Prof. Dr. Türkkaya Ataöv - Kemâlizm’in uluslararası anlamı
TÜRKSOLU
Anasayfa  |  Gazete  |  Dergi   |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv: 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Bugün 10 Kasım ve
bugün Atatürk'ü
kendi kurduğu Meclis'te,
bir kez daha öldürecekler!
TÜRKSOLU'na kimler saldırıyor?  
Günümüzün en hümanist sloganı: "Hepsini Asacağız!"
Bölücülüğe ve gericiliğe karşı Atatürk tavrını savunuyoruz
Solcular idam cezasına karşı mı olmalıdır?
Önce siz Türk, solcu, Atatürkçü ve insan olun!
Milliyet ve Vatan'a yanıtı kendi okurları verdi: "Helal olsun TÜRKSOLU"
Türkiye dağdan inenlere ve indirenlere karşı ayağa kalktı
Türk milletinden
"Hepsini Asacağız" sloganına büyük destek
YUNUS YILMAZ
PKK'yı başımıza sol değil sağcılar bela etti!
OKAN İŞBECER
Alperen Ocağı'na başkan mı olacaksın, kerhaneye sermaye mi?
TUĞRUL ÇELİK
Saddam'ı yargılayan hakim ödülünü aldı
 
ESER ÖZALTINDERE
Çok önemli bir film: "Nefes/Vatan Sağolsun"
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
En büyük Türk Devrimi Cumhuriyet
 
TÜRKKAYA ATAÖV
Kemâlizm'in uluslararası anlamı
 
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Şerefname'deki
Kürt kimliği
etnik kimlik değildir
İLYAS SALMAN
Memleketimden
insan manzaraları
 
TEVFİK KAYMAZ
Şapkanızı
önünüze koyun
 
UMUT YALIM
...Ve ömrümüzün
en güzel günleri (12)
 
EYKAN CAN
Yar bana
üçgeee medet!
 
 

Prof. Dr. Türkkaya Ataöv
Kemâlizm’in uluslararası anlamı

Mustafa Kemâl Atatürk’ün, tüm belirleyici nitelikleri yanında, iki seçkin özelliği yadsınamaz biçimde hemen ortaya çıkar: Emperyalizm-karşıtlığı ve devrimciliği.

Tarih sırasıyla ulusal kurtuluş önderliğinin sözünü önce etmek gerekir. Ulusal kurtuluş akımları tarihsel kökenleri yönünden uluslararası bir çelişkinin, açık bir deyişle, sömürgeci ülkelerdeki egemen güçlerle sömürge ya da yarı-sömürgeler arasındaki ekonomik ve siyasal çatışmanın sonucudur. Ulusal kurtuluş eylemlerinin amacı bu çelişkiyi ortadan kaldırmaktır. Bu çözüme emperyalist merkezlere bağlanmış toplumların sessiz davranışlarıyla değil, dışarıdaki egemen anakentlere ve onların içteki işbirlikçilerine karşı tam bağımsızlık savaşımlarıyla ulaşılır.

Atatürk

Mustafa Kemâl Atatürk’ün, tüm belirleyici nitelikleri yanında, iki seçkin özelliği yadsınamaz biçimde hemen ortaya çıkar: Emperyalizm-karşıtlığı ve devrimciliği. Mustafa Kemâl önderliğindeki Türklerin başarısı küresel emperyalist düzeninde, hem de stratejik bir konumda, büyük bir gedik açtı.

Türklerin 1919-22 yılları arasında Mustafa Kemâl önderliğindeki yeri Ulusal Kurtuluş Savaşıyla kendiliğinden belirmişti. Türkiye çağdaş düzenin bu çatışmasında kendi için haklı ve insanlığın gelişmesi yönünden de doğru yönde yer alan, bu çelişkiyi Türkler için çözerken bize benzeyen ülkeler açısından da örnek ve önder olan bir devrim yaratmıştı. Bu yazı bu noktaya odaklanmıştır. Türkmenistan başkenti Aşkabat’ta 1972’de “Asya’nın Dünya Kültüründe Yeri” konulu ve UNESCO destekli bir uluslararası bir toplantı oldu. Ben bu toplantıda “Mustafa Kemâl’de Emperyalizm-Karşıtı Düşünceler ve Bunların Asya İçin Önemi” konulu Rusça uzunca bir sunumda bulundum. Bu bildirim Rusça ve İngilizce olarak sonra ayrı ayrı yayımlandı. Aşağıda onun özetini vermiş olacağım.

Mustafa Kemâl önderliğindeki Türklerin başarısı küresel emperyalist düzeninde, hem de stratejik bir konumda, büyük bir gedik açtı. Hem Türkiye Doğu dünyasının önündeki bir kaleydi, hem de bu başarıdan birkaç yıl önce de güçlü bir devlet olarak bilinen Rusya’da gene dünya emperyalizmine karşı büyük bir devrim yer almıştı. Ama geri, yoksul ve 1914-18 Savaşından yenik çıkmış Türklerin zaferleri sömürgeci baskıyla zincirlenmiş olan Asya (ve Afrika) için umut ışığı oldu. Gelişmemiş bir toplumun halkı ve onun ordusu güçlü düşmanlarını önce savaş ve sonra da ona dayalı olarak diplomasi alanlarında yenilgilere uğrattılar. Ulusal Ant (Misak-ı Millî) toprakları Yunan, İngiliz, Fransız ve İtalyan askerlerinden temizlendiği gibi, gerçek erek, doğuştan gelen, parçalanamaz ve elden çıkarılamaz bir hak olarak, “tam bağımsızlık”tı.

Bu kavram Mustafa Kemâl’de sürekli olarak vardı. Örneğin, Talât ve Enver Paşalara Eylül 1917’de yolladığı yazanakları sözde bağlaşık Almanlara yönelik eleştiriler ve uyarılarla doludur. Amacı her zaman toprak bütünlüğü ve eksiksiz egemenlikti. 21-22 Haziran 1919 tarihinde yazdırdığı Amasya Genelgesi bu iki ilkenin altını çizer. Yabancıların Türk yetkilileri değiştirme girişimleri, giderek tüm dünyaca alkışlanan “Wilson ilkeleri”ni ulusu kendini koruma koşullardan yoksun kılmak için düşünülmüş aldatmaca düzenler olarak değerlendirdi. Kimi ılımlı Amerikan tarihçileri ABD Başkanı Wilson’a ve onun “14 Nokta”sına ilişkin bu değerlendirmenin doğruluğunu Mustafa Kemâl’den ancak otuz yıl sonra onaylayabilecek anlayışa erişebildiler.

Ankara’daki Meclis açıldığı gün “Hakimiyet-i Milliye” günlüğüne verdiği demeçte “özgürlüğün ve bağımsızlığın kendi özyapısında” yer ettiğini ve “ulusal egemenliğin onun için bir ölüm-kalım sorunu” olduğunu söyledi. Anadolu’nun ortasındaki yeni yönetim “emperyalizme karşı savaşım” amacıyla oluşmuştu. O sırada Türkiye’ye gelen Sovyet komutanı Mikhael Frunze’ye 20 Aralık 1921’de “Türk topraklarının yabancı yağmacılardan kurtarılacağını” söylemişti.

Ne var ki, bayrağı direğe çekmek ve yeni devleti yirmi bir pâre topla selâmlamak emperyalizmin sinip oturduğu yerlerden kendiliğinden çekip gittiğini göstermiyordu. Tam bağımsızlık “siyasal, malî, ekonomik, yargısal, askerî, budunsal ve her alanda” eylem özgürlüğü demekti. Osmanlı İmparatorluğu’nun adım adım nasıl sömürge olduğunu çok iyi biliyordu. Özellikle son yılların Osmanlı yönetimi “yabancı sermayenin jandarmalığından başka bir şey yapmamıştı.” O eski devlet önce parasal yönden dışarıdaki devletlerin anakentlerine bağımlı duruma indirgendi. Hele 1920 tarihli Sevr Antlaşmasını her türlü egemenliğimizi ortadan kaldıran ve kendi açımızdan yok saydığımız bir kâğıt parçasıydı. Ankara yönetiminin Dışişleri Bakanı Bekir Sami’nin Britanya, Fransa ve İtalya ile kendi başına yaptığı antlaşmaları da geçersiz saymış, bu bakanını da görevinden almıştı.

Sıvas Kongresinde “Amerikan mandası”na karşı koydu. Amerikan Kız Kolejindeki öğrenciliği sırasında ABD tarihini yanlış öğrenmiş olan Halide Edip Filipinler’deki Vaşington yönetimini “hayırhah” (iyiliksever) buluyordu. Yıllar sonra, “Atatürk haklıymış!” diyecektir. Rauf Orbay ABD Mandasını kaçınılmaz ve tek çözüm olarak görüyordu. Refet Bele de “Mandanın bağımsızlıkla çelişmediğini” öne sürmekteydi. Mustafa Kemâl onları Sıvas’ta ve yabancı ordularla birlikte İstanbul’daki hainlerle Çerkez Ethem gibi serüvencileri önce 20 Eylül 1921’de Sakarya’da, 1922 Sonbaharında da Afyon’da ve Dumlupınar’da susturdu.

Sakarya zaferi tüm tarihi etkileyen bir alan savaşıydı. Onun hemen ardından, Azerbaycan Elçisine 14 Ekim 1921’de demişti ki: “Bu kutsal savaşımımızla İslâm dünyasının ve dünyanın sömürülen halklarının kurtuluşuna hizmet ettiğimiz için gururluyuz.” Aynı kişiye, daha sonra: “Anadolu tüm saldırıların üstesinden gelecektir... Böyle yaparken yalnız kendini değil, tüm Doğu’yu koruma görevini yerine getiriyor. Ancak, bütün saldırılar sona erecek, Batı’da ve tüm dünyada gerçek mutluluğa ve insanlığa dayalı bir yaşam yerleşecektir.”

Bu zaferler, Asya başta olmak üzere, bize benzeyen tüm ulusları çalkalamıştır. Sakarya zaferimizden hemen sonra, Bangla dilinin eşsiz ozanı Nazrul İslâm “Kemâl Paşamız” başlıklı ve kitap boyutundaki uzun dizelerini yayınladı. Bu olayı TÜRKSOLU’nun daha önceki sayılarının birinde ayrıntılı biçimde anlatmıştım. Güney Asya’da doğan çocuklara Mustafa Kemâl adını koymak önüne geçilmez bir alışkanlık oldu. Bunlardan yıllar sonra Keşmir’de Sağlık Eğitim Bakanı olan “Mustafa Kemâl Paşa” olayını da gene elinizdeki yayının başka bir nüshasında anlatmıştım. Atatürk’ün doğumunun yüzüncü yılında (1981’de) Afrika’da Kenya başkenti Nairobi’de yer alan Asya-Afrika-Lâtin Amerika Felsefeciler Kongresine sunduğum “Kemâlizm’in İlkeleri” başlıklı İngilizce metin temelde Altı Oku anlatıyordu. Bu bağlamda o ülkenin en çok okunan günlüğü “The Nation”a verdiğim ve Atatürk’ün Üçüncü Dünya için nasıl bir örnek oluşturduğunu anlatan yazım ben oradayken yayınlandı. Bu yazıya Kenya’nın kurucusu Jomo Kenyatta’nın ülkesindeki bir basın toplantısında emperyalizmin Osmanlı’yı batırışını ama onun yerine Mustafa Kemâl önderliğinde yeni bir devletin nasıl yükseldiğini anlatırken, dinleyicilerden birinin “Türk tarihini ne kadar iyi biliyorsunuz!” demesi üzerine, Kenyatta’nın şu yanıtıyla başlamıştım: “Ben Türk tarihi bilmem. Anti-emperyalizm tarihi bilirim. Söylediklerimin kaynağı budur.” Yıllar sonra, Mustafa Kemâl’in resimleri Kazbah’ın inişli yokuşlu dar sokaklarının iki yanındaki iç içe girmiş evlerde kalan Cezayirli savaşçıların duvarlarını süslüyordu. Afrika’nın en kalabalık nüfuslu ülkesi Nijerya Ankara’da bir büyükelçilik açtığında ilk diplomasi temsilcisiyle hemen o günlerde buluştuk. Büyükelçilik açma nedenini bana anlattı: “Devlet Başkanımız ‘orada bir Mustafa Kemâl Atatürk vardı. Büyük başarıları, çok olumlu atılımları oldu. Onları yerinde gör, bize yaz, biz de yararlanalım’ dedi. Ben onun için buradayım...”

O tarihlerde yayınlanan “Afrika Ulusal Kurtuluş Mücadeleleri” başlıklı (büyük boy 705 sayfalık) kitabımın arka kapağına yalnız Atatürk’ün şu sözlerini almıştım: “Şimdi doğacak olan güneşe bakınız. Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, ulusların uyanışlarını öyle görüyorum. İstiklâl ve hürriyetine kavuşacak olan çok kardeş millet vardır. Onların yeniden doğuşu, şüphesiz ki, terakkiye ve refaha müteveccih vuku bulacaktır. Bu milletler bütün güçlüklere ve bütün manilere rağmen, muzaffer olacaklar ve kendilerini bekleyen istikbale ulaşacaklardır. Müstemlekecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği çağı hakim olacaktır...”

Mustafa Kemâl Hindistan’da Britanya emperyalizmine karşı görülen başkaldırmaların yaygınlaşmakta olduklarına dikkatleri çekti. Afganlıların ulusal varlıklarını ortadan kaldırmak isteyen İngilizlere karşı başarıyla karşı koyduklarını saptadı. Orta Doğu’da Arap halklarının emperyalizmi hedef alan kaynaşma içinde olduklarını gördü. Mısır’daki kanlı olayların bu ülkeyi ulusal bağımsızlığa doğru götürdüğünü söyledi. Ancak, Mustafa Kemâl Türkler için tam zamanında gelmişti, ama Asya ve Afrika gibi anakaralarda yaşayan uluslar için oldukça erkendi. Koca Asya’da Hindistan denilen dev bile henüz bir sömürgeydi; siyasal bağımsızlık için 1947’ye değin beklemesi gerekiyordu. Koca Afrika’da yalnız dört bağımsız ülke vardı. Bunlardan Mısır’ınki biçimsel bir egemenlikti. Tarihinde bağımsızlığını hiç elden kaçırmamış olan Etyopya 1935’de İtalyan faşizminin saldırısına uğrayacak ve Türkiye bu Afrika devletinin haklarını savunan birkaç devletin başında yer alacaktı. Bağımsız Liberya özgürlükleri verilen siyah derili eski Amerikan köleleriyle onlardan yana çıkan birkaç beyaz Amerikalının çabalarıyla 1847’de bağımsız olmuştu. Beyaz buyurganlığın yumruğu altındaki Güney Afrika Birliği Britanya Uluslar Topluluğunun bir üyesiydi. Geri kalanın tümü henüz sömürgeydi.

Kemâlizm daha sonra “Üçüncü Dünya” diye anılacak olan öteki ülkelerin çok istedikleri, ama başaramadıklarını gerçekleştirmiş, geri kalan sömürgeler ve yarı-sömürgeler için güçlü bir umut olmuştu. Ancak, ötekiler sömürgeciliğe karşı genel ve uyumlu bir tepkiye henüz hazır değildiler. Koşullar tamam olsaydı, “Kemâlizm” başarılı bir kurtuluş akımı olarak evrensel niteliğe hemen bürünecekti. Üçüncü Dünya’nın bugün daha hazır olduğu söylenebilir. Bu açıdan, Kemâlizmin, yalnız emperyalizm karşıtlığıyla değil, devrimci yönüyle de geleceği parlaktır.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


 prof.Dr türkkaya ataöv, gözlemine içtenligine düşüncesine ilim adamlıgı yanında  türk kültürünün derinligini gözler önüne sermiştir uygarlık öncülerinden çagdaş ve türk tarihimizin daima ileriye işik tutan izler bırakanlarla bir bütün vatan türk türkiye sahibi olan  bir ilim bilim adamıdır . Ag gülünen  kırmızı gül gibidir . Al ,Ayyıldızlı bayragımıza sahiptir. Türkiye sahipsiz degildir  kanıtı  vardır . ilk türk tarihinden   kurtuluş savaşına kadar ayrıntılara ışık tutarkenileriyedeğüneş tutmaktadır.  teşekkürler

Leyla, Ankara
15 Kasım 2009


Hocam Kemalizmin ne olduğuyla ilgili çok güzel bir yazı ortaya koymuşsunuz  daha evvel yaptığınız Abd deki oy avcılığı üzerine olan yazı dizinizi daha yeni takip etmeye başladım Türksolu için çok büyük bir değersiniz

Mustafa, Adana
15 Kasım 2009


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40
j