Hüseyin Adıgüzel - Kürt sorununu çözecek parti geliyor!
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Gazete  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Sevgili domuz gribi yardım et bize
İNAN KAHRAMANOĞLU
Türk Dünyası Edebiyatı'na merhaba
GÖKÇE FIRAT
Türk edebiyatında ruhumuzu bulacağız
ÖZGÜR ERDEM
Dersim'de ne oldu
Atatürk ne yaptı?
SERAP YEŞİLTUNA
Kürtçülerin mi yanındasınız Atatürkçülerin mi?
OKAN İŞBECER
Apo'nun yeni
hobi arkadaşları
TUĞRUL ÇELİK
Çin malı Obama: ObaMao
HÜSEYİN ADIGÜZEL
Kürt sorununu çözecek parti geliyor!
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
"Yavuz Hırsız"lar
 
TÜRKKAYA ATAÖV
Türk dünyasına
genel bakış
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Araplarla Türklerin savaşı
ERGİN KONUKSEVER
Kore Savaşı'nda Türkler-2
Kunuri Savaşı
EYKAN CAN
Eyledik perdeyi viran!
 
PKK'NIN ŞEHİT ETTİĞİ ÖĞRETMENLERİMİZİ
24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ'NDE ANIYORUZ
 
 

Hüseyin Adıgüzel
Kürt sorununu çözecek parti geliyor!

Artık, yolun sonuna gelinmiştir. Varlığımız tehlikededir, devletimiz tehlikededir. Bu tehlikeden kurtulmanın tek yolu, iş birlikçi
siyasi partileri dışlamak, yeni Atatürkçü, tam bağımsızlıkçı, antiemperyalist bir siyasi oluşumu hayata geçirmek ve orada toplanmaktır. Var olan siyasi partilerin, emperyalizm elinde oyuncak olmaktan başka bir fonksiyonu yoktur. Atatürkçü
bir parti çok yakında kurulacaktır. Hazır olmalısınız.

Açılım Mecliste: Hedef Anayasa değişikliği

Ekonomik kriz ile ipin ucunu kaçıran iktidar, her zamanki taktiğine başvurarak gündemi ustalıkla değiştirmeyi yine becerdi. Ortada fol yok yumurta yokken bir açılımdır tutturdu, tüm ülkeyi açılımlara kilitledi. Geçen hafta mecliste açıklama yapılacak ve hükümet “Kürt açılımı”nın yol haritasını tartışmaya açacaktı. Dağ fare doğurdu ve İçişleri Bakanı, “Bundan daha ilerisini sayın başbakan açıklayacak” diyerek kürsüden indi. Eğer, İçişleri Bakanı'nın açıkladıkları “açılım ise” bundan önce yapılanlar ne? Onlara ne isim vereceğiz? Yok, açıkladıkları bundan öncekiler ise, oraya neden çıktı? Neden konuştu? Çünkü, söylediklerinin hepsi, zaten bu hükümet tarafından hayata geçirilmiş hususlar... Yani, anlayacağınız, daha önce yapılanları tekrar etti!

Sonra Başbakan kürsüye geldi. Sanki, orada hükümet programı müzakere ediliyordu. Sadece hükümetinin başarılarını anlattı, biraz da kabadayı bir üslupla, muhalefete yüklendi. Fakat, İçişleri Bakanı'nın söylediklerini adeta yuttu ve açılımın yol haritasından tek kelime etmedi. Anlayacağınız, mecliste hükümet yine havanda su dövdü ve “açılım”ın ne olduğu hakkında ser verdi, sır vermedi. Yalnız, İçişleri Bakanı, “Anayasa değişikliğini” de araya sıkıştırmıştı. Anladığım kadarı ile, araya sıkıştırılan bu söz, yani “Anayasa değişikliği”, açılımın sırrını saklayan sözlerdi. Çünkü, yapılması istenenler, Apo'nun yol haritasında söyledikleri, Anayasa değişikliği olmadan hayata geçemez. Esas açılım, bana göre o sözlerde gizli... Görecekleri tepkinin boyutunu fark ettikleri için, açılımın ne olduğunu sır gibi saklıyorlar. Yine bir gece yarısı operasyonu ile hayata geçirmeyi düşünüyorlar herhalde.

Apo ve çetesi affedilmek isteniyor

Bu arada, bölücübaşı, bebek katili Apo'nun pişmanlık yasasından yararlanması ve serbest bırakılabilmesi için, emniyetçe hazırlanan bir rapor ortaya çıktı. Güya Apo eline silah almamış, kimseyi öldürmemiş, örgütle bile ilişkisi yokmuş(!). Hatta, silah kullanmasını bile bilmiyormuş(!). Amaçlananın ne olduğu açık... Genel bir af ile Apo, katiller sürüsünün başı affedilecek, PKK siyasi bir parti olacak, DTP kapatılacak ve meydan Apo ile çetesine teslim edilecek! Güya, katiller dağdan inecek, “analar ağlamayacak”, bölücübaşı, katiller sürüsünün lideri, masum bir vatandaş gibi aramıza katılacak, yetmedi, binlerce katil de aramızda dolaşacak. Ve bunun adına “Toplumsal Barış” denecek! Belki, onların ifadeleri ile analar ağlamayacak ama, milletin tümünün ağlayacağı kesin!

Ortada dolaşan söylentileri bir kenara bırakalım, biraz gerçekçi düşünelim; hükümet, aşağı yukarı iki-üç aydır “Kürt açılımı” ile ilgili birbiri arkasına, ama hiç gereği olmayan kişi ve kurumlarla toplantılar düzenliyor, birilerinin memnun edilmesi için Kandil'den ve Habur'dan gelenlerin ayağına savcılar gönderiyor, gelenleri serbest bırakıyor, başbakan ve bakanlar bolca konuşuyor ama, nedense, bu açılım denen şeyin ne olduğunu bir türlü açıklamıyor. Ortada sadece “ toplumsal barış” “demokratik açılım” ve “analar ağlamasın”dan başka bir şey yok. Anlaşılıyor ki, hükümetin, açıklamaktan çekindiği bazı hususlar var.

Atlantik ötesinde planlanan, Erbil'de kotarılan ve Türk milletinden gizlenen bu projenin aslı, astarı ne?

Hükümet, her şeyi göze alarak hayata geçireceğini söylediği bu projeyi neden açıklamıyor?

Neden, muhalefetin yardımını istiyor da, muhalefete bile bilgi vermiyor?

Vekiller, asilden bazı hususları neden saklama gereği duyuyorlar?

Bu yanıtı verilemeyen sorular, elbette, doğal olarak bir takım kuşkuları, şüpheleri ve senaryoları gündeme getiriyor. Ve çeşitli senaryolar üretiliyor, belki de aslı astarı olmayan hususlar iddia ediliyor. Ama, bunların aslının astarının olmadığını ispat edebilmek için, senaryonun açıklanması gerekiyor. Hükümet bunu yapmadığı için de, bir çok senaryo gerçek olacakmış gibi algılanıyor.

Bana göre bu açılım dedikleri şey, tam anlamıyla, PKK ve bölücü başını affederek siyasi hayata katma projesi ve Türkiye'nin bölünmesidir. Elbette, PKK'nın dağdan indirilmesinin ve bölücü başının affedilmesinin bir bedeli var ve Türkiye Cumhuriyeti devleti bu bedeli ödeyecektir. Adamları hem affedeceksin, dağdan indireceksin, hapisten çıkaracaksın, siyasi kimlik vereceksin ve hem de karşılığında bedel ödeyeceksin!

Bedel nedir?

Bedelin en önemli kısmı, Türkiye' nin bölünmesidir. Katiller sürüsünün başının söyledikleri, bölünmenin resmi olarak ifade edilmesidir. Kimisi buna gayriresmi diyor, değil, resmen bölünmedir o istekler... Bunu kabul ettikten sonra, ana dilde eğitimin, resmi dilin değişmesinin, kültürel hakların kullanılmasının ne önemi kalıyor ki, onları tartışıyoruz.

Aftan sonrası toprak talebi

Esas sorun, kültürel haklar, dil, tarih falan değil, esas sorun ülkemizin bölünmesidir. İsmail Beşikçi sorunu gayet açık ortaya koyuyor: “Sorun temelde toprak sorunudur!” Yani, artık devlet kurulmuştur, ama toprağı yoktur, Türkiye'den toprak talep etmektedirler. Açılım denilen şeyin milletten gizlenmesinin de nedeni budur. Yapılan pazarlıkların temeli toprak üzerindedir. Diğerleri teferruattır.

Demek ki, açılım dedikleri şey, genel olarak Türkiye'nin bölünmesi ve Sevr'

in bir bölümünün hayata geçirilmesidir. Ermeni açılımı ile de Sevr'in ikinci kısmı hayata geçirilecek ve Batının istediği küçülmüş Türkiye ortaya çıkarılacaktır.

Şimdi, bize söylenen şu; önce küçüleceksiniz, sonra Avrupa'ya entegre olacak ve kimliğinizi terk ederek Avrupalı olacaksınız! Bunu kabul etmezseniz, “Geldiğiniz yere gideceksiniz. Çünkü Anadolu denilen bu topraklar, tarihi Kürt, Ermeni ve genel olarak Hıristiyan toprağıdır ve bu topraklar bizimdir.” Açılımların bizi getireceği nokta çok açık olarak görülüyor ki, bundan başka bir şey olamaz. Çünkü, bu plan Batının 1839 Tanzimat Fermanı ilanından beri uygulamaya koyduğu, “Şark Sorunu” diye adlandırdığı projenin artık sonlandırılmak üzere olduğunu göstermektedir. Acı olan şey, bu planın kendilerine Türk hükümeti dedikleri bir hükümet tarafından hayata geçirilmesidir. Elbette bu yapılan millete ve devlete ihanettir. Bu ihanetin hesabı da bir gün kesinlikle sorulur.

Birkaç günden beri, bazı televizyon programlarında “Bir Türk hükümeti milletine ihanet eder mi?” şeklinde sorular sorulmakta, “elbette etmez” gibi yanıtlar alınmaktadır. Anlamadığım şey şu; neden bir hükümet, hükümetin başı, bir bakanı ihanet etmesin? Sıradan insanlar ihanet ediyor da, bir başbakan neden ihanet etmesin? Tarih bunun örnekleri ile doludur. Damat Ferit ihanet etmedi mi? Damat Ferit hükümeti ihanet etmedi mi? Yani, açılımı millete yutturmak için, şimdi de bu yolu deniyorlar. Şunu çok iyi anlamak zorundayız; kanı bozuk olan herkes ihanet edebilir! Bunun sıradan vatandaş ya da siyasi kimlik sahibi olması fark etmez.

Kürt sorununu çözecek parti geliyor

Toparlarsak; açılım adı altında millete yutturulan şeyler, aslında “Şark Sorunu”nun sürdüğünün en kesin kanıtıdır. Bu sorun, Türk devleti ortadan kalkmadan, Türkler geldikleri yere gitmeden bitmeyecek bir sorundur. Artık, yolun sonuna gelinmiştir. Son oyunlar oynanmaktadır. Varlığımız tehlikededir, devletimiz tehlikededir. Bu tehlikeden kurtulmanın tek yolu, işbirlikçi siyasi partileri dışlamak, yeni Atatürkçü, tam bağımsızlıkçı, antiemperyalist bir siyasi oluşumu hayata geçirmek ve orada toplanmaktır. Başka kurtuluş yolu görünmemektedir. Var olan siyasi partilerin, emperyalizm elinde oyuncak olmaktan başka bir fonksiyonu yoktur. Atatürkçü bir parti çok yakında kurulacaktır. Hazır olmalısınız.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'e, kendi partisi içinden, güya Atatürkçü partinin içinden yapılan saldırıları dikkatle takip edin. “Atatürk'ün mirasına sahip çıkmalıyız ” dediği için, Öymen'e yapılanlara, hem de kendi partisi mensupları tarafından yapılanlara, bakın ve ortada gerçekten bir Atatürkçü parti olmadığını açık olarak görün!

Sinan Yerlikaya, Kemal Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin başı çekiyorlar. Üçünün ortak olduğu yeri, biz daha önce yazmıştık. Bunların Atatürçü olmaları mümkün mü? Elbette değil ve Onur Öymen gibi bir Atatürkçüyü CHP'den dışlamak için fırsatı buldular ve yararlanmaya çalışıyorlar. Görülen o ki, “Atatürk'ün partisi” dedikleri partinin mensupları bile “Atatürk'ün mirasına sahip çıkmalıyız” diyen bir şahsı ipe çekmekten çekinmiyorlar.

Gerçek Atatürkçü parti geliyor. Atatürk'e tam anlamıyla sahip çıkacak yeni partimizde buluşmak üzere ileri!..


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Partiyi dört gözle bekliyorum. ben birTürk milliyetçisiyim ama mhp den nefret ediyorum çünkü kürtlere kardeş diyorlar. çaresizlikten hep chp ye oy verdim. Ama sizinkuracağınız parti tamda benim istediğim gibi olacak.başarılar.

Ethem Coşkun, Antalya
5 Aralık 2009


Sayın Hüseyin Adıgüzel çok güzel bir yazı yazmışsınız!CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Onur Öymen'in söylediklerine katılıyor ve destekliyorum!!Çünkü Sayın Onur Öymen tam bir Atatürkçü ve Büyük Önder ATATÜRK'ün mirasına sahip çıkıyor!!CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal meclisteki grup toplantısında Sayın Onur Öymen'e sahip çıktı!!Yapılması gerekende buydu!!Maalesef Akp nin yandaş medyası Sayın Onur Öymen'i linç etme kampanyası başlattı ve söylediklerini çarpıttı!!Ama ben bilinçli bir Atatürkçü olarak gerçekleri biliyorum,o dönemde yapılan bölücü ayaklanmaları Sayın Gökçe Fırat'ın İstila Belgeselinden öğrendim bizi aydınlattığı için kendisine saygılarımı ve teşekkürlerimi sunuyorum!!Gerçeklerin üstü örtülemez,yapılan bölücü ayaklanmaların dış mihraklar tarafından yönlendirildiği açıktır!!Atatürkçü Parti gelecek ve bu İstila haeketini biti
 recek ve bu Atatürkçü çözümle olacak!!Tüm kalbimle sizi destekliyorum!!Ayrıca İdam Cezası geri gelecek başta İmralıdaki cani ve tüm işbirlikçiler asılacak!!TEK YOL ATATÜRKÇÜLÜK!!TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR!!NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!!!

Mustafa Serhat Akman, Muğla
26 Kasım 2009


Gerçek Atatürkçü Parti türkiyede kürt meselesine atatürk çvzümünü uygulamalı.

Atatürkçü, İstanbul
25 Kasım 2009


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40