Tevfik Kaymaz - Glasnost ve Perestroyka
TÜRKSOLU
Anasayfa  |  Gazete  |  Dergi   |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv: 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Türkler'in çevreci sosyalizmi
 
ÖZGÜR ERDEM
Diyap Ağa diyor ki: Ben Kürt değil Türk'üm!
 
ALİ ÖZSOY
Liberal teori eylemde
 
ONUR YAMAN
Uğur Mumcu: "Cuntacı, holding soytarısı liberal tosunlar Çetin, Ahmet, Mehmet Altan"
 
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Güleriz ağlanacak halimize
 
TÜRKKAYA ATAÖV
"Ufak ufak bölünme" hastalığı
 
ERGİN KONUKSEVER
12 Eylül - 3
"Analar doğurur faşistler öldürür" yürüyüşü ve cenazeler
 
YUNUS YILMAZ
Obama mı sosyalist Chavez mi?
 
UMUT YALIM
...Ve ömrümüzün
en güzel günleri (10)
 
OKAN İŞBECER
Şeyh Sait'in torunu öldü
 
TUĞRUL ÇELİK
Latin Amerika-Afrika entegrasyonu
 
MUSTAFA İZBERK
Bolu adı 'polis'ten mi bozma? "Acaba"?!
 
TEVFİK KAYMAZ
Glasnost ve Perestroyka
 
EYKAN CAN
Dizgin cambaz elinde, cambaz cebinin derdinde
 
BAYRAM BAYRAKTAR
"Hakimiyet-i siyasiye"den açılıma
 
M. ÇINAR ÇETİNKAYA
Aç! Aç! Aç!
 
 

Tevfik Kaymaz
Glasnost ve Perestroyka

Glasnost ve Perestroyka, “yeniden yapılanma” ve “açılma” anlamına geliyor. Buradaki açılma devletin şeffaflaşması ve demokratikleşmesi anlamında konmuş. Eh, şimdi bizim langadanak Kürt açılımı diye ortaya atılan ve ortaya atanların aslında anayasal suç işledikleri, sonra demokratik açılım dedikleri konu tam da budur.

Yıllar evvel dünyadaki koskoca bir ülkeler bloğunun sonunu getiren açılım ve yeniden yapılanma sürecinden, “glasnost ve perestroyka”dan söz ediyoruz.

Türkiye SSCB midir? Türkiye komünist bir parti tarafından mı yönetiliyor?

Hayır elbette ki. Önemli farklar var.

En önemlisi SSCB’yi sosyalizm dedikleri ama gerçekte parti ve bürokrasi diktatörlüğüne dönüşmüş bir ideolojik formülasyon bir arada tutuyordu.

Yani tam anlamıyla yaşam bulamamış da olsa sosyalist ideolojik bütünsellik ülkeninde bütünlüğünü sağlayan tutkalı idi. Bu ülkenin ismine de yan­sımış bir şeydi. Sovyet sosyalist…

Peki Türkiye’nin bütün olarak bir arada kalmasını bir hamur olmasını sağlayan tutkalı nedir?

İslamiyet midir? İslamiyet toplumumuzun en geniş kesimlerince önemli bir ortaklık önemli bir paydadır. Ama Türkiye Cumhuriyeti bir din devleti değildir. Görüldüğü üzere birçok Müslüman toplumun, ulusun ayrı devletleri var.

Bu ülkenin ismi TÜRKİYE’dir.

Türkiye’nin yani dünya haritasındaki Türkiye denen toprakların bir arada kalmasını sağlayan formülasyon Atatürk İlke ve Devrimleridir.

Bunların doğru anlaşılması için kalkıp da burada uzun bir İnkılap (Devrim) tarihi dersi verecek değiliz. Atatürk devrimleri ülke toplumunun ana hamurunu Türklük olarak belirlemiş ve bu doğrultuda “Ne mutlu Türk’üm diyene!” şiarına dayalı bir milliyetçilik anlayışı ortaya koymuştur.

Bu sözün sarfedilmesi, bizim topraklarımızda milliyetçilik anlayışının safi bir ırk temeline dayanmayacağının açıkça ortaya konuşudur.

Yani milliyetçilik şiarımız sadece “Yaşasın Türklük”, “Ne mutlu bize ki Türk’üz” gibi bir yalınlıkta değil. Bunun ayırdına çok iyi varmaz isek, düşmanlarımızın bizi yuvarlamak istediği çukura düşmüş oluyoruz.

“Ne mutlu Türk’üm diyene!” demek çok kültürlülüğü bir araya toplayıp bundan bir millet bir ulus yaratmanın ve motive etmenin tarifi demektir.

Türkçülük konusunda katı olmak geçmişten günümüze farklı ayrışmaların da önünü açmıştır.

Katı olan her şey aynı zamanda kırılgandır da.

Türkiye, mermer de değildir, mozaik de değildir. Türkiye, inşaat ve yapı malzemesi değildir.

Türkiye zümrüttür. Sahibi ise üzerinde yaşayanlardır.

Zümrüt yüz binlerce yıl süren eşit, Berilyum birimlerinin kristallenerek birbirleriyle tarihsel bağlar kurması sonucu oluşan, mozaikten de mermerden de sağlam ve değerli bir nesnedir...

Peki bizler Atatürkçülüğü, Kemalist çözümü bu topraklara adam gibi uy­guladık da yetmez mi oldu, şimdi kalkıp da birileri glastnost ve perestroyka ilan etmeye kalkıyor?

Kemalist çözümü uygulayamadık. Uygulanması mümkün olmadığından değil, uygulatmadılar. Çünkü Atillâ İlhan’ın dediği gibi “bizim hain kontenjanımız fazla.” Bu yüzden de bugün bu noktadayız.

Tüm dünyada insanlık için en önemli hedefin “mümkün olan her yerde emperyalizme dirençli en büyük kara parçalarının bir arada tutulması” olduğu günleri yaşıyoruz.

Emperyalizmin karşısında mümkün olduğunca büyük ve çok sayıda “özgür ada”lar oluşturup bu özgür adaları emperyalizme karşı birleştirmek gerekirken glasnost ve perestroykacılara, sözde yeniden yapılanma ve açılımlara bu yurdu parçalatacak mıyız? Yoksa tamamen özgürleştirecek miyiz?

Yahut iki soru: Bizim Gorbaçov’umuz kim olur?

Türkiye’den emperyalistlere kaç tane oyuncak devletçik çıkar?

Başka birkaç soru: Direnecek miyiz?

Yoksa “laik olalım bize yeter.”

“Küçük olsun, laik olsun, bizim olsun” deyip boyun mu eğeceğiz?

Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

SAYIN Tevfik Kaymaz Yazınızı henüz okuma şansına kavuştum. Elinize beyninize sağlık. Ama maalsef Büyük Atamız!ın İlkeleri bitti. Cumhuriyet g,idiyor. Sistemi bitirdiler. Kendilerine göre sistem kuruyorlar. Bunuda YENİ ANAYASA İLE tasdik edecekler. Bizde ,Demokrasi  var ne olacak safsatası ile uyutuluyoruz.     Onların amacı demokrasi değil. Çünkü onlar Cumhuriyet Türkiyesini sevmiyorlar. Tek amaçları yıllarca biritirdikleri kinlerini kusmak. Ama şimdi Bu kusmuğu temizleyecek sağlam duruşlu bir ordumuz bile kalmadı.
Ne YAPALIM!!!!
Sağlıcakla Kalın. sSaygılarımla .

Şeyda, Ankara
15 Ekim 2011


Onlar yıllar öncesinden biriktirdikleri zehirlerini şimdi akıtıyorlar. Kubilay'ın başını kestiler ama Atatürk'ü engelleyemediler. Şimdi intikam alıyorlar. Sonunu düşünmeden hareket ettiler şimdi ayaklarını basacakları yer kalmayacağını fark edip kudurdular. Geri adım da atamıyorlar. Kıskaçtalar. Birilerine söz verdiler dönemiyorlar. Bu arada halka da tosladılar. şimdi kuyruklarını nasıl kurtaracaklarının hesabını yapıyorlar. İlgiyi dağıtmak için halkı birbirine düşürmeye çalışıyorlar. Alt kimlik, üst kimlik, etnik kimlik ama bilmiyorlar ki asıl kendileri kimliksizler. Bu ülke imanla, inançla, zorlukla, kanla kuruldu. Yok olması asla mümkün değil. SONSUZA KADAR BAĞIMSIZ YAŞAYACAĞIZ.

Birgül, Kocaeli
08 Ekim 2009


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40