![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Yaşar Aksu Türk devleti genelde toplumcu ve devletçi bir yapılanma ile yönetilirdi. Halk, devlet karşısında olabildiğince özgürdü. Ve devletin varlığı, milletin yaşamasına bağlı olarak algılanırdı. Şeyh Edebali, Osman Gazi’ye vasiyet ederken, “Ey Oğul! Beysin... İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın.” der. Bu sözler, devletin temelinin insan olduğunun açık olarak vurgulanmasıdır. İnsana değer vermeyen, insanı insan olarak görmeyen, insan odaklı olmayan yönetimlerin uzun ömürlü olmadığının örnekleri, tarihin tozlu sayfaları arasında oldukça çoktur. Gelelim günümüzün insanına; milletimizin devletten istedikleri nedir? Adil yönetim, ekonomik istikrar, güvenlik içinde yaşamak. Sizce bu isteklerimiz çok mu? Bunların hangileri bize verilmiş? Hiçbiri demek zorundayım. Çok acı olsa da durum ortada. İsteklere baktığımız zaman, hemen her halkın devletinden beklentilerinin temel alındığını görürüz. Türk toplumu devletine inanır, güvenir, bu yüzden devletini her zemin ve koşulda korur, korumak için ölümüne mücadele eder (şehit olacağını bile bile askere gider) yani görevini yapar. Devleti de, ona ekonomide istikrar sağlayarak gelirden eşit paylaşım sağlar, muhtaçları korur, adalet duygusunu işletir ve adil bir yönetim sunar, iç ve dış güvenliğini sağlar (PKK’nın güvenliğini sağlamaktan Türk’e sıra gelirse...). Türk devleti, devletin kurucusunun, yaşatıcısının millet olduğunu biliyordu, millet olmazsa devletin olmayacağının farkındaydı. Aynı şekilde millet de, varlığının devlete bağlı olduğunu biliyordu. Bu yüzden ikisi arasında gizli bir anlaşma vardı. Bu anlaşmaya uyulduğu zaman, devlet ve millet birlikte yaşayacaktı. Devlet devletliğini yapacak, millet de kendine düşen görevi yerine getiecek... Tarih boyu kurulan Türk devletlerinde, bu gizli anlaşma en güzel şekilde uygulandı ve Türk devletleri varlıklarını sürdürürken millet de haklarını kullanarak huzur içinde ve mutlu yaşadı (O günün insanı neden uzun yaşamış, kanıtı bu olsa gerek). Eski Türk devletlerinde, hırsızlık yapmak, devlet malını çalmak ya da peşkeş çekmek, yalan söylemek, hak etmeyene devlet görevi vermek, insanları aldatmak, casusluk yapmak, düşmanla işbirliği yapmak töreye göre suç sayılırdı. Töre gereği bu suçlar ağır suçlardı ve karşılığında idam cezası bile verilebilirdi (Günümüzde ise casusluk yapanlar ödüllendiriliyor). Eskiden beri millet devlet ilişkisi, karşılıklı hak ve ödevler olarak düzenlenmiş ve öyle yürütülmüştür. İnsan odaklı bir yönetim Türk devletlerinin uzun ömürlü olmasının nedenlerinden biridir. Anadolu’nun fethi sırasında, bazı Bizans şehirlerinin hiç savaşmadan kapılarını açması ve şehri Türklere teslim etmesi, Türk devlet yönetimine duyulan güvenin eseriydi. Attila’nın Roma’ya girmemesi, şehri yağmalatmaması, bir medeniyeti yakıp yıkmaması, bir halkı katliama tabi tutmaması, onun yönetiminin insan odaklı olduğunun en büyük kanıtlarından biridir. Şimdi Türk’e katliamcı, soykırımcı deniliyor. İnsan öldürmek bizim soyumuzda yoktur. Düşmanla işbirliği yaparsan, sana zorla da olsa, bu soykırım gömleğini giydirirler. Aklın nerede? Neden kendine bu gömleği giydiriyorsun? Onlar senin soykırımcı olmadığını bile bile sana bu çamuru atıyor. Sen de çamura bulandıkça daha da bulanıyorsun. Yeter artık! Önce kendine inan ve güven. “Türk öğün, çalış ve güven”. Korkma!.. Türklüğünle övünürsen günah işlemezsin. Ülken için çok çalışırsan da kendine güvenirsin. Ne demiş Bilge Kağan, “Ey Türk ırkı! Tutsaksan özgün, yoksulsan varlıklı, çıplaksan giyimli olacaksın, yeter ki düşmanlarına kanma, yeter ki birliğini bozma!” Bu ülke bizim ülkemiz... Bu ülke Türk’ün ülkesi. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. “Ben Türk’üm” diyenler, Türklüğünü hatırlayanlar, Türk olmanın onurunu taşıyanlar, en kısa zamanda bir araya gelerek; “emperyalizme bağlı kapitalist düzenin bitmesini istiyoruz” diyerek ayağa kalkacaklardır. Bunun için de eni iyi adresin TÜRKSOLU olduğunu söylemek istiyorum. Neden TÜRKSOLU? Türk’ün partisi olmaya aday da ondan. Ne mutlu bize ki, artık Türk’ün de partisi var. Arkasını hiçbir kuruluşa dayamadan, kendi gücünü kendinden alarak; “Büyük işler, önemli atılımlar, ancak birlikte çalışmakla elde edilir” diyerek yıllarını bu işe adamış gençler; yolunuz açık olsun! Tüm TÜRKSOLU ailesinin bireylerine teşekkür ediyor, birlik ve beraberliğimizin devamını diliyorum.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||