yı yeniden kurma noktasında olan beyaz generaller Denikin ve Vrangler, Alman işgalcileri, Petluracı, özellikle Batı Ukrayna’da yer alan, Ukrayna milliyetçileri, Bolşevikler ve son olarak da Polonyalılar bölgenin jeopolitik olarak belirlenmesinde aktör güçlerdir. Denikin’in ve Vrangler’in Bolşevikler tarafından yani milli komünistler tarafından Kafkasya, Kırım, Volga, Ural ve Ukrayna’da yenilgiye uğratılması Sultan Galiyev’in yönetimindeki Kızıl Ordu’nun başarısıdır.

Kızıl Ordu’yu yöneten ise Kızıl Ordu Komiseri Leon Troçki’dir. İç savaş dönemi bu olaylarla sonlanır. Bolşeviklerin Petluracılar karşısındaki egemenliği ve Petlura’nın Denikin tarafından reddedilmesi sonrası Polonya General Pilsutski başkanlığında Kiev’i ele geçirir. Petluracılar yani Ukrayna milliyetçileri Pilsutski ile işbirliği yaparak Ukrayna’nın Polonyalılar tarafından işgal edilmesini talep ederler.

Kiev’e gelen Polonyalılar burada 6 hafta kadar bir süre iktidarda kalırlar. Bu dönemde Cafer Seyit Ahmet General Pilsutski’ye tebrik mesajı çekerek Kırım’ın Polonya’nın mandası olmasını teklif eder. Bolşeviklerin Ukrayna’yı ele geçirmesi ve Kırım’ı ele geçirmesiyle bu süreç beyazlar ile Bolşevikler arasında süren uzun bir gelgit savaşına dönüşür.

Bu dönemde Ukrayna’da devrimci bir tavır alan Nestor Mahno, büyük çete güçleri oluşturarak Denikin ve Almanlara karşı savaşını sürdürür. Bu dönemde Milli Fırka’nın sol kanadı ve milli komünistler, Tatar milisler olarak örgütlenip Denikin ve Vrangler’e karşı çete savaşlarını sürdürürler. Mahno, Bolşevikler karşısında yenilerek Ukrayna’yı terk eder ve Ukrayna bütünüyle Bolşeviklerin yönetimine geçer.

Kırım’da ise 1921 yılında Lenin’in kardeşi Ulyanovski başkanlığında Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulur. Daha sonra Vrangler’in Kırım’ı tekrar ele geçirmesiyle bu hükümet yıkılır.

Bunu takip eden dönemde de Bolşevikler Bela-Kun başkanlığında Kırım’da Bolşevik karşıtı kampanyayı bastırmak adına bir harekata girişir. Bu harekata karşı daha önce Denikin ve Vrangler’e karşı dağlarda çetecilik yaparak mücadele eden Milli Fırka’nın sol kanadı, Bela-Kun’a karşı da silahlı mücadeleyi sürdürür.

Kırım’ın dramı

Lenin’in talimatıyla Milli Fırka’nın sol kanadıyla yapılan ittifak ve anlaşma Milli Fırka’yı legal bir hale getirir. Hapishanelerdeki Milli Fırka üyeleri serbest bırakılır. Sultan Galiyev’in ve Firdevs’in milli komünistlerin desteğinde Lenin’in deyimiyle “Doğu’nun yıldızı olan” Kırım Muhtar Sosyalist Cumhuriyeti, 1921 yılı Ekim ayında ilan edilir.

Bu Lenin’in hem Doğu halklarına hem de Türk Kurtuluş Savaşı’na verilen bir mesajı olarak görülür. Veli İbrahim’in başkanlığında ve Tatar kimliği öne çıkan bu hükümet Ankara’da Mustafa Kemal’in meclisiyle bağlantı kurar. Bu da Lenin’in sosyalist ütopyasının Doğu uluslarının kurtuluşu olarak görüldüğü dönemdir. Bu dönemde Sultan Galiyev ve arkadaşları Kazan’da, Başkırdistan’da yönetimdedir. Ve Türkiye’de Başkırt-Kazan temsilcileri görev yapmaktadır.

Savaş komünizmi döneminde Kırım’daki açlık ve kırımlar yerini Veli İbrahimov’un NEP dönemindeki politikalarına bırakır. Rus işgalcilerin elindeki Kırım toprakları topraksız Tatar köylüye dağıtılır. Ve Kırım’daki açlık döneminin yaraları kapanır. Bu dönemde Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla paralel giden Kırım’da bir Türk cumhuriyeti olan bir cumhuriyet söz konusudur. Mustafa Suphi’nin de bu dönemde Kırım’da Yeni Dünya’yı basması anlamlı politik bir harekettir.

Lenin’in rüyası, Lenin bir anarşist tarafından vurulunca iktidarı gaspeden Stalin tarafından karartılır. Ve ülke cehenneme döndürülür. Kırım’da tüm Veli İbrahimov kadroları kurşuna dizildiği gibi Veli İbrahim tarafından dağıtılan toprakların sahipleri kulak olarak nitelenir ve Sibirya’ya sürülür.

Kırım’ın dramı 1928 yılında yeniden başlar. Kısa dönemli bu 8 yıllık sosyalist rüya Stalin’in karşı devrimci darbesiyle sona erer. Bu yalnız Kırımda değil Volga-Ural’da da, Kazakistanda da dramatik şekilde gerçekleşir. Stalin’in sol ve sağ sapmalar üzerine yaptığı konuşmada ismi geçen tüm Sultan Galiyevci kadrolar; Galiyev, Firdevs, Turar Rıskulov, Hocayev gibi milli komünizm kahramanları kurşuna dizilir. Bu kurşuna dizişteki çizgi milliyetçi sapmanın mahkum edilmesi, zengin köylülüğün tasfiye edilmesi ve sosyalist iktidarın pekiştirilmesi için proletarya diktatörlülüğünün gerçekleştirilmesi gibi sosyalist terminolojide yer alan ama hepsi insanca olmayan zebani uygulamalardır.

Rusların Tatarlara Tatar değil “Tartar” ismi vermeleri “tartar”ın bir cehennem zebanisi olmasından kaynaklanır. Aynı şekilde Tatarların da Lenin’e bir ütopik sosyalizm meleği olarak bakarken Stalin’e cehennem zebanisi olarak bakmalarından doğal bir şey olamaz.

Stalin dönemiyle tarihsel süreci analiz ettiğimizde Ukrayna, Gürcistan, Rusya üç Sovyet olarak ilan edilmiştir. Bu olguya en büyük tepki Sultan Galiyev’den gelmiştir. Sultan Galiyev’in rüyası İdil-Ural Türkistan sovyetinin de Sovyetler Birliği hukuksal koruması altında var olmasıydı. Ama buna karşılık Stalin Lenin’in ulusların kendi kaderini tayin hakkını çarpıtarak “bu hak yalnızca proletaryanın çıkarları için geçerlidir” tezini vurgulayarak proletaryanın kaderini belirleme hakkı olabilir söylemiyle Leninist ulusların kaderini tayın hakkını yok etmiştir.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

hocam gene mükemmel bır yazı dıyorum. Gebze kırım türkleri derneği

Kerem Günal, İstanbul
9 Ocak 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40