![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Kaya Ataberk Türk’ü satan AKP Filistin’i mi savunacak?
İsrail-AKP gerginliği mi? Son iki haftadır Türkiye iki ayrı şoku bir arada yaşadı. Daha doğrusu iki önemli ihanete AKP eliyle uğratıldı. AKPbir taraftan Azerbaycan ve Türkiye Türklerini satarak Ermenistan’la anlaştı, diğer taraftansa PKK’lı teröristleri davulla, zurnayla karşıladı ve Kürt açılımının gerçek anlamını ortaya koydu. İki olayın ortak noktası Türk milletinin kendi ülkesi başta olmak üzere tüm Ortadoğu, Kafkaslar ve Orta Asya’da ihanete uğramış olması. Emperyalizmin yüz yılı aşkın süredir uygulamaya çalıştığı planının son adımlarının AKP eliyle uygulanması... Fakat bunlar olurken garip bir şeyler oldu. Bir anda AKP ile İsrail arasında bir tartışma başladı. AKP ve Tayyip “one minute” gösterisinin ardından bir kez daha Müslüman halkların ve Filistin’in İsrail karşısındaki savunucusu rolüne soyundu! Olayların başlangıcı Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun İsrail gezisine Gazze’den başlamak istemesine kadar götürülebilir. Bilindiği gibi İsrail, Davutoğlu’nun bu isteğinin reddedileceğini ilk baştan belirtmişti. Fakat esas olay “Anadolu Kartalı” tatbikatı üzerinden çıktı. AKP Amerikancılığının sonucu olarak İsrail savaş uçakları Konya’da her sene yapılan bu tatbikata katılır. Sadece İsrail değil ABD, Hollanda, İtalya gibi bilumum emperyalistler de bu tatbikatın katılımcıları arasındadır. Tatbikata katılan İsrail uçaklarının Filistin’i vuruyor olması Türk kamuoyunun yıllardır tepkisini çeker. İşte bu sene tam da Kürt ve Ermeni “açılımları” yapılırken, AKP bir anda 12-23 Ekim arasında planlanan tatbikatı iptal etti ve bu İsrail’e karşı bir tepki olarak basına yansıdı. Hemen ardından da TRT’de yayınlanan “Ayrılık” isimli dizide anlatılan İsrail katliamı gündeme geldi. Tel Aviv ile Ankara arasında karşılıklı yapılan açıklamalar sürecin tırmandığını gösteriyordu. İsrail basını Türkiye aleyhine yazıp çizerken, Türkiye’de de basının iki kesiminde iki ayrı yaygara koptu. Bu yaygaralardan birincisini koparan AKP yanlısı Şeriatçı basındı. Bunlara göre AKP Türkiye’nin eksenini değiştirmiş ve “Siyonist İsrail’e haddini bildirmişti”. Diğer yaygarayı ise Doğan grubu ve liberaller kopardılar. Bunlar da AKP’nin Türkiye’yi İsrail’den ve Batıdan kopardığından şikâyet ettiler. Fakat gerçekte de durum böyle miydi? AKP, İsrail’e karşı yaptığı daha önceki taktik çıkışların hemen ardından daha geri mevzilere çekilmemiş miydi? Tayyip, daha Eylül ayında New York’ta Yahudi kuruluşlarıyla görüşüp, “one minute” olayını tarihe gömmemiş miydi? ABD’nin her kulak çekişinde AKP, İsrail’in her istediğini fazlasıyla yapmamış mıydı? Biz tam bunları düşünürken, hem İsrail hem de AKP yetkililerinden karşılıklı açıklamalar gelmeye başlamıştı bile. İsrail Başbakan yardımcısı Silvan Şalom; “Türkiye, İsrail ile stratejik bağları olan bir devlettir” derken Ehud Barak; Türkiye’ye karşı sert açıklamalar yapılmaması konusunda uyarıda bulunuyordu. Dışişleri Bakan yardımcısı Danny Ayalon da basının önemsenmemesi gerektiğini duyuruyordu. Bunların karşılığında da Cemil Çiçek, “İsrail ile ilişkilerimize önem veriyoruz. Bunda tereddüt yok.” açıklamasını yaptı. Anlaşılan işler bu sefer daha da çabuk yoluna girecek. Ortada yeni bir taktik gerginlik var. Fakat bir taraftan da cevaplanması gereken bazı sorular var... AKP, İsrail’e karşı çıkmak için neyi bekliyordu? Filistin ulusal direnişinin efsane önderi Yaser Arafat sağken, İsrail bugünkü rahat günlerini hayal bile edemezdi herhalde. O büyük direnişçiyi ele geçirmek için kaç kere tüm ordusunu, MOSSAD’ı harekete geçirdiğini kendileri bile belki bilmiyorlardır hâlâ. Arafatlı yıllar Filistin mücadelesinin yükseldiği, Ulusal Kurtuluşun bayrağının dik durduğu yıllardı. Bu yıllar boyunca AKP’nin İsrail aleyhine bir tek açıklaması bile olmadı. Arafat, İsrail tarafından şehit edildiği zaman tüm ezilen dünya Filistin halkının babası için ağlıyordu. Fakat Türkiye’de AKP cephesinde utanmazca bir sevinç hâkimdi. Bu sevinç o kadar pervasızdı ki, Abdullah Gül, Arafat’ın ölümünün “barış için önemli bir şans” olduğunu söyleyecek kadar rahattı. Ne de olsa ölen laik, milliyetçi ve antiemperyalistti: AKP’nin düşman olduğu her şey Arafat’ta vardı... Arafat’ın ardından olanlar hepimizin malumu... Bir tarafta Arafat’ın mirasına ihanet eden Abbas çizgisi Batı Şeria’yı teslim etti, diğer taraftan da Hamas Gazze’de yarattığı mikro Şeriat devleti adına Filistin’i böldü. Böylece Batı işbirlikçiliği ve Şeriatçılık Filistin davasını sıfır noktasına kadar geriletti. Filistin davası sürerken sahip çıkmayanlar, Arafat’a karşı İsrail’i tutanlar için artık gün doğmuştu. Bu gariban halkın durumu artık AKP’nin iç politika malzemesi olacaktı. Artık nasıl olsa bir Filistin davası ve direnişi kalmadığı için Tayyip ne kadar konuşursa konuşsun bir maddi karşılığı olmayacaktı. İşte AKP, İsrail’e karşı çıkmak için bugünleri beklemişti. Ölen Filistin’in arkasından sahte ağıtlar yakmak için, Gazze adına timsah gözyaşları dökmek için... Artık AKP İsrail’in tüm ortaklarıyla ittifak yaparken, bir taraftan da İsrail’i eleştirip demagojiye girişebilirdi. AKP, eksen mi değiştirdi? İsrail’le yaşanan “kriz” sırasında Suriye’yle de bir anlaşma yapılarak Türkiye-Suriye arasında vize uygulaması kaldırıldı. Bu anlaşma öyle bir lanse edildi ki, sanki Türkiye ile Suriye federasyon kurmuş sanılabilirdi. Bir taraftan da daha önceden “Irak hükümeti” ile yapılan anlaşmalar gündeme getirilerek artık Türkiye’nin ekseninin değiştiği iddia edildi. Buna göre AKP, Türkiye’nin yüzünü Batıdan, Doğuya çevirmişti. Bundan sonra özellikle “komşularla sıfır sorun” politikası izlenerek yola devam edilecekti. Hatta AKP çevreleri PKK’ya karşı mücadelenin Irak’la anlaşılarak başarı kazandığını bile iddia etti. Her şeyden önce belirtilmesi gereken bir şey varsa bu da aslında “Irak” diye bir devletin bugün gerçekte var olmadığı... Karşımızda Talabani adlı Kürt aşiret reisinin Cumhurbaşkanı olduğu, hükümetinin ise ABD işgal kuvvetlerinin emri dışında tek adım atamayacağı bir ülke var! Dolayısıyla “PKK’ya karşı Irak’la ittifak” söylemi komedi bile diyemeyeceğimiz kadar abuk sabuk bir iddia. Diğer taraftan madem AKP, PKK ile mücadele etmek istiyordu neden Suriye ile bu tarz bir ittifaka hiç girişmedi? Ya da daha da önemlisi son yıllarda PKK hedeflerine karşı defalarca harekat düzenleyen İran’la neden hiç ittifak kurulmadı? Diyelim AKP eksen değiştiriyor, bu durumda ABD ve İsrail, İran’a saldırmak için uygun zamanı kollarken neden İran’ın değil karşı cephenin yanında yer aldı. Oysa PKK ve Kürt bölücülüğüne karşı tavır almak adına Türkiye’nin İran’dan daha iyi bir ortağı da olamazdı. Eğer çok eksen değiştirmek “Doğu politikası” gütmek isteseydi AKP, hemen İran’ın yanında konumlanmalıydı! Peki, Kafkas Seddi’ne ne oldu? Tekrarlamak pahasına olguları alt alta yazdığımız zaman tabloyu bir de başka açıdan değerlendirebiliriz. AKP, en başından beri Irak işgali de dâhil olmak üzere ABD’nin koşulsuz destekçisi oldu. Önümüzdeki gelişmelerde de İran işgalinin yanında konumlanmak dışında bir eğilimi yok ve olmayacak da... Daha da önemlisi AKP, “Kürt açılımı” adı altında PKK ile anlaşmış durumda. PKK, artık Kürt devletinin kurumasından da öte Türkiye’de Türk bırakmayacak Sevr planının baş uygulayıcısı olarak harekete geçmiş bulunuyor. Son cephede de “Ermeni açılımı”, Ermenistan’ı Türkiye karşısında hiçbir zaman olmadığı kadar güçlü bir konuma taşıdı. Türkiye ile Azerbaycan’ın arası bizzat AKP tarafından bozuldu. Türk devletinin ve milletinin Orta Asya Türkleriyle bu tek fiziki bağlantısı Ermeniler uğruna kopartıldı. Zaten PKK-Barzani-Talabani hattı da Ortadoğu halklarıyla bağımızı kesmiş bulunuyordu. Bu tablo hiç tartışmasız tarihî Kafkas Seddi’nin kuruluş tablosudur. Ermenistan’dan, “Kürdistan”a inen, oradan da İsrail’e kadar uzanan bu hat, bugün tamamlanmış bulunuyor. Türkiye’nin fiziksel olarak Kafkas Seddi’yle temas ettiği bölgelerde Kürtler ve Ermeniler var. Ve AKP bu ikisiyle de bugün ittifak halinde. Yani AKP, seddin kendisini esas olarak ilgilendiren kısmının inşasını büyük çabalarla sağlıyor. Ama iş İsrail kısmına gelince karşı çıktığını söylüyor! Tarihte Türklerin Sevr’i Kürdistan-Ermenistan hattıydı. Bugün AKP bunu kuruyor. Arapların Sevr’i ise İsrail’di. Bu da zaten yıllardır var ve bugün hiç olmadığı kadar rahat... Kısacası Türklerin Sevr’ini uygulamak AKP’nin göreviydi ve bugün tüm gücüyle bunun peşinde koşuyor. Arapların Sevr’inin karşısında duruyor gözükmesinin bir anlamının olmadığı da bu nedenle çok açık... Türk’ü satanlar Filistin’i mi savunacak? Kendi vatanını savunmayanlar, kendi halkının katledilmesini görmezden gelenler başka milletlerin acılarını nasıl dindirecek? Bugün AKP’ye ve Tayyip’e yeniden “Nâsır” rolü biçmek isteyenler kendilerine bu soruyu sormalılar. PKK gibi bir Kürt ırkçısı, faşist terör örgütü neredeyse otuz yıldır Türk kanı dökme devam ediyor. AKP ise bu teröre göz yumuyor. Kürt açılımıyla yaptığı tek şey Türkleri katledenleri affetmek, meşru siyasetin şemsiyesi altına sokarak, daha rahat bölücülük yapmalarını sağlamak oluyor. Yıllardan beri Karabağ başta olmak üzere, Azeri topraklarının beşte biri Ermenilerin işgali altında inliyor. Hocalı’daki katliam gecesi hala ulusumuzun belleğinde kazılı duruyor. Ermenistan ise anayasasına kaynaklık eden “bağımsızlık bildirgesi”nde Doğu Anadolu’dan hâlâ “Batı Ermenistan” olarak bahsediyor. AKP ise Türk milletine Azeri bayraklarını yasaklıyor. Türk’ün kardeşine sahip çıkmasına engel oluyor. AKP, Türk’ü Türkiye’de satıyor. Yetmiyor, Kıbrıs’ta satıyor.. Yine yetmiyor, Azerbaycan’da satıyor... Sonra da birileri çıkıp bize diyor ki ,“AKP, İsrail’e karşı çıkıyor”, “Tayyip, Filistin’i koruyor”! Kendi ülkesinin bölünmesine karşı çıkmayan AKP, Filistin’in birliğini mi savunacak? Türk milletinin işgal altındaki topraklarını peşkeş çeken AKP, Filistin’in İsrail işgalindeki vatanını mı savunacak? Dökülen Türk kanına dönüp bakmaya bile gerek duymayanlar, Filistin’de akan Arap kanına mı çare bulacak? Velhasıl; vatanı olmayanlar başka vatanları mı savunacak? Ulusu olmayanlar başka ezilen uluslara mı sahip çıkacak? Güldürmeyin bizi, lütfen güldürmeyin...
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||