İlyas Salman - Bu ne yaman çelişki Annem
TÜRKSOLU
Anasayfa  |  Gazete  |  Dergi   |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv: 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Mehmetçiğe cenaze töreni, teröriste bayram karşılaması
GÖKÇE FIRAT
Alçaklığın ulusal tarihi
 
Terörist karşılamaya basından büyük tepki
ALİ ÖZSOY
Azerbaycan'ı savunmak Türkiye'yi savunmaktır
ESER ÖZALTINDERE
Kürtçü "barış grubu" skandalı
 
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Nerden nereye
 
TÜRKKAYA ATAÖV
Lâtin Amerika'da değişime doğru
 
ERGİN KONUKSEVER
12 Eylül - 6
Kenan Evren'in "sivil" günleri
 
KAYA ATABERK
Türk'ü satan AKP Filistin'i mi savunacak?
OKAN İŞBECER
Yalçın Küçük de
ishal olmuş
 
TUĞRUL ÇELİK
Hitler ölmemiş, medya gizliyor
 
TEVFİK KAYMAZ
Kıtalararası
virüs füzeleri
 
UMUT YALIM
...Ve ömrümüzün
en güzel günleri (11)
 
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Malazgirt'ten Kurtuluş Savaşı'na Kürtler
EYKAN CAN
Parsel Parsel
 
KEMAL AKDOĞAN
Lâikliğin temel anlamı ve tarihçesi
 
 

İlyas Salmanİlyas Salman

Bu ne yaman çelişki Annem

Ne izcide ne yolcuda gidilecek yolun rehberi kalmadı. Öyle toz duman ki ortalık.

Biz 1960’larda el yordamıyla bulabildiğimiz ger­çek parçacıklarıyla sınıf mücadelesine girdiğimizde, elimizin altında yanlış ve eksik de çevrilmiş olsa bir el kitabımız vardı: MARKSİZM.

Emperyalizm dediğimiz güç, bu kadar karmaşık bunalımın içerisine girmemişti. Dolayısıyla bizi de bunaltamıyordu. İşçi sınıfı ve emekçi katmanlar arasında bizlerin de kolaylıkla kavrayamadığı bir birliktelik antlaşması vardı. Marksizmin güçlü eli, emekçiler arasındaki konsensusu, anlayış birliğini fazla dağılıp ikileşmeye meydan vermeden sağlıyordu. Tıpkı bugünkü gibi Brezilya dizilerinin taklitleri ev işçisi kadınlarımızı televizyon denen narkoz tüpünün karşısına kaidesi tozdan anlamsız heykeller halinde yerleştirmemişti. Emperyalizmin de çeşitlenen mücadele yöntemlerine karşı duracak çetrefilli oyunları yoktu.

AT İZİ İT İZİNE BUGÜNKÜ KADAR KARIŞMAMIŞTI.

Rize’nin Trabzon’un uşakları “kolbastıyı sen de­ğil ben icad ettim” gibi saçmalıklarla uğraşmadan sınıf mücadelesi veriyordu. O zamanki halkımız, ben beyin mıncıklaması diyeyim (siz ne derseniz deyin), olmamıştı.

Ortadoğuda FKÖ’nün sosyalist militanları bugünkü gibi Hamasvari İslam faşistleriyle uğraşmadan antiemperyalist kavgasını civar ülkeler halklarının çocuklarıyla birleştirerek derinleştiriyordu. Bugünkü gibi bilgisayarlar (bilgi caydırıcıları) beynimizi darmaduman etmemişti.

Tokatlı Alevi, Karslı Sünni arkadaşına “sen hangi mezheptensin” diye sormuyordu. Ömer’le Ali yan yana, dünyanın en kutsal birlikteliği olan emek eksenli ahbaplıklarını sarmaş dolaş sürdürüyorlardı. Kürt kardeşlerimiz “gelin Diyar-ı Bekiri Türk istilasından kurtarıp kendimize başkent yapalım” diyerek her ulustan ve dinden kardeşlerine sırt çevirmiyorlardı. Çalışanlar ortak düşmanları o­lan para anababalarına karşı birlikte direniyorlardı. Batman’daki petrol işçilerinin direnişi Karabük’te yürütülen aynı anlamdaki eylemlerle taçlandırılıyordu. İstanbul’da karaya çıkan Amerikan askerlerini Türkü, Kürdü, Alevisi, Sünnisi birleşerek de­nize atıyorlardı.

Müzikçilerimiz, Rock in Coke ya da Barışa Rock gibi ayrı frekanslarda ötmüyorlardı.

Emekçi sınıfların birlikteliğini parçalamak için Kürt ya da Alevi açılımı gibi suni döllenmeler mo­da haline getirilmemişti. Dağlarda ölen devrimcilere bir kısmımız “şehitler ölmez vatan bölünmez” ya da “üç tane terörist öldürüldü” gibi ayrıştırıcı slo­ganlarıyla emekçi çocuklarımızın kutsal bedenleri üzerinden politik çıkar sağlanmıyordu.

Evet şöyle bir bakalım bütün bu suni bölünmeler kimin çıkarına işliyor? Bir taraftan Türk faşistlerini yönlendirsinler diye Amerikancı ve ırkçı payanda partiler kurdurulurken öte yanda güzelim Kürt halkının devrimcilerini düşman etmek için Kürt ırkçılığını körükleyen çorbacı partiler peydah ettiler.

Namusum, şerefim, onurum, dünüm, bugünüm, aydınlık yarınım için yemin ediyorum ki, süregiden bu parçalanmışlıklar, uluslararası sermayenin, emekçilerin kendi gerçekliklerini görmemeleri için başlarına geçirdikleri çuvaldırlar.

Gelin hep birlikte şu marşı söyleyelim:

Gel Aydın’ın efesi
Cepkeninle gel
Gel Kölemerik yiğidi
Nur saçan mekanınla gel
Mezarından çık Mahir
İpinden kurtul Deniz
Erdal Eren gel
Gel Ömer Ayna
Gel İmam Hüseyin
Gel İbn-i Sina, İbn-i Rüşd
Gel Urfalı Babi, gel Mardinli Keko
Gel ya Allah’ın Aslanı Ali
Ya Ömer adaletinle gel
Dirilip gelin
Derlenip gelin
Gül sarı kırsın zincirini
Sermaye korkudan hop oturup hop kalksın, titresin

Geldiler desin, gördüler desin
Karabasanla uyansın Koç, Sabancı
Neymiş ben Alevi ’yim yanımdaki yabancı
Kollarımı olduğundan uzun a çmışım
Anadolu ’yu kucaklıyorum
Bir sebil sofra kuruyorum
Her türlü gayrıinsani
urbadan sıyrılmışım
Aklım ve emeğim
Aklınız ve emeğiniz
Her hal ükarda
BU İKİSİDİR TÜKETECEĞİNİZ

Yaşasın dünya emekçilerinin birlikteliği!

 


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

İlyas abı yıne yazıların super olmus senın gıbı ınsanların bu devlet degerını bılmıyo yada bılmek ıstemıyo. Denızın boyuna asılan ıp bızı daha karanlıga goturdu ve daha da karanlıga gıdıyoruz.... Bu devletı kurtarmak ıcın okuyup bılınclenecegız. Sevgı ve saygılarımla İLYAS ABİ.

Gamze, Çanakkale
6 Kasım 2009


Sayin ilyas bey,sizin bu sayfada yer aldiginizi yeni yesilcam sayfasindan aldim,size karsi olan Hayranligim,Fransiz Konsoloslugunda yapmis oldugunuz eylemle basladi,hatirlarsaniz,sizi takdir ettim ama ne yaziktirki bizim iktidardakilerimiz ve halkimiz burda Avrupada cogu alay etti ben kendilerine sunu ifade ettim,gülünecek bir sey varsa ortada oda kendi halinize gülmenizdir,elin Avrupalisi Türkiyemize kimlikle giriyor biz kendi Ülkemize kimlikle giremiyoruz,soruyorum simdi bizim kimlik kendi ülkemizde gecmiyorsa neden verdiler bu kimligi,bizim Nüfus kimligimiz bu kadarmi gecersiz Avrupalinin geciyorda bizimki gecmiyor.nasil bir sistem bu,bunun icin bizim Arupali Türklere kendi halinize gülün dedim,Saygilarimla.

Falko, Samsun
04 Kasım 2009


Seni çok seviyoruz İlyas SALMAN.Uzakçıl domuzlar azık çalar kilerimizden.Her dinlediğimde mutluluk duyuyoruz. Yüreğine sağlık...

Deniz, Samsun
04 Kasım 2009


Valla bu yazıyı okuduysa sabancı da koç da korkudan ödleri patlamıştır.

Mehmet, İstanbul
30 Ekim 2009


Bugun sabah gazeteside bir kadın sana sataşmış.gereken cevabı postasına yolladım yüreğine sağlık ilyas baba....

Ulaş, İstanbul
30 Ekim 2009


Selamlar ilyas abi, Eskiden herkes emperyalizme karşı dururdu. ve her türlü birliktelik beraberlik vardı halkımızda ama şimdi halkımız bölündü ve inanılmaz derecede halkımızda ve özellikle gençliğimizde amerikan özentisi hakim,atatürk cumhuriyeti gençlerimize emanet etti ama gençlik nerede barda gece kulüplerinde.

Kenan Sır, Ankara
30 Ekim 2009


KEŞKE HERKES İLYAS USTAMIZ İLYAS ABIMIZ GIBI DUSUNSE.........İNSANLAR KENDI CIKARLARI ICIN BIRBIRININ KUYUSUNU KAZIYORLAR YAZIK İŞTE BIZ BUKADAR ACİZ BIR MILLET HALINE GELDIK...BIZIM TOPLUMUMUZA ILYAS ABI GIBI ADAM GIBI ADAM LAZIM ......SAYGILAR ILYAS ABI SENI COK SEVIYORUZ VE SAYIYORUZ

Nurcan Ağtaş, İstanbul
30 Ekim 2009


Emperyalizmin ideolojisi bu; kendi çıkarları için entrika yaratmak.bu m.ö beri böyle.Çin de, Bizans ta da aynıydı. ve aynen devam ediyor.SAYGILAR İLYAS ABİ.

Ali Güneş, K. Maraş
27 Ekim 2009


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40
j