![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Yunus Yılmaz Cumhuriyet dönemi Kürt politikasına saldırıyorlar 10 Kasım’da mecliste “PKK açılımı” yapan AKP, tüm açıklamalarına karşın ortaya somut bir şey koymadı. Daha doğrusu koyamadı, çünkü yemedi! Ama anlayabildiğimiz kadarıyla Türk askerine, polisine taş atan PKK’lı çocukların affı söz konusuymuş! Anlaşılıyor ki kamuoyundan gelen tepkilerden çekinen AKP, belli ki “PKK açılımını” da diğer açılımlarda olduğu gibi bu topluma “hazmettire hazmettire” kabul ettirecek. Gösterilen tepkilerin en büyüğünü ise “Dersim” diye bir ilimiz olmamasına karşın Cumhuriyet dönemindeki Tunceli’deki isyandan bahseden CHP’li Onur Öymen’in: “Dersim isyanında analar ağlamadı mı? Kimse ‘analar ağlamasın, mücadeleyi durduralım’ dedi mi?” sözlerine gösteriyorlar. Onur Öymen bu sözlerinden dolayı bir de özür diledi ki, onu da anlayamadık! Bugün Atatürk’ün partisi olduğunu söyleyen CHP bile Cumhuriyet dönemi Kürt politikasını doğru dürüst savunamamaktadır! Görülüyor ki, Atatürk dönemi Kürt politikasını savunmak bile suç olmuştur artık. İktidar ve iktidar yalakaları bir olmuş, Atatürk dönemi Kürt politikasını yargılıyorlar. Sanki Tunceli isyanında Kürtler suçlu değil de, Kemalist yönetim suçlu. İşte dün olduğu gibi bugün de Kürtçüleri suçlu bulmayanlar devleti suçlu buluyor. Eli kanlı terör örgütü PKK masum pozlarına büründürülürken, devlet ise suçlu pozisyonuna sokulmaktadır. AKP’nin Alevi ve solcuları İşte böyledir Kürt-İslamcılarımızın halleri. Peki ya meclisteki “PKK açılımına” tepki göstermeyip bir de AKP’nin Alevi açılımından medet uman sözde Alevilerimize ne demeli? Kendi ayıplarına bakmadan Onur Öymen’in istifa etmesini istiyorlar, madem mezhebinize bu kadar sahipsiniz o zaman mecliste Diyanet bütçesi görüşülürken “Bugün Alevilere tahsisat düşünülürse, yarın Mecuziler, Vahabiler, Satanistler de benzer taleplerle gelebilir.” diyerek Alevilerle Satanistleri bir tutan AKP’li Mustafa Özbayrak’ı niye istifa ettiremediniz? Aslında nedeni çok basit, çünkü AKP’nin sizlere hem Kürtçülük konusunda hem de Alevilik konusunda vaatleri vardır da o yüzden AKP’ye gereken tepkiyi gösteremiyorsunuz! Aslında sözde Alevilerin Onur Öymen’e tepki göstermesi anlamsızdır. Çünkü Tunceli isyanı bir Alevi isyanı değildi. O halde ne diye sözde Aleviler Onur Öymen’e tepki gösteriyorlar? Demek ki, AKP’ye payanda olmuş sözde Alevilerimiz AKP yerine Onur Öymen’e ve Cumhuriyet dönemi Kürt politikasına düşmanlık yapmayı uygun görüyorlar. Demek ki sözde ilerici olan Alevilerimiz, solcularımız bir Kürt feodali tarafından çıkartılan gerici ayaklanmayı sahipleniyorlar. Kürt ayaklanmaları ve devletin mücadele yöntemi Ama bakıyoruz sözde solcularımız Cumhuriyet dönemini yargılıyor. Oysa Sovyet Rusya bile cumhuriyetin ilk yıllarında Kürt Şeriatçıların çıkarmış oldukları ayaklanmaları gerici bir ayaklanma olarak görmüş ve Türkiye devletini savunmuştur. Bu haklılığını bilen o zaman Türk devlet yöneticileri ise Kürt ayaklanmalarına karşı çok sert sözler söylemişlerdir. İsmet İnönü Ağrı isyanından sonra: “Bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur.” diyordu. Ya Mahmut Esat Bozkurt ne diyordu? “Biz Türkiye denen dünyanın en hür ülkesinde yaşıyoruz. Mebusunuz inançlarından samimiyetle bahsetmek için buradan daha müsait bir ortam bulamazdı. Onun için hislerimi saklamayacağım. Türk bu ülkenin yegane efendisi, yegane sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmeti olma hakkı, köle olma hakkı. Dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler!” diyordu. Atatürk’ün manevi kızı Sabiha Gökçen ise Tunceli isyanında Kürt bölücülerin üzerine bomba yağdırıyordu. Tabii tüm bunlar, bizlere, Atatürkçülüğün anlatıldığı derslerimizde, kitaplarımızda Atatürk’ün emperyalizme karşı mücadele veren antiemperyalist bir lider olduğu anlatılmadığı gibi Atatürk’ün tüm yaşamının İngilizler ve diğer emperyalist devletlerle işbirliği yapan Kürtlerin çıkarmış olduğu ayaklanma ve isyanları bastırmakla, bunlarla mücadele etmekle geçtiği de anlatılmamış ve işlenmemiştir. Atatürk Milli Mücadeleyi başlattığı günden itibaren 19 ayaklanma bastırmak zorunda kalmıştır. Bu isyanların en sonuncusu olan Tunceli isyanı 1937 yılında olmuştur. Yani Atatürk’ün vefatına yakın bir dönemde olmuştur. AKP’nin MİT’i 12 Eylül döneminde insanlarımızın birçoğu terör ortamı yaratmaktan, komünist, Kürtçü olmaktan yargılanmıştı! Devlet askeriyle, polisiyle, MİT’iyle tüm kurumlarıyla komünistlerin, Kürtçülerin peşindeydi. Fakat şimdilerde Kürtçülük, bölücülük yapanlar bayram şenliğiyle karşılanıyor. Hatta PKK’lıların eve dönüşü konusunda, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin yetkilisi Neçirvan Barzani’ye bakacak olursak: “Eve dönüş MİT’le hazırlandı.” (Taraf, 02.11.2009) Sizin anlayacağınız devran döndü, Kürtçülük yapan solcuları döven devletin güçleri Kürtçülük yapmayıp Türkçülük yapanları bölücü olduğu gerekçesiyle izler oldu! AKP’nin polisi, MİT’i var gücüyle Kürtçülük faaliyetinde bulunurken; AKP’nin Kürtçüsü, solcusu ve Şeriatçısı Atatürk’ün meclisinde çoğunluğu ele geçirerek Atatürk’ten intikam alır oldu. Türk solcuları ise “Türkiye Türklerindir” dedikleri için bölücülük yapmakla suçlanır oldu! Velhasıl Türkiye devletin sahipleri tarafından(!) böyle bir ucubeye dönüştürülmüş olundu.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||