İlyas Salman - Kürt açılımı ve çocuklar
TÜRKSOLU
Anasayfa  |  Gazete  |  Dergi   |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv  |  Sayı: 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Kürt Açılımının Ardındaki Oyun
 
ALİ ÖZSOY
Güçsüz Ordu
Güçsüz Türkiye
 
ONUR YAMAN
Ermeni Açılımı:
AKP Teslimiyetçiliği
 
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Ulusal Onurun Simgesi: Yargı
 
TÜRKKAYA ATAÖV
ABD'nde
Oy Avcılığı-28
 
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Izady'nin
Kürt Açılımı-1
 
İLYAS SALMAN
Kürt Açılımı ve
Çocuklar
 
ESER ÖZALTINDERE
ABD ve Öcalan'ın
Yol Haritası
 
UMUT YALIM
...Ve ömrümüzün en güzel günleri (7)
 
KAYA ATABERK
TKP ve
30 Ağustos
 
ÖZGÜR BİLLUR
Kılıçdaroğlu'nun
Kürt Açılımı
 
SERAP YEŞİLTUNA
Hainlerle
Barış Olmaz
 
YUNUS YILMAZ
Sahte Milliyetçiliğe Karşı Gerçek Milliyetçilik
 
OKAN İŞBECER
Pornocu Ahmet
Hidayete Erdi
 
YAVUZ SELİM
Doğu Türkistanlı Soydaşlarımız
 

İlyas Salmanİlyas Salman
Kürt açılımı ve çocuklar

Politika sözcüğü çokyüzlülük anlamı taşır. Bu anlamda Türkiye’de yaşanan politik karmaşanın fotoğrafını çekmeye kalksak karşımıza cadılar bayramı çıkar. Hiçbir dinin misyoneri olmadığım için cadılar bayramı deyince aklınıza Hıristiyanlığın saçma sapan gelenekleri gelmesin.

Türkiye’de politik anlamda yalın bir surat bulamazsınız. Dün üniter yapının korunmasından yana tavır koyan bir çokyüzlü bugün yaşasın Kürdistan diyebiliyor. Daha dün ben Aleviyim, benim de inancımı özgürce yaşamam gerekir diyen bir insanın bugün sarıklılar da kendisinden alış eriş yapsın diye emrinde çalışanların bir kısmını tesettürle donattığını görebiliyoruz.

Daha dün Mahir’in oligarşi tespitinin resmedilmiş en doğru Türkiye fotoğrafı olduğundan dem vuran zat-ı muhterem bugün “oligark” diye dalga geçtiği biriyle akşam yemeği sefası sürebiliyor.

Aslında bu hafta çok ciddi şeyler yazma taraftarı değilim. Gelin eskilerin dediği gibi bir iki boş lafın belini kıralım. Acaba nelerden bahsetsek?

Dün akşam televizyonda bir haber programı ararken bir kanalda Siyaset Meydanı adlı programa denk geldim.

Şimdi diyeceksiniz ki, üç cümle önce boş şeylerden konuşalım, bir iki lafın belini kıralım dedin ama sözü döndürüp dolaştırıp yine siyasete getirdin.

Sevgili dostlar inanın politikadan uzak durmaya çalışıyorum. Ama görüyorum ki, soluduğumuz havadan içtiğimiz suya, yediğimiz ekmeğe kadar her şeyin fiyatını politika belirliyor. Nasıl uzak duralım?

Neyse biz dönelim Siyaset Meydanı’na. Programa her türlü ulustan, her türlü dinden, inançtan çocukları toplamışlar. Konu, hükümetin Kürt açılımı... Yaşları on ikiyi geçmemiş çocuklarımız Kürt Açılımı konusunda ne söyleyebilirler? Elbette analarından babalarından ve öğretmenlerinden ne öğrendilerse onu konuşacaklar. Örneğin lehçesinden anladığım kadarıyla Kürt olduğunu sandığım kara kaşlı kara gözlü çocuk şöyle diyor:

“Her gün televizyondan izliyoruz. Dağda ölen PKK’liler için terörist dağda ölü olarak ele geçti, şu kadar asker de şehit oldu. Ben buna karşıyım. Şehit denilecekse her ikisine de şehit demek lazım.” diyor.

Bu konuda ne düşündüğümü daha önceki yazılarımda emperyalizmden bahsederken açıkça söylemiş olduğum için inceden inceye tekrar etmek gereksiz diye düşünüyorum.

Başka bir çocuk “PKK tüm Kürt halkını temsil etmiyor. Bizim Türkiye’den ayrılmak gibi bir niyetimiz yok. Sadece dilimizi özgürce konuşmak, tarihimizi tarafsız öğrenmek, kültürümüzü özgürce paylaşmak istiyoruz.” diyor.

İçlerinden biri de “PKK Kürtleri temsil etmiyor diyorsunuz ama bu yanlış. PKK Türk-Kürt ayrımının sonucunda ortaya çıkmış bir Kürt gerçeğidir. Kürt sorunu tartışılacaksa Apo’yu konunun dışına atmamak gerekir.” diyor.

Çocukların büyük çoğunluğu Güneydoğu’da akan kanın neden aktığı konusunda fikir sahibi değiller. Bu konuda fikir beyan eden çocuklar ağızdan dolma tüfekler gibi beyinleri hangi safsata ile doldurulmuşsa onu konuşuyorlar. Açıkçası anlattıkları her şey ezbere dayanıyor.

Onlarca yıldır kanayan bu yara konusunda garibim çocuklarımızın kendi bağımsız yargılarını geliştiremedikleri kesin bir gerçek.

Bu güzelim çocuklara emperyalizmi ve sömürüsünü sürdürmek için ne gibi taşeron örgütlenmelere gereksinim duyduğunu lisan-ı hal ile anlatmak lazım.

Bu görev Anadolu toprakları üzerinde yaşayan bütün bağımsızlık yanlısı kişi ve örgütlenmelerin temel görevidir diyorum.

Özellikle çocuklarımızın körpe beyinleri sermayenin çarpık düşünce kırıntılarıyla doldurulmamalı.

Mavi dağ dumanını
Ve uyur yanık seher yelini
Kanlara buladılar
Sonra oracıkta tüfek çattılar
Koynumuzu usul usul yoklayıp
Aradılar, didik didik etiler
Kirman şah dokuması al kuşağımı
Tesbihimi, tabakamı alıp gittiler
Hepsi de armağandı Acem elinden
Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız
Karşı yaka köyleri, obalarıyla
Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu
Komşuyuz yaka yakaya
Birbirine karışır tavuklarımız
Bilmezlikten değil fukaralıktan
Pasaporta ısınmamış içimiz

Çocuklarımıza pasaportsuz bir dünya hediye etmek adına bütün antiemperyalistlerin gözlerinden, ellerinden öpüyorum.

YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE!

Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Yazılarınızı ilgiyle okuyorum. Galiyev ve milliyetçilik ilgili görüşlerinizi anlatan bir yazı kaleme almanız mümkün mü ?

Atilla, İstanbul


Bir devrimci olarak görüşlerinize katılıyorum. emperyalizme karşı,kompradorlara karşı daha fazla vietnam düsturuyla hareket etmeliyiz.

Umut Şen, Ankara


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Şehir:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...


İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40