![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Okan İşbecer Diyarbakırspor Kürtlerin takımıymış
Bursaspor maçında taraftarların tepkisiyle karşılaşınca ligden çekileceklerini açıklayan ancak federasyonun rica minnet etmesiyle kararından vazgeçen Diyarbakırspor Başkanı Çetin Sümer, Amerika’nın Sesi Radyosu’na verdiği demeçte gerçek yüzünü gösterdi. Geçtiğimiz hafta katıldığı radyo programında Kürtçe konuşan Çetin Sümer, olayları değerlendirirken Diyarbakırspor’un sözde Kürt milletinin takımı olduğunun altını çizdi ve şöyle dedi: “Biz devletten yardım isteyemiyoruz. İstediğimiz zaman bize devlet takımı diyorlar. Biz devlet takımı değiliz, Diyarbakır’ın ve Kürt milletinin takımıyız. Bizim Kürt olduğumuzu biliyorlar. Siyasi ve kötü sloganlar attılar. Diyarbakır’dan gelen seyircilerimizi taşladılar. Kimse bize bu zulmü yapamaz. Biz de çıkıp takımı ligden çekeceğimizi federasyona söyledik. Bundan dolayı Türk basını da olaya çok fazla yer verdi. Çünkü, gördüğümüz zulüm ve mağduriyet ortadaydı.” Amerikalıların radyosuna konuşurken eteğindeki taşları döken Çetin Sümer, Kürt oldukları için tepki gördüklerini, seyircilerinin taşlandığını söylüyor da kendi Kürt seyircisinin yaptıklarını söylemiyor nedense. Diyarbakır’da oynanan ve olay çıkan maçlardan da bahsetse ya Çetin Sümer. Ama bahsedemez çünkü bahsederse mağduru oynayamaz. Çetin Sümer’in bu tahrik edici açıklamaları medyada yer alır almaz, bizim Kürt spor kulübü başkanı hemen yalanlama yoluna giderek Kürt takımı oldukları şeklinde bir beyanı olmadığını, Amrikalıların açıklamalarını çarpıttığını söyledi. Bak sen. Çetin Sümer ne kadar önemli bir adam ki, Amerikalılar onun açıklamalarını kendilerine yontarak çarpıtarak versin? Eğer Çetin Sümer yanlış anlaşılma konusunda ısrar ediyorsa, o zaman sorun konuştuğu dilden kaynaklanıyor demektir. Sümer, Kürtçe ile üç-beş cümlelik bir demeçte bile meramını anlatamadıysa vay Kürtlerin haline. Çetin Sümer ayrıca Bursaspor maçında yaşadıkları zulmü şöyle anlatmış: “Onlar organize bir şekilde üzerimize geldiler. Türk bayrağını açtılar. Sanki biz başka bir milletten ve başka bir ülkeden gelmişiz. Bize büyük bir zulüm yaptılar. AKP’li yetkililer, meydana gelen olayı tasvip etmediklerini, yanımızda ve Diyarbakırsporlu olduklarını söylediler” Böylece Diyarbakırspor Başkanının asıl derdi de anlaşılmış oluyor. Adam Türk bayrağını görmeye dayanamıyor. O kadar rahatsız ki, bunu zulüm olarak değerlendiriyor. Sonra bir de “Biz başka ülkenin takımı mıyız? Bizi neden protesto ediyorsunuz?” diye mağdur edebiyatı yapıyor. Madem başka ülkenin takımı değilsin, neden Türk bayrağından rahatsız oluyorsun? Neden ülkenin dilini konuşmuyorsun? Olaylı Bursaspor maçından sonra üst üste yazılar yazarak Türk bölücülüğünden bahseden Fatih Altaylı ise sus-pus. O çok cesur gazetesinde Çetin Sümer’in açıklamasıyla ilgili olumlu ya da olumsuz tek bir kelime bile yok. Ne oldu Fatih Efendi, Sümer Kürt olduğunu söyleyince “bana da bölücü derler” diye mi korkuyorsun. Bölücülüğünün sınırları bu kadar dar mı? Neden oturup “Amerikan bölücülüğü” başlıklı bir yazı yazmıyorsun? Adamın açıklamalarını çarpıtmışlar ya, onun için diyorum. Sen ki bir futbol kulübünün yönetiminde yer almış, sporsever olarak bilinen bir adamsın. Koskoca Bursaspor taraftarını bölücü ilan ederken utanmadın mı? Utanmadın, çünkü sen aynı zamanda koskoca Türk milletine de “bölücü Türkler” diye iftira atan bir müfterisin ve bu soruların hiçbirine verecek yanıtın yoktur. Biliyorsunuz Bursaspor taraftarının tepkisinden sonra bundan böyle stadlarda “PKK dışarı” diye slogan atmak yasaklandı. Daha önce de “Ne mutlu Türk’üm diyene” gibi milliyetçi pankartlar açmak yasaklanmıştı. Keza açılım sürecinde Edirnekapı şehitliğinde demeç veren şehit aileleri bile susturulmaya çalışıldı tahrik unsuru sayılarak. Peki siz bu süre içinde Diyarbakırspor’a, bırakın ceza kesmeyi, en ufak bir uyarıda bulunulduğunu duydunuz mu? Diyarbakırspor Başkanının da dediği gibi AKP bugün Kürtlerin takımının yanındadır. “Ne mutlu Türk’üm diyene” yazılı pankart açan taraftarın takımına, seyircisiz oynama cezası verilerek stadlara sokulmaz. Ama her maçında taraftarları İstiklâl Marşı’nı ıslıklayan takım AKP’den teşvik görür. Bu tedbirlerle Diyarbakırspor’un Türkiye Futbol liginde kabul görmesi çok ama çok zor.
Çin’in propaganda bülteni: Aydınlık Perinçek’in haftalık bülteni Aydınlık, bu hafta da birbirinden ilginç haber ve yorumlarla çıktı karşımıza. Yine ne yaptı bu adamlar diyeceksiniz, sizi merakta bırakmayalım. Aslında mevzuya yabancı sayılmazsınız: Aydınlık ve Perinçek’in Çinciliği... Dünyada Çinliden daha çok Çinci kimdir diyesorsanız, cevabı tektir ve değişmez: Perinçek. En son yakın zamanlarda Çin’in Sincan’da Uygur Türklerine yaptığı katliamda Çincilik dozunu o kadar artırmışlardı ki, Çin’i savunmak adına Uygur Türklerini suçlamaya kadar ifrada vardırmış ve Türk milletinin de tepkisini çekmişlerdi. Son olarak haftalık bültenleri Aydınlık’ta bir sayıda dört Çin haberi vererek ulaşılması zor bir rekora imza attılar. Durup dururken Aydınlık’taki bu Çin istilası da nereden çıktı diye düşünürken, gözümüz haberlerden birine ilişti. Haberde İşçi Partili Adnan Akfırat başkanlığındaki üç kişiden oluşan İşçi Partisi heyetinin Çin’de yaptığı temaslara yer veriliyordu. Burada Çin Devlet Konseyi Enformasyon Daire Başkan Yardımcısı Qian Xiaoqian tarafından kabul edilen ve kendilerine hediyeler sunulan Akfırat ve arkadaşları da bunun altında kalmayarak Aydınlık’ı Çin haberlerine boğmuşlar. Aynı zamanda Çin’in Propaganda Bakan Yardımcısı da olan Qian Xiaoqian ile görüştükten sonra sayfalarını Çin propagandasına ayıran Aydınlık’ın Çin ile ilgili haber başlıkları ise şunlar: “Çin’in Propaganda Bakan Yardımcısı İşçi Partisi heyetiyle görüştü: Türkiye’ye daha fazla önem vereceğiz”. Söz konusu haberde Çin Propaganda Bakan Yardımcısı, Sincan olayları sırasında Aydınlık’ın tavizsiz Çin savunuculuğundan ne kadar memnun kaldığının altını çizmiş. Bir diğer haberimiz, Çin’in ABD ve Rusya’yı geçecek bir nükleer silah ürettiğiyle ilgili. Üçüncüsü ise Çin’in İstanbul Başkonsolosu Zhang Zhiliang ile yapılmış bir röportaj. Malum Çin 60. kuruluş yıldönümünü kutluyor. Aydınlık da konu ile ilgili 60 haber yapmazsa Allah günah yazar. Son haber ise yine 60. yıl kutlamalarından. Çin Devlet Başkanı Hu Jintao, törenlerde yaptığı konuşmada “Çin, sırtını Doğuya dayamış geleceğe bakıyor” demiş. Çin’in emperyalist politikasını anlatan daha güzel bir cümle olamazdı herhalde. Bir de Çin haberlerinden birinin arasında Çin Uluslararası Otomotiv Yedek Parça Fuarı’nın açılışı ile ilgili bir haber vardı. Perinçekçiler herhalde “Çin’in yedeği biziz” demeye getiriyorlar. Yani bir nevi taklit Çin. Ama kusura bakmasınlar onlardan yedek Çin olmaz. Olsa olsa çakma Çinci olurlar. Etme bulma dünyası
Başlık, Ertuğrul Özkök’ün 8 Ekim tarihli yazısından alındı. Ertuğrul, Doğan medya grubunun aldığı ceza sonrasında meydana gelen gelişmeleri yorumladığı ve kendilerine saldıran “meslektaşlarını” uyardığı yazısına bu başlığı atmış. Aydın Doğan’a kesilen astronomik ceza sonrasındaki gelişmeler ülke çapında dikkatle izleniyor. Son olarak Maliye, Şubat 2009 tarihinde Doğan Yayın Holding’e 826.3 milyon TL’lik vergi/ceza ihbarnamesi tebliğ etmiş ve ihtiyati tedbir ile ihtiyati haciz kararı almıştı. Bu karara karşı yürütmeyi durdurma istemiyle Vergi Mahkemesine giden Doğan’a mahkemeden olumsuz yanıt çıktığı, Doğan Grubu’nun yürütmeyi durdurma talebinin reddedildiği öğrenildi. Bu kararın ardından Aydın Doğan 10 Kasım’daki davayı beklerken art arda gelen kötü haberlerle iyice sarsılmış durumda. Bir de buna Ciner grubunun (Habertürk) son birkaç gündür yaptığı yayın da eklenince, Ertuğrul kendilerini mağdur gösteren bir yazı döşenerek vaziyeti kurtarmaya çalıştı. Vergi cezaları ile iyice köşeye sıkışan Aydın Doğan’a vuran vurana. Eee, düşenin dostu olmazmış derler. Doğru söze ne denir? Aydın Doğan da düştü bir kere. Tayyip’ten Fatih Altaylı’ya, Ergun Babahan’dan Yavuz Semerci’ye kadar Turgay Ciner’in ve Dinç Bilgin’in bütün eski ve yeni adamları topyekün taarruza geçtiler. Hedefleri ise Aydın Doğan ve iş takipçisi Ertuğrul Özkök. Vakti zamanında Sabah’a el koymak için Ciner ve Bilgin’in kuyusunu kazan Aydın Doğan ve Ertuğrul Özkök, gün olup devranın döneceğini çok geç anladılar. Tayyip, ABD’nin The Wall Street Journal gazetesinde yayımlanan röportajında Aydın Doğan için Al Capone benzetmesi yaptı. Al Capone bildiğiniz gibi ABD’nin en ünlü mafya babalarından biridir. Bilinen her türlü suçu işlemiş olan Al Capone, en sonunda vergi kaçakçılığı suçlamasıyla tutuklanarak hapse girmişti. Tayyip’in Aydın Doğan’ı bir gangstere benzetmesi, artık AKP ile Doğan arasındaki iplerin kopması anlamına geliyor. Bunun yanı sıra Ciner grubu (Özellikle Fatih Altaylı ve Yavuz Semerci) ile birlikte Star’dan Ergun Babahan da Doğan’a bindirdikçe bindiriyorlar. Medya grupları arasında yeni bir savaş başlarken, ilk defa Aydın Doğan ve takipçisi alttan alan konumuna düştü. O nedenle Ertuğrul oldukça kazanıcı bir üslup kullanarak etmeyin eylemeyin, bir gün sizin de başınıza gelebilir diyor. “Yargıyı, hâkimleri, savcıları etkilemeye çalışan rakiplerimize şunu söylemek isterim. Böyle pis mesleki içtihatların yaratılması kimseye yarar sağlamaz. Cezalar, şirketleri yok etme amacına yöneldiği zaman, bu başıboş topun mermilerinin hangi gün kimi vuracağı belli olmaz. Bugün bizlere reva görülen zulüm, yarın başkalarının başına çökebilir.” Merak etme Ertuğrul, çökecek. Tayyip nasıl sizi çökerttiyse onları da öyle çökertecek. Ama daha zamanı var. Önce işe yaradıkları sürece kullanacaklar. Anlatmaya gerek yok aslında. Sen bu süreci gayet iyi biliyorsun. MHP’liye kurban olan DTP’li
Türkiye’deki açılımlar süreci, kardeş ülke Azerbaycanda da ilgi ve kaygıyla izlenmekte. TÜRKPA’nın düzenlediği yemek sırasında da Türk ve Azeri milletvekillerinin ana gündem maddesi Türkiye’deki açılımlar olmuş. Yemek esnasında muhalif Azeri milletvekilleri ile Sırrı Sakık arasında da Ermeni ve Kürt açılımları konusunda hararetli bir tartışma başlamış. Ancak bu tartışma giderek şiddetlenmiş ve iki taraf birbirlerine el kol hareketleri yaparak bağırışmaya başlamış. Azeri Musavat gazetesi olayı, “Asım Mollazade, Türkiyeli meslektaşı Sırrı Sakık ile kavga etti. PKK sempatizanı ‘Türkiye’deki milletvekillerine kurban olayım’ dedi.” şeklinde duyurdu. Musavat’a göre, olay şöyle gelişti: “TÜRKPA’nın yemeği sırasında Türk milletvekilleri ve Azeri meslektaşları arasında Türkiye’nin ‘açılımları’ nedeniyle hararetli polemik başladı. Ümit Partisi milletvelili İkbal Ağazade, Sakık’a işaret parmağını sallayarak bağırdı. Tartışmaya Demokratik Reform Partisi lideri Asım Mollazade de Sakık ile söz dalaşına girdi. Sakık da, MHP’li milletvekili Atilla Kaya’ya dönerek ‘Bunlara bakınca, size kurban olmak lazım. Bunların eline düşersek, kafa derimizi yüzerler’ diye konuştu.” Bir kere en büyük hata bir DTP’linin Türkçe Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi’ne götürülmesi. Adamın Türk olan her şeye alerjisi olduğu gibi memlekette Türkçe değil Kürtçe konuşulmasını savunuyor. MHP’lilere kurban olma meselesine gelince, kendilerini kollayıp gözeten, birlikte meclisin renklerini oluşturdukları böyle akıllı uslu milliyetçilere Sırrı Sakık kurban olmayacak da kim olacak? Ertuğrul’un puşi ve halay açılımı
Hürriyet’in kaptanı Ertuğrul Özkök, geçtiğimiz hafta Hürriyet Treni ile birlikte Batman’a gitti. Burada Ajda Pekkan’ın verdiği konsere katılan Ertuğrul, Yayın Koordinatörü Fikret Ercan ve Vuslat Doğan Sabancı gibi Doğan grubunun ağır topları puşi bağlayarak halay çektiler. Daha geçtiğimiz ay umreye gidip ihrama giren Ertuğrul bu kez de çakma Kürt kılığında çıktı karşımıza.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||