![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bugün Perşembe... En sancılı günüm. Neden mi en sancılı günüm? Çünkü bugün gazeteye yazıyı yetiştirmem lazım. Şunu açıklıkla itiraf edeyim ki yaşamım boyunca hiçbir zaman disiplinli bir adam olamadım. Ama ne yazık ki her hafta bir gün de olsa gazeteye yazıyı yetiştirmek zorundayım. Bu beni disipline ediyor, ama hayatımda en nefret ettiğim şeyin de disiplin olduğunu biliyorum. Şu saatlerde yazıyı bitiremezsem bu haftanın sayısına yetişemeyecek. Yarın da Ankara yolcusuyum. Hani yazdıklarım da bir matah olsa? Yazdıklarım işi boş koftiden cümlelerle dolu sıradan şeyler de olsa yazımın çıkmadığı hafta gazetenin müdavimleri “Ne oldu, neden yazmadı? Yoksa idare ile aralarında ideolojik bir sorun mu çıktı?” gibilerinden sorular yöneltecekler. Evet açıkça belli olan bir şey var ki o da TÜRKSOLU’yla benim aramda ideolojik konularda anlaşamadığımız bazı noktalar var. Sözgelimi ulusların kaderlerini kendilerinin tayin etmesi konusunda görüş ayrılığı içinde olduğumuz ayni ile vaki... Ama olsun. Eşimle de ideolojik anlamda ayrı tellerde çalıp söylediğimiz oluyor. Ama yaşamın yükünü paylaşmayı demokratik bir biçimde sürdürüyoruz. Eşime kalsa herkes devrimci olsun ama devrimci düşüncesi için mücadele etmesin. O zaman ne maydanoz bir devrimci tipi olacaksak? Neyse, yazıya devam... Yarın Ankara’dayım. Ha, onu da anlatayım. Yarın akşam Ankara’da bir barda kızım türkü okuyacak ben de haddimi bilmeden türküler okuyacağım, ekmeklik komiklikler yapacağım. “Ne o barlara kadar düştün mü?” dediklerini duyar gibi oluyorum. İnanın zerre kadar eziklik ya da utanç duymuyorum. Yaşamın ağır yükü altında ezilirken biz de felekten birkaç saat çalalım, biraz olsun biz de eğelenelim diyen geneli orta halli müşterilerle hafif kafası hoş muhabbetlerde bulunmak, hem beni rahatlatıyor hem de onları. Biz devrimciler de bazen sırf ekmek parası kazanmak için içi boş şeyler yaparlar. Ve bu o kadar doğaldır ki bu konuda hiç kimsenin ağzını açıp bir sözcük dahi söylemesine izin vermem. Silah fabrikalarında top, tüfek, bıçak yapan, kurşun döken işçilerin büyük çoğunluğu bu mermilerin yoksul çocuklarının bedenlerinde yuva kuracaklarını dahi bilmiyorlar. Gerçi bilseler ne fark eder? Yaşamın yükünü kaldırmak, sofralarına ekmek, tuz götürmek için bunu yapmak zorundalar. Kızım Devrim repertuarındaki türküleri o yanık sesiyle terennüm edecek, ben de altmışına ayak basmış bir halk soytarısı olarak kendime yakışır bir biçimde hem eğlendireceğim hem de eğleneceğim. Zamanında sinemada da geçim makinesini çalıştırmak için içi boş video filmleri de yaptım. Elbette ki bu filmlerin öyküsünün dünya görüşüme hakaret içermemesi için azami seçici davrandım. Bugün hiç kimse kalkıp İlyas Salman sırf rahat ve lüks yaşamak için devrimci dünya görüşüne ihanet etti diyemez. Evet, geçen haftanın yazısında da söylediğim gibi hayat denen okyanusun dalgalarıyla boğuşurken bazen bu okyanusun dışına çıkıp dalgaların kimleri boğduğunu görmek için gözlemci de olmak gerekiyor. Yaşamın içinde debelenen bir oyuncu olmak kadar pasif ve edilgen olmamak kaydıyla zaman zaman seyirci olmanın gereğine de inananlardanım. Çünkü o girdabın içinde çabalarken bazı önemli ayrıntıları gözden kaçırabiliriz de. Şairin dediği gibi Cihan ara, cihan içredir Batan bu ayrıntılardan dolayı iki haftadır ehli keyf şeyler yazıyorum. Yoksa inanın yazacak o denli karmaşık sorunlar var ki... Söz gelimi TÜRKSOLU Anadolu halkının siyasi hayatına yeni bir parti hediye etmek için uğraşıyor. Öncelikle bu önemli konuda söyleyecek o kadar çok şeyimiz var ki... Ama o kadar önemli ki bu konuda kalem oynatmak için günlerce uyumamak gerekiyor. Bu konuda yazmayı gelecek haftaya bırakıyorum. TÜRKSOLU’ndan arkadaşlara parti kurma çalışmasında başarılar diliyorum.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||