31.08.2009/Sayı:251
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Feredasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

 

Okur Mesajları

Sayın Gökçe Fırat;

Allah, başta ABD’nin 1 numaralı adamı olan Tayyip Erdoğan’dan bizi korusun, biz ülkemizi korumasını biliriz. Ama böyle adamlar başımızda oldukça kendi ülkemizde tam bir azınlık durumuna düşmemiz, çok değil 2 yıl sonra dedelerimizin, Nene Hatun’ların, genç yaşlı bütün Türk halkının kanlarıyla alıp bize emanet ettikleri bu cennet vatanda başka bir ulus tarafından yönetilmemiz bugünkü tabloya bakınca kaçınılmaz. Hatta daha acı bir şey var, soykırım. Erdoğan’ın Kürt açılımında saklı gizli buna da yer verilmiştir kesinlikle. Erdoğan’ın iktidarı eline aldığı günden bu yana Kürtlere ve özellikle DTP’ye gösterdiği yakınlık hiçbir Türk’ün gözünden kaçmamıştır belki de. Şaşılacak bir durum var, bir başbakan kendi ülkesini bir devletin baskısıyla aynı ülkenin uşaklarına devretmeye göz yumuyor. Tüm dünyanın bilmesi gereken bir şey var: Ulu önderimizin söylediği gibi, damarlarımızdaki kan bitmedikçe bu vatanı bazılarının göz yummasıyla uşaklara bırakmayız. Aslında bunu tüm dünya bildiği için birkaç yöneticiyle kaderimizi yeniden çizmeye çalışıyor. Ama biz şanlı Türk’üz, bu ülke içindeki ve dışındaki Türk düşmanlarına gerektiği zaman Osmanlı tokadını vuracak gücümüz var. Tarihten önce vardık, tarihten sonra gene varız. Ne mutlu Türk’üm diyene!

Mutlu Aksaray, Ankara


Sayın Gökçe Fırat;

Tam da benim düşüncelerimi, söylemek istediklerimi hatta söylediklerimi dile getirmişsiniz. Sizi takdir ediyorum bu yazınızdan, açık yürekliliğinizden ötürü. Umarım aydın geçinen, sanatçı geçinen insanlar da okur bu yazıyı ve çok geç olmadan bir şeylerin farkına varırlar. İyi çalışmalar dilerim.

Burçin Seven, İstanbul


Sayın Gökçe Fırat;

Ülke, Osmanlı Devleti’nin son günlerinden daha beter ve acınacak bir duruma düşmüş ve düşmeye devam etmektedir. Bu şekilde paldır küldür sözde “demokratik açılıma” gidişin sonu uçurum ve büyük bir felakettir. Ancak, Türkiye’nin başına bu etnik belayı saran çevreler şunu bilsin ki, bu kapan er veya geç sahiplerini de yiyecektir. İşgal ordularını İstanbul ve İzmir’de alkışlar ve bayraklarla karşılayanlar, ekmeğini yedikleri bu ülkeye karşı ne kadar feci bir yanlışlık yaptıklarını nasıl ki çok sonra fark edip, ama nasıl ki bunun bedelini çok ağır bir şekilde ödedilerse, Türkiye için kurulan bu tuzak da küresel avcılara ve onların yardakçılarına ayak bağı olacaktır. Kurt kapanı kurtlar için ise, o halde, Türkiye’ye kurulmuş olan “Kürt kapanı” da en öncelikle Kürtler için bir tuzak olacak, ava giderken avlanacaklardır.

Osmanlı Devleti’nin tepe yönetimi ve Osmanlı Hanedanı, arkalarında mahvolmuş bir ülke ve milleti kendi makus talihiyle baş başa bırakarak, kimileri Alman denizaltıları, kimileri de İngiliz savaş gemileriyle bu toprakları onursuzca terk ettiler, yabancı ülkelere sığındılar. Osmanlı ile birlikte savaştan mağlup çıkan diğer ülkelerin devlet adamlarının hiçbiri ülkelerinden kaçmadı, kendi ülkelerinin yazgısını kendi halklarıyla hayatları pahasına bile olsa paylaştılar. Ülkesinin baştan başa mahvolmasına yol açan ve ağır bir yenilgiye uğrayan Hitler bile onlar gibi kaçıp yabancı bir ülkeye sığınmadı.

Bakalım Türkiye Cumhuriyeti’ni bu hale düşürenleri almaya hangi devletlerin filoları gelecek? Tek bir gemiye sığamayacakları kesin!

Hulki Can, İstanbul


Sayın Gökçe Fırat;

Ellerinize, yüreğinize sağlık. Bu kadar güzel anlatılır. Ben kendi adıma söylüyorum, Kürtleri sevmiyorum, onların kardeşliğini istemiyorum. Kaldı ki, vatanımızın bir karış topraklarında bile hakları yok. Nasıl Kürt vatanı kurulsun derler? Onlar mı savaştılar Ata’mla? Ne yapmışlar Türkiye için sadece Türk gençlerini öldürmekten başka? Vermeyin ne olur bunlara vatanımızın bir avuç toprağını.

Özlem Kızılok, İzmir


Sayın Gökçe Fırat;

TÜRKSOLU gazetesi doğruları yazdığı için her zaman okurum. Siz ve sizin gibi yazarları, gerçek düşünürleri daha çok yaymak için bütün arkadaşlarıma öneriyorum. AKP hiçbir zaman bu ülkenin gerçek sahipleri olan biz Türklerin yanında olmadı. Onların tek derdi bizi parçalamak, bölmek. Bu oyunlara gelmemeliyiz. Şehit cenazelerinde bağıran, haykıran, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” diyen halkımız nerede? Ne oldu bu ülkenin duyarlı insanlarına? Bu ülkede bir takım maç kazanınca milyonlar sokağa dökülüyor ama şehitlerimizle, ağlayarak yazıyorum, vatan hainleri, PKK’lılar bir tutuluyor, hiçbir tepki yok. Artık uyanmanın vakti çoktan geldi de geçiyor. Saygılarımla.

Kayhan Aycı, Giresun


Sayın Gökçe Fırat;

Öncelikle yazı gerçekten çok güzel ve etkileyici olmuş. Çok değil dün bütün gün facebook’ta Türklükle ilgili videolar paylaştığımdan bir kısım insandan tepki aldım ve buna inanamadım. Ve tam üstüne bu olay hakkında bilgilerime güvenmeme rağmen yine de bütün gece bu konuyu araştırdım, Atatürk’ün Kürt nüfusu üzerine önlem alma isteğini. Ama bazı dar kafalı zihiniyetler ki, bunların çoğu yeni mezun hukuk fakültesi öğrencileri, böyle bir şeyin olmadığını iddia ettikleri gibi benim hayvani duygularla hareket ettiğimi düşündüler. Ve üstüne üstlük bu konuyu oturup insanca benimle tartışmak istediklerini söylediler. Gerçekler burada da anlatılmış açık açık. Vatanımıza sahip çıktığımız için eziliyoruz, uşak olmak istemediğimiz için eziliyoruz. Daha da araştırılması gereken bir konu bu kadar para gerçekten sadece uyuşturucudan mı kazanılıyor? Silah kaçakçılığı bugün gelinen noktada Beyazıt, Eminönü gibi İstanbul piyasasının kalbinin attığı yerlerde Kürtleşme en büyük sorun olarak gözükmekte. Bütün karayolları taşımacılığı, halk otobüsleri, Kürtleşme adı altında teslim edilmekte. Bunları kimse görmüyor mu? Görüyor ama neden ses çıkarmıyor? Bu ülkenin ABD’den kurtulması gerek diye açıklama yapan çoğu insan ya kaza kurşununa ya da trafik kazasına kurban gitmiyor mu? İşte bana tepki gösteren arkadaşların da hangi hayale kapıldıkları ortada. Sanıyorlar ki, bu vatan sahipsiz, ama değil. Nutuk’u unutmadık, Gençliğe Hitabe’yi unutmadık, unutturmayacağız.

Sinan Kılınç, İstanbul


Sayın Gökçe Fırat;

Yazınız çok doğru tespitler içeriyor. Yüzde yüz katılıyorum. Artık zaman hareket zamanıdır diyorum. Ne kadar geç hareket edersek o kadar geç kalmış olacağız. Son dönemlerde rahmetli Hasan Tahsin’i çok düşünmeye başladım.

Hüseyin Yılmaz, Antalya


Sayın Gökçe Fırat;

Güneydoğu’da iç güvenlik taburunda askerlik yapmış biri olarak, yazdıklarınıza katılıyor ve destekliyorum. Güneydoğu’da, sadece dağdaki teröristle değil, onları destekleyen bazı köy yada mezralarla, karşı duran gerçek Mehmetçikle ve tabii onları bu vatana kazandıran asil ailelerinin duygularına tercüman olduğunuz için sizleri destekliyorum. Hiç kimse şunu unutmasın: Azınlık ne kadar azarsa, çoğunluk da o kadar kabarır. Ne mutlu Türklüğümüzü hatırlatana.

Onur Binicioğlu, Ankara


TÜRKSOLU dergisini düzenli okuyorum. Benim için TÜRKSOLU okumamak büyük bir eksiklik. Yazar kadrosunu da beğeniyorum. Her hafta misafir yazar uygulaması neden yapılmıyor? Kendisini ulusalcı-Türk Solcusu olarak tanımlayan önemli şahsiyetlerin TÜRKSOLU’nda yazmasını istiyorum.

Süleyman Çiçek, Adana


Sayın Gökçe Fırat;

Tek kelimeyle mükemmel bir yazı! Milyonlarca insanın düşüncesine sözcülük ettiğiniz için sonsuz teşekkürler ederiz. Bu vatanı böyle savunan gazetecilerimizin olduğunu bilmek bizleri ziyadesiyle umutlandırdı. Tekrar tekrar aydınlattığınız beyinler için de teşekkür ederiz.

Mehmet Şahiner, İstanbul


Sayın Gökçe Fırat;

Sizi yeni keşfettim. Harika yazılar kaleme alıyorsunuz. Bu yazınızı da büyük bir beğeniyle okudum. Uma­rım birileri bu yazıdan ders çıkarır.

Hakan Pervaneli, Trabzon


Sayın Gökçe Fırat;

Binlerce 20 yaşında genç asker şehidimiz var. Eğer bu gençler vatan için savaşmadı ise kardeşleri ile savaştı ise; onlara bu emri verip ölüme gönderenler toplu katliam suçu ile yargılanmalı ya da emirlerinin ardında durarak bu davada müdahil olmak zorundadırlar.

Mustafa Fıstıkçı, Aydın


Sayın Gökçe Fırat;

Öcalan denen katile devletin verdiği değeri görünce utanıyorum. Deniz Gezmiş ve dava arkadaşlarına o zulmü reva görenleri nefretle kınıyorum. O kahramanları rahmetle anıyorum, mekanları cennet olsun. Onlar Apo’yu görmediği için şanslılar. Gerçek kahramanlar ölünce yaşar, tabii anlayana.

Erol Kestirmeci, İstanbul


Sayın Gökçe Fırat;

Bu değerli yazınız için size ne kadar teşekkür etsek azdır. Olay gerçekten aynen böyledir. Geç kalınmadan tüm ülkede 4 çocuğa kadar izin veren bir nüfus yasasının çıkartılması zaruridir. Yoksa Türklerle Kürtler bir nüfus rekabetine girer ki, bu da ülkeyi zora sokar. İlk 2 çocuğa devlet destek olmalıdır. 4’ten fazla çocuk yapılmasına ceza verilmeli ya da çocuk alınıp Esirgeme Kurumu’na verilmelidir. 4 çocuktan sonra kadınlara gerekli doğum kontrol hizmeti devlet tarafından sağlanmalıdır. Yoksa ülkede sosyal sorunlar, terör, işsizlik, eğitimsizlik, sokak çocukları sorunları hiç bitmeyecektir. Bütün bu sorunların temeli maalesef özellikle Kürtlerin çok çocuk yapmalarıdır. Kontrolsüz, hızlı nüfus artırmalarıdır. Diğer önemli bir konu çalışan kadınlara 15 ay ücretli doğum izni verilmesidir. Çalışan kadınların çoğu Türk kadınıdır ve ağır çalışma şartları çocuk yapmalarına engel olmaktadır. Saygılarımla.

Erhan Ekemen, İstanbul


Sayın İnan Kahramanoğlu;

Bugün Atatürk’ün sözde Kürtçülüğü ve Kürtçeyi savunduğunu söyleyen sözde aydınlarımız ve siyasetçilerimiz bu yazıyı ve gerçekleri okusunlar, ondan sonra konuşsunlar. Elbet bugün yapılanların hesabı bir gün sorulacaktır. Amerika ve İsrail‘in Türkiye’yi parçalama planı devreye sokulmuştur. Artık uyanalım ey halkım! Yaşasın solcu milliyetçilik!

Ali Çapar, Osmaniye


Sayın Özgür Erdem;

Yapılan yarumlara sonuna kadar katılıyorum. İktidar partisi bu fikirleri savunuyor ve bununla ilgili çözüm önerilerini bu şekilde açıkça ortaya koyuyorsa ve kimse bu konuda bir itirazda bulunamıyorsa, biz hakikaten PKK affını çok önceden kabul etmişiz demektir. Herkes bu konuda hemfikirse, hangi sorundan bahsediliyor o da tartışma konusudur. Umarım halk yolunu bulur diyorum.

Sevil Çiçek, Hatay


Selamlar, bu oluşumdan yeni haberdar oldum ve çok mutlu oldum. Demek ki, daha ölmemişiz, hâlâ bi umut var diyorum. Ama bu adamların üremesine bir çözüm bulunmazsa vay halimize.

Mete Göçmen, Hatay


Sayın Gökçe Fırat;

Ben de Alevi bir gencim. Kesinlikle bazı Alevi örgütlerinin Alevileri demokrasi, özgürlük ve 72 millete bir bakma felsefesiyle PKK hareketine çekmekte olduğunu çok iyi biliyorum. Şu anda bile bir çok Türkmen aşireti oymaklarını Kürt kökenli gösteren yalan tarih yazma işlemi başlatıldı. Özellikle Almanya bağlantılı, çok ciddi, Alevileri Kürt Alevi adı altında PKK hareketine dahil edip onları saflarına katmak istiyorlar. Bugün Türk Alevi yoktur demeye kadar vardılar. İşin ilginç yanı bunlara destek veren soyunu sopunu bile bilmeyenler de var. Bu örgütlerin başında PSAKD bir dönem geldi. Şimdi yurtdışı Alevi-Bektaşi Federasyonu da buna giriyor. Aleviliği İslâm dışına tamamen çıkartarak birilerinin ekmeğine yağ sürüyor. “Eğer birileri Alevi kimliğini Türk kimliği yerine geçirmeye çalışırsa, burada bir yanlış vardır ki bu yanlış bölücülüğe kapı açmaktadır” demişsiniz haklısınız. Alevilik bir etnik değil dini kimlik ifade edişidir. Ama bugünlerde Alevilerin etnisitesi olmaz, Türk Alevisi yoktur, aman Aleviyim diyen ırkını söylemesin özellikle Türk ise gibi söylemlerle Alevileri PKK yanına çekip Türk kimlikleri unutturulmaktadır. Bunun farkında olan gerçek Atatürkçü, laik Alevi gençleri kesinlikle çoğunluktadır.

Cemal Polat, İstanbul


Uzun süredir bu tür konularla ilgiliyim. Özellikle de Deniz’lerin idam ediliş sekillerini ve sebeblerini duyduktan sonra. Ben kendim Hollanda’da yaşıyorum. Kitaplar okumak istiyorum ama hangi kitapları almam gerekiyor, nereden nasıl başlamam gerekiyor aslında tam olarak da bilemiyorum. “Darağacında Üç Fidan” kitabını okudum. Şimdi de 68 kuşağını okuyorum. Ama yine de tam olarak istediğim bilgileri alamıyorum. Her şeyi özüyle öğrenmek istiyorum. Sağ ve solun farkını her şeyi bilinçli bir şekilde ögrenmek istiyorum. Bana bu konuda yardımcı olursanız, önerebileceginiz kitaplar varsa çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler.

Canan Demir, Hollanda


Sayın Gökçe Fırat;

Öncelikle bu çok güzel ve bir o kadar da anlamlı yazınız için sizi tebrik ediyorum. Yazdıklarınızda çok haklısınız. Ben kendi adıma satılış bir insan olmsam da ülkem için birşeyler yapma zahmetine girişmiyordum. Bu bile bir ihanet aslında. Yazınız, üzerimdeki ölü toprağını biraz olsun atmama yardımcı oldu. Yazılarınızın devamını bekler, yayın hayatınızda başarılar dilerim. Kolay gelsin.

Tuncay Yılmaz, İstanbul


Sayın Gökçe Fırat;

Çok güzel bir yazı ve bir o kadar da doğru. Okurken çok etkilendim. Evet keşke bizler de, yeni nesil de, Deniz gibi olabilsek. Ben de Atatürkçüyüm, sosyalistim ve her zaman sadece Atatürk milliyetçiliğini savunurum. Atatürk’e aşığım ve Deniz’e de hayranım. Bu hiçbir zaman değişmeyecek. Yani ben satanlardan da satılmışlardan da olmamaya kararlıyım ve halkıma artık balık hafızalı olmaktan vazgeçip bir şeyler yapmalı diyorum.

Mesude Özgür, İzmir


Sayın Ali Özsoy;

Angola’nın geçmişte MPLA (Angola’nın Bağımsızlığı için Halk Hareketi)’nın verdiği bağımsızlık savaşı sırasında, Cezayir, Bulgaristan, Cape Verde Adaları, Çekoslovakya, Kongo, Gine-Bissau, Fas, Mozambik, Nijerya, Kuzey Kore, Küba, Romanya, Sao Tome ve Principe, Sovyetler Birliği, Sudan, Tanzanya, Vietnam ve Yugoslavya gibi ülkelerden destek almasına rağmen; sosyalist geçinen Çin devleti, ABD ve ırkçı Güney Afrika yönetimi tarafından desteklenen UNITA ve anti-komünist FNLA’ya destek vermiştir. Dünya tarihinde Çin’in tavrını gösteren daha bunun gibi başka örnekler de vardır. Çin, ABD, Rusya hatta AB şu anda birbirlerini dikkatle izliyorlar; kim kimin yerini kapacak diye.

Erol Gülyurt, İzmir


Sayın Eser Özaltındere;

Sözde ‘Kürt çalıştayı’nın Polis Akademisi’nde yapılması hiç de rastlantı değildir. Bugünlerin temeli MC hükümetlerince atılmış 12 Eylül dinci faşist darbesiyle pekiştirilmiş ve bunun da sağlayıcısı polis örgütü olmuştur. Bugün de o zamanki devrimcileri susturma görevini sözde çalıştayla taçlandırma peşindedir.

Sarp Derin, İstanbul


Merhaba, öncelikle 14 yaşında bir genç olduğumu belirtmek isterim. Böyle durumlarda bana kalırsa yaş pek önemli değil ama. TÜRKSOLU’nu keşfedeli 3 yıl oldu ki, ülke hakkında yorumlarım da 3 sene evvel başlamıştı. Büyüdükçe, güncel olayları gördükçe, sinirlenmemek elde değildi ve TÜRKSOLU’ndaki yazıları okudukça, anladıkça, yorumlayabildikçe ülkeye duyduğum öfke daha da artıyordu. Zaten devlet de bir şey yapmıyordu. Devamında ülkeye değil devlete kızmam gerektiği anladım ve devlete kızmaya başladım. Elimden bir şey gelmemesi içimi kemiriyordu. Sonra da devletin bu suçlarına göz yuman halkı eleştirdim ve hiçbir şey yapmayan biz gençleri. Nerede 68 gençliği dedim, araştırdım, bir daha araştırdım ve bir daha araştırdım. Bu sitede okuduğum yazılar, izlediğim filmler beni çok etkiledi ve tezlerimi doğruladı. Bir şeyleri öğrensem de hâlâ eksik olduğumu hissediyorum ve eksikleri gidermek için elimden geleni yapmaya söz verdim, yapacağım. Size de burdan çok teşekkür ediyorum bizi bilgilendirdiğiniz için, buna devam edeceğinizden de eminim. Atatürk’ü anlamak, O’nu anlatmak için geç kalmış sayılmayız bence. Nice zor durumların altından kalktı bu millet. Atatürk’ü ve onun yolunda ilerleyen abilerimizi, ablalarımızı örnek aldıkça ve biz de o yoldan ilerledikçe sırtımız yere gelmez. Yaşasın tam bağımsız Türkiye!

Ayşegül Canbek, Eskişehir



Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: