Yunus Yılmaz - Obama mı sosyalist Chavez mi?
TÜRKSOLU
Anasayfa  |  Gazete  |  Dergi   |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv: 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Türkler'in çevreci sosyalizmi
 
ÖZGÜR ERDEM
Diyap Ağa diyor ki: Ben Kürt değil Türk'üm!
 
ALİ ÖZSOY
Liberal teori eylemde
 
ONUR YAMAN
Uğur Mumcu: "Cuntacı, holding soytarısı liberal tosunlar Çetin, Ahmet, Mehmet Altan"
 
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Güleriz ağlanacak halimize
 
TÜRKKAYA ATAÖV
"Ufak ufak bölünme" hastalığı
 
ERGİN KONUKSEVER
12 Eylül - 3
"Analar doğurur faşistler öldürür" yürüyüşü ve cenazeler
 
YUNUS YILMAZ
Obama mı sosyalist Chavez mi?
 
UMUT YALIM
...Ve ömrümüzün
en güzel günleri (10)
 
OKAN İŞBECER
Şeyh Sait'in torunu öldü
 
TUĞRUL ÇELİK
Latin Amerika-Afrika entegrasyonu
 
MUSTAFA İZBERK
Bolu adı 'polis'ten mi bozma? "Acaba"?!
 
TEVFİK KAYMAZ
Glasnost ve Perestroyka
 
EYKAN CAN
Dizgin cambaz elinde, cambaz cebinin derdinde
 
BAYRAM BAYRAKTAR
"Hakimiyet-i siyasiye"den açılıma
 
M. ÇINAR ÇETİNKAYA
Aç! Aç! Aç!
 
 

Yunus Yılmaz
Obama mı sosyalist Chavez mi?

Amerikalıların Sosyalizm düşmanlığı

Ülkemizde Kürt açılımı tartışmaları devam ededursun, okyanus ötesi kapitalist Amerika’da Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasında Obama’nın sosyalistliği(!) tartışma konusu olmaktadır.

Bu tartışmalara en son yapılan sağlık reformu tasarısının 2 milyon kişi tarafından protesto edilmesiyle başlanmıştır. Obama’yı ülkeyi “sosyalizme sürüklemekle” suçluyorlar. Fakat bunun öncesinde de Obama sosyalist, Marksist fikirler öne sürdüğü gerekçesiyle eleştirilmekteydi. Hatta, başkanlık seçimi sırasında Marks’tan yapmış olduğu alıntılar nedeniyle “Obama Marksist mi?” sorusunun sorulmasına neden olmuştu!

Obama mı sosyalist Chavez mi?Kim bilir, belki de bu tarz eleştirilerin altında Amerikan ülkeleri zirvesinde Chavez’in Obama’ya Eduardo Galeano’nun kitabı olan “Latin Amerika’nın Kesik Damarları”nı hediye etmesi de etkili olmuş olabilir! Chavez, “Satır aralarını okuduğumda Obama’nın burada, Latin Amerika’da, gerçekten neler olduğu konusunda yeterli bilgisi olmadığını görüyorum. Sanırım hâlâ danışmanlarının ona verdiği değersiz, anlamsız bilgileri okuyor.” demişti. Bu bilgi eksikliğinin giderilmesi adına, Latin Amerika’nın Batılı emperyalist devletler tarafından nasıl sömürüldüğünü anlatan bu kitabı Obama’nın, Chavez’den hediye almasıyla sosyalizme bir yakınlık duyduğu hissine de kapılmış olabilir Cumhuriyetçiler.

Yine bu tarz eleştirilerinde çokça ileriye giden Cumhuriyetçiler, Obama’nın hazırlamış olduğu okul çocuklarına yönelik konuşma metni içinde “Marksist propaganda yapacağı” suçlamaları getirmiş, bunun üzerine Obama, metni önceden yayınlamak durumunda bile kalmıştı (Cumhuriyet, 09.09.2009).

Tabii Cumhuriyetçiler bu tarz propagandayla Obama’nın Demokrat Partisi’ni köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. Belli ki, konuyu abartarak yapıyorlar, ama bu, şunu da görmemize neden olmuştur; demokrasinin beşiği olarak ileri sürülen Amerika’da, sosyalizme, hiç de demokratça yaklaşılmıyor, Amerika belirli düşüncelere hiç de saygılı olmuyor.

Chavez’in halkçı programı

Chavez’in “800 milyon insan açlık çekiyor, bu yıl sayının bir milyara ulaştığı tahmin ediliyor. Bu küresel kapitalizmin suçudur.” tespitini esas alırsak; 1 milyar insan aç bırakan Amerika’nın kapitalist sistemi içinde sosyalizmin “s”sinden bahsetmek herhalde ayakları yere basmayan iddia demek olsa gerek.

Kapitalizmi küresel bir musibet olarak nitelendiren Chavez, kapitalizmin en büyük suçlarından birinin çoğunluğu dışlaması olduğunu söylüyor ve “hiçbir imparatorluk kölelere aydınlık sağlamakla uğraşmaz. Sadece devrimler halka aydınlık sağlar.” diyor.

Yani kapitalist Amerika ve diğer kapitalist devletlerden halkın refahına yönelik köklü çalışmalar yapılmasının imkansızlığını anlatan Chavez, buna karşın sosyalist reformlar çerçevesinde ortak mülkiyet kurumları yaratmayı hedeflediğini söylemekte, “Bir kişinin ya da küçük bir grubun çıkarlarına üretim olmaz. Mülkiyet herkese ait olacak ve herkesin yararına üretim yapılacak.” diyor. Chavez, yine devletin finanse ettiği kooperatiflere yeni bir anlayış getireceklerini, işçilerin kâr ortağı olacağını, çiftlik ve hayvancılık işletmelerinde sosyalist ilkelerin yerleştirileceğini söylüyor.

Hugo Chavez, dünyadaki ekonomik kriz nedeniyle “sosyalist kriz önlemleri” adı altında emperyalist ülkelerin ekonomi politikalarıyla taban tabana zıt politikaları yaşama geçirme kararı alıyor: “Ekonomistlerin Chavez’e ilk önerisi devalüasyona gitmesi, aksi takdirde düşen petrol gelirleri ve ihracat yüzünden yıl sonunda bütçenin açık vereceğiydi. Chavez ise enflasyonu artıracak böyle bir önlemi reddederek, bütçe açığını zenginlerden alınacak vergiyi artırarak çözme yoluna gitti. Ayrıca Chavez asgari ücreti bu yıl % 20 artırmayı planlıyor.” Asgari ücretin yüzde 20 oranında artırılması için zenginlerden alınacak verginin artırılmasının yanında üst düzey devlet memurlarının maaşlarını azaltma yoluna giderek de kaynak yaratıyordu Chavez.

Sözde zenginden alıp fakire veriyor diye Obama’yı sosyalist bulanlar, Obama’nın alt gelirliyi destekleyen programına ne diyecekler? Kaldı ki Chavez 2005 yılında fakir çiftçilere Venezuela-İran ortak yapımı 400 traktör hediye ediyor, yoksul köylüye toprak vermeyi vaat ediyor. Hatta ülkedeki özel mülkiyete ait toprakları kamulaştırma kararı alıyordu.

Tabii bu kamulaştırma, millileştirme işi burada kalmadı. Grupo Santender adlı İspanyol kuruluşuna ait olan Banco de Venezuela adlı bankayı kamulaştırmıştı. Yine Venezuela çimento sanayisinde, Fransız Lafarge ve Meksikalı Cemex adlı şirketleri kamulaştıracağını söylüyor ve Chavez bu kamulaştırma işine pirinç stokçusu Amerikan Cargill’i de katarak yapmayı planlıyor. Ayrıca Fransız Total ve İtalyan Eni şirketlerinin yönettiği petrol kuyularına el koyma kararı alıyordu.

Ülkede ulaşım sektörünün devlet denetimi altına alınmasını öngören ve mecliste de onaylanan karar uyarınca 4 eyalette de limanlara el koymuştu. Chavez, “Millet, stratejik sektörlerin mülkiyetini yeniden elde etmeli” diyerek, telekomünikasyon şirketi C.A. Nacional Telefonos de Venezuela’yı devletleştirmişti.

Görüldüğü gibi yabancı sermayenin ülke ekonomisine zarar verdiği yerde kamulaştırma kararı alan Chavez, milli stratejik kurumları da millileştirmekten kaçınmıyor. Kaldı ki, Chavez’in halkçı programı yalnız bununla sınırlı kalmıyor. Kamu bankaları eliyle küçük girişimcilere faizsiz kredi verilmesine ilişkin yoksullukla mücadele planı hazırlayan Chavez, her programında zenginlere değil, fakir halka çalışan “halk adamı” görüntüsü vermektedir.

Chavez ve ulusal sosyalizmi

Tüm bunlara rağmen gerek ülkemizde olsun, gerek ülke dışında Hugo Chavez’i sosyalist bulmayıp onu küçük burjuva devrimcisi bulanlar var. Öyle ya, Hugo Chavez yaptığı sosyalizmi Marksist-Leninist bir sosyalizm olarak nitelemiyor, “Bolivarcı sosyalizm” olarak niteliyor. Sosyalizme isim babalığı yapan da Latin Amerika’da kurtarıcı olarak nitelenen bir milliyetçi olduğu için, küçük burjuva devrimcisi olmak doğal olarak Chavez için kaçınılmaz olmaktadır!

Milliyetçi bir subay olan Chavez’in, ordu içinde kurduğu örgütün adı bile Devrimci Bolivarcı Hareket-200’dür. 1998 yılında iktidara gelmeden önceki siyasi çalışmalarında “Bolivarcı Çevreler” adını verdiği halk komiteleri sayesinde halk içinde örgütlendi ve başarıya ulaştı.

2006 yılı sonu seçimleri sonucunda Venezuela’yı tekrar yönetmeye hak kazanan Chavez, “Ulusal Simon Bolivar Projesi”ni başlattığını söylüyordu. Devletin adını bile “Sosyalist Venezuela Cumhuriyeti” olarak değiştirmeyi düşünüyor ve “Bolivarcı Sosyalizm”i gerçekleştirmek için daha fazla adım atmayı hedefliyor.

2006 yılında iktidara tekrar geldiğinde ilk iş olarak da kapitalizm değerleri ile müfredat programı veren okulları kapatarak başlayacağını söylüyor ve şöyle diyordu: “Okullarda şimdiye kadar hep Kristof Kolomb, fatihler, hatta Süpermen anlatıldı.” 19. yüzyılın kahraman lideri Simon Bolivar’dan esinlenen yeni programın, ülkenin “yerli, Afrikalı-Amerikalı, melez ve çok kültürlü” özüne vurgu yapacağını söyleyerek, ulusal eğitimden yana olduğunu ortaya koyuyordu.

Chavez yaptığı her hareketle ulusal sol bir anlayışı benimsediğini göstermek ister gibidir. Yaptığı konuşmalarda Ernesto Che Guevara’ya atıfta bulunarak, onun “Vatan, sosyalizm ya da ölüm” sloganını kullanarak, “Venezuela usulü” milliyetçi bir sosyalizmi kurma peşinde olduğunu ifade etmeye çalışıyor. 21. yüzyıl sosyalizmi olarak da adlandırdığı sosyalizmi: “Bu devrimdir. Bu sosyalizmdir. Devrimci demokrasi 21. yüzyılın sosyalizmine, Bolivarcı, Venezuelalı, Latin Amerikalı damgasını taşıyacak bir sosyalizme doğru bir yol, bir köprü, bir geçiş yaratacaktır.” diyordu. Bu sözlerden de anlaşılacağı gibi Venezuela’daki devrimin kendine özgü, kendine has bir devrim olacağını çok açıkça ifade etmektedir. Bu sözler onun açıkça küçük burjuva anarşisti olduğunu ispatlamaya yeter de artar bile!

Ulus gerçeği ve mazlum ulusların dayanışması

Chavez sadece kendi ülkesi adına bağımsızlık mücadelesi vermiyor. O tüm mazlum ulusların bağımsızlığının yanında olduğu izlenimini veriyordu. Hatırlanırsa Irak’ın Amerika tarafından işgal edilmeden önce Amerika’nın tüm eleştirilerine rağmen, Bağdat’a, Saddam Hüseyin’in yanına giderek yanında olduğunu belirtmişti. Dünyada Chavez’in Saddam Hüseyin’e destek vermesini eleştirenler olduğu gibi kaderin şu cilvesine bakın ki, ülkemizde de TÜRKSOLU’nu “Dayan Irak, Dayan Saddam Ezilen Halklar Yanınızda” dediği için eleştiren zavallılar olmuştu!

Aslında bu, mazlum ulus gerçeğine dayanan tüm solcuların kaderidir bir bakıma! Chavez’in yaptığı sosyalizmi beğenmezlik eden zihniyet, aynı şekilde Che ve Castro’nun Küba’da yapmış olduğu devrimi de sosyalist kaidelere uygun bulmadığı için Küba Devrimi’ni bile beğenmezlik etmişlerdir.

Bu eleştirilere itibar etmeyen Che ise Küba’dan sonra Bolivya’nın bağımsızlığı için canını vererek şehit düşüyordu. Fakat Che Bolivya’nın bağımsızlığı için mücadele verirken kardeş Vietnam halkını da unutmuyor, “Bir, iki, üç daha fazla Vietnam” diyordu. Çünkü, tüm mazlum ulus mücadelesi veren ülkelerin, çoğalmasından ve birbirine destek vermesinden yanaydı. Ancak Che sosyalist ülkelerin birbirine destek vermesi konusunda yetersizliğini şu sözlerle eleştiriyordu:

“Bugün dünyanın tüm ilerici güçlerinin Vietnam halkıyla dayanışması, Roma arenalarındaki gladyatörleri alkışlayan pleblerin acı ironisine benzemektedir. Sorun, saldırının kurbanına başarı dilemek değil, onun kaderini paylaşmaktır; kişi, zafer ya da ölümde onunla olmalıdır. Vietnam halkının yalnızlığını tahlil ederken, insanlığın bu mantık dışı anında zangır zangır titriyoruz.”

Birileri beğenmezlik etse de; Vietnam halkı ulusal kurtuluş savaşı vererek bağımsızlığını kazanmış ve sosyalizme ulaşmış bir ulustur, tıpkı Küba’da ve Bolivya’da olduğu gibi.

Aslında Chavez gibiler büyük suç işlemektedirler. Çünkü kapitalistlerin ve işbirlikçilerin ulus devletler bitti yalanına rağmen Chavez gibiler, millet gerçeğine dayanmakta, diğer tüm mazlum uluslar ile dayanışmakta ve elde edilen milli geliri ise millete, halka mal ederek sosyalist ulus bir devlet yaratma peşindedir! Bundan daha büyük bir suç olabilir mi?!

O nedenle mazlum ulusların ulusal kurtuluş savaşı vererek sosyalizme ulaşmalarını ve Chavez’in “Bolivarcı sosyalizmini” beğenmezlik eden Marksist-Leninistler ile Obama’yı sosyalist ilan eden kapitalistler, bizce ortak bir paydada buluşuyor.

Marksist-Leninistlerimizin, bugün Chavez’in Amerikan emperyalizmi ile mücadele verirken yenik düşmesinden, Obama’yı sosyalist bulan Amerikan ve Batılı kapitalistler gibi mutlu olacaklarından hiç şüpheniz olmasın!

Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Obama'ya nasıl sosyalist denebilir. Solcu bile denemez. Solcuysa Chavez'e destek olsun da görelim.

Kemal Birden, İstanbul
07 Ekim 2009


Chavez'le Devrime Devam!!!

Tuğrul, Antalya
06 Ekim 2009


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40