İlyas Salman
Yedi kilo kafada
yedi gram beyin taşıyan faşist bozuntusu!
Bugün 11 Eylül. Namusun, onurun, şerefin, insanca neyimiz varsa hepsinin dara çekildiği güne bir gün var. İçimden oluk oluk devrimci kanları akıyor. Yağlı urganlara acıklı selamlar sarkıtıyorum. Alıp başımı gidiyorum 30 yıl öncesine.
Pamuk ipliklerinden özür diliyorum. Siz, diyorum, Çukurovamızın süsü... Siz kundağımızsınız, kefen bezimizsiniz. Sizi 12 Eylül’ün çok yıldızlı faşist generalleri bu ülkenin onurlu genç boyunlarına kravat modası yaptılar.
12 Eylül sabahı darbeci generallerin başı ABD tarafından yazılmış, onaylanmış bildiriyi okurken kendini “Ulu Önder” diye isimlendirdiği Gazi Mustafa Kemal’e benzetmek için elinden geleni yapıyordu. Darbeyi de kaybolan Atatürk İlkelerini ayakta tutmak adına yaptıklarını ve devletin yapısını Mustafa Kemal düşüncesine göre yeniden şekillendireceklerini söylüyordu.
Darbeden bu yana 30 yıllık bir zaman dilimi yaşadık. Dünyanın yaşı ile kıyaslarsak bir an gibi gelebilir. Ama yaptıkları ve bıraktıkları ile hesaplarsak açıkça yaşattıkları kabusu göz önüne alırsak 1000 yıl gibi bir soysuzluk dönemi yaşadık diyebiliriz.
Bize bu soysuzluğu yaşatan generallerin başı şu sıralar Anadolumuzun güneyindeki bir sayfiye ilçemizde neyin karşılığında aldığını tüm Anadolu halklarının bildiği villasında sayısız silahlı koruma altında korkudan altına kaçıra kaçıra ömür dolduruyor.
Gökçe Fırat’a, “Bizim korkak generale bak, 90’ını bulmuş hâlâ ödü kopuyor” dedim. “Hayır, hiç korkmuyor! Ömrünün son yıllarının debdebeli sefasını sürüyor.” dedi.
İnanın Gökçe’ye katılmıyorum.
Faşist generalimiz her gece Hıdır’ları, İlyas’ları, Erdal Eren’leri görüyor.
Özellikle Mustafa Kemal’in çatık kaşlı halini görüyor. Ve Mustafa Kemal kaşlarını daha da çatarak ona şöyle sesleniyor:
“Ulan yedi kilo kafada yedi gram beyin taşıyan faşist bozuntusu! Ben sana Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, meczuplar, müritler cumhuriyeti olamaz dememiş miydim? Benim adıma darbe yapıyorsun ama laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin çocuklarına çağdaş eğitim veren okullar yerine İmam Hatip liseleri ve Kuran kursları açtırıyorsun. Ben tam bağımsız Türkiye idealinin savunucusuydum ama sen Amerika’dan aldığın emirle faşist darbe düzenliyor, o darbenin başkumandanı oluyor ve aydınlık beyinli gençlerimizi ipe çekiyorsun. Bu haltları karıştırırken aynalardan da utanmadan her tavrınla bana benzemeye çalışıyorsun.”
Kendine solcuyum diyen ben İlyas Salman olarak 12 Eylül faşist generallerinin yargılanmasından yana değilim. Çünkü yargılama yapılacaksa yargılananları yargılayanlar da olacaktır. Ben Türkiye’de bu faşist generalleri yargılayacak kapasitede bağımsız bir yargı kurumu bulunduğuna inanmayanlardanım. Ayrıca somun kafalı halkımızın kuyrukçularından da olmadığımdan bunların Halk Mahkemelerinde yargılanmalarını da doğru bulmuyorum.
“Bana milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz” diyen Demirel gibileri baba koltuğuna oturtan halkımız yargı sonrası bu faşist generallere anıt mezar yaptırabilir.
Bugün bu ülkenin zenginliklerini koltuk sevdası uğruna Amerika ve Avrupa’ya satan Menderes’leri, Özal’ları anıt mezarlarla ödüllendirdiler. Ben bu adamların marifetlerini yazdığımda TÜRKSOLU’ndan arkadaşlar “Ya İlyas bu kadar açık açık yazma! Bırak devleti, bunların çocukları, torunları ‘Babalarımıza, dedelerimize hakaret ediyorsun’ diye tazminat davası açarlarsa neyle ödeyeceksin?”
Ben de diyorum ki, bu satılmış faşist bozuntuları beni mahkemeye versinler. Bunlar tarafından imzalanmış ülke satış belgeleri elden ele dolaşıyor. Biz bunların fiyatını biliyoruz da, benim mahkemem de olursa bu vesileyle belki halkımız 1000 yıllık uykusundan kalkabilir diye düşünüyorum.
Faşist generallerin Marmarisli başı bir gün meydanda halka sesleniyordu. Halkta alkış kıyamet! Zat-ı muhterem çok mutlu. Yalnız bir ara halkın içinden bir grup “İşsiziz, açız. Bize fabrika yapın!” diye bağırdılar.
Faşo generalimiz, “Susun kardeşim ne bağırıyorsunuz, duyduk...” dedi. Ben de bütün kötü şairler gibi bir şiir düzdüm
Behey besleme,
Behey çok yıldızlı bayraklardan çıkıp gelmiş,
Uzaktan kumandalı.
Bu halk
Avurdu şişercesine bağırıp
Avuçları patlarcasına
Alkış tutarken,
Neden sağır mıyım, susun,
Alkışlamayın diye bağırmadınız?
O zaman gerçekten sağır mıydınız?
Ya da alkışa sağırsınız.
Küfre, isyana başkaldırıya
Dana gözlü, uyanık ve açıksınız.
Bayım ne aşağılıksınız.
Amma haklısınız.
Dilerim biletinize
Hep aynı ikramiye çıksın.
Ki bıksın bu illet kılıklı millet,
Kırk kocadan artakalan
Orospu misali,
Kullanıp atılmaktan.
Yaşasın devrimcilerin kardeşliği!
Y A Z I H A K K I N D A K İ G Ö R Ü Ş L E R...
Sayın Salman ;
ilk defa bir yazınızı oludum.Öncelikle beğendiğimi belirteyim ama asıl söylemek istediğim sizin niye belli bir noktadan öteye geçirilmediğinizi yıllardır niye unutturulduğunuz belli oluyor.niye suya sabuna dokunuyorsunuz.?lay lom la günüzünüzü niye geçirmiyorsunuz.aradada AKP destekliyorum,allah tayyibi başımızdan eksik etmesin,her türlü açılım doğrudur.padisahim çok yaşa.deseydiniz ne olurdu ?
Size aydınlık mutlu günler dilerim.
Kemal, Ankara
SEVGİLİ İLYAS ABİ HER ZAMANKİ YÜZÜNE YANSITTIĞIN O OLGUNLUĞUNLA YAZMIŞSIN ERDAL ERENLER DENİZLER YOK OLMADI ONLAR TARİH BOYUNCA FARKLI KILIKLARA BÜRÜNDÜLER BİR ZAMAN PİR SULTAN OLDULAR BİR ZAMAN KÖROĞLU VE BİR ZAMAN DENİZ YUSUF HÜSEYİN OLDULAR ONLAR ÖLDÜKÇE DİRİLECEKLER BU GERÇEĞİN YANINDA DİĞER BİR GERÇEKDE ŞUDURKİ ÇİÇEKLERİ SEVDİRMEDİLER VE KIZILIRMAK HALA AĞLIYOR. SAYGILARIMLA ELLERİNİZDEN ÖPÜYORUM.
Erdem Düzgün, Ankara
Helal olsun ilyas abi
Gökhan, Adana
En içten devrimci duygularımla selamlıyorum arkadaşlar.. ilyas abi diyorum ben ilyas abi ahmet abi deniz abi selda abla zülfi abi onlarla büyüdüm. hayatı anlattı bakışı ne demek istediğini söylüyor.O solun bir tanesidir kimse laf edemez.
İlker Güler, İstanbul
Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye....
Sizin gibi abilerimiz oldukdan sonra sizin yazdıklarınızla yetiştikten sonra bu uğurda ölen Deniz'Ler Mahir'Ler gibi bizde kafamızı ortaya koyarız. egerki faydası olucaksa...
Gökhan, Sivas
Ceddine rahmet İlyas bey kardeşim
Orhan Öztürk, İstanbul
İlyas abi ellerinizden öperim size saygım büyüktür. sol tek gerçek bence yobazlarla savaşımız devam edecek hoşçakalın.
Ulaş Oğulcan, Ankara
Yazılarınızı ilgiyle okuyorum
Atilla, İstanbul
Faşist cuntacılar tarafından asılan ama satılmayan aslan yürekli devrimcilerimizin amacı kıvılcım olmaktı. onlar boşuna ölmediler, mirasları bizim elimizde... o kıvılcım yanacak, ben inanıyorum DEVRİME, HALK HAREKETİNE İNANIYORUM BELKİ YARIN BELKİ YARINDANDA YAKIN. İşbirlikçilerde inanıyorlar korkuları ondandır. kimbilir belki rüyalarında istiklal mahkemelerini, Mustafa Kemal i görüyorlardır. cumhuriyet öğretmeni
Fatih Özayaz, Van
Arzu ettiğimiz içinde Kürt-İslam gericliğinin yer edinemediği bir Türkiyedir.
Gün gelecek Kürtçülerin ve İslamcıların köklerini kazıyıp, o ucuz hayallerini başlarına yıkacaz!
Bu ülkede yaşıyorsan Türk olacaksın, Kürt değil.
Bu ülkede yaşıyorsan müslüman değil laik olacaksın!
Ali Batman, Antalya
Merhabalar İlyas Bey,
Görüşlerinizin altına imzamı aynen atıyorum!
Türkiyede bugün için mevcut problemlerin kaynağında Kürt-İslam gericiliği vardır!
Bu gericiliğin panzehiri ise Milli-Demokratik-Devrimdir.
Bu devrimi gerçekleştirecek olanlar ise ilerici genç subaylar, aydınlar ve üniversite gençliğidir.
Tüm dostları Atatürkçü Parti çatısı altında toplanmaya davet ediyorum.
Bayram Kunek, İstanbul
Tüm sözlerinize katılıyorum bu ülkeyi dönemin faşist generalleri yolsuzluğun gericiliğin fakirliğin ve türkiye'yi tam bağımlı hale getirmişlerdir tam bir silme operasyonu düzenlemişlerdir solcuları aydınları Atatürkçüleri yoketmişlerdir ve her gün vicdanlarında yüce türk halkının gözünde her gün bin defa asılmaktadırlar ama bazı kimselerde acı olan birde budur bunların adını bulvarlara caddelere vermektedirler öldüklerinde anıt mezar yaptırmaktadırlar. Bizim isteğimizde Deniz Gezmiş yada Mahir Çayan caddesi bu ülke için canını veren devrimcilerin isimleri verilmeldir.
Kenan, Ankara
SAYIN İLYAS SALMAN...
SİZİ DEVRİMCİ SELAMIYLA KUCAKLIYORUM... kaleminiz yüreğimizdeki isyanı dillendirmiş. teşekkür ve tebrik ediyorum...
Ebru Aydın, Kayseri
Tüm yazdıklarına katılıyorum İlyas abime, o büyük sanatçıya... Bizi 30 yıl değil 100 yıl geriye götüren darbeyi kınıyorum. Erdal EREN'ler DENİZLER, YUSUFLAR, HÜSEYİNLER onurlarıyla halkın bütünlüğü ve bağımsızlığını savundukları için asıldılar, katledildiler; fakat onlar onurlarıyla ölümsüzleştiler ve onu asan faşist diktatörler sizler onursuzca ölümü bekleyeceksiniz. O kahramanların solukları hep ensenizde olacak.
Zafer, İstanbul
Y A Z I H A K K I N D A K İ G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ B İ Z E Y A Z I N