M. Çınar Çetinkaya - Tecavüzcümüzle evlenmek
TÜRKSOLU
Anasayfa  |  Gazete  |  Dergi   |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv: 
 
 
GÖKÇE FIRAT
İhanet açılımı yapılan Meclis'in bahçesinde bir gün darağaçları kurulur!
ÖZGÜR BİLLUR
10 Kasım'da görüşülen ihanet açılımıdır!
ÖZGÜR ERDEM
AKP'nin dış politika ekseni: ABD sözcülüğü
ALİ ÖZSOY
Kürt ırkçılığına karşı
dişe diş mücadele
SERAP YEŞİLTUNA
İdam
insanlık suçu mudur?
OKAN İŞBECER
Kürt abdest bozmaz mı?
TUĞRUL ÇELİK
İdam karşıtları nerede?
ESER ÖZALTINDERE
Devleti kurulduğu gün ağlayan devlet başkanı!
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Yazık
 
TÜRKKAYA ATAÖV
Anadolu'ya göçenlerin acılı ataları
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Verimli Hilal'de
Türk egemenliği
ERGİN KONUKSEVER
Kore Savaşı'nda
Türk Tugayı
EYKAN CAN
Gımıldanıver
 
UMUT YALIM
...Ve ömrümüzün
en güzel günleri (13)
 
M. ÇINAR ÇETİNKAYA
Tecavüzcümüzle evlenmek
 
 

M. Çınar Çetinkaya
Tecavüzcümüzle evlenmek

Sevgili Cumhurbaşkanımız, günler öncesinden bizlerin içlerini ısıtacak, çok güzel müjdeler verdi: “Kürt Açılımı konusunda önümüzdeki günlerde çok güzel şeyler olacak!”

Ekonomi dibe vurmuş, işadamları iflas bayrağı çekerken, esnaf siftahsız dükkân kapatırken, işsizlik anormal sayılara ulaşmış ve her kesim geleceğinden endişe ederken, eğitim ve sağlık sistemi yerlerde sürünürken, ülkemizin bu durumunu gündeme almak istemeyen AKP hükümeti ve devletin başındaki Sayın Gül, böyle müjdeler verince, bizler de sabırsızlıkla, büyük bir heyecan içerisinde, kendi dertlerimizi unutup, Kürt dostlarımızın demokratik özgürlükler konusunda kendileri için gelecek bu güzel günleri hep birlikte bekler olduk.

Müjdenin birinci kısmı açıklandı: “Kuzey Irak’tan, Kürt açılımının ilk perdesini açacak olan bu vatan evlatları ülkemize gelecek!”

Benim gibi saf vatan evlatları da, yurduna dönecek olan bu kahramanların(!) gelişini dört gözle beklemeye başladı.

Sonunda beklediğimiz o büyük gün geliyor ve bir bayram havasında “vatan evlatları”nı karşılıyoruz.:

Aman Allah! O da ne?

Gelen bu vatan evlatları, grup halinde bu vatan topraklarında bizlere tecavüz eden eşkıyalar değil mi?

Onları teşhis ediyorum ve gözlerime inanamıyorum.

Ve de bu eşkıyaları karşılayanlara bakıyorum, hayretler içersinde kalıyorum.

Vatanına tecavüz edecek gücü kendilerinde bulamayanlar, bu güçlü tecavüzcüleri kahraman gibi karşılıyorlar.

Ne günlere kaldık yarabbi?

Allah sonumuzu hayırlı etsin.

Bu eşkıya ve tecavüzcüleri şikayet etmek için devletin savcısını, devletin dairesinde arıyorum.

Ama maalesef, savcı veya hâkim, kimseyi devletin resmi dairesinde bulamıyorum.

Meğerse devletin savcısı, elinde çiçeklerle bu eşkıyalarla birlikte poz poz resim çektirmek için sınır kapısına karşılamaya gitmiş!

Ne olduğunu anlamaya çalışıyorum, kafam karışıyor!

Aradığım savcıyı, eşkıyaların yanında, kendileriyle sohbet ederken buluyorum.

Hırsızı suç üstü yakalamış gibi direk ortaya atlıyorum..

“Sayın savcı bey, bu kişilerden şikayetçiyim, onlar bana dağda tecavüz ettiler, paramı aldılar, hâlâ kendime gelemedim.”

Savcı bana kızgın kızgın bakıyor.

“Dağda ne işin vardı senin!”

“Savcı bey, bu soruyu onlara sor. Ellerinde silahlarla ne iş yapıyorlar dağlarda?”

Savcı hiddetleniyor ve çok kızgın bir bakış atarak beni azarlıyor.

“İşimi bana mı öğreteceksin atarım şimdi seni içeri, çok konuşma.”

“Bu adamlara demokratik haklar vereceksiniz, ama benim demokratik haklarımı görmemezlikten geliyorsunuz.”

Savcı biraz sakinleşiyor ve o eşkıyalara dönerek soruyor.

“Bu adamı tanıyor musunuz?”

“Nereden tanıyalım Savcı bey, bu adam provokatör olabilir dinlemeyin onu.”

Savcı bana soruyor

“Tecavüzün görgü tanığı var mı?”

“Yav bu adamlar 25 senedir bütün köylülere tecavüz etti, devletin jandarması bu adamları bir türlü yakalayamadı, herkes bu olayı yaşamış ve bilmektedir.”

Savcı eşkıyalara soruyor:

“Sizler nereden geliyorsunuz?”

“Dağlardan Savcı Bey!”

Ben saf saf ortaya atılıyorum

“Bakınız Savcı bey, itiraf ettiler dağlardan geliyorlarmış!”

Eşkıyalar hep bir ağızdan gülerek cevap veriyorlar:

“Bizler dağlarda çiçek topluyorduk, mehtabı seyrediyorduk, yılan ve akrepler konusunda bilimsel araştırmalar yapıyorduk.”

“Bakınız elimizde silah var mı? Yok.”

Savcı bana dönüyor.

“Bak adamlar dağlarda çiçek topluyormuş, sen de bilimsel araştırmalar yapan bu değerli arkadaşlara iftira atıyorsun, defol ortadan, atmayayım şimdi seni içeri.”

Ben kös kös bakarken, devletin savcısı eşkıya ile birlikte kol kola güle oynaya oradan ayrılıyorlar.

Demek ki, Sayın Cumhurbaşkanımızın ileride güzel günler olacak dediği olay, tecavüze uğramış kişileri tecavüzcüsüyle barıştırıp onları evlendirmekmiş!

Bizler bu vatan ve millet için tecavüze uğrarken, devletin başındakiler bu tecavüzcüleri kahraman gibi göstermeye kalkışırsa, ben o baştakilerin ve eşkıyaların şeyini (yolunu) keserim.

Kalın sağlıcakla...


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

Benzetmelerinize ve tespitlerinize hayranım TÜRKSOLU...

Emirhan, Karabük
20 Kasım 2009


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40