İlyas Salman - Politikasız hafta
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Gazete  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Sevgili domuz gribi yardım et bize
İNAN KAHRAMANOĞLU
Türk Dünyası Edebiyatı'na merhaba
GÖKÇE FIRAT
Türk edebiyatında ruhumuzu bulacağız
ÖZGÜR ERDEM
Dersim'de ne oldu
Atatürk ne yaptı?
SERAP YEŞİLTUNA
Kürtçülerin mi yanındasınız Atatürkçülerin mi?
OKAN İŞBECER
Apo'nun yeni
hobi arkadaşları
TUĞRUL ÇELİK
Çin malı Obama: ObaMao
HÜSEYİN ADIGÜZEL
Kürt sorununu çözecek parti geliyor!
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
"Yavuz Hırsız"lar
 
TÜRKKAYA ATAÖV
Türk dünyasına
genel bakış
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Araplarla Türklerin savaşı
ERGİN KONUKSEVER
Kore Savaşı'nda Türkler-2
Kunuri Savaşı
EYKAN CAN
Eyledik perdeyi viran!
 
PKK'NIN ŞEHİT ETTİĞİ ÖĞRETMENLERİMİZİ
24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ'NDE ANIYORUZ
 
 

İlyas Salman
Politikasız hafta

Bugün hayret edecek derecede ehlikeyfim. Hiçbir şeyin acısıyla tatlısıyla tuzlusuyla ilgilenmeyeceğim hatta AKP'nin son zamanlardaki Amerikan uydusu halinden hiç dem vurmayacağım diyordum ki, Gülser içerden bağırdı: “TÜRKSOLU'na yazmayacak mısın?” Doğru ya, evet onu unutmuştum. Şimdi, aylardır ilk defa, her gün okuduğum gazetenin spor sayfasına bakıyorum. Dünya Kupası elemelerine devam eden takımların maç haberleriyle dolu. Bizim ulusal takımımızdan bir cümle bile bahsedilmiyor. Ulusalcı tarafıma kıymık girdi. Şimdi diyecekler ki, TÜRKSOLU'nun ırkçı yazarının ulusalcı damarı tuttu. Evet zerre kadar gocunmuyorum. Allah'ına kadar solcu, Allah'ına kadar ulusalcıyım. Açıkçası bu alanın ikisi de can yoldaşıdır.

Hiçbir zaman unutmadığım bir gerçekliktir: Ulusaldan evrensele varılır. Bir zamanlar tiyatro anlayışında da bir ikili çelişme vardı. Dramatik tiyatro mu yoksa epik tiyatro mu? Şimdi oturup uzun uzadıya dramatik tiyatro bence şöyledir ya da epik tiyatro Bertold Brecht'in anlattığı gibi şu devrimci gelenekten doğmuştur diye anlatacak değilim. Zaten asıl konumuz da bu değil.

Konumuz, Güney Afrika'da 2010'da yapılacak dünya futbol kupasında ulusal takımımızın olmaması.

Dünya kupasında neden yokuz? Bu konuda söyleyecek 3-5 cümlem var onları yazacağım. Zülfiyare de dokunursa da dokunsun. Zaten TÜRKSOLU gazetesinde ele aldığım hiçbir konu yok ki, eleştiri odağı olmasın.

Cümle 1: DÜNYA KUPASINDA NEDEN YOKUZ?

Cümle 2: YOKUZ, ÇÜNKÜ FATİH TERİM VAR.

Hayda bu çok sert ve kesin bir yargı olmadı mı? Ya da çok insafsızlık değil mi?

Hayır bilakis çok yumuşak bir iniş oldu. Aslında şunu yazmam lazımdı: Sayın Fatih Terim, siz olmasaydınız, ulusal takımımız elemelerin ilk maçlarında Güney Afrika'ya gitmeyi garantilemişti. Biz de belki yeni plazma televizyonu alıp maçlarımızı bekliyor olurduk.

Ben plazma TV'den söz ederim, çünkü onu alacak kadar param var. Bunu da alamayacak olan vatandaşları gıcık etmek için yazıyorum. Öyle bir düzende yaşıyoruz ki, benim gibi soytarılık yapanlar yeni plazma televizyondan bahsederken, günde 12 saat çalışan emekçiler yeni çorap dahi almakta zorlanıyorlar. Cebimdeki parayla yoksul halkımıza hava atmakla ne kadar alçaldığımın farkına varsınlar da, hiç olmazsa inadına devrimci olsunlar diye gıcık veriyorum.

Neyse gelelim “imparatora”, yani Fatih Terim'e. Sayın Fatih Terim'in oyunculuk yıllarını da anımsarım. Ortanın üstüne çıkmayan bir oyuncu idi. Oyunculuğunda da, hocalığında olduğu gibi, vasati bir adamdı. Peki, bu orta halli oyuncu, nasıl oldu da, imparator ünvanıyla anılır hale geldi diyeceksiniz. İnanın bunu ben de anlamış değilim. Futbolculuk sonrası, yani hocalık döneminde de, ne gibi başarılar gösterdi de adı imparatora çıktı.

Evet onun hocalığında 4 yıl üst üste Galatasaray Türkiye şampiyonu oldu ve akabinde UEFA Kupası'nı ve Süper Kupa'yı aldı. Ama orada duralım. O zaman Fatih Terim'in elinin altında öyle bir takım vardı ki, örneğin Hakan Şükür. Fethullahçılığını es geçelim gerçekten çok iyi bir golcüydü. Bir Arif vardı ki, lodos saatte 3 km. hızla esse, Arif rakip sahada düşerdi. Al sana penaltı. Bülent Korkmaz gibi bir savunmacı vardı. Roberto Carlos'tan önce savunmacı olarak Türkiye'de tekti. Kaleci Taffarel'e ne demeli? Galatasaray kalesine sinek bile sokmuyordu. Emre, hakeza Hasan Şaş öyle iyiydi ki, anlatamam. Sayamadığım diğer oyuncular kusura bakmasın. Hepsi Avrupa'nın en iyileriydi. Fatih Terim'in bu kadrodan sonraki marifetlerine bakalım. Fiorentina'da ne yaptı imparator? Sarayın kapısına nöbetçi bile olamadı. Milan'da dökülen Terim'e ne demeli? Sonrası Galatasaray'daki hali hakkında ne düşünüyorsunuz? Ve en son milli takım hezimeti. Daha hangisini sayayım? Bir tek 4 yıl Galatasaray'da imparatorluk tacını taktı başına. Ona da artık ne diyelim? Sakın her taşın altından çıkan Susurlukçuların marifeti olmasın?

Şimdi bu cümleden de bir şey çıkarmaya kalkarsınız. Yok canım korkmayın, sadece ironik bir komiklik yapayım dedim.

Her neyse çerçi yükündekini, bakkal vitrinindekini satar derler (bu bizim köyün lafıdır). Fatih Terim'in de 4 yıllık tohumu vardı serpti gitti. Ama iyi götürdü. Ne diyelim, Allah bereket versin. Afiyet olsun.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

İlyas Salman çok güzel tespitte bulunmuş. 2010 dünya kupasına gidememenin nedeni Fatih Terimdir

Eray Babur, İstanbul
28 Kasım 2009


Sevgili İlyas Salman seni seviyorum ,başarılı çalışmalarının devamını dilerim ,saygılar....

Engin Deniz, Muğla
28 Kasım 2009


Yalçın Küçük'e göre, Fatih Terim, yahudilerin bir zamanlar kayıp boyundan gelmektedir, "Terim Irmağı" civarından. Hiçbir yeteneğe, özelliğe sahip olmadan böyle yükselmesine,

Fatih Özaydın, Yurtdışı
23 Kasım 2009


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40