Okan İşbecer - Yurttan
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Gazete  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Kürt neden ırkçı olur?
GÖKÇE FIRAT
Güzel İzmirli...
Bil ki eline aldığın
taş değil yüreğindir...
ÖZGÜR ERDEM
"Dersim Soykırımı"
tuzağına düşmeyelim
SERAP YEŞİLTUNA
Huzurumuzu bozuyorsun Tayyip!
ALİ ÖZSOY
Tupac Amaru'nun çocukları iktidarda
OKAN İŞBECER
Aydın Doğan,
medyaya veda ediyor
TUĞRUL ÇELİK
ABD-Çin
stratejik müttefikliği
HÜSEYİN ADIGÜZEL
AKP açılımının
altında kalacak
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
İşte açılım
 
TÜRKKAYA ATAÖV
Ankara'dan
bir sergi geçti
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Anadolu'nun Türk hakimiyetine geçişi
ERGİN KONUKSEVER
Kore Savaşı'nda Türkler-3
İLYAS SALMAN
En belirgin özelliğim emeğim
TEVFİK KAYMAZ
Okçular! Bir adım ileri... Sırt çantamızda
hiç eksik ok olmamalı!..
HİDAYET SARI
Bizi birleştiren Atatürk sevgisi, onları birleştiren
Atatürk nefreti
YAŞAR AKSU
Ne mutlu bize ki
Türk'ün partisi kuruluyor
AHMET PAKSOY
Nurculuğun
dünü, bugünü
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (14)
EYKAN CAN
Yerden gökten zembille...
 
 

Okan İşbecer
Aydın Doğan medyaya veda ediyor

Maliyenin kestiği son vergi cezasından sonra hızlı bir düşüşe giren Aydın Doğan, medya sektöründen büyük oranda çekilmenin arifesine geldi.

Son olarak kesilen yüklü miktardaki vergi cezasından sonra mallarına ihtiyati haciz konulan Aydın Doğan, her ne kadar mahkeme süreci devam etse de, belini doğrultabilecek gibi gözükmüyor.

Geçtiğimiz günlerde uzlaşma amacıyla Maliye ile masaya oturan Aydın Doğan, bu çabalarından da eli boş döndü. 24 Kasım günü Maliye yetkilileriyle görüşen Aydın Doğan, uzlaşma masasından eli boş kalktı ancak 11 Aralık tarihinde yeni bir görüşme için gün aldı. Uzlaşma görüşmelerinden bir sonuç çıkmadığı taktirde, mahkeme sürecinin beklenmesi gerekecek.

Doğan cephesinde bir taraftan uzlaşma çabaları sürerken diğer taraftan da Doğan medyaya ait gazete ve televizyonların satışı için görüşmeler başladı. Vergi cezası kesildiğinden beri Aydın Doğan’ın bazı gazete ve televizyonlarını elden çıkarak medya alanında küçülmeye gideceği ve böylece Tayyip’in gözüne fazla batmayacağı konuşuluyordu. Gerçi Doğan Yayın Holding her seferinde bu söylentileri yalanlama yoluna gitmişti. Ancak son birkaç gündür çıkan haberler, Aydın Doğan’ın medya alanındaki hakimiyetinin bitmek üzere olduğunu gösteriyor.

Bu haberlere göre Doğan Yayın Holding bazı gazete ve televizyonlarını satmak için Koza Grubu ile görüşmeler başlamış, hatta prensipte anlaşıp el bile sıkışmışlar.

Koza Grubu, bildiğiniz gibi ilk olarak Ilıcak’lardan Bugün gazetesini alarak medya sektörüne adım atmıştı. Sonrasında ise “Atatürkçülerin” umudu Zübükzade Tuncay’ın Kanaltürk’ünü alarak medya sektöründeki payını büyüttü. Son olarak ise Doğan Yayın Holding bünyesindeki Milliyet ve Vatan gazeteleri ile Star TV’nin satışı için görüşmelerde bulunan Koza Grubu, satış gerçekleştirildiği takdirde, yandaş medyanın en önemli kolu olacak.

Konu ile ilgili kamuoyuna bir açıklamada bulunan Doğan Grubu, yeni ortaklık veya satış işlemleri için çalışmalarının olduğunu ancak henüz neticeye varılamadığını açıkladı. Koza Grubu ise yaptığı açıklamada, bazı yayın organlarında çıkan haberleri doğruladı. Medya sektöründe büyümeyi hedeflediklerini belirten Koza Grubu, bu anlamda Doğan Grubu ile ilgilendiklerini belirttiler.

Böylece Doğan Grubu’nda yakın zamanda yapılan yazar değişikliğinin sebebi de ortaya çıkmış oldu. Hatırlarsanız Milliyet ve Vatan gazetelerinde yazar değişikliği yapan Aydın Doğan bazı kesimleri şaşırtmış ve umutlandırmıştı. Özellikle Milliyet’i güçlendiren Doğan’ın artık AKP ile daha sert mücadele edeceğini uman kesimler de böylelikle hayal kırıklığına uğramış oldu. Milliyet’i gözden çıkarmış olan Doğan, sadece biraz daha fazla para etsin diye makyaj tazelemiş o kadar.

Doğan Grubu’nun medya alanından çekilmesinden sonra Türkiye’de bir devir daha kapanacak. Şayet Milliyet ve Vatan’la birlikte Star TV de Akın İpek’in olursa, Doğan Grubu’nun o çok ulusalcı köşe yazarları ne yapacaklar çok merak ediyorum.


Danıştay’dan katsayı iptali, AKP’den tehdit


Danıştay kararının
açıklanmasıyla birlikte AKP ve yandaşlarından tehditkar sesler
yükseldi. Tayyip Danıştay’ı ideolojik davranmakla suçlarken, Arınç da Danştay’ı tehdit etti.

Danıştay, geçtiğimiz günlerde aldığı bir kararla, Yüksek Öğretim Kurulu’nun (YÖK) üniversiteye girişte katsayı puanı uygulamasının kaldırılmasına ilişkin 21 Temmuz 2009 tarihli kararının iptali ve yürütmenin durdurulmasına karar verdi.

YÖK, geçtiğimiz yaz yaptığı değişiklikle meslek liseleri ve İmam-Hatip liselerinden mezun olanlar için de alanları dışındaki bölümleri tercih ettiklerinde genel lise mezunları ile eşit şartlarda olmalarını sağlayacak şekilde katsayıları düzenlemişti.

YÖK’ün bu adımı 28 Şubat sürecinden sonra getirilen uygulamaya karşı girişilen hesaplaşmanın son aşamasıydı ve AKP ele geçirdiği YÖK aracılığıyla yaptığı düzenlemeyle önemli bir eşiği aşmıştı. Ancak Danıştay’ın aldığı bu kararla birlikte AKP’nin üniversiteleri İmam-Hatiplilerle doldurma girişimlerinin önüne şimdilik set çekilmiş oldu.

Danıştay, YÖK kararının açıklanmasının hemen ardından İstanbul Barosu tarafından açılan kararın iptali ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin davayı sonuçlandırarak, bayramdan önce kararın iptal edildiğini ve yürütmenin durdurulduğunu açıkladı.

Danıştay kararının açıklanmasıyla birlikte AKP ve yandaşlarından tehditkar sesler yükseldi. Başta Tayyip olmak üzere Bülent Arınç gibi AKP’nin önde gelen isimleri Danıştay’ın aldığı karara ilişkin tehditkar ifadelerde bulundular.

Tayyip konu ile ilgili yaptığı değerlendirmede “Bu karar tamamıyla ideolojik bir karardır. Dolayısıyla böyle bir ideolojik kararı anlamakta ben şahsen zorlanıyorum. Bunun kabul edilebilir hiçbir yanı yok. Yargı organıdır, kararını almıştır ama inanıyorum ki muhatabı olan YÖK de bununla ilgili itirazını yapacaktır, tavrını belirleyecektir.” dedi.

Tayyip, Danıştay’ın kararının ideolojik olduğunu belirtip anlamadığını söylüyor. YÖK’ün aldığı tam anlamıyla ideolojiden arınmış, tamamen tarafsız bir karar mıydı ki Tayyip YÖK’ün katsayıları kaldıran kararına herhangi bir itirazda bulunmamıştı?

İmam-Hatiplileri üniversiteye sorunsuz sokmanın kimin ideolojik hedefi olduğunu iyi bilen Tayyip ideolojik karar falan diye çok fazla konuşmasın. Bu ülkede herkes kimin hangi ideolojik kararları aldığını gayet iyi biliyor.

Bayramın birinci günü Tayyip’in yaptığı bu çıkışın ardından Tayyip’in başyardımcısı Bülent Arınç da konuya dahil oldu. Arınç, parti genel merkezinde yapılan bayramlaşma töreninden ayrılırken ilginç bir cümle sarf etti. Arınç, çıkışta bir gazetecinin Danıştay’ın aldığı katsayı kararına ilişkin değerlendirmesini sorması üzerine önce “soru yok” dedi sonra, “Bayramdan sonra, güzel şeyler söyleyeceğim.” dedi. Arınç, gazetecilerin aynı konudaki ısrarlı soruları üzerine, “Bayramdan sonra ne Danıştay kalacak, ne Bülent Arınç” dedi. Arınç, bir gazetecinin “Sert olacak o zaman” sözleri üzerine ise, “Sert, yumuşak Bülent Arınç bir şey söyleyecek” karşılığını verdi.

Arınç, yorumuyla Erbakan’ın bir zamanlar “kanlı mı olacak kansız mı” çıkışını hatırlattı. Bu çıkış aynı zamanda AKP’nin hukuk karşıtı zihniyetini de ortaya çıkardı. Mevzubahis Ergenekon olunca hukukun üstünlüğü, mevzu Danıştay’ın iptal kararı olunca “Ne Danıştay kalacak ne de başka bir şey”. İşte AKP’nin devlet düşmanı tavrına en güzel örnek.

Bu adamların ellerine yetki geçtiği zaman ortada ne cumhuriyet ne de Türkiye bırakacağının AKP’nin ikinci adamının ağzından itirafı da olmuş oluyor bu açıklama.

Bu arada YÖK de Tayyip’in isteğine uyarak itirazda bulundu. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Tayyip’le görüşüp icazet aldıktan sonra itiraz hakkını kullandı.

İtirazın neticesi ne olur bilemeyiz ama şayet YÖK’ün kaldırdığı katsayı geri dönerse, bu yıl yeni sisteme göre üniversiteye girenlerin akıbeti ne olacak o da ayrı bir merak konusu.


Yiğit Bulut Habertürk’ü karıştırıyor

Yiğit Bulut, Doğan medyanın parlayan yıldızı ve ulusalcıların ağzı açık dinlediği prensiydi. Sonraları Ergenekon’dan mı korktu ne olduysa Ciner’in Habertürk’üne geçti. Geçer geçmez de Doğan grubunu ve uzaktan akrabası Aydın Doğan’ı jurnallemeye başladı.

Fatih Altaylı tuttu Yiğit’i Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni yaptı. Hem de Allah’ın borsacısı ne anlar televizyonculuktan demeden. Çünkü Yiğit, en büyük rakibi Doğan medyayı iyi biliyordu ve Aydın Doğan’ı vurmak için ondan daha iyi bir tetikçi bulamazdı. Eh, iyi-kötü bir popülaritesi de vardı. Daha ne olsundu?

Yiğit de konduğu makamın hakkını verircesine Aydın Doğan’a bindirdikçe bindirdi. Doğan’ın ne Ergenekonculuğunu bıraktı ne vergi kaçakçılığını. Fatih Altaylı gibi eski bir tetikçinin has adamı olmak neyi gerektiriyorsa onu yaptı.

Ancak bu aralar Yiğit Bulut adı etrafında farklı bir tartışma yürüyor.

Habertürk TV’yi takip edenler biliyordur, son zamanlarda Habertürk TV’nin adından en çok söz ettiren isimleri birer birer ayrılıyor.

İlk önce Habertürk TV’ye reyting rekorları kırdıran Saba Tümer ayrıldı. Sonrasında ise İclal Aydın ve Sevim Gözay’la anlaşıldı. Ancak Yiğit efendi “sizinle başka bir program yapalım” deyince yolları ayırıyorlar. Habertürk’ten ayrılan bir diğer ikili ise Pelin Batu ile Nagehan Alçı. “Sınırsız” adlı bir program yapan ikili, Yiğit Bulut kendilerine sınır çizmeye kalkınca istifalarını veriyorlar. Son olarak da Özge Uzun ve Özlem Gürses Habertürk’ten ayrıldılar. Balçiçek Pamir’in ise ayrılmak üzere olduğu haberleri geliyor.

Habertürk’te yaşanan bu depremin sebebi ise Yiğit Bulut. Genel Yayın Yönetmeni olduktan sonra bütün ipleri eline alan Yiğit, programa çağrılan konuklardan sorulacak sorulara kadar her şeye karışıyormuş. Oturduğu odasından yayındaki programa müdahaleler de cabası.

Akşam yazarı Tuğçe Tatari, geçtiğimiz günlerde “Habertürk’te neler oluyor?” başlıklı bir yazı yazmış. Yazıda “içerden” aldığını söylediği bilgileri paylaşmış ve Yiğit Bulut’a yüklenmiş. Meğersem Yiğit Bulut Habertürk’te terör estiriyormuş. Nasıl mı?

Tuğçe Tatari’den Yiğit Bulut kanunlarına kısaca göz atalım:

“- Dekolte giyilecek. Kadının kadınlığı ekrana yansıyacak.

- Siyaset, ciddi konu konuşulmayacak. Magazin kavgaları, polemikler, stüdyo terklerine ağırlık verilecek.

- Yayına bir saat kala ‘Hayır ben o konuğu istemiyorum. Derhal iptal et.’ dendiğinde neden sorgulanmayacak.

- İptal ettirilen konuk, ertesi gün Yiğit Bulut’un programında görülünce hiç ses çıkarılmayacak.

- Agresif tavırlara, hakaretamiz sözlere, küçümsemelere katlanılacak.

- ‘Bu kanalda tek reytingi olan, tek başarılı kişi Yiğit Bulut’tur, onun dışında hepimiz bir hiçiz.’ mantığı benimsenecek.

- Odasındaki televizyondan yayını izleyen Yiğit Bulut’un aniden sıkılıp programı yarıda kestirmesine katlanılacak.

- Doğan Grubu’ndan kimse beğenilmeyecek.

- Faşizan tavırlar makul karşılanacak.”

Tatari’nin yazısında gerçek payı olmalı ki, gocunan Yiğit Bulut hemen bir cevap yazısı yazdı. Bulut yazısında operasyon medyası dediği -ki Tuğçe Tatari ve Akşam gazetesini kastediyor-bir kısım medyanın yapıp ettiklerinden ve Ergenekon operasyonu ile bunların deşifre olduklarından bahsediyor. Sonra da Tuğçe Tatari’nin, geldiği ilk günden beri, Habertürk’e geçmek istediğini, ancak kendisinin bu “sızma”ya izin vermediği için şimdi hedef tahtasına oturtulduğunu anlatmış.

Anlaşılan Yiğit Bulut Habertürk’te kendine ait küçük bir krallık kurmuş, etrafındaki kadın habercileri ezmek için elinden geleni yapıyor. Kadınlarla bir problemi var ama nedir belli değil. Burada esas merak edilen husus ise Fatih Altaylı’nın bu olup bitenlere ne dediği ya da ne diyeceği. Böyle giderse Habertürk’te Fatih Altaylı bile kalmayacak.

Hoş, kendisi için üzülmeyiz ama yine de bizden uyarması. Aman Fatih dikkat et, kendi yarattığın canavarın kurbanı olma.


DSHP ve Cevizoğlu

Bayram arifesinde Türkiye yeni bir siyasi partiye kavuştu. Eşi Bülent Ecevit’in ölümünden sonra DSP içinde girdiği iktidar kavgasını kaybeden Rahşan Ecevit, DSP’den ayrılarak kendi partisini kurdu. Rahşan Ecevit’in partisinin adı da amblemi de çakma. Aslında ikisi de DSP’den türetilmiş desek daha doğru olur.

Partinin adı Demokratik Sol Halk Partisi (DSHP). Amblemi ise ağzında buğday başağı olan bir beyaz güvercin ve tıpkı DSP’nin amblemi gibi mavi zemine.

Zaten DSHP de ilk siyasi polemiğini amblemi nedeniyle içinden çıktığı DSP ile yaşadı. DSP’liler “Bizim amblemimizi kullanıyorsunuz” diye ortalığı ayağa kaldırırken DSHP’liler de “Ne alakası var sizin ambleminizle. Üstelik bizimkinin ağzında buğday başağı var.” diye karşı çıkıyorlar.

DSP’liler ve DSHP’liler kendi aralarında tartışadursunlar, biz bu arada partinin genel başkanından bahsedelim biraz. Partinin kurucu genel başkanı aslında kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim. ART’de yayınlanan Ceviz Kabuğu adlı programı hazırlayıp sunan Hulki Cevizoğlu.

Cevizoğlu, yıllardır farklı kanallarda aynı adlı programı yayınlayarak dikkat çekiyor. Ancak ona asıl ününü kazandıran şey, birkaç yıl önce ulusalcılığa evrilmesi. Geç de olsa Atatürkçülüğü ve ulusalcılığı benimsemeye çalışan ya da benimsiyormuş gibi yapan Cevizoğlu, dar ulusalcı çevrelerle katıldığı etkinlikler ve Milli Mücadele dönemi üzerine yazılmış kitaplarıyla tanınıyor.

Başarısız bir bağımsız adaylık sürecinden de geçen Cevizoğlu’nun sol bir partinin genel başkanı olması ise trajikomik bile değil. Çünkü bu adamın solcu bir geçmişi olmadığı gibi bugüne kadar solla uzaktan yakından alakası olmayan biriydi. Birkaç yıl öncesine kadar vasıfsız liberal bir aydın parçası idi, şimdilerdeyse kendisini neredeyse ikinci Atatürk zannediyor.

“Bülent Ecevit’in ilkelerini yaşama geçirmeye, Atatürk’ün antiemperyalist çizgisini korumaya azimliyiz, yeminliyiz” demiş Cevizoğlu yaptığı açıklamada.

Atatürk’ün antiemperyalist çizgisini korumak Cevizoğlu’na kaldıysa yandık ki ne yandık.


Karikatür

TÜRKSOLU’nun bundan önceki sayısında teröristbaşı Apo’nun İmralı’daki durumunda yapılan düzenlemeler ve yeni hobi arkadaşlarına değinmiştik. Aynı günlerde Hürriyet gazetesinden Latif Demirci de Apo ve yeni hobi arkadaşlarının 5 milyon TL harcanarak oluşturulan yeni tesislerdeki halini yandaki gibi çizmişti (Apo her ne kadar Fatih Terim’i andırsa da). Esas komik olan şeyse Apo efendinin yeni tesisleri beğenmemesi ve

Avrupalılara durumu ile ilgili şikayette bulunması. Yeni yerinin eskisine göre oldukça küçük olduğundan yakınmış Apo. Şimdilerde ise Apo efendinin tekrardan eski yerine taşınması tartışılıyor. Apo’nun şikayetleri doğrultusunda Adalet Bakanı ile DTP heyeti arasında bir görüşme oldu ve Bakan bey de konuyu değerlendirebileceklerini belirtti. Anlayacağınız koskoca Türkiye Cumhuriyeti hükümeti bir avuç bölücünün elinde

oyuncak edilmiş durumda. Bu işin sonu nereye varır bilinmez ama yakın zamanda Apo’nun yeniden yargılanması gündeme gelecek ve böyle bir şey olursa demokratik açılım çerçevesinde Apo serbest bırakılıp aramıza dönerse sakın ola şaşırmayın.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

pkk yı yokedecek, Türk' ün hakimiyetini tekrar sağlayacak  , Türk partisi istiyorum. Kürt istilasından ülkemi kurtaracak gerekirse ikinci kurtuluş savaşını gerçekleştirecek bir parti. Demokrasi, terörist hakları umurumda bile değil. Demokrasi emperyalizmin tuzağıdır. 20 yıl sonra Kürt nüfus Türk nüfusu geçeck. Türkiyenin tamamı Kürdistan olacak.

Ethem Coşkun, Antalya
8 Aralık 2009


 

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40