Tuğrul Çelik - Dünya
TÜRKSOLU
Anasayfa  |  Gazete  |  Dergi   |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv: 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Mehmetçiğe cenaze töreni, teröriste bayram karşılaması
GÖKÇE FIRAT
Alçaklığın ulusal tarihi
 
Terörist karşılamaya basından büyük tepki
ALİ ÖZSOY
Azerbaycan'ı savunmak Türkiye'yi savunmaktır
ESER ÖZALTINDERE
Kürtçü "barış grubu" skandalı
 
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Nerden nereye
 
TÜRKKAYA ATAÖV
Lâtin Amerika'da değişime doğru
 
ERGİN KONUKSEVER
12 Eylül - 6
Kenan Evren'in "sivil" günleri
 
KAYA ATABERK
Türk'ü satan AKP Filistin'i mi savunacak?
OKAN İŞBECER
Yalçın Küçük de
ishal olmuş
 
TUĞRUL ÇELİK
Hitler ölmemiş, medya gizliyor
 
TEVFİK KAYMAZ
Kıtalararası
virüs füzeleri
 
UMUT YALIM
...Ve ömrümüzün
en güzel günleri (11)
 
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Malazgirt'ten Kurtuluş Savaşı'na Kürtler
EYKAN CAN
Parsel Parsel
 
KEMAL AKDOĞAN
Lâikliğin temel anlamı ve tarihçesi
 
 

Tuğrul Çelik

Hitler ölmemiş, medya gizliyor

Hitler ölmemiş, medya gizliyor
Hitler Tayyip

Başkent Bangkok’tan Pattaya şehrine giden Taylandlılar otoyol kenarında gördükleri bir afişle birlikte şaşkına döndüler.

Otoyol kenarındaki bir balmumu müzesinin tanıtım afişinde “Hitler ölmedi” yazıyormuş. Hitler resminin ve “Hitler ölmedi” ifadesinin müzenin açılışı için reklam ajansı tarafından düşünülüp tasarlandığı ve hiçbir art niyet güdülmediği belirtilmiş.

Ancak, Almanya’nın Bangkok Büyükelçisi afişin insanları incittiğini belirtirken, İsrail Büyükelçisi de afişin kaldırılmasını istemiş. Şimdilik afişin üzeri bez ile örtülmüş ve Taylandlılar Hitler’in yüzünü görmekten kurtulmuş.

Taylandlılar, üzerine bir bez örterek Hitler’den kurtuluyorlar ama ya bizler ne yapalım? Hitler’in bir muadili yaklaşık sekiz yıldır gözlerimizin önünde... Bu açıdan bakarsak Hitler gerçekten ölmemiş, yandaş medya demokrasi perdesiyle onu gizliyor, gizlemeye çalışıyor.

Onun faşizminde katiller dağdan indirilip, davulla-zurnayla ve sözde bayraklarla karşılanırken, Türk’ün bayrağı yasaklanıyor!

Faşizme Ölüm Türk’e Hürriyet!


Bolivarcılar artık
“şeker”le alış veriş yapacaklar

Bolivar sucre

Gerçi Venezüella’nın şu anki para birimi Bolivar ve umuyorum ki “Sucre”nin de Bolivar’dan alacağı
bir şeyler olacaktır.

Yedinci ALBA Zirvesi geçtiğimiz hafta gerçekleşti.

Latin Amerika Birliği amacını güden ülkelerin bir araya geldiği Amerikan Halklarının Bolivarcı Alternatifi (ALBA) zirvesine “toprak ana”ya saygı ve Latin Amerika Birliği için çok önemli bir yeri olan ortak para birimine geçiş tartışması damgasını vurdu.

Zirveye katılan Chavez, geçen yıldan bu yana ortak para birimine geçişle ilgili çalışmalar yürütüyordu.

Chavez, haftalık yazısını bu hafta ortak para birimine geçiş konusuna ayırdı.

“Halkların Ticaret Anlaşması” olarak adlandırdığı alternatif için şu değerlendirmeleri yaptı:

“Latin Amerika ülkeleri arasında adil bir ticareti hayata geçirebilmek ve bölge ülkelerini hegamonik kapitalizmin esaretinden kurtarabilmek adına ortak para birimi gereklidir.”

Döviz kurlarının da kapitalistler için bir sömürü aracı olduğuna değinen Bolivarcı liderler, 2010 yılında ortak para birimi olan “sucre”ye geçeceklerini bildirdiler.

Şeker anlamına gelen “sucre” bundan böyle Latin Amerika Birliği’nin ortak para birimi olarak kullanılacak.

Yani Bolivarcılar artık “şeker”le alışveriş yapacak ve kapitalizme alternatif sistemleriyle yaşayacaklar.

Gerçi Venezüella’nın şu anki para birimi Bolivar ve umuyorum ki “sucre”nin de Bolivar’dan alacağı bir şeyler olacaktır.

Zirvedeki diğer liderlerden Morales de bir “İklim Adalet Divanı” kurulmasını önerdi.

Doğaya yönelik sorumluluklarını yerine getirmeyen kuruluş ve devletlere yönelik yaptırımlar uygulanmasını sağlamaya yönelik bir adalet divanıyla liderler kapitalist ülkeler ve onların “beyaz adam” vatandaşları eliyle sömürülen doğayı koruma altına almayı planlıyorlar.

Bu konuda söz alan Morales şunları belirtti:

“Yaşadığımız gezegende bir iklim krizi yaşanmasının önüne geçmek amacını güden gelişmekte olan ülkelerin temsilcilerinden oluşan iklim adalet divanı gelişmiş ülkelerin kendi çevresel bedellerini ödemelerini ve sera gazı emisyonlarını azaltmalarını zorunlu kılmak adına hareket edecektir.”

Sömürü ve yok etme konusunda “Beyaz Adam”ın yapabileceklerinin bir sınırı olmadığını tüm Latin Amerikalı liderler çok iyi biliyorlar.

Zirve kıta için önemli bir konu olan Honduras konusunda da ortak bir tavır geliştirme kararı aldı.

Darbecileri temsil edecek herhangi bir yetkili bundan böyle katılımcı ülkelerde istenmeyen adamlar olarak kabul edilecek ve ülkeye alınmayacak. Honduras halkının direnme hakkı da katılımcı ülkeler tarafından desteklendi.

Obama’nın Kolombiya’yı Latin Amerika’nın İsrail’i haline getirmeye çalıştığını belirten liderler aynı anda hem ABD’ye hem de İsrail’e mesajlarını vermiş oldular.

Amerikan Halklarının Bolivarcı Alternaifi (ALBA), bir “Halk Savunma Stratejisi” programıyla ilgili olarak ALBA Ülkeleri Silahlı Kuvvetleri Onur ve Bağımsızlık Okulu kurmaya karar verdiler.

Bolivya, Nikaragua, Venezüella, Ekvador, Dominik, Antigua ve Barbuda, Saint Vincent-Grenadies ve Küba’nın katıldığı zirve, toplumu mücadeleye daha fazla katma kararıyla son buldu.


Ahmedinejad

Ahmedinejad saldırıdan ABD’yi sorumlu tuttu. “Söz veriyorum ki, caniler bu insanlık dışı eylemlerinin cevabını en kısa
sürede alacak.” diyen Ahmedinejad’ın yanında bulunan
Meclis Başkanı Ali Laricani’nin hedefi de ABD’ydi.

“Terörün arkasında ABD var, hesabı sorulacak”

Bu sözler İran Devlet Başkanı Ahmedinejad’dan geldi.

Olay, İran’ı vuran ihtihar saldırısı...

Geçen hafta İran’ın güneydoğusundaki Sistan-Belucistan eyaletinde Devrim Muhafızları’nın üst düzey komutanlarını hedef alan bir intihar saldırısı düzenlendi.

Aralarında 7 üst düzey komutan olmak üzere 42 kişi öldü, 50’den fazla kişi de yaralandı.

İran Haber Ajansı’nın verdiği bilgiye göre, İran’ın bölücü güçlere karşı birlik ve beraberliğinin sağlanması ile ilgili bir toplantı planlanıyormuş.

İran Devrim muhafızlarının üst düzey yetkilileri ve bölgedeki Şii ve Sünni aşiret reislerinin de davetli olduğu toplantının hazırlıkları sürerken, içeriye kadar girip üzerindeki bombaları patlatmış.

Ölenler arasında en önemli isim Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri Komutan Vekili Tuğgeneral Nur Ali Şuştari de varmış.

İran, geçtiğimiz Haziran ayında yapılan devlet başkanlığı seçimlerinden sonra, Ahmedinejad’ın yeniden seçilmesinin ardından büyük bir karmaşa yaşamış, Devrim Muhafızları da bu kargaşanın bastırılmasında en çok görev yapan kurum olmuştu.

Gerçekten de 1979 İran İslam Devrimi’nden sonra oluşturulan ve İran’ın güvenliğini sağlayan Devrim Muhafızları kendi kara, hava ve deniz kuvvetleri olan ve İran’ın füze programını geliştiren 120 bin kişilik bir yapı.

Saldırının ardından tepkisini dile getiren Ahmedinejad, olaydan ABD’yi sorumlu tuttu.

“Söz veriyorum ki, caniler bu insanlık dışı eylemlerinin cevabını en kısa sürede alacak.” diyen Ahmedinejad’ın yanında bulunan Meclis Başkanı Ali Laricani’nin hedefi de ABD’ydi.

“Bu son terör eylemini ABD’nin siyasetlerinin sonucu olarak göryoruz. Bu da ABD’nin ülkemize yönelik husumetinin göstergesidir.” şeklinde konuşan Laricani, Obama’nın İran’a yönelik elini uzatma tavrının inandırıcı olmadığını belirtti.

Laricani, bu intihar saldırısıyla Obama’nın uzattığı elinin kana bulandığını ifade etti ve İran halkının ABD’nin Obama’yla gelen “değişim”ine inanmamakta haklı olduğunun birkez daha ortaya çıktığını belirtti.

Devlet başkanlığı seçimlerinde de İran, olayların arkasında ABD’nin olduğunu iddia etmiş, ama ABD bunu yalanlamış ve olayların daha ileri gitmemesini dilediklerini belirtmişti.

ABD yine aynı tavrı alıp, olayları kınadığını belirtse de, başta Ahmedinejad olmak üzere İran halkını inandırması zor görünüyor. Çünkü bir takım gelişmeler, şüpheleri ABD’nin üzerine çekiyor.

Saldırıyı ayrılıkçı bir hareket olan Cundullah (Allah’ın Ordusu) örgütü üstlenmiş.

Sünni bir örgüt olan Cundullah, daha önce de Zahidan kentinde bir camiyi bombalamış, birçok kez de İran-Pakistan sınırından girerek terör eylemleri düzenlemişti.

Saldırıyı üstlenen Cundullah lideri Abdülmelik Rigi’nin kardeşi Abdülhamid Rigi, örgütün ABD tarafından kurulduğunu, talimatları ABD’den aldığını ve İran’da mezhepsel çatışma çıkarması için parasal anlamda desteklendiğini söylemişti.

Öte yandan saldırının etkileri sürerken, ABD’nin İsrail’le birlikte İran’a karşı ortak tatbikata başladıkları haberi geldi.

Ahmedinejad bir Ortadoğulu olarak tepkisini ortaya koymuş. ABD’nin Irak’a yönelik sömürgeci saldırısı başladığında tüm mazlumların yüreğindeki sesini tekrarlamış:

“Terörist ABD, belasını bulacak!”


Belaz Adam doğayı koruyabilir mi?

Bir salon dolusu Papalagi’nin (Beyaz Adam) yapacağı iklim toplantısından doğa ile ilgili olumlu bir sonuç çıkar mı? ABD’li diğer ezilen ülkeleri kendisi gibi davranmamakla eleştiriyor, tıpkı Papalagi’nin yerlileri eleştirdiği gibi... Oysa onun gibi yapmalı... “Yuvarlak metal”e ve “ağır kağıt”a tapmalı, ona sahip olmalı. Böylece doğaya verdiği zararı para telafi edebilir onun gibi...

“Beyaz Adam”
doğayı koruyabilir mi?

BM İklim Müzakereleri başarısız olabilirmiş! Bu görüş ABD’yi temsilen Birleşmiş Milletler’in İklim Konferansı’na katılacak elçinin konferanstan önceki yorumları...

7-18 Aralık tarihinde yapılacak olan BM İklim Konferansı’nda, kapitalizmin temsilcileri, katlettikleri doğayı nasıl kurtaracaklarının tartışmasını yapacaklar. Kopenhag’da yapılacak konferastan önce, yapılan bu tarz bir açıklama bir anlamda gerçeğin de açık ifadesi.

ABD elçisinin bahanesi ise ABD dışındaki diğer ülkelerin yeterince çaba göstermemeleri. Bu yüzden Kopenhag’daki görüşmelerden yine bir çözüm çıkmayacakmış. Zaten yıllardır yapılan toplantı ve konferanslarda meselenin çözümü bir sonraki konferansa atılıyor ve bu arada sömürü ve yıkım biraz daha geri dönülmeze yaklaşıyor.

ABD’nin diğer ülkelerle ilgili açıklaması aynen şöyle: “Eylemlerinde ve uluslararası bir anlaşma hedeflerinde ısrar etmeleri gerekiyor. Tıpkı bizim yaptığımız gibi. Eğer biz bunu yaparsak o zaman bir anlaşmaya varabiliriz.”

Yani Amerika tam bir doğa dostuymuş ama diğer ülkeler doğayı hem sömürüyor hem de korumak için işbirliğine yanaşmıyor ve üzerine düşen görevleri yapmıyorlarmış.

Bu arada diğer ülkeler diye sayılan ülkeler arasında nedense kapitalist bir ülke yok!

Burjuva; derebeyliğe ve özellikle de ruhani sömürü gücü olan kiliseye karşı, onları yıkarak ve ellerinde bulanan gücü alarak ortaya çıktı.

Tanrı artık yeryüzündeydi ama burjuva kendisini göğe çıkarmıştı.

“Türklerin çevreci sosyalizmi” yazısında başyazarımız Gökçe Fırat’ın gündeme getirdiği Papalagi (Beyaz Adam) biraz da bu yüzden “Göğü Delen Adam” olmuştur.

Göğü Delen Adam-Papalagi’de Samoalı kabile şefi Tuiavaii halkına Beyaz Adamı şöyle anlatıyordu:

“Ah kardeşlerim, inanın bana!

Ben, Papalagi’nin düşüncelerinin arka yüzünü, onun gerçek isteklerini öğlen güneşinin altındaymışçasına gördüm. O, geldiği yerde ‘Büyük Ruh’un ‘şey’lerini paramparça ettiği için, yok ettiklerini kendi eliyle yeniden yapmaya çalışır. Bu arada bir sürü ‘şey’ yaptığı için kendini ‘Büyük Ruh’ sanır.”

Gerçekten de kabile şefinin “şey” dediği metadan başka bir şey değil.

Ve Beyaz Adam ömrü boyunca “şey”lerine daha fazla “şey” katmak için koşuşturup durmuştur.

Bunun için hiç zamanı yoktur; o, sürekli yeni bir “şey”e sahip olmalıdır. Kolay ya da zor yoldan, hiç fark etmez.

Ve doğayı tüketir... Yoksullaştırır...

Ama bir taraftan da kendi kendini yoksullaştırır Papalagi, Tuiavaii’nin dediği gibi. Çünkü tam bir meta düşkünüdür Beyaz Adam.

Samoalı kabile şefi Tuiavaii şu örneği de verir:

“Papalagi saçlarını düzeltmek için bir alet yapsa, o alet için bir kılıf yapar. Sonra o kılıf için küçük bir kutu, küçük kutu için de büyük bir kutu...”

Şimdi bir salon dolusu Papalagi’nin yapacağı iklim toplantısından doğa ile ilgili olumlu bir sonuç çıkar mı?

ABD’li diğer ezilen ülkeleri kendisi gibi davranmamakla eleştiriyor, tıpkı Papalagi’nin yerlileri eleştirdiği gibi...

Oysa onun gibi yapmalı... “Yuvarlak metal”e ve “ağır kağıt”a tapmalı, ona sahip olmalı. Böylece doğaya verdiği zararı para telafi edebilir onun gibi...

Ona göre her şeyin fiyatı olacağından parası neyse verir... Doğayı da parasıyla geri getireceğini düşünür.

Ama o düşündüğü gibi Tanrı değildir!

Yaşamak için doğanın verdikleriyle yetinen ve herşeyden önce ona saygı duyan bir Samoalıyı Papalagi asla anlayamaz.

Tuiavaii, bir Papalagi bizim kulübemize gelse, etrafta ne var ne yoksa toplar ve kulübeyi ayak basacak yer kalmayacak şekilde doldurur diyor.

Ve hepsi için “benim” der.

Oysa Samoalıların dilinde “benim”le “senin” aynı kelimeye karşılık geliyormuş. Kapitalizmle tanışmamış her toplumda olduğu gibi.

O yüzden BM İklim Konferansı her zaman başarısız olur. Tıpkı BM Güvenlik Konseyi’nin dünyaya güvenlik getirmediği gibi!

Sadece “benim” diyen, doğayı koruyamaz!


Çin idam ettikçe, Çinciler fazla mesaide...

Neredeyse her hafta Doğu Türkistan’dan yeni haberler geliyor ve “Dünya” köşemizde yer veriyoruz.

Bu seferki haber, geçen bir hafta içinde haklarında idam cezası verilen 12 Uygur Türkünün 9’unun idam edilmesi.

Geçen Temmuz ayından bugüne kadar baktığımızda Çin’in Doğu Türkkistan’daki Türkleri sistemli bir biçimde yok etmeye kararlı olduğunu izliyoruz.

Önce bir katliam girişimi ve ardından gelen gözaltılar, yargılamalar, idam kararı ve en sonunda da infaz!

Öte yandan gün geçtikçe yaşanan katliam olayıyla ilgili yeni ayrıntılar da gün yüzüne çıkmaya başladı.

Olaydan sonra on bin kişinin gözaltına alındığı ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün verdiği rakamlarla 1000 Uygur Türkünün kayıp olduğu bugün biliniyor.

Çin’in gözaltı taktikleri ile ilgili ayrıntılar da görgü tanıklarının ifadeleriyle ortaya çıkmaya başlamış.

Olaylar sırasında evde olmayan ve yara izi taşıyan tüm erkeklerin gözaltına alındığını bildiren tanıklardan biri uygulamayı şöyle anlatmış:

“Herkese evlerinden çıkmalarını söylediler. Tüm kadın ve yaşlıların bir duvara, 12 ila 45 yaşındaki erkeklerin de bir başka duvara dizilmelerini istediler. Bazı erkekler elleri sırtlarında tahta sopalarla bağlı halde diz çökmeye, bazıları da elleri başlarında yere yatmaya zorlandılar.”

Görülen o ki Çin, katliamdan yaralı olarak kurtulan Uygur Tüklerini de yok etmek için kusursuz bir yötem bulmuş. Yaralı olanları da olaydan sorumlu tutarak gözaltına almışlar. Artık gerisi yine bilindik son: İnfaz!

Bu arada Çin’den ne kadar idam haberi gelirse Çinciler de bir o kadar fazla mesai yapıyor.

“Çin’den Amerikan umutlarına ‘altın’ darbe”

“Çin’den Batıya kültür çıkartması”

“Sosyalizmi tartışacak olanlar Çin’i gözardı etmesin”

“Avrasya enerji hattının temeli Rusya-Çin gaz anlaşması ile atıldı”

Bunlar Çin ulusal gazetesinden değil Aydınlık’ın 1161. sayısından haberler...

Çin özel sayısı sanki...

Anlaşılan, geçenlerde Aydınlık’ı ziyaret eden Çin Propaganda Bakanı uzun soluklu bir program koymuş önlerine.

Çin Türkleri idam ettikçe, onlar fazla mesaide...


 

Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Latin Amerika Chavez'in önderliğinde antiemperyalist birliğe doğru emin adımlarla ilerlerliyor. En son Uruguay'da yapılan devlet başkanlığı seçimlerinde de solcu aday önde gidiyor. Latin Amerika'da emperyalizmin tahakkümü kırılırken biz de bir an önce Atatürkçü Partimizi kurup mücadeleye atılalım!

Gün Ay Yıldız, İstanbul
26 Ekim 2009


Dünya, "beyaz adam"sız daha güzel olacak!

Tuiavii, Samoa
26 Ekim 2009


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40
j