Tuğrul Çelik - Dünya
TÜRKSOLU
Anasayfa  |  Gazete  |  Dergi   |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv: 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Türkler'in çevreci sosyalizmi
 
ÖZGÜR ERDEM
Diyap Ağa diyor ki: Ben Kürt değil Türk'üm!
 
ALİ ÖZSOY
Liberal teori eylemde
 
ONUR YAMAN
Uğur Mumcu: "Cuntacı, holding soytarısı liberal tosunlar Çetin, Ahmet, Mehmet Altan"
 
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Güleriz ağlanacak halimize
 
TÜRKKAYA ATAÖV
"Ufak ufak bölünme" hastalığı
 
ERGİN KONUKSEVER
12 Eylül - 3
"Analar doğurur faşistler öldürür" yürüyüşü ve cenazeler
 
YUNUS YILMAZ
Obama mı sosyalist Chavez mi?
 
UMUT YALIM
...Ve ömrümüzün
en güzel günleri (10)
 
OKAN İŞBECER
Şeyh Sait'in torunu öldü
 
TUĞRUL ÇELİK
Latin Amerika-Afrika entegrasyonu
 
MUSTAFA İZBERK
Bolu adı 'polis'ten mi bozma? "Acaba"?!
 
TEVFİK KAYMAZ
Glasnost ve Perestroyka
 
EYKAN CAN
Dizgin cambaz elinde, cambaz cebinin derdinde
 
BAYRAM BAYRAKTAR
"Hakimiyet-i siyasiye"den açılıma
 
M. ÇINAR ÇETİNKAYA
Aç! Aç! Aç!
 
 

Tuğrul Çelik

60. yıl özel: Çin’in mini etekli güç gösterisi

Çin'in 60. Kuruluş Yıldönümü
Çin'in mini etekli askerleri

Çin’in 60. kuruluş yıldönümü kutlamaları, geçtiğimiz yıl gerçekleşen olimpiyat kutlamalarına benzer görüntülere sahne oldu.

Mao’nun 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan ettiği Tiananmen Meydanı’nda yapılan kutlamalara, yaklaşık bir yıldan bu yana hazırlanan Çin ordusunun geçit töreni damgasını vurdu.

Çin devlet başkanı Hu Jintao, 60 pare top atışıyla başlayan kuruluş yıldönümü kutlamalarının yaplıdığı tören alanına Kızıl Bayrak markalı yerli bir limuzinle geldi ve askerleri denetledi.

“Merhaba Yoldaşlarım, hepiniz yoruldunuz.” diyerek askerleri selamlayan Hu Jintao’ya askerler “Merhaba komutan. Halka hizmet ediyoruz.” şeklinde yanıt verdi.

Mao’nun Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan ettiği Tiananmen Kulesi’nden konuşan Jintao halka şöyle seslendi:

“Çin, kendi gücüne dayanarak görkemli bir zafer senfonisi yarattı. Bugün kapısını tüm dünyaya açarak modernleşme yolunda güzel yarınlara doğru büyük adımlarla ilerleyen sosyalist Çin, dünyanın doğusunda sapasağlam ayakta durmaktadır.”

Askeri geçit töreniyle birlikte elliye yakın farklı silah sisteminin sergilendiği kutlamalarda, en dikat çekici görüntülerden biri de mini etekli kadın askerler oldu. Bu da herhalde Çin’in 60. yıl özel gösterimidir.

Jintao, Çin’in geleceğinin sosyalizmde olduğunu belirtirken, sosyalizmin de ancak reform ve dışa açılmayla gelişebileceğini belirtti.

“Çin’e özgü sosyalizm inşasında sürekli olarak yeni başarılar kaydedip halkımızın yaşamında birbirinden güzel sayfalar açacağız.” diyen Jintao’nun bahsettiği sosyalizmin reforma uğraya uğraya artık bir kapitalizme dönüştüğünü bilmeyen kalmadı.

Törendeki halk yürüyüşünde de Mao Zedung, Deng Şiaoping, Jiang Zemin ve Hu Jintao’nun dev yağlı boya posterleri taşındı.

Her ne kadar halkın yaşamında açılacak olan güzel sayfalardan bahsedilse de, Doğu Türkistan’da katledilen Uygur Türklerinin acısı daha unutulmadı.

Dolayısıyla Çin devlet başkanının çizdiği bu gelecek tablosu tıpkı bahsettiği sosyalizm görüntülü kapitalizm gibi inandırıcı değil.

 

Latin Amerika-Afrika entegrasyonu

Kaddafi ve ChavezAfrika-Güney Amerika (ASA) Zirvesi’nin ikincisi geçtiğimiz hafta Venezuela’nın Margarita Adası’nda gerçekleşti.

Latin Amerika ve Afrika’dan otuz ülkenin katıldığı zirvede başta ekonomik olmak üzere politik ve sosyal anlaşmaların yapılmasının dışında en önemli konu iki kıta arasındaki entegrasyonun konuşulması oldu. Venezuela devlet başkanı Hugo Chavez ve Libya lideri Muammer Kaddafi’nin Batı’ya karşı öne sürdükleri Latin Amerika-Afrika entegrasyonu toplantıya damgasını vurdu.

Bir dönem ABD’nin “terör listesi”nde olan Kaddafi’nin dört beş yıl önce Batı ile arasındaki buzları erittiği düşünülürse, zirvede yaptığı çağrı bir şeylerin değişmeye başladığının da işareti sayılabilir.

Chavez’in Venezuela’sı ise başından beri emperyalizme karşı gelişmekte olan Latin Amerika Birliği’nin itici kuvvetlerinden.

Tekrar zirveye dönersek, iki liderin yaptığı açıklamalar, Batı karşıtı kutbun giderek genişleyeceği bir dönemi işaret ediyor.

Batının tüm ezilen dünyaya bakış açısından yola çıkan liderler, iki kıtanın Batıya karşı siyasi ve ekonomik bir güce dönüşmeleri için birlik olmaları gerektiğinin altını çizdiler.

Zirveye ev sahipliği yapan Chavez, “Sadece birlik olursak özgür olabiliriz” diyerek toplantıyı açtı:

“Yeni tarihin sayfalarını yazıyoruz. Tarihi değiştiriyoruz; emperyalizm, burjuvazi ve sömürgecilikle mücadele ediyoruz.”

İleri sürülen bu fikir, Chavez’in de belirttiği gibi “yeni tarihin sayfaları”nı oluşturuyor. Küba ve Venezuela’nın önderlik ettiği Latin Amerika Birliği’nin daha da genişleyeceğinin işaretleri zirvede verilmiş oldu.

Chavez’in andından Kaddafi de iki kıtanın birlikte “Güneyin NATO’su” adında bir savunma ittifakı kurması gerektiğini belirtti.

“Venezuela ve Libya, aynı kaderi paylaşıyor, ortak düşmana karşı aynı mücadeleyi veriyor.”

Kaddafi, Batının tüm Üçüncü Dünya ülkelerine bakışını şöyle ifade etti:

“Dünya BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden oluşmuyor. Güçlü devletler bize yardım edebilecekken ülkelerimizi mahvedip bize hayvan muamelesi yaptı. Şimdi kendi gücümüzü kurmak için mücadele etmeliyiz.”

Kaddafi’nin zirvede yaptığı bu konuşmanın merkezinde Batının sömürü sistemi vardı.

Daha önce Obama’ya “Latin Amerika’nın Kesik Damarları” kitabını hediye eden Chavez de Obama’nın yüzüne bu gerçeği vurmuştu. Tabii anlayanlar için...

21. yüzyılın çok kutuplu olacağını belirten Chavez, Latin Amerika ve Afrika’nın da ekonomik ve siyasi açılardan birer kutup olacağının da altını çizdi.

Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva da Latin Amerika ve Afrika’daki altmış beş ülkenin bir milyarlık nüfusunun sesini duyurmak istediklerini belirtti.

Zirve boyunca Venezuela birtakım Afrika ülkesiyle anlaşma imzaladı. Yedi Latin Amerika ülkesi arasında kurulacak olan Güney Bankası’nın da kuruluş anlaşmaları imzalandı.

Zirve sonunda Chavez, Kaddafi’ye Venezuela’nın en yüksek nişanı olan Kurtarıcı Simon Bolivar’ın kılıcının kopyalarından birini hediye ederken; Kaddafi de Chavez’e Libya’da İtalyan işgaline karşı verilen mücadelenin sembolü olan gümüş eyer hediye etti.

 

Almanya’da seçimin galipleri

CDU
Westerwelle
Seçimin galibi CDU’nun lideri Angela Merkel ve partisinin Berlin bölge adayı Vera Lengsfeld’in göğüs dekoteli seçim afişleri seçim öncesi Almanya sokaklarını süslüyordu. Afişin sloganı ise şöyleydi: “Sunacak çok şeyimiz var.” (üstte). Seçimin bir diğer galibi olan Hür Demokrat Parti’nin (FDP) lideri ve yeni dışişleri bakanı olması
beklenen Westerwelle ise bir eşcinsel. Seçim zaferini üç yıllık nişanlısı ile basına poz vererek kutladı (altta).

Geçen hafta Almanya’da yapılan genel seçimlerden Angela Merkel’in Hıristiyan Demokrat Partisi CDU ve ortağı CSU galip olarak çıktı.

En son 2005 seçimlerinde %35 oy alan CDU/CSU bu seçimde %33.8’le oy kaybettiği halde yine en yüksek oyu alarak seçimin galibi oldu.

Merkel’in Hıristiyan Demokrat Partisi’nin 2002’deki %38.5’lik oy oranına bakılırsa, bu seçimlerde oy kaybı daha net görülüyor.

İktidar ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) için sonuç daha da vahim. 2002’de %38.5’le CDU ile başabaş giden oyu, son seçimlerde %23’e düştü.

Seçim sonuçlarının gösterdiği bir diğer durum ise bu sürede oylarını ikiye katlayan Hür Demorat Parti (FDP) ve lideri Guido Westerwelle.

FDP, 2002’deki %7.4’lük oyunu %14.6’ya yükselti.

Seçim sonuçlarının ardından yapılan Almanya’nın sağa kaydığı ile ilgili görüşlere, Batı solunun önemli bir temsilcisi olan Sosyal Demokrat Parti’nin ne kadar sol olduğu tartışmasına girileceği için burada bir yanıt vermeyeceğiz.

Seçimin ardından ortaya çıkan manzara Almanya’da bir CDU/CSU-FDP koalisyonunun kurulacağı yönünde; ama çok daha önemli bir nokta var. Kazanan partilerin politikaları ve kaybedenlerin geleceğe yönelik politikalarını şekillendirirken nelere dikkat edecekleri.

Tabii bir de seçim sonuçlarının Türkiye’ye etkisi ne olacak sorusu.

En sondan başlarsak, yani Türkiye’ye etkileri konusunda çok fazla bir değişiklik olmayacak.

Türkiye’nin AB üyeliği meselesinde olduça net olan Merkel yine aynı yerindeyken ne gibi bir değişiklik beklenebilir ki? Hele hele AB üyeliği gibi hiç gerçekleşmeyecek bir oyalama planı söz konusuyken...

Merkel, Türkiye’nin üyeliği konusunda “imtiyazlı ortaklık” fikrini öne süren kişi, ama özellikle medya Merkel’in yeni ortağı Westerwelle’nin, Merkel’in bu görüşünü “ilkel” bulduğunu öne sürerek bir umut havasına dönüştürdü. Güya, yeni ortağı Merkel’i Türkiye’nin AB’ye üyeliği için zorlayacakmış!

Peki Merkel bu seçimlerden nasıl galip çıktı?

Sanırım bunun için ağustos ayına, yani seçim kampanyalarının başlangıç tarihine gitmek gerekiyor.

Kampanya boyunca CDU lideri Angela Merkel ve partisinin Berlin bölge adayı Vera Lengsfeld’in göğüs dekoteli seçim afişleri Almanya’yı süslüyordu.

Afişin sloganı ise şöyleydi: “Sunacak çok şeyimiz var.”

Merkel bu seçimde sunduklarının meyvesini toplamış anlaşılan.

Seçimin bir diğer galibi olan Hür Demokrat Parti’nin (FDP) lideri ve yeni dışişleri bakanı olması beklenen Westerwelle ise bir eşcinsel. Seçim zaferini üç yıllık nişanlısı ile basına poz vererek kutladı.

En ilginci de Sosyalist Enternasyonal’in önemli partilerinden SPD’nin seçim sonuçları için söyledikleri.

SPD, aldığı bu ağır yenilginin ardından birtakım açılımlar yapacağının işaretini veriyor.

Parti, kendisine mucizeler yaşatacak bir lider ararken, en güçlü ihtimalin Berlin’in sevilen SPD’li Belediye Başkanı Klaus Wowereit olduğu söyleniyor.

Klaus’un en önemli özeliği de bir eşcinsel olması!

SPD, gelecek seçimler için bir tür açılımın peşinde anlaşılan. Bu, belki de SPD’nin Avrupa soluna bir katkısı olacaktır!

 

Nükleer İran ve
Taraf’ın su katılmamış Amerikancılığı

CDU
Taraf’ın İran’ın nükleer denemeleri üzerine yaptığı haber tam bir su katılmamış Amerikancılık örneği. Atatürk ve Türk karşıtlığı tescilli Taraf’ın haber başlığı aynen şöyle: “Anıtkabir’i vurabilirler.” Haberin devamında yeni füzelerin menzilinde İsrail ve ABD’nin Körfez ülkelerindeki üslerinin dışında İstanbul ve Ankara’nın da bulunduğunu yazmışlar.
Gören de Anıtkabir’i çok düşündüklerini sanacak. Amerikancılık sen nelere
kadirsin!

G-20 Zirvesi, özelikle son süreçte yeni bir misyon üstlenecek gibi duruyor. En son zirvede Obama, Sarkozy ve Brown üçlüsünün dile getirdikleri “Yeni bir dünya düzeni kuruyoruz. Ve bunu konsensusla kuruyoruz.” söylemi bu sürecin başladığını gösteriyor.

Malum beş ülkenin güvenliğini sağlamak için kurulmuş olan BM Güvenlik Konseyi’ne ek olarak G-20 Zirvesi de bundan sonra aynı Batı çıkarlarını Üçüncü Dünya ülkelerine karşı korumak için toplanacak.

En son zirve adeta İran için toplanıldığını gösteriyor. İran’ın son olarak 2000 km menzilli, ki menziline İsrail ve ABD’nin Körfez ülkelerindeki üsleri dahil, Şahap-3 ve Siccil füzelerini başarılı bir biçimde denemesinin ardından, karşı taraftan tehditler gecikmedi.

İran, “Kutsal Savunma Haftası” süresince denediği yeni füzeleri için “Varlığımızı, bağımsızlığımızı, özgürlüğümüzü ve değerlerimizi tehdit edenlere karşı kesin, hızlı, yıkıcı ve pişman edici cevap vereceğiz.” açıklamasını yaptı.

Yani İran yönetiminin gelen tehditlere pabuç bırakmaya hiç de niyeti yok.

Öte yandan İran’ı gizli bir şekilde nükleer silah üretmekle suçlayan Batıyı İran’ın uluslararası kurumlarca denetlenmesi bile tatmin etmiyor. Çünkü mesele üzüm yemek değil bağcıyı dövmek.

Dünyada her şeyi kendisine layık gören Batılı zihniyete göre Üçüncü Dünyanın nükleer hakkı yok. Aslında Batıya karşı direnme hakkı da yok.

İran meselesinde Tayyip de yine bir şova imza attı.

İran’ı hedef tahtasına koyan devletlere karşı İsrail’i hatırlatan Tayyip ikinci bir Davos vakasını gündeme getirip, ikinci bir “one minute show” sergiledi:

“Nasihat verme noktasında olanlar adım atmalı. Onlar atmazsa başkalarından istemeye hakları yok. Bu konuda konuşan ülkelerin hepsinde nükleer silah var, örneğin İsrail. İsrail Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na üye değil ama İran üye. Gazze’de fosforlu bomba kulanıldı. 1400 kişi öldü ama bunlar hiç masaya gelmiyor.”

Tabii bu gösteri de uzun sürmeyecekti, öyle de oldu. Açıklamaların hemen ardından ABD tarafından İran’a mesaj verme görevi Tayyip’e verildi. Tayyip’in bir süredir yaptığı gezilerinin bir sonraki durağı İran olacak.

ABD, İran’a nükleer silah programından vazgeçirecek en sert mesajları Tayyip’in vereceğine inandıklarını dillendirmeye başladılar bile. Yani Tayyip’in İran gezisinin amacı da belli olmuş oldu.

ABD’nin yanı sıra Türkiye’deki Amerikancılar da İran karşıtı yayına başladı.

Özellikle Taraf’ın İran’ın nükleer deremeleri üzerine yaptığı haber tam bir su katılmamış Amerikancılık örneği.

Atatürk ve Türk karşıtlığı tescilli Taraf’ın haber başlığı aynen şöyle:

“Anıtkabir’i vurabilirler.”

Haberin devamında yeni füzelerin menzilinde İsrail ve ABD’nin Körfez ülkelerindeki üslerinin dışında İstanbul ve Ankara’nın da bulunduğunu yazmışlar.

Gören de Anıtkabir’i çok düşündüklerini sanacak.

Amerikancılık, sen nelere kadirsin!

İran, yine de BM Güvenlik Konseyi üyeleri ile Cenevre’de görüşerek dünya barışına katkısını sunuyor.

Ahmedinejad’ın basın danışmanı Ali Ekber Cevanfikr yaptığı açıklamada Cenevre görüşelerinin ABD için eşsiz ve altın bir fırsat olduğunu belirtmiş. Ayrıca nükleer geliştirme çalışmalarına devam edeceklerini açıklamış.

Ama Amerika yaptığı açıklamayla İran’ın nükleer faaliyetlerden tamamen vazgeçmeden gerçek görüşmelerin başlatılmamasında kararlı.

Ne olursa olsun İran tehditlere verdiği cevapla dünya barışına katkısını yaptı ve Amerika ile Amerikancılara yine anladıkları dilden yanıt verdi.
 

Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

Acaba bizim Çinciler gurur duşmuşlar mıdır "mini etekli" askerleriyle?

Kemal Birden, İstanbul
07 Ekim 2009


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40