Tuğrul Çelik - Dünya
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Gazete  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Evladını arayan vatan
İNAN KAHRAMANOĞLU
Söz artık Türklerin: Türk şehirleri DTP'ye kapalı
ÖZGÜR ERDEM
Güvercinler, şahinler
ve devekuşları
ÖZGÜR BİLLUR
Türk’ü kandırma Bahçeli
HÜSEYİN ADIGÜZEL
Alın açılımınızı
başınıza çalın
SERAP YEŞİLTUNA
Şehit Kubilay olayı: "İnandılar, dövüştüler, öldüler"
TEVFİK KAYMAZ
Sayın Başbakan,
Sayın Arınç siz de sayın.
Kalan günleriniz için geriye sayın
OKAN İŞBECER
Can Dündar’a "Mustafa" davası
TUĞRUL ÇELİK
Berlusconi’nin
yüzünde güller açtı!
ESER ÖZALTINDERE
Ölümüne Kemâlist sol, inadına Sultan Galiyev!
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
“Gereği düşünüldü...”
 
TÜRKKAYA ATAÖV
Afgan kadınları ve ABD
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Devrimci-milliyetçi çizgi işbirlikçi reformist çizgiye karşı (2)
İLYAS SALMAN
Ehli keyf şeyler
ERGİN KONUKSEVER
Kore Savaşı’nda
Türk Tugayı - IV
ARİF BAKIR
Marx geri mi geldi?
EYKAN CAN
Zülfiyare dokunduk
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (16)
MUSTAFA İZBERK
Alaingleze, Alaaraba bir haftasonu arınması!..
 
 

Tuğrul Çelik
Berlusconi’nin yüzünde güller açtı!





Berlusconi, partisi Halkın Özgürlüğü’nün Milano’da düzenlenen mitinginde biraz sonra olacaklardan habersiz şov yapıyordu.

Konuşması kesildiği sırada burnu ve iki dişi kırılmıştı bile.

Berlusconi’ye katedral çarpmıştı, Duomo di Milano Katedrali...

Partisinin mitinginde kendini kaptırmış giderken, Massimo Tartaglia adlı vatandaş elinde tuttuğu Duomo di Milano Katedrali’nin minyatür bir heykeliyle Berlusconi’ye dokundu!

Katedralden aldığı darbeyle kendinden geçen Berlusconi hastaneye kaldırıldı ve kendisine taburcu olduktan sonra da on beş gün iş görmez raporu verildi.

Berlusconi’nin yüzünde güller açtıran Tartaglia tutuklanarak hapse atılırken, internet sitelerinde kendisine övgüler düzülmeye başlamış bile.

Polis merkezindeki sorgusu sırasında yaptığından son derece memnun olan Tartaglia, televizyonda Berlusconi’yi ağız burun dağılmış şekilde görünce “Amma da oturtmuşum ha” demiş.

Gerçekten de Tartaglia, adı da tartaklamayı andırıyor, iyi oturtmuş!

Bu arada olay Berlusconi’nin çapkınlıklarına dayanamayan eski karısında da bir yumuşama yaratmış ve Berlusconi’ye geçmiş olsun dileklerini iletmiş.

Belki de ağzını burnunu bu yüzden dağıttırmıştır, kim bilir?

Başta İtalyanlar olmak üzere olaydan haberdar olan birçok insan, Berlusconi’nin bu halinden epey keyif almıştır diye düşünüyorum.

Özellikle uzun süredir Berlusconi’ye tahammül etmek zorunda kalan İtalyanlar, Başbakanlarının yeni imajını oldukça beğenmiş olsa gerek.

İtalya, Başbakanının ağız burun dağılmış halini o kadar sevmiş ki, olayın hemen ardından piyasayı “Yumruk yemiş Berlusconi” oyuncakları sarmış.

Başbakanlarının bu anını ölümsüzleştirmek isteyen anne babalar, aynı zamanda çocuklarına verebilecekleri güzel bir oyuncağa da kavuşmuş oldular.

Muhalefetteki İtalyan Değerler Partisi lideri Antonio Di Pietro yaptığı açıklamayla belki birçok İtalyana tercüman oldu:

“Ben, şiddet olsun istemiyorum. Ancak Berlusconi davranışlarıyla ve umursamazlığıyla insanları kışkırtarak şiddete yöneltiyor. İnsanların böyle bir Başbakanı her gün görmekten duydukları rahatsızlığı gayet iyi anlıyorum.”

Berlusconi’nin skandallarla dolu yaşamı ve faşist uygulamaları aslında geçerli bir hafifletici neden.

Bu açıdan bakıldığında Tartaglia’nın ve İtalyan halkının psikolojisini bozduğu için Berlusconi’ye ceza verilmeli.

Tayyip ise yakın arkadaşının başına gelen olayla ilgili geçmiş olsun dileklerini iletirken, beklenen çıkışı yapmadı.

Her şeyi provokasyan olarak nitelerken, kankasının başına gelen olaya da bir çeşit provokasyon demesini beklerdik.

Son olarak belirtelim.

Özür dilese de, yaptığı hümanist eyleminden ötürü Tartaglia’nın eline sağlık diyoruz.


İsrail'de herkes Livni

İsrail siyasetinin Filistinli katliamıyla eşdeğer olduğu gözönüne alınırsa, İsrail ordusunda
teğmen rütbesi alan ve daha sonra dört yıl da İsrail gizli servisi MOSSAD’da görev alan Livni tam bir İsrailli siyasetçi.
Daha doğrusu bir katil! İsrail Başbakan Yardımcısı’nın “Hepimiz Livni’yiz” açıklaması İsrail gerçekleğini bir kez daha yineliyor. İsrail’de hiç sivil yok! Tüm İsrail Livni’lerden oluşuyor!

İngiltere’de yayınlanan The Guardian gazetesinin yaptığı haber İngiltere ile İsrail arasındaki ilişikilerin gerilmesine neden oldu.

Haber, İsrail’in eski Dışişleri Bakanı ve Kadima Partisi lideri olan Tzipi Livni’nin İngiltere ziyareti sırasında tutuklanacağını belirtiyordu.

Livni hakkında verilen tutuklama kararının gerekçesi ise oldukça haklı nedenlere dayanıyor.

İsrail tarafından Gazze’de yapılan katliamlarda işlenen savaş suçundan dolayı, bir grup Filistinli avukat tarafından Westminister Mahkemesi’ne açılan davanın sonucu olarak verilen tutuklama kararı, Livni’nin geziyi iptal etmesiyle geri alındı.

Özellikle 27 Aralık 2008- 16 Ocak 2009 arasında Gazze’de yaşanan katliamda tamamına yakını sivillerden oluşan 1400 Filistinli katledilmişti.

Birçok “sivil” İsrailli de misket ve fosfor bombalarıyla yapılan katliamları ellerinde yiyecek ve içecekleriyle piknik havasında izlemişti.

Gerçekte hepsi birer MOSSAD ajanı, birer İsrail askeri ve birer Tzipi Livni’ydi!

O operasyonu yönetenlerin başında da yine Livni vardı.

Bu katliam İsrail’in kitlesel saldırılarının tek örneği değildi tabii ki.

İsrail devletinin kuruluşu bile katliam üzerinde yükselmişti.

İsrail devletinin “Arapların Sevr’i” olarak kuruluşu ve sürekli olarak genişlemesi de...

İsrail, Livni’ye verilen tutuklama kararı için epey tepki verdi.

İngiltere’nin Tel Aviv Büyükelçiliği protesto edildi.

Dışişleri İngiltere’yi Ortadoğu’daki barışı bozmakla suçladı ve uyardı.

İsrail, “Bizler için artık savunmadan saldırıya geçme zamanı gelmiştir. İngiltere’ye, İspanya’ya ve diğer tüm ülkelere, böyle bir duruma daha fazla katlanamayacağımızı anlatmalıyız.” diyerek diplomatik adımlar atacağını belirtti.

En önemlisi de İsrail Başbakan Yardımcısı Silvan Şalom’un, Livni’yi savunarak “Biz hepimiz Tzipi Livni’yiz” açıklamasını yapmasıydı.

Yani tüm İsrail Tzipi Livni’nin arkasında. Çünkü İsrail ve İsraillilerin varoluşu Filistinlilerin katledilmelerine bağlı.

Peki Tzipi Livni kim?

1999 yılında Ariel Şaron tarafından siyaset sahnesine sokulan Livni, aslında İsrail siyasetine daha önceden katılmış bir isim.

İsrail siyasetinin Filistinli katliamıyla eşdeğer olduğu gözönüne alınırsa; İsrail ordusunda teğmen rütbesi alan ve daha sonra dört yıl da İsrail gizli servisi MOSSAD’da görev alan Livni tam bir İsrailli siyasetçi.

Daha doğrusu bir katil!

Katil Livni’nin birçok ülkede ajanlık yaptığı ve birçok nokta operasyonuna katıldığı biliniyor.

Ayrıca Livni tam anlamıyla babasının kızı.

Babası Eytan Livni, 1931’de kurulan ve İsrail’in kuruluş operasyonlarını (katliamlarını) yürüten IRGUN (ETZEL) örgütünün operasyon şefi.

Hatta bugün mezar taşında bile “Burada IRGUN’un operasyon şefi yatıyor” diye yazdığı söyleniyor.

İsrail Başbakan Yardımcısı’nın “Hepimiz Livni’yiz” açıklaması İsrail gerçekleğini bir kez daha yineliyor.

İsrail’de hiç sivil yok!

Tüm İsrail Livni’lerden oluşuyor!


Obama: Gülen Bush


Fidel yine çok haklı. Bush’tan Obama’ya değişen bir şey yok!

Geçtiğimiz hafta yüzsüz bir şeklide “iki savaşın başkomutanıyım” diyerek Nobel Barış Ödülü’nü alan Obama’ya en güzel yanıt yine Fidel Castro’dan geldi.

Fidel, daha önce Obama’nın Küba politikasını değiştirdiği ve bir kısım ambargonun kaldırıldığı haberlerine de “Biz sadaka istemiyoruz” diyerek yanıt vermiş ve ABD’nin emperyalist kimliğinin hiçbir zaman değişmeyeceğini bildiklerini ifade etmişti.

Fidel, Bush önderliğindeki emperyalist politikalarının “değişim”le gelen Obama tarafından “hoş bir tebessümle” devam ettirildiğini belirtti.

Fidel’in Obama’nın, Nobel Barış Ödülü’nü alırken iki sömürgeci saldırıya da devam ettiğini belirttiği mektubu, 8. ALBA (Amerikan Halklarının Bolivarcı Alternatifi) Zirvesi’nde Chavez tarafından okundu:

“İmparatorluğun gerçek emelleri, bu kez hoş bir tebessümle ve Afrikalı Amerikalı Obama’nın yüzüyle, apaçık ortada.”

Fidel’in Obama ile ilgili olarak “hoş bir tebessümle” ifadesi, yaşanan son gelişmelerle bir kez daha doğrulandı.

Aralık ayının başında Küba’da karşı devrimcilerle irtibatı olan ve onlara destek sağlayan bir ABD ajanı yakalandı.

CIA destekli Kalkınma Alternatifleri (DAI) adlı şirketin bir çalışanı görünen ajanın, Küba’daki karşı devrimci gruplara cep telefonu, telsiz ve bilgisayar gibi iletişim cihazları dağıtırken yakalandığı duyuruldu.

Söz konusu ajan şirketin, Amerikan Uluslararası Kalkınma Ajansı ve Dışişleri Bakanlığı kontrolünde ABD’den gelen kaynaklarla “Küba Demokrasi ve Beklenmedik Durum Programı” adlı karşı devrimci bir operasyonu yönettiği de ortaya çıkarılmış.

ABD’nin Latin Amerika’daki karşıdevrimci ajan faaliyetleri için kullandığı DAI şirketinin sicili epey kabarık.

Aynı şirket, Venezüella’da da Chavez karşıtı faaliyetleri yönetmek üzere Dönüşüm İnisiyatifleri Ofisi’ni kurmuş.

Ofis, ABD tarafından belirlenen sivil toplum kuruluşları ve partilere Chavez karşıtı darbede kullanmak üzere epey para akıtmış.

Küba ise bu konuda deneyimli. 2003 yılında ABD’nin para akıtarak Küba’da yaratmaya çalıştığı ajan gazeteciler ağı çökertilmişti.

Küba İstihbarat Servisi’nden 12 görevli gazeteci kılığında, ABD’nin yaratmaya çalıştığı ağa sızarak, çeteyi çökertmişti.

Fidel yine çok haklı.

Bush’tan Obama’ya değişen bir şey yok!


Yunanistan batıyor


Yunanistan batıyor... Küresel ısınmaya dayalı su seviyesinin yükselmesinden değil, ekonomik olarak batıyor.

Maliye Bakanlığı’nın açıklamalarına göre ülkede bütçe açığı son 16 yılın en yüksek seviyesinde. Başbakan Papandreu’nun açıkladığı gibi girilen ekonomik çıkmaz, 300 milyar Euro’luk borç sarmalıyla 1974’ten sonra ilk defa ulusal egemenliği tehdit eder noktaya ulaşmış.

Papandreu, Sosyal Ekonomi Kurulu tarafından düzenlenen konferansta Yunanistan ekonomisinin içinde bulunduğu zor durumu açıklarken ülkenin borca batma tehlikesini dikkat çekerek, vakit kaybetmeden birtakım önlemlerin alınması gerektiğinin altını çizdi.

Ekonomide yaşanan batışı durdurmak için Yunan halkını milli seferberliğe çağıran Papandreu, “ya değişiriz ya da batarız” diyerek alınması gereken kararları üç ay içinde geciktirmeden alacaklarını belirtti.

Papandreu “ya değişiriz ya da batarız” diyerek başka bir seçenek olmadığını belirtirken; alınacak kararların ve yapılacak değişikliklerin küçük çapta olmayacağını, aksine her alanda radikal değişikliklere gidileceğini duyurdu.

“Ufak çaplı tamirattan söz etmiyoruz. Her alanda adil değişikliklere gideceğiz. Bir çok düzenleme can acıtacak. Hepimiz huzurumuzdan vazgeçmeliyiz. Düşük ücretliler ile orta sınıfı ise destekleyeceğiz.”

Papandreu’nun atmayı düşündüğü adımlar şöyle:

KİT yönetim kurulu üyelerinin maaşları % 50 inecek.

Yurtdışındaki turizm bürolarının üçte biri kapatılacak.

Devlet memurlarının maaşı en fazla 2000 euro olacak.

Gayrimenkullerden alınan vergiler artırılacak.

Vergi kaçakçılığı ile mücadele için özel tim kurulacak.

Liman özelleştirilmesi hızlandırılacak...

Yunan basını Başbakan Papandreu’nun ülkede şeffaflık, demokrasi, insan hakları, güvenlik, sorumluluk ve dayanışmayı yeniden tahsis edecek 80 yeni önleme gideceğini belirtiyor.

Bu adımlar atılırken Papandreu’nun hedefinde kesinlikle orta ve dar gelirlilerin değil, zenginler ve devleti istismar edenler olacağı da belirtiliyor.

Papandreu’nun, ülkenin borç döngüsünden çıkması için önerdiği seferberlik programı için de toplumun tüm kesminden destek beklediğinin altı çiziliyor.

Planın Yunan medyası tarafından da benimsenmesine rağmen, açıklamanın ardından Atina Borsası’nda gerileme yaşanmış. Bu da Papandreu’nun atacağı adımları konusunda çok ikna edici olmadığını gösteriyor.

Öte yandan Yunanistan’da yaşanan hareketlenmeler de meselenin Papandreu’nun düşündüğü gibi gitmeyeceğini gösteriyor.

Ekonomideki bu çöküşü protesto eden işçiler Maliye Bakanlığı’nın binası boyunca astıkları pankartla “Ayaklanın” çağrısı yapmışlar.

Ekonomik bunalımın getirdiği eylemlerin yanısıra, geçen yıl 6 Aralık’ta polis tarafından vurularak öldürülen gencin yıldönümünde Yunanistan sokakları yine savaş alanına döndü.

Yazının yazıldığı gün Yunanistan’da sadece işçilerin değil, sağlık ve medya çalışanlarının da greve gideceği bildiriliyordu. Ayrıca günlük gazeteler de çıkmayacaktı. Bu arada Yunanistan, AB ortak bütçesinden en fazla yararlanan ülke. Yunanistan’a AB’den epey kaynak akmakta.

AB’nin geçen yılki 116.5 milyar dolar euro olan ortak bütçesinden 6.2 milyar euro alan Yunanistan, en büyük net alıcı ülke.

AB’ye üye olduğu 1981’den bu yana geçen 27 yılda 85 milyar euro alan Yunanistan, 2008 ortak bütçesine 2.3 milyar euro gönderirken, 8.5 milyar euro almış.

Tüm dünyada kredi notları düşürülen Yunanistan “borcumuz borç” dese de ülkenin borçlarını nasıl ödeyeceği sorusu piyasaları ve Yunanistan’ın kendisini epey düşündürecek gibi görünüyor.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Bu yazı hakkında henüz yorum yapılmamıştır.

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40