31.08.2009/Sayı:251
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Feredasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Okan İşbecer

Sezen, Sezen haydi artık çek git yoluna bıkmışım dertten
gölge etme başka ihsan istemem senden

Sezen AksuSanat cephesinde Kürt açılımı

AKP’nin başlattığı Kürt açılımı toplumun her kesiminde tartışılmaya devam ediyor. Bu kesimlerin arasında şüphesiz en çok öne çıkanlardan biri de sanat camiası.

Önce Yaşar Kemal atıldı ortaya.

Sürecin başından beri akil adam pozlarında gerek hükümetin gerek PKK kanadının el üstünde tuttuğu biri Yaşar Kemal.

Abdullah Gül’den onur madalyası da alan Yaşar Kemal, yaptığı açıklamalarla sürecin önemli bir aktörü olduğunu ortaya koydu.

Daha önceki demeçlerinden birinde PKK’lı teröristleri gerilla mertebesine yükselten, şimdilerde iyiden iyiye PKK sözcülüğünü üstlenmiş durumda bulunan Yaşar Kemal.

Yaşar Kemal’den sonra da sazı Zülfü aldı eline.

Önce gazetelerde çarşaf çarşaf röportajlar.

Ne oluyor demeye kalmadan, konserde Kürtçe “Yiğidim Aslanım”.

Sonra “AKP karşıtıyım ama Kürt açılımını destekliyorum” gibi garip bir açıklama yaptı. Böyle tutarsız bir açıklama olmazdı ama herkes Zülfü’nün ne demek istediğini anladı.

Zülfü, AKP’nin yanındaydı ama aynı zamanda AKP’nin yanında görünmek de istemiyordu.

Ancak kaçış yoktu.

Zülfü’nün içinden geldiği Batıcı sol gelenek, sonunda O’nu AKP’yle aynı safa düşürdü.

İşin garibi bu isimlerin hiçbirinin Kürt açılımının nasıl bir şey olduğundan haberlerinin olmamasıydı.

Yani AKP’nin bu iş için memur ettiği İçişleri Bakanı ile görüşen de görüşmeyen de aslında Kürt açılımı denen şeyin ne olduğunu, işin ucunun nerelere kadar gideceğini ve hatta kimlerin muhatap alınacağını bile bilmiyor.

Hal böyle olunca da, ortada Kürt açılımının destekleyen ancak ortada bir açılım olmadığı için de hem AKP’nin hem de PKK’nın yanına düşen garip bir kesimle karşı karşıya bulunuyoruz.

Açılım tartışmaları başlayalı aşağı yukarı bir ay oldu. Bu bir ay zarfında sanat camiamızdan pek çok isim de bu tartışmalara katıldılar. Bir kısmı doğrudan taraf olurken bir kısmı da henüz açılımın içeriği netleşmediği için çekimser kaldı. Ama bu konuda konuşmayan hemen hemen hiç kimse kalmadı.

En son geçtiğimiz hafta Sezen Aksu’nun Tayyip’i arayarak destek sunmasıyla birlikte sanat camiasındaki Kürt açılımı tartışması hızla alevlendi. Neredeyse her gün bir sanatçı, bir gazetede çarşaf çarşaf röportajlar vererek Kürt sorununun nasıl çözüleceğini anlatıyor.

Hatta öyle ki, bugüne kadar müziğinden çok geçirdiği estetik operasyonlarla gündeme gelen Ajda Pekkan bile tutup bu meselenin çözümüne destek verdiğini ve katkı yapmaya hazır olduğunu falan açıkladı.

Ajda Pekkan, Ajda Pekkan! Sen hayatında hiç Kürt gördün mü? Kürdün neye benzediğini bile bilmezsin. İyisi mi sen bu işlere hiç bulaşma da yine yabancı sanatçılardan çevirdiğin şarkıları söylemeye devam et.

Bütün bu gelişmeler birden bire olmadı tabii. Mesela Sezen Aksu, Kürdü yeni keşfetmiş olamaz.

Ya da Ajda Pekkan’ın Kürt merakı magazin basınının yazdığı gibi Unkapanı Köprüsü’nde arabasını durdurup nohut pilav yemesinden ve o pilavcıyı evine davet edip pilav partileri yapmasından sonra başlamadı herhalde.

Fazıl Say
Fazıl Say

Fazıl Say

Tayyip’in Kürt açılımına destek verenlerden biri de Fazıl Say oldu. Şimdi bu ne perhiz ne lahana turşusu diyeceksiniz ama durum bundan ibaret. Fazıl Say, AKP’nin ülkeyi uçuruma götürdüğünü söyleyip bir taraftan da bu yoldaki en büyük adımlardan biri olan Kürt açılımına destek verdi. Hem de Tayyip’i övüp göklere çıkararak. Adam diyor ki, “ben hem AKP karşıtı olup hem de Tayyip Erdoğan’ın iyi yaptığı bir şeyi estekleyemem mi?” Gerçekten bu adamın memleketin hayrına birşey yapacağına inanıyorsan desteklemeye devam et. Zaten senin tuzun kuru. Zaten gitmeyi kafaya koymuşsun. Ülke bölünse de umurunda olmaz tabi.

Sezen’in duyarlılığı PKK’lıların anasına

Sezen Aksu, geçtiğimiz günlerde Tayyip’i aramış ama kendisine ulaşamayınca Özel Kalem Müdürü’ne şu notu bırakmış:

“Annemle, babamla konuştum. Son açılımınızı hep birlikte, canı gönülden destekliyoruz. Sürecin güzel bir şekilde tamamlanması için elimden geleni yapmaya hazırım. Annem ve babam, bu sürecin karşısında duranları iki cihanda lekeli kabul ediyorlar, ben de öyle görüyorum. Türkiye’nin her köşesinde ayrı bir güzellik var. Türkiye’nin her karesi aynıdır, bizim ayrımız gayrımız yok, olamaz da.”

Sonrasında ise hem Tayyip hem de Abdullah Gül, Sezen Aksu’yu arayarak teşekkürlerini ve takdirlerini sunmuşlar.

Sezen Aksu’yu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin yürüttüğü Kardelenler Projesi’nin içinde yer aldığı için Atatürkçü, çağdaş, eğitim gönüllüsü bir sanatçı olarak kabul gören bir kısım insanımız da Sezen Aksu’nun bu çıkışlarından dolayı şaşırmış durumdalar.

Oysa ortada şaşıracak bir durum yok. Çünkü Sezen Aksu’nun o projeye destek vermesinin, konserler düzenlemesinin, Kardelen isimli bir albüm yapmasının arkasındaki neden de aslında Sezen Aksu’nun Kürtçülüğüydü. O proje kapsamında verilen konserlerde sahneye çıkıp Kürtçe şarkılar söyleyen Sezen Aksu’nun bugün çıkıp Tayyip’e destek olması birbirin tamamlıyor.

Sezen Aksu ve kendisini destekleyenler istedikleri kadar sanatçı duyarlılığından falan bahsetsinler, bunları artık kimse yemiyor.

Ne yani sanatçı dediğiniz canlı türü, bir tek Kürt’e mi duyarlı?

Sanki ülkenin başka duyarlılık gösterilecek sorunu kalmamış da bir tek Kürt açılımı konusunda duyarlı olmak gerekiyormuş gibi bir hava estiriliyor.

Örneğin bu ülkede ekonomik bir kriz var. İnsanlar işsizlik ve açlıkla boğuşuyorlar.

Tayyip ülkeye faşizmi dayatmış.

Faşist zihniyet yargıdan eğitime kadar herşeye hakim olmuş, hatta Sezen’in de görev aldığı Kardelenler Projesi Ergenekon kapsamına alınmış, bütün burs alanlar potansiyel terörist diye fişlenmiş ama bizim çok duyarlı Sezen’imizin umurunda değil.

Varsa yoksa Kürt açılımı, analar gözyaşı dökmesin, akan kan dursun edebiyatı.

İyi de bu ülkede 25 yıldır PKK terör estiriyor.

25 yıl, dile kolay.

25 yıldır kan akıyor, analar ağlıyor, on binlerce insan hayatını kaybetti.

Duyarlılığınız şimdi mi ortaya çıktı Sezen Hanım?

Şu duyarlılığınızı bir kez de şehit ailelerine gösterseydiniz ya!

Sahi sizleri hiç bir şehit ailesini ziyaret ederken görmedik.

Eğer duyarlılığınız tek taraflı olmasaydı bir kez de şehit ailelerine destek demeci verirdiniz.

Eğer duyarlılığınız buysa, duyarlılığınız batsın!

Sezen’inki duyarlılık değil bencillik

Tabii Sezen Aksu’ya göre hava hoş. Bu terörden canı yanmadığı için bugüne kadar konu ile ilgili en küçük bir demecine bile rastlamadık.

Kendisini bir kez bile bir şehit cenazesinde görmedik.

Anlayacağınız Sezen Aksu, bu ülkenin acısını paylaşmadı. Tayyip’e bu kadar kolay destek vermesi de ondan, Kürt’e karşı duyarlılığı da.

Bir de tabii oğlu var Sezen Aksu’nun.

Zaman zaman magazin gündeminin zirvesinde yer alan 28 yaşında Mithat Can adında bir genç.

Sezen Aksu esas oğlu için endişeleniyor.

Oğlum askere gider de başına bir şey gelir diye.

Buna da sanatçı duyarlılığı değil olsa olsa bencillik denir.

Başka kadınların oğlu askere gitsin, PKK’yla çatışsın, şehit olsun, benim oğlum Bodrumlarda kızlarla gününü gün etsin.

Evet Sezen Aksu’nun durumu tam da bu.

Ama merak etmesin. Bu ülkede Sezen Aksu gibilerin oğulları şehit olmazlar.

Bugüne kadar hiç olmadılar.

Ne Sezen Aksu’ların oğulları, ne Beşir Atalay’ların oğulları, ne de Tayyip’inkiler.

Hatta Tayyip’inki -Bilal olan- geçenlerde 21 gün askerlik yaptı Burdur’da.

O 21 günün dört gününü de çarşı izninde geçirdi.

Bu yüzden Sezen Aksu boşuna endişelenmesin.

Tayyip ayarlar Mithat Can’a da 21 günlük bir tatil, oğlunu valiler karşılayıp kışlaya götürür, iki hafta sonra da havaalanından uçağa binip Bodrum’a kızlara gönderir.

Cumhuriyetçi müzisyen Tayyip’in yanında

“Bizim Türkiye rüyalarımız biraz öldü. Tüm bakan eşleri türban takıyor. İslamcılar zaten kazandı, biz yüzde 30, onlar ise yüzde 70. Başka yere taşınmayı düşünüyorum.”

“Sayın Osman Yağmurdereli hakikaten orada Bekir Coşkun’un anlattığı göbeğini kaşıyan adam durumundadır benim gözümde... Ve ben bundan, yani Osman Yağmurdereli’ler tarafından yönetilmektense... Yani ben bu durumu gerçekten iyi bulmuyorum Türkiye için.”

“Türkiye’nin Orta Çağ karanlığına kaymasına karşıyım. Çünkü ben, çağdaş uygarlık düzeyini amaçlayan bir kültürün insanıyım.”

“En çok da gelecek kuşaklar için kaygılanıyoruz. Eğer, günün birinde karanlık güçler Cumhuriyetimize ve ulusal değerlere hayat hakkı tanımazsa, onlara teslim olacak değiliz.”

“Kürtlerin kültürel hakları verilmelidir. Barış sağlanmalıdır. Beraber yaşayabilmeliyiz ve şu an itibaren bunun uğrundaki gelişmelere destek olabilmeliyiz. Bu konuda Yaşar Kemal doğru şeyler söylemişti, daha açılımın öncesinde ve onun dediklerine tam destek vermiştim. Gerçekçi olmak lâzım. Bir de, bu konu ile ilgili makale yazmıştım 1 ay kadar önce, internette. Makalede, Kürtlerin kültürel ve sosyal haklarının verilmesinden yana olduğumu belirtip çözümsüzlük üreten CHP başkanı Deniz Baykal’ı da kınamıştım. Başbakanın yaptığı doğru bir girişimdir. Sonuca vardıkça tebrik de edilecektir elbet. Bu konuda Recep Tayyip Erdoğan’ı aramamız gerektiği söylendi. Bunu niye yapmamız gerekiyor anlamadım.”

Yukarıdaki alıntılar, AKP ile polemiğe girmeden önce Türkiye’de çok az kişinin varlığından haberdar olduğu “dünyaca ünlü” piyanistimiz Fazıl Say’a ait.

Biliyorsunuz Fazıl Say, AKP’li eski Kültür Bakanı Erkan Mumcu döneminde Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden Şair Metin Altıok için yazdığı oratoryo sansürlenince “ülkeyi terkederim” diye veryansın etmişti.

AKP’liler de kendisine “Hiç durmasın hemen gitsin” diye karşılık verince bir anda AKP ile Fazıl Say arasında müthiş bir polemik başlamıştı.

İşte bu polemik sırasında Fazıl Say Cumhuriyetçi çıkışları ile gündeme gelmiş ve Atatürkçülerin de sevgisini kazanmıştı.

Tayyip’in Kürt açılımına destek verenlerden biri de Fazıl Say oldu.

Şimdi bu ne perhiz ne lahana turşusu diyeceksiniz ama durum bundan ibaret.

Fazıl Say, AKP’nin ülkeyi uçuruma götürdüğünü söyleyip bir taraftan da bu yoldaki en büyük adımlardan biri olan Kürt açılımına destek verdi.

Hem de Tayyip’i övüp göklere çıkararak.

Peki, Say’ın bu tavrının Atatürkçülüğü geçtik tutarlılık açısından elle tutulurluğu var mı?

Ne yazık ki, yok.

Adam diyor ki, “ben hem AKP karşıtı olup hem de Tayyip Erdoğan’ın iyi yaptığı bir şeyi destekleyemem mi?”

Gerçekten bu adamın memleketin hayrına birşey yapacağına inanıyorsan desteklemeye devam et. Zaten senin tuzun kuru. Zaten gitmeyi kafaya koymuşsun. Ülke bölünse de umurunda olmaz tabi.

En nihayetinde Fazıl Say dediğimiz adam da tüm o çağdaşlık kokan açıklamalarını tek bir sebepten yapmıştı. Sansüre uğradığı için arkasına bir destek alması gerekiyordu ve aradığı desteği bu çıkışlarından sonra bulmuştu. Arkasındaki destekle eleştiri dozunu iyice artıran Say, kapatma davası açıldığı dönemde “AKP kapatılsın” diyen ender kişilerden biriydi.

Ama gel zaman git zaman Kürt açılımı Fazıl Say ile AKP’nin arasındaki buzları eritti.

Atatürkçülüğe sadece laiklik ve çağdaşlık mücadelesinde sarılan yanlış zihniyet, ülkenin bölünmez bütünlüğü söz konusu olduğunda AKP ile aynı safa düşmekten kurtulamaz.

Sizler kimin sanatçısısınız?

Şimdi bu vatandaşlara sormak lazım sizler kimin sanatçısısınız diye.

Öyle ya.

Bu isimler eserlerini Türkçe veriyorlar.

Hitap ettikleri kesim Türk.

Peki, bu isimler politik olarak kimin yanında duruyorlar?

Türk düşmanlarının.

Örneğin Sezen Aksu.

Son albümü “Yürüyorum düş bahçelerinde”, 2009 yılının ilk 6 ay satış rakamlarına göre 100 binin üzerinde satmış.

Kim almış bu albümleri?

Kürtler mi?

Türkler almış.

Sezen Aksu, politik olarak kimin yanında?

Kürtlerin!

Fazıl Say.

Bütün dünyada Türk sanatçı olarak tanınıyor.

Kendisinden bahsedilirken ne deniyor?

“Dünyaca ünlü Türk sanatçı Fazıl Say.”

Bundan böyle bunu değiştirelim ve

-olmaz ya- dünyaca ünlü Kürt sanatçı diyelim kendisine.

Madem Kürtlerin hakkına hukukuna bu kadar meraklı, kendisi de Kürt kimliğine bürünerek katkıda bulunsun.

Yetmez.

Hatta otursun Apo için bir oratoryo yazsın.

Merak etmesin bu seferki kesinlikle sansürlenmez.

Hatta ve hatta 1 Eylül’de Diyarbakır’daki konsere Sezen ve Ajda ile birlikte katılsın.

Sezen Kürtçe söyler, Ajda 60 küsur yaşına geldiği halde nasıl olup da sütun gibi kalan bacaklarını gösterirken Fazıl da arkalarında piyano çalar.

Sonra?

Konser boyunca Kürtlerin gözdesi olursunuz, konser bitince ise bir hiç!

Sadece Kürtler için değil, Türkler için de bir hiç olursunuz.

Gazetelerin internet sitelerinde hakkınızdaki Kürt açılımı ile ilgili haberlerin altında yer alan okuyucu yorumlarına baktınız mı hiç?

Bakmadıysanız, asistanlarınıza söyleyin bir zahmet bakıp bir an önce durumu size bildirsinler.

Batıyorsunuz.

Türk milletinin nefretini kazanıyorsunuz.

Sizi severek dinleyen insanlar sizden yüz çevirmeye başladı.

Aklınızı başınız alın!

Bu öyle basit bir kültürel hak mücadelesi değil.

Arkasında, emperyalizmin yüz yıllık bölme ve Türkleri Anadolu’dan atma planları var.

Arkasında, 25 yıllık bir terör var.

30 bini aşkın insanın hayatına mal olan bir terör.

İçinde terör var, kan var, ömrünün baharında solan hayatlar var.

O hassas duyarlılığınızı ya bunlar için de gösterin ya da gölge etmeyin!

Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: