![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Tevfik Kaymaz Yıllar evvel dünyadaki koskoca bir ülkeler bloğunun sonunu getiren açılım ve yeniden yapılanma sürecinden, “glasnost ve perestroyka”dan söz ediyoruz. Türkiye SSCB midir? Türkiye komünist bir parti tarafından mı yönetiliyor? Hayır elbette ki. Önemli farklar var. En önemlisi SSCB’yi sosyalizm dedikleri ama gerçekte parti ve bürokrasi diktatörlüğüne dönüşmüş bir ideolojik formülasyon bir arada tutuyordu. Yani tam anlamıyla yaşam bulamamış da olsa sosyalist ideolojik bütünsellik ülkeninde bütünlüğünü sağlayan tutkalı idi. Bu ülkenin ismine de yansımış bir şeydi. Sovyet sosyalist… Peki Türkiye’nin bütün olarak bir arada kalmasını bir hamur olmasını sağlayan tutkalı nedir? İslamiyet midir? İslamiyet toplumumuzun en geniş kesimlerince önemli bir ortaklık önemli bir paydadır. Ama Türkiye Cumhuriyeti bir din devleti değildir. Görüldüğü üzere birçok Müslüman toplumun, ulusun ayrı devletleri var. Bu ülkenin ismi TÜRKİYE’dir. Türkiye’nin yani dünya haritasındaki Türkiye denen toprakların bir arada kalmasını sağlayan formülasyon Atatürk İlke ve Devrimleridir. Bunların doğru anlaşılması için kalkıp da burada uzun bir İnkılap (Devrim) tarihi dersi verecek değiliz. Atatürk devrimleri ülke toplumunun ana hamurunu Türklük olarak belirlemiş ve bu doğrultuda “Ne mutlu Türk’üm diyene!” şiarına dayalı bir milliyetçilik anlayışı ortaya koymuştur. Bu sözün sarfedilmesi, bizim topraklarımızda milliyetçilik anlayışının safi bir ırk temeline dayanmayacağının açıkça ortaya konuşudur. Yani milliyetçilik şiarımız sadece “Yaşasın Türklük”, “Ne mutlu bize ki Türk’üz” gibi bir yalınlıkta değil. Bunun ayırdına çok iyi varmaz isek, düşmanlarımızın bizi yuvarlamak istediği çukura düşmüş oluyoruz. “Ne mutlu Türk’üm diyene!” demek çok kültürlülüğü bir araya toplayıp bundan bir millet bir ulus yaratmanın ve motive etmenin tarifi demektir. Türkçülük konusunda katı olmak geçmişten günümüze farklı ayrışmaların da önünü açmıştır. Katı olan her şey aynı zamanda kırılgandır da. Türkiye, mermer de değildir, mozaik de değildir. Türkiye, inşaat ve yapı malzemesi değildir. Türkiye zümrüttür. Sahibi ise üzerinde yaşayanlardır. Zümrüt yüz binlerce yıl süren eşit, Berilyum birimlerinin kristallenerek birbirleriyle tarihsel bağlar kurması sonucu oluşan, mozaikten de mermerden de sağlam ve değerli bir nesnedir... Peki bizler Atatürkçülüğü, Kemalist çözümü bu topraklara adam gibi uyguladık da yetmez mi oldu, şimdi kalkıp da birileri glastnost ve perestroyka ilan etmeye kalkıyor? Kemalist çözümü uygulayamadık. Uygulanması mümkün olmadığından değil, uygulatmadılar. Çünkü Atillâ İlhan’ın dediği gibi “bizim hain kontenjanımız fazla.” Bu yüzden de bugün bu noktadayız. Tüm dünyada insanlık için en önemli hedefin “mümkün olan her yerde emperyalizme dirençli en büyük kara parçalarının bir arada tutulması” olduğu günleri yaşıyoruz. Emperyalizmin karşısında mümkün olduğunca büyük ve çok sayıda “özgür ada”lar oluşturup bu özgür adaları emperyalizme karşı birleştirmek gerekirken glasnost ve perestroykacılara, sözde yeniden yapılanma ve açılımlara bu yurdu parçalatacak mıyız? Yoksa tamamen özgürleştirecek miyiz? Yahut iki soru: Bizim Gorbaçov’umuz kim olur? Türkiye’den emperyalistlere kaç tane oyuncak devletçik çıkar? Başka birkaç soru: Direnecek miyiz? Yoksa “laik olalım bize yeter.” “Küçük olsun, laik olsun, bizim olsun” deyip boyun mu eğeceğiz?
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||