![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Politika sözcüğü çokyüzlülük anlamı taşır. Bu anlamda Türkiye’de yaşanan politik karmaşanın fotoğrafını çekmeye kalksak karşımıza cadılar bayramı çıkar. Hiçbir dinin misyoneri olmadığım için cadılar bayramı deyince aklınıza Hıristiyanlığın saçma sapan gelenekleri gelmesin. Türkiye’de politik anlamda yalın bir surat bulamazsınız. Dün üniter yapının korunmasından yana tavır koyan bir çokyüzlü bugün yaşasın Kürdistan diyebiliyor. Daha dün ben Aleviyim, benim de inancımı özgürce yaşamam gerekir diyen bir insanın bugün sarıklılar da kendisinden alış eriş yapsın diye emrinde çalışanların bir kısmını tesettürle donattığını görebiliyoruz. Daha dün Mahir’in oligarşi tespitinin resmedilmiş en doğru Türkiye fotoğrafı olduğundan dem vuran zat-ı muhterem bugün “oligark” diye dalga geçtiği biriyle akşam yemeği sefası sürebiliyor. Aslında bu hafta çok ciddi şeyler yazma taraftarı değilim. Gelin eskilerin dediği gibi bir iki boş lafın belini kıralım. Acaba nelerden bahsetsek? Dün akşam televizyonda bir haber programı ararken bir kanalda Siyaset Meydanı adlı programa denk geldim. Şimdi diyeceksiniz ki, üç cümle önce boş şeylerden konuşalım, bir iki lafın belini kıralım dedin ama sözü döndürüp dolaştırıp yine siyasete getirdin. Sevgili dostlar inanın politikadan uzak durmaya çalışıyorum. Ama görüyorum ki, soluduğumuz havadan içtiğimiz suya, yediğimiz ekmeğe kadar her şeyin fiyatını politika belirliyor. Nasıl uzak duralım? Neyse biz dönelim Siyaset Meydanı’na. Programa her türlü ulustan, her türlü dinden, inançtan çocukları toplamışlar. Konu, hükümetin Kürt açılımı... Yaşları on ikiyi geçmemiş çocuklarımız Kürt Açılımı konusunda ne söyleyebilirler? Elbette analarından babalarından ve öğretmenlerinden ne öğrendilerse onu konuşacaklar. Örneğin lehçesinden anladığım kadarıyla Kürt olduğunu sandığım kara kaşlı kara gözlü çocuk şöyle diyor: “Her gün televizyondan izliyoruz. Dağda ölen PKK’liler için terörist dağda ölü olarak ele geçti, şu kadar asker de şehit oldu. Ben buna karşıyım. Şehit denilecekse her ikisine de şehit demek lazım.” diyor. Bu konuda ne düşündüğümü daha önceki yazılarımda emperyalizmden bahsederken açıkça söylemiş olduğum için inceden inceye tekrar etmek gereksiz diye düşünüyorum. Başka bir çocuk “PKK tüm Kürt halkını temsil etmiyor. Bizim Türkiye’den ayrılmak gibi bir niyetimiz yok. Sadece dilimizi özgürce konuşmak, tarihimizi tarafsız öğrenmek, kültürümüzü özgürce paylaşmak istiyoruz.” diyor. İçlerinden biri de “PKK Kürtleri temsil etmiyor diyorsunuz ama bu yanlış. PKK Türk-Kürt ayrımının sonucunda ortaya çıkmış bir Kürt gerçeğidir. Kürt sorunu tartışılacaksa Apo’yu konunun dışına atmamak gerekir.” diyor. Çocukların büyük çoğunluğu Güneydoğu’da akan kanın neden aktığı konusunda fikir sahibi değiller. Bu konuda fikir beyan eden çocuklar ağızdan dolma tüfekler gibi beyinleri hangi safsata ile doldurulmuşsa onu konuşuyorlar. Açıkçası anlattıkları her şey ezbere dayanıyor. Onlarca yıldır kanayan bu yara konusunda garibim çocuklarımızın kendi bağımsız yargılarını geliştiremedikleri kesin bir gerçek. Bu güzelim çocuklara emperyalizmi ve sömürüsünü sürdürmek için ne gibi taşeron örgütlenmelere gereksinim duyduğunu lisan-ı hal ile anlatmak lazım. Bu görev Anadolu toprakları üzerinde yaşayan bütün bağımsızlık yanlısı kişi ve örgütlenmelerin temel görevidir diyorum. Özellikle çocuklarımızın körpe beyinleri sermayenin çarpık düşünce kırıntılarıyla doldurulmamalı. Mavi dağ dumanını Çocuklarımıza pasaportsuz bir dünya hediye etmek adına bütün antiemperyalistlerin gözlerinden, ellerinden öpüyorum. YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE!
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||