İnan Kahramanoğlu - Söz artık Türklerin: Türk şehirleri DTP'ye kapalı
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Gazete  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Evladını arayan vatan
İNAN KAHRAMANOĞLU
Söz artık Türklerin: Türk şehirleri DTP'ye kapalı
ÖZGÜR ERDEM
Güvercinler, şahinler
ve devekuşları
ÖZGÜR BİLLUR
Türk’ü kandırma Bahçeli
HÜSEYİN ADIGÜZEL
Alın açılımınızı
başınıza çalın
SERAP YEŞİLTUNA
Şehit Kubilay olayı: "İnandılar, dövüştüler, öldüler"
TEVFİK KAYMAZ
Sayın Başbakan,
Sayın Arınç siz de sayın.
Kalan günleriniz için geriye sayın
OKAN İŞBECER
Can Dündar’a "Mustafa" davası
TUĞRUL ÇELİK
Berlusconi’nin
yüzünde güller açtı!
ESER ÖZALTINDERE
Ölümüne Kemâlist sol, inadına Sultan Galiyev!
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
“Gereği düşünüldü...”
 
TÜRKKAYA ATAÖV
Afgan kadınları ve ABD
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Devrimci-milliyetçi çizgi işbirlikçi reformist çizgiye karşı (2)
İLYAS SALMAN
Ehli keyf şeyler
ERGİN KONUKSEVER
Kore Savaşı’nda
Türk Tugayı - IV
ARİF BAKIR
Marx geri mi geldi?
EYKAN CAN
Zülfiyare dokunduk
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (16)
MUSTAFA İZBERK
Alaingleze, Alaaraba bir haftasonu arınması!..
 
 

İnan Kahramanoğlu
Söz artık Türklerin: Türk şehirleri DTP'ye kapalı



Türkiye AKP iktidarı altındaki son sekiz yılını işte böylesi bir çarpık manzarayı sineye çekerek geçirmiştir. AKP, CHP, MHP ve neredeyse diğer bütün siyasal partilerin Türk-Kürt kardeşliği aldatmacası da bu sürece yönelik olası tepkinin dizginlenmesi için çok ustaca kullanılmıştır.
İşte şimdi bu sürecin de sonu gelmiştir. Türk’ün o engin hoşgörüsünün de elbette bir sınırı olacaktı ve şimdi o sınır aşılmıştır.
Türk milleti şimdi bu çifte standarda isyan etmekte ve bütün Türkiye’yi Güneydoğulaştırmak isteyen Kürt faşistlerine hodri meydan demektedir.

DTP nihayet kapatıldı

Anayasa Mahkemesi’nde iki yıldır süren DTP kapatma davası nihayet sonuçlandı ve DTP “bölücü eylemlerin odağı olduğu” gerekçesiyle kapatıldı.

Aslına bakılırsa, kurulduğu günden itibaren terörün destekçiliğini yapan, PKK’yı bir terör örgütü olarak nitelendirip kınamak bir yana, açıkça PKK’yı ve Apo’yu muhatap olarak gösteren DTP’nin kapatılması değil, bugüne kadar kapatılmamış olması demokrasiye vurulmuş bir darbeydi.

Anayasa Mahkemesi geç de olsa bu kararı alarak terör destekçisi bu partinin demokrasinin olanaklarını kullanarak terörü güçlendirme faaliyetlerine bir son vermiştir. Karar bu açıdan bakıldığında gecikmiş ama doğru bir karardır.

Anayasa Mahkemesi’nin DTP kararında özellikle İspanya’da ETA’nın siyasi uzantısı olarak bilinen Batasuna Partisi’nin kapatılması kararının AİHM tarafından onaylanmış olmasının etkili olduğu söyleniyor. AİHM’nin sözü edilen kararı ise terör örgütüyle doğrudan bağlantılı olduğu kanıtlanan bir partinin demokrasiye tehdit olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

DTP gibi PKK’nın sözcülüğünü üstlenen bir partinin kapatılması için elbette böylesi bir emsal karara da ihtiyaç yoktu. Zira bundan önce de benzer şekilde pek çok Kürtçü parti terör odağı olma gerekçesiyle kapatılmıştır.

Ancak AİHM’nin bu kararından sonra DTP’nin kapatılmasının demokrasiye aykırı olduğu, demokratik yaşamı kesintiye uğratacağı yönündeki Kürtçü propagandanın da bütün maddi zemini çökmüş olmaktadır. Yıllardır demokrasi dendiğinde Avrupa’yı örnek gösterenler şimdi bizzat kendi silahlarıyla vurulmuşlardır.

Tabii bu gerçeklik bütün medyaya hakim olan Kürtçü propagandanın biteceği anlamına gelmemelidir. Malum Kürtçü koro tıpkı daha önceki parti kapatma davalarında olduğu gibi bu kararın da antidemokratik olduğu yolundaki bilindik propagandasına devam edecektir.

DTP de yine tıpkı bundan önce kapatılan diğer Kürt partileri örneğinde olduğu gibi yeni bir isimle kaldığı yerden bölücülüğe devam etmek ve demokrasi kisvesi altında terörün sözcülüğünü üstlenmeyi sürdürmek isteyecektir.

Nitekim Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) adıyla kurulan yedek Kürt partisi hemen devreye sokulmuştur. DTP’liler şimdilerde “sine-i millete dönmek” adı altında mazlum görünmeye çalışmaktadırlar ancak çok kısa bir süre içinde bu yeni parti çatısı altında kaldıkları yerden bölücülüğe devam etme niyetindedirler.

Türk şehirleri DTP’ye kapanıyor

Ancak DTP’nin kapatılmasıyla başlayan yepyeni bir süreç vardır ve bu süreçte işler hiç de Kürtçülerin planladığı şekilde olmayacaktır. O nedenle DTP’nin kapatılmış olmasından çok, bu yeni sürecin hangi dinamikler üzerinden ilerleyeceğini ve neyle sonuçlanacağı üzerine eğilmek gerekmektedir.

Bu yeni sürecin temel belirleyeni “parti kapatma-demokrasi” ekseni değil, bütün yurt çapında başlayan ve sokağa taşan DTP-PKK karşıtı halk tepkisidir.

DTP’ye yönelik kapatma davasını protesto etmek için aylardır sokakları işgal eden ama polis dahil hiç kimsenin müdahale etmediği Kürt faşistleri ilk kez olarak ülkenin dört bir yanında halktan gelen sert bir müdahaleyle karşı karşıya gelmişlerdir.

İzmir’de doruğa ulaşan ve haftalardır yurt çapında DTP örgütlerine yönelik olarak gelişen halkın bu kendiliğinden tepkisi ise DTP’nin bırakın yeni bir parti adı altında yoluna devam etmesini, bundan böyle Türk şehirlerinde barınmasına bile imkân tanınmayacağını göstermektedir.

DTP bu kez sadece Anayasa Mahkemesi tarafından değil bizzat halk tarafından kapatılmıştır. Ve halkın verdiği kapatma davası sonucunda DTP’nin o eski ayak oyunlarıyla hiçbir şey olmamış gibi PKK sözcülüğüne devam etmesine, Meclis’te PKK’yı temsil etmesine artık olanak yoktur. Türk milletinin DTP’ye gösterdiği müsamaha artık tükenmiştir.

Türk milleti aslında en başından itibaren PKK ile DTP’nin bir ve aynı şey olduğunun, Mehmetçiği şehit eden, sivil vatandaşları katleden, otobüsleri yakıp karakolları taşlayanların gerçek sorumlusunun PKK ile birlikte DTP ve onun yöneticileri olduğunun farkındadır. Ve bugün bu farkındalık artık teröre ve teröristlere yönelik eylemlere dönüşmektedir.

Kimileri isterlerse DTP’ye yönelik bu tepkileri o bilindik “istenmeyen görüntüler” nakaratlarıyla sıradanlaştırmaya çalışabilirler ama cin artık şişeden çıkmıştır. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Ve artık teröristler açısından değil, Türkler açısından “çok güzel şeyler olacak”!

Bu yeni dönemde eskiden olduğu gibi İçişleri Bakanlığının, Emniyet teşkilatının, valilik ve kaymakamlıkların koruması altında bölücü eylemler yapılamayacak. AKP faşizminin Kürt ırkçılığına açtığı yol artık kapanmıştır.

Bundan böyle Türk şehirlerinde PKK bayrağı açan, Apo posteri taşıyan, karakol basıp eylem yapan, sokakları ateşe veren teröristlere gereken yanıtı bizzat halk verecektir. Halk elinde nesi varsa, dağdan şehre inen Kürt terörüne karşı mücadele etme kararlılığındadır. Son olarak İzmir ve Muş’ta kendisini gösteren halk tepkisi de bu sürecin çoktan başladığını göstermektedir.

Ancak bu halk tepkisinin sadece bölücü gösteri ve eylemlere yönelik olmayacağı da görülmektedir. Nitekim son haftalarda Türkiye’nin pek çok yerinde görülen PKK’ya yönelik halk tepkisi doğrudan DTP örgütlerine yönelik bir tepkiye dönüşmüştür. Bu da Türk milletinin bu bölücü eylemlerin DTP örgütleri tarafından yönlendirildiğini fark ettiğini göstermektedir. DTP bundan sonra Türk şehirlerinde değil eylem yapmak, teşkilat bile açamayacak noktaya gelecektir.

PKK artık sadece “bölge” örgütü olabilir

Bu sürecin sonunda Türk şehirlerini yakıp yıkan PKK eylemleri biteceği gibi PKK çizgisindeki bütün Kürt parti ve örgütleri Türk şehirlerinden atılacaktır.

Bu, hem PKK’nın hem de uzantısı Kürt örgütlerinin yeniden Güneydoğu ile sınırlı birer “bölge” örgütüne dönüşmeleri anlamına gelmektedir. Güneydoğu dışındaki bölgelerimiz ve illerimiz bundan böyle PKK uzantısı partilere tümüyle kapanacaktır.

Bu aynı zamanda PKK’nın yirmi yıllık siyasallaşma stratejisinin de bittiği anlamına gelmektedir. PKK’nın ve destekçisi güçlerin uzun yıllardır binbir itina ile inşa ettikleri her şey şimdi büyük bir hızla çökmek üzeredir ve PKK bunun altında kalacaktır.

Apo’nun yakalanmasından sonra iyice hızlanan bu strateji PKK’nın bir terör hareketinden siyasal bir harekete dönüştürülmesini ve Güneydoğu ile sınırlı bir bölge hareketi olmaktan çıkarılıp Kürt partileri aracılığıyla bütün Türkiye’de örgütlü bir harekete dönüştürülmesini hedefliyordu.

Nitekim 1990’larda sadece Güneydoğu’da, o da çok sınırlı bir etkiye sahip olan bölücü Kürt hareketi süreç içinde Türkiye’nin en milliyetçi bölgelerinde bile örgütlenen ve DTP örneğinde olduğu gibi Meclis’te temsil hakkı da kazanan bir siyasal harekete dönüştü.

AKP iktidarı altındaki son sekiz yılda ise hem PKK terörü gemi azıya aldı, hem de DTP’nin Meclis’e taşınmasıyla birlikte bu sürecin siyasal ayağında önemli mesafeler katedildi.

Ancak DTP’nin ısrarla PKK ile arasına mesafe koymaktan kaçınması ve açıkça PKK’yı koruyan ve kollayan açıklamalar yapması ve dağdan şehir merkezlerine inen Kürt terörü bardağı taşırdı. DTP bu zorlamayla Türk milleti ve devleti üzerinde tam bir hakimiyet kurma hayalleri kurarken bu sürecin altında kalan güç oldu.

Güneydoğu’dan gelen faşist Kürt rejimi tehdidi

DTP’ye yönelik bu halk tepkisi Türkiye’nin Güneydoğu’dan gelen bu faşist Kürt rejimi dayatmasının boşa çıkartılması açısından da oldukça önemlidir.

Bugün PKK’nın hakim olduğu Güneydoğu’da devlet otoritesi tümüyle yok edilmiş, hatta AKP’nin atadığı vali ve kaymakamlar aracılığıyla neredeyse devlet PKK’nın emrine girmiştir. PKK bölgedeki tek hakim güç konumuna gelmiş ve adeta Diyarbakır merkezli bir Kürdistan kurulmuştur.

Öyle ki, Güneydoğu’da herhangi bir Türk partisine ya da Türk örgütüne hiçbir şekilde yaşam hakkı tanınmadığı gibi bu bölgede Türk bayrağı asmak bile yasaklanmıştır. Güneydoğu’da PKK’nın hakimiyeti altında kurulan bu faşist rejimde Türk’e ait her şey sistematik bir şekilde yok edilmektedir.

Hatırlanacaktır Tayyip Erdoğan bile Diyarbakır’a giderken DTP’den adeta izin almış, ama bu izin çıktıktan sonra gittiği kentte de kapalı kepenkler ve protestolarla karşı karşıya kalmıştı.

CHP lideri Baykal’ın Güneydoğu gezisi de yine hatırlanacaktır ancak DTP’den icazet alınarak gerçekleşebilmişti.

Ahmet Türk’ün İzmir’de yaşanan olaylardan sonra Bahçeli’ye yönelik “bakalım siz Diyarbakır’a nasıl geleceksiniz” yollu tehdidi de göz önüne alındığında PKK’nın Güneydoğu’da kurduğu bu faşist rejimin niteliği daha da netleşmektedir.

DTP ve PKK’nın Güneydoğu’da kurduğu bu Türk düşmanı faşist rejimin gereği olarak Türk bölgelerinde de PKK-DTP’ye yönelik benzer bir tepkinin olması doğal olanıydı. Ancak bugüne kadar olanlar bunun tam tersidir.

Güneydoğu’yu kurtarılmış bölge ilan ederek burada adeta faşist bir diktatörlük kuran PKK, Türk şehirlerinde yıllardır istediği gibi parti örgütü açmakta, terör örgütünü destekleyen, PKK paçavralarının ve Apo posterlerinin açıldığı devlet korumalı gösteriler düzenlemektedir.

PKK, çok açık biçimde, Güneydoğu’da kurduğu bu faşist rejimi bütün Türkiye’de hakim kılma mücadelesine girişmiştir. Yıllardır büyük şehirlerimizde yaşanan ve eli silahlı ve maskeli teröristlerin gerçekleştirdiği ayaklanma provalarının bütün hedefi de bu olmuştur. AKP faşizminin desteğini arkasına alan Kürt ırkçıları bütün ülkeyi denetim altına almak ve Türk milletini tümüyle susturmak için Türkiye’yi adeta bir savaş alanına çevirmişlerdir.

Türkiye AKP iktidarı altındaki son sekiz yılını işte böylesi bir çarpık manzarayı sineye çekerek geçirmiştir. AKP, CHP, MHP ve neredeyse diğer bütün siyasal partilerin Türk-Kürt kardeşliği aldatmacası da bu sürece yönelik olası tepkinin dizginlenmesi için çok ustaca kullanılmıştır.

İşte şimdi bu sürecin de sonu gelmiştir.

Türk’ün o engin hoşgörüsünün de elbette bir sınırı olacaktı ve şimdi o sınır aşılmıştır.

Türk milleti şimdi bu çifte standarda isyan etmekte ve bütün Türkiye’yi Güneydoğulaştırmak isteyen Kürt faşistlerine hodri meydan demektedir.

Yeter! Söz Türklerindir!

Bu yeni süreç sadece DTP çizgisindeki Kürt hareketinin değil, iktidardaki AKP’nin ve muhalif rolü oynayan CHP ve MHP’nin de sonuna işaret etmektedir. Türk milleti yıllardır kardeşlik masallarıyla kendisini kandıran ve Türkiye’nin adım adım Kürt faşistlerinin eline geçmesine çanak tutan bütün siyasal partilerden hesap soracaktır.

AKP zaten Kürt açılımı adı altında PKK’lı teröristleri affetme planları yapan ve Apo’yu muhatap olarak Türk devleti ile masaya oturtmayı amaçlayan bir parti olarak Türk milletinden gereken cevabı ilk seçimde alacaktır. AKP kendi sonunu hazırlayacağını bile bile girdiği bu açılım tezgâhının altında kalacaktır.

Kürt açılımına tepki göstermek yerine “Bin yıllık kardeşlik” adı altında Kürt bölücülüğüne yönelik tepkiyi söndürmeyi hedefleyen, Türk milletinin sokakları işgal eden PKK’lı teröristlere karşı sokağa çıkmasını da yıllardır “aman provokasyon olur” gerekçesiyle engellemeye çalışan MHP de aynı şekilde gereken cevabı alacaktır.

Güneydoğu raporu ve Tunceli raporu gibi Kürtçü tezleri savunan raporlarla uzun yıllardır Atatürk’ün Kürt politikasını uygulamadan kaldıran Baykal’ın CHP’si de bu sürecin kaybedeni olacaktır.

Bu yeni süreç artık Türk milletinin yıllardır kendisini kandıran ve ülkeyi bölünmenin eşiğine getiren siyaset kurumuna olan tepkisinin de ortaya çıkacağı bir süreç olacaktır.

Türk milleti artık kendi işini kendisi çözecek, ülkesini, şehrini, mahallesini, sokağını işgal eden Kürt bölücülerine karşı kendi çözümünü uygulayacaktır.

Yeter, söz Türklerindir artık!


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

Bu gün bulunduğumuz noktaya bakıyorum da , hiç ilerleme kaydedememişiz. Örgütlenenememek gibi bir sorunumuz var. Mehmetciğe kurşun sıkanlar, sıktıranlar , buna göz yumanlar, sempatizanlar , evim evinizdir diyenler , devlete ve millete köpekleriyle meydan okuyup yumruğu yiyenler maalesef hala dimdik ayakta. Bizde ayaktayız evvel ALLAH. İnşallah bu gülkedeki herkeş Atatürk miliyetçiliğini anlayana , Türküm diyene ve mutlu olana kadar ayakta kalacağız.

Mehmet Yalçın, Tokat
12 Mayıs 2011


Kürt faşizmine karşı Türk Milleti topyekün ve etkili bir savunma stratejisi geliştirmelidir. Bu stratejinin Devlet tarafından asla gerçekleştirilemeyeceği de açıktır. kürtler tarafından zabt edilmiş durumundadırlar .Anayasal bir koruma kılıfı bu mücadeleyi engelllenemez. Milletin takdirene karşı bir ihanet sözkonusudur. Bu durumda mücadele ve savaş meşruluk kazanır.

Menderes, İstanbul
26 Aralık 2009


Yıllar önce çocukken rahmetli babama gericilik ve kürtçülük nedir? diye sormuştum . Gericilik "sen yeme ben yiyeyim" kavgasıdır. "Kürtçülük ise ağaların işidir, tabii Amerika Rusya vesaire de parmağını bu işe bular" demişti. Doğruymuş.
Basiretsiz politikalar sonucunda buralara geldik. Dincilerin dinle bir alakası yok onlar üçkağıtçı, dinin de ne sünni yobazının, ne alevi politikacının anlattığı din olmadığı halka anlatılmalı.  Tek tek, ev ev.

Kürtçülüğe karşı da dimdik bir Türk ulusu yeter. (Artar bile.) 50 yaşındayım, her adımımı Türk gibi attım, her nefesimi Türk gibi aldım.
Sizlere tavsiyem Türk mitolojisine, tarihine, sembollerine sahip çıkmanız.
Muhammed'i dincilere, Mustafa Kemal'i onu anlamayanlara, Bozkurtu ırkçılara ve reaksiyoner din tandanslı partilere bırakmayalım. Bunların Türk karakterine derin nüfuzları vardır bunları başkalarına kullandırmayın.

Biz alevide olsak, sünni de olsak, şaman da olasak, ateist de olsak asıl cevherinde muhteşem bir millet olan Türkleriz. Her birimiz muhteşemiz. Beraber ve tek tek. Karamsarlığa gerek yok yeter ki adımı Türk atalım, nefesi Türk alalım. Tanrı çakalla - itle bereber olmaz, Tanrı da bizimle!

Levent Bora, İstanbul
24 Aralık 2009


Ben ABD de yaşıyorum. Türkiyede kürtlerin yediği haltların yüzde birini buradaki milletlerden biri yiyecek olsa o haltı yiyenin imanını gevretirler. Ama bizim milletimiz artık gözünü açmalıdır. Burada da 72.5 millet var ama herkes haddini biliyor. Bizim insanımız artık neden uyanmıyor? Aklım almıyor hala.

Alper, Amerika
24 Aralık 2009


Türkler hiçbir ilini, hiçbir bölgesini bölücü, çapulcu düşmanlara bırakamyacaktır. Kurtuluş Savaşı ruhu bu topraklarda yaşayan tek bir Türk kalsa dahi sürecektir. Ne Mutlu Türküm Diyene.

Bahar, İstanbul
23 Aralık 2009


Çok ama çok geç verilmiş biir karar DTP nin kapatılması. görüldüğü gibi yeni bir parti ile ilk seçimde yine meclisin içinde olacaklar. İmralı'daki köpek suratlı o insan bozması yine yönetime başbakanın gevşekliği yüzünden burnunu sokacak..
ulusumuz uyandı fakat hala gerektiği kadar ses getirecek bir ayaklanma yok ne yazık ki..
dtpye oy veren katildir.. akpye oy veren cahildir...

Seda, İstanbul
21 Aralık 2009


Kursağımıza, namusuumuza, cebimize, canımıza, emeğimize, insanlığımıza, ulusumuza uzanan bu hain dayatma bir yaşam gerçeğimiz ve kaderimiz olamaz.

Emperyalistler silahlarına kimi zaman ermeni süngüsünü, kimi zaman kürt süngüsünü, kimi zaman rum süngüsünü, kimi zaman şeriat süngüsünü vs. takarak böğrümüze saplıyorlar. Bu süngüleri, zaman zaman çıkarıp temizleyip tekrar takıyorlar ve hedefe saplıyorlar.

Mücadelemizin asıl hedefi süngüye karşı değil, süngüyü böğrümüze saplayan güçle olmalıdır. Süngüyü elinde tutan iradeye karşı olmalıdır. Saygılarımla.

Fikret Özen, İstanbul
21 Aralık 2009


Çok geç kalmış bir karar da olsa DTP kapatıldı. Ama daha da önemlisi artık Türk şehirleri DTP'ye kapalı!

Yeni bir dönem başladı ve bu yeni dönemde, " demokrasi", "hümanizm", "kardeşlik" gibi masallar anlatılamayacak. Anlatılanlara da Türkler inanmayacak.

Türk milleti bu kavramların ardında saklanmış olan ırkçı ve faşist hareketi ve onu koruyup kollayanların kim olduğundan hiç bu kadar emin olmamıştı.

Şehit askerlerini ve 17 yaşındaki Serap'ın yakılışını gördü bu "kardeşlik"in arkasında...

Gerçi önceden de biliyordu ama ne de olsa Türkler hümanist bir milletti. Türk önce ateşle imtihan edilmişti, o imtihanı geçti. Sonra sabırla imtihan ettiler. O da geçti.

İmtihan bitti. Artık söz Türklerin!

Vatandaş, İstanbul
21 Aralık 2009


 

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40
S