Serap Yeşiltuna - İdam insanlık suçu mudur?
TÜRKSOLU
Anasayfa  |  Gazete  |  Dergi   |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv: 
 
 
GÖKÇE FIRAT
İhanet açılımı yapılan Meclis'in bahçesinde bir gün darağaçları kurulur!
ÖZGÜR BİLLUR
10 Kasım'da görüşülen ihanet açılımıdır!
ÖZGÜR ERDEM
AKP'nin dış politika ekseni: ABD sözcülüğü
ALİ ÖZSOY
Kürt ırkçılığına karşı
dişe diş mücadele
SERAP YEŞİLTUNA
İdam
insanlık suçu mudur?
OKAN İŞBECER
Kürt abdest bozmaz mı?
TUĞRUL ÇELİK
İdam karşıtları nerede?
ESER ÖZALTINDERE
Devleti kurulduğu gün ağlayan devlet başkanı!
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Yazık
 
TÜRKKAYA ATAÖV
Anadolu'ya göçenlerin acılı ataları
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Verimli Hilal'de
Türk egemenliği
ERGİN KONUKSEVER
Kore Savaşı'nda
Türk Tugayı
EYKAN CAN
Gımıldanıver
 
UMUT YALIM
...Ve ömrümüzün
en güzel günleri (13)
 
M. ÇINAR ÇETİNKAYA
Tecavüzcümüzle evlenmek
 
 

Serap Yeşiltuna
İdam insanlık suçu mudur?

Bu saldırıda, insanlığa ilişkin hiçbir şey bulamazsınız. Yargılama yoktur, sorgulama yoktur, o genç kıza sorulan bir şey yoktur, onun fikri alınmamıştır. Tek suçu orada, o otobüste olmaktır! Asıl insanlık suçu onu öldürmeye teşebbüs etmek, ömrünün sonuna kadar yüzünde taşıyacağı yanık izlerine mahkum etmek, belki de tedavisi mümkün olmayan bir travmaya yol açmaktır ve bizi asıl ürküten tüylerimizi diken diken eden budur. Bu, sadece son şadıklarımızdan bir örnektir, binlercesinden biri... Daha önce de buna penzer pek çok saldırı, pek çok insanlık suçu yaşanmıştı. 2006’nın Nisan ayında biri 24, diğeri 18 yaşında iki kız kardeş Esenler’de PKK’lıların yaktığı otobüsün içinde kalarak hayatını yitirmişti. 2007’de Gazi mahallesinde iki ayrı otobüse düzenlenen saldırıda pek çok masum insan yaralanmıştı.

“Ölen askere mi hümanist olacağız
öldüren katile mi?”

Önceki hafta binlerce Türk, ellerinde “Dağa çıkanı da, çıkartanı da, indireni de, Hepsini asacağız” dövizleriyle İstiklal Caddesi’nde TÜRKSOLU öncülüğünde yürümüştü. Malum “barışsever” çevre önce bundan, sonra da bu sloganı gazetemizin kapağına taşımamızdan son derece rahatsız olmuştu. “Ürküten pankart” başlıkları atarak, ne kadar dehşete düştükleri üzerine, bu sloganın ne kadar da “faşizan” ve “ırkçı” olduğu üzerine günlerce konuştular, yazdılar. Elbette bu karalama kampanyasına cevabı, önce yürüyüşü alkışlarıyla destekleyen sıradan vatandaş, sonrasında internet sitelerinden TÜRKSOLU’nu savunan tepkili Türkler, sonrasında da internet sitemizden başyazarımız Gökçe Fırat’ın “Günümüzün en hümanist sloganı: Hepsini Asacağız!” başlıklı yazısıyla vermişti.

Gökçe Fırat “Hümanizm, merhamet, affedicilik, barış gibi sloganların içeriğini iyi tanımlamak gerekir. Yurttaşının yaşam hakkını korumak bir devletin varlık nedenidir. Ortada bir katil çetesi, terör örgütü varsa ve bunlar terörle yani silahla senin vatandaşlarını öldürüyorsa hümanizmi kime göstereceksin?” diye soruyordu.

Evet hümanizmi kime göstereceğiz?

“Ölen askere mi hümanist olacağız, öldüren katile mi?”

Ne yazık ki, bizim ülkemizde tüm işbirlikçi güçler birleşmiş, tüm sözde solcular birleşmiş ve hatta tüm milliyetçi geçinen sahtekârlar birleşmiş öldüren katile hümanizm göstermenin derdine düşmüşler!

Bu slogandan ürkmelerinin, tüylerinin diken diken olmasının nedeni de budur. Bu zamana kadar PKK’nın gerçekleştirdiği bir terör eyleminden ürkmeyenler, masum insanlara yönelik katliamlarından ürkmeyenler, teröristlerin meclise girip içimizde rahatça dolaşmasından ürkmeyenler ne olmuştur da bir pankarttan bu kadar ürkmüşlerdir?

Söyleyelim bir gün bu işin kendilerine de döneceğinden korkuyorlar, o kadar...

İdam insanlık suçu mudur?

“İdam insanlık suçudur” edebiyatı yapılıyor. Oysa idam yalnızca bir suçun hukuki yollarla verilen cezasıdır. Öyle bir cezadır ki, sorgulayarak, yargılayarak, inceleyerek, tanıkları, sanıkları dinleyerek verilen cezasıdır. Bilerek adam öldürmenin, isteyerek bir insanın yaşama hakkını elinden almanın cezası da, elbette kendi yaşam hakkının elinden alınması olmalıdır. Kaldı ki, ortada yaşama hakkı elinden alınmış binlerce kadın, çocuk, asker, polis varken ve Apo bunların ölüm emrini veren, bunları öldüren sorumlu iken onun hayatı neden bu kadar değerli olmaktadır? Teröristler hiç savunmasız masumları öldürürken ortada bir insanlık suçu yoktur da, onları öldüreni asmak mı insanlık suçudur?

Şimdi bir hafta öncesine dönelim, 9 Kasım Pazartesi gününe...

İstanbul Küçük Çekmece’de 6 PKK’lı terörist, bir İETT otobüsüne molotof kokteyli ile saldırıda bulunuyor. Özgür bir ülke ya Türkiye, PKK’lı yeri gelir slogan atar, yeri gelir bayrak yakar, yeri gelir dağa çıkar, yeri gelir saldırır ve öldürür ya, o gün de “özgürce” molotof kokteyli ile otobüs yakmaktadır.

Sonucunda otobüsten inmek üzere olan 16 yaşındaki bir genç kız feci şekilde yanar, anasının babasının gözü önünde can çekişir, ağır yaralı olarak hâlâ tedavi altındadır...

Medyamız bunda “ürkecek” hiçbir şey bulamamış olacaktır ki, öyle çok da yer vermez. Ne de olsa PKK öldürme hakkını kullanmaya çalışmıştır ve ortada herhangi bir insanlık suçu yoktur onlara göre.

Bu saldırıda, insanlığa ilişkin hiçbir şey bulamazsınız. Yargılama yoktur, sorgulama yoktur, o genç kıza sorulan bir şey yoktur, onun fikri alınmamıştır. Tek suçu orada, o otobüste olmaktır! Asıl insanlık suçu onu öldürmeye teşebbüs etmek, ömrünün sonuna kadar yüzünde taşıyacağı yanık izlerine mahkum etmek, belki de tedavisi mümkün olmayan bir travmaya yol açmaktır ve bizi asıl ürküten tüylerimizi diken diken eden budur.

Bu, sadece son yaşadıklarımızdan bir örnektir, binlercesinden biri...

Daha önce de buna penzer pek çok saldırı, pek çok insanlık suçu yaşanmıştı. 2006’nın Nisan ayında biri 24, diğeri 18 yaşında iki kız kardeş Esenler’de PKK’lıların yaktığı otobüsün içinde kalarak hayatını yitirmişti. 2007’de Gazi mahallesinde iki ayrı otobüse düzenlenen saldırıda pek çok masum insan yaralanmıştı.

Ve bu saldırıları düzenleyenler sadece “öldürme haklarını” kullanmıştır o kadar.

Ve bu “hak” PKK’nın kendi kendine tanıdığı, cezası da ölüm olmayan bir haktır.

Mavi Çarşı saldırganları hâlâ yaşıyor, Güngören’deki patlamayı gerçekleştirenler de öyle...

Bu terör saldırılarını gerçekleştirenleri idam etmek istemek ise faşistlik, ırkçılık, insanlık dışı ilan ediliyor ülkemizde ne yazık ki. Bu saldırılarda ölenlerin yaşama hakkından ise kimse söz etmiyor.

1984’ten bu yana, çatışmada öldürülen, pusu kurularak öldürülen askerimizi, görevi başında katledilen öğretmenimizi, doktorumuzu, onların ailelerini savunmak, onları katledenlerin cezasını istemek birilerini dehşete düşüren bir insanlık suçu haline getiriliyor. PKK’

nın tüm eylemleri sonuna kadar ırkçı iken, öldürdükleri insanların tek suçu Türk olmak iken, onları yargılayıp idam etmek istemek ırkçılık haline getirilmiştir!

Oysa terörle mücadelenin başka bir yöntemi yoktur. Bir terörist, ucunda idam olmayacağını bildiği sürece öldürmeye acımasızca devam eder. Kaldı ki, onların öldürmesinde bir sınır yoktur. Yaptırımı yoktur çünkü. Teröristbaşı Apo, öldürme emrini veren Apo, af kapsamında salıverilecek olduktan sonra, yani öldürerek başarılı olduğunu gördükten sonra bu canilerin artık öldürmemek için hiçbir nedeni kalmamıştır.

“İnsanlığa” çifte standart

Ancak “insanlık suçu, insanlık suçu!” diye kendini yırtan “barışseverler” aynı zamanda çok büyük bir çifte standart uygulamaktadırlar. Apo asılmasın diye cansiperane onu savunanlar güya idama karşı oldukları için tepki vermektedirler ancak Saddam idam edilirken sevinç çığlıkları atmışlardır.

Saddam, Amerikalı emperyalistlere meydan okuyarak, son ana kadar direnerek, üstelik kendisini sorgulayan hakime haddini bildirerek, dimdik ayakta durarak asılmıştır ama bugün idama karşı olduğunu söyleyenler, karşı çıkmak şöyle dursun Saddam’ın asılışını keyifle izlemişlerdir. İnternet sitelerinde hâlâ Saddam’ın idamının sansürsüz görüntülerinin reklamı yapılır da TÜRKSOLU’nun pankartından ürken gazetelerin bir tanesinin bile internet sitesinde bunun bir insanlık suçu olduğuna dair tek bir haber yoktur.

Amerikan silahlarıyla Türk katleden Apo’yu savunmak, onun yaşama hakkını savunmak dururken Saddam’ın idamı umurlarında bile olmamıştır çünkü.

Apo’yu savunmak öylesine içlerine işlemiştir ki, Apo’nun idamını istemek “akıllara zarar bir istek” tir. TÜRKSOLU’nu cellat olarak görür ve korkarlar; pankartı taşıyan gençleri ve çocukları intikam hırsıyla dolu caniler olarak görürler, ürkerler.

Ama bizce garip olan bunca zamandır ürkütücü bulmadıkları gerçeklerdir.

Bizim çocuklarımızdan ürkenler neden polise taş atan, bayrak yakan çocukları kandırılmış masumlar olarak göstermişlerdir bu zamana kadar?

Ya da yürüyüşümüzdeki şehit anaları örneğin... Onlardan ürkeceklerine, Apo posterleri ellerinde halay çeken kadınlardan ürkselerdi ya. O kadınların yetiştirdiği çocuklardan korksalardı ya. Molotof kokteyli ile nereden, hangi otobüs durağından, hangi meydandan, hangi çarşıdan çıkacağı belli olmayan ve her an Türk öldürmeye yeminli bu teröristlerden korksalardı ya.

Yine başa dönüyoruz. “Ölen askere mi hümanist olacağız öldüren katile mi?”

Öldüren katile hümanist olmayı görev bilenler, PKK’dan değil Türk’ten korktular ve ne yazık ki, sesleri çok çıkıyor. Bir avuçlar ama en çok onlar bağırıyor. Onlar Apo’nun da, PKK’lı teröristlerin de, milletvekillerinin de PKK’lı yazar çizer takımının da sözcüsü olmuşlar.

Artık bıçak kemiğe dayanmıştır ve PKK’lı teröristlerin affedileceğini, teröristin isteklerinin kabul edileceğini gören Türk milleti susmayabilir, sokağa inebilir ve “Hepsini Asacağız” diyebilir. Asıl korktukları bu.

Yoksa “idam insanlık suçudur” edebiyatı başlı başına kandırmaca.

Ne yani Mussolini asılmasa mıydı? Hitler ölümü hak etmiyor muydu yani? Çifte standart burada da devreye giriyor. Mussolini asılsın ama Apo’yu asmak hümanizme aykırı. Apo, Mussolini’den daha mı az suçlu?

Amerika’da daha geçtiğimiz hafta 30 kişiyi öldüren katil idam edildi, kimseden ses çıkmadı. Amerika idam ettiği zaman insanlık suçu değildir, Türkler idam etmek istediğinde kıyamet kopar.

Propaganda merkezi PKK’dır anlayacağınız. Yani “idam insanlık suçudur” propagandasını başlatan PKK’nın kendisidir. İdamın kaldırılmasının bu ülkede tek bir nedeni vardır, Apo’yu asmamak!

Asmak dendiğinde ödleri kopuyor. PKK’lılar ölümden korkan tipler değil, başka bir deyişle PKK, kendi Kürt örgütlenmesi içinde herhangi bir Kürdün hayatını düşünen bir yapıya da sahip değil. Apo’nun asılmaması demek onun affedilmesi ve amaca ulaşılması demek bu kadar basit. Yani mesele Apo’nun değil PKK’nın yaşaması!

Kısaca ortada hümanizmaya dair bir şey yoktur, yanlış propagandayı bitirsinler.

“Hepsini Asacağız” sloganından korkması gereken bir tek PKK’dır ve korkmakta da haklıdır.

Bu ülkeye Mustafa Kemal adaleti gerekiyor. “Bazı kellelerin” gitmesi gerektiğinde gittiğini gördük. Şeyh Sait ayaklanmasının, Dersim ayaklanmasının suçluları nasıl cezasız kalmadıysa, PKK’lıların cezasını vermek de o denli meşrudur.

Atatürk’ten daha hümanist olduklarını iddia etmek de kimsenin haddine değildir.

Atatürk’ten işbirlikçiler korktu, hainler korktu, gericiler, ayaklananlar korktu, cumhuriyet düşmanları korktu.

Siz de Türk milletinden ve bizden o nedenle korkuyorsunuz, hepsi bu...


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

Hani içimimi okuyarak yazmışsınız denilirya... Demeyeceğim öyle Ben yazdım bu yazıyı, Ali yazdı, Veli, Mehmet, herkes yazdı.
Hümanizmi pkk dan öğrenecek kadar cahil değiliz. biliyorumki Türk halkı bıçak kemiğe dayandığında bu yazıdaki hümanizmi Türkiyede faaliyete geçirecektir. Sevgi ve umutla kalın

Uğur, Kocaeli
19 Kasım 2009


Ağzına sağlık

Murat Önal, Giresun
17 Kasım 2009


Tarihin hiçbir döneminde devletine,halkına ve bireylerin yaşam haklarına karşı işlenmiş kıyımcı eylemler karşılıksız kalmamıştır.Bu karşılığı toplum (devlet)belirler.Bundada devletin varoluş belgesine yazdıkları ile fertlerinin yaşam haklarına verdiği güvencenin temel değerleri geçerlidir.bunları kasden ihlal etmek,devletin var oluş gerekçelerine zorla müdahale etmek o kurum için hoş görü ile kaşılanacak bir durum değildir.Zaten buna yeltenenler yaşamını risk etmiş sayılırlar.Ve aldıkları riski ödemeleri normaldir.Baksanıza ne diyorlar!..bedeli ne olursa olsun.... onlara bu bedeli ödetecek,hesabı soracak bir ulus gün sayıyor.

Güneş, Edirne
17 Kasım 2009


şimdi o korkakları Atamızın kurup bize emanet ettiği bütün kalelere bekçi olarak gönderdiler ve onlar da en bildikleri şey olan "rövanş" almak için Cumhuriyete ait olan her eseri, her somut gerçeği "utanmadan" satıyorlar.
bizde halâ seyirci pozisyonumuzu değiştiremiyoruz.

Serpico Remiz, Antalya
16 Kasım 2009


Sevgili Serap.Eline,diline,kalemine en  önemlisi yüreğine sağlık.

FK, İstanbul
16 Kasım 2009


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40