24.08.2009/Sayı:250
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Feredasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

İlyas Salman

İlyas SalmanBöyle gelmiş böyle gitmez

Eskiden varsıl birinden bahis açılınca güngörmüşlerimiz hemen lafa girer, “Harun (Karun Reşit) gibi zengin olsan ne fayda, öteki tarafa götürebilir misin?” derlerdi. Hatta bu güngörmüş, geçirmişler “Bak oğul!” derlerdi, “Vehbi Koç Türkiye’nin yarısının sahibi ama soğan bile yiyemiyor. Çünkü soğan karnına dokunuyormuş...” gibi Vehbi Koç’tan acıyarak bahsederlerdi.

Varsılın malı yoksulun çenesini yorar derler ya, onlara göre Sultan Süleyman dünyanın en büyük hazinesine sahipmiş ama o da ecel elinden kurtulamamış. Onun da malı dünyada kalmış. Yıkılmasa Osmanlı yıkılmazmış. Dünyanın bütün zenginliklerini İstanbul’a saraya doldurmuşlar da, Yavuz’u şirpençeden kurtaramamışlar.

Bizim ihtiyar aklıevvellerin gözünde dünyada tek gerçek şey ölümdü. Hatta Veysel dememiş miydi:

Açar solar türlü çiçek
Kimler gülmüş kim gülecek
Hayat yalan ölüm gerçek
Dostlar beni hatırlasın

Elbette yaşamın tadına bakabilmiş insanlar, ki kendimi de aynı kategoride görüyorum, yaşamın da ölümün de gerçek olduğunda birleşirler. Doğanın diyalektiği, yani varlıkla yokluk, ölümle yaşam bütün bu çelişkin olgular biri diğerinin varlık nedenidir.

Bana diyebilirsiniz ki: “Gerçekliğine yürekten inandığım bu çelişkiler ilelebet var olacaksa, mücadele etmemizin ne anlamı kalıyor?”

Evet çelişkiler devam edecek ama inatla, inançla söylüyorum, mücadele de devam edecek.

Çelişkileri dengelemek adına, varsılla yoksul arasındaki uçurumun derinleşmemesi adına, zaten çok kısa olan insan ömrünün ortalama uzunluğunu herkesin sağlıklı yaşaması uğruna, yaşamı güzelleştiren baş etmen olan bilginin tüm dünya insanlarınca edinilmesi adına, dünya nimetleri diye geçiştirdiğimiz yiyecek, barınma, sağlık, eğitim, ulaşım, eğlence gibi olmazsa olmazımız olan değerlerin paylaşımı adına mücadele devam edecek.

Bu gerçekliğe tapan bir insan olarak, bizim ihtiyarların kof öğütleri yerine üretilen nimetlerden eşit yararlanmak için en önemli olgunun örgütlenmek olduğunu söyleyeceğiz.

Tarihsel süreç içerisinde elimizden alınmış olan bu örgenliklerin tekrar üretenlerin ortak malı haline gelmesinde başat görev örgütlenmek olduğuna göre, örgütlenecek insanlarda aranacak koşullar şunlar olmalıdır diye düşünüyorum:

1) Yaşama hakkının birincil ve en temel hak olduğuna inanmak.

2) Yaşamı, yaşayanları ve yaşatanları koşulsuz sevmek.

3) Birinci maddede söz ettiğim başkalarının kutsal yaşam hakları için gerekirse can vermek. Tarihte bunun örneği çok. İlk köle isyanından bu yana milyonlarca örnek gösterebiliriz.

4) Hiççilikten, bu dünyada hiçbir şey değişmez, böyle gelmiş böyle gider (ki bu safsatalar maddi örgenlikleri, dolayısıyla örgütlenme özgürlüğünü sadece kendine tanıyan sınıflar tarafından emekçilere şırınga edilmiştir) gibi kalıplaşmış kör anlayıştan sıyrılacağız.

5) Devletin ve tüm organlarının yani yasama, yürütme, yargı gibi kurumların sahibi olan varsıl sınıf ve katmanlardan örgütlenmeyle alacağımıza duyduğumuz inancı pekiştireceğiz.

6) İnsan karakterinin çeşitliliği ve zenginliği nedeniyle hedefte, yani sosyalizm anlayışında, birlik ama oraya ulaşma konusunda farklı yöntemlerin önerilebileceğini kabul edeceğiz.

7) Çok önemlidir, bugüne kadar yaptığımız en büyük hatadır, düşmanımın düşmanı benim dostumdur demeyeceğiz. Yani uluslararası sermayeyi (emperyalizm) yenmek ve hedeflediğimiz sosyalist düzeni kurmak için emperyalizmin yerli işbirlikçileri ile ya da feodal düzenin kalıntısı toprak ağaları ve aşiretlerle işbirliği yapmayacağız.

8) Ne kadar suret-i Hak’tan görünürse görünsün dinsel gericilikle yol arkadaşlığı yapmayacağız.

9) Yine çok önemli, hepimiz sıra neferi olmak gibi bir haslete, erdeme, küçüldükçe büyürüz anlayışına sahip olacağız.

10) Örgütlerimiz içinde yönetici durumunda olanların kişisel özgürlükleri için bizim özgürlüğümüze ket vurmalarına dur diyeceğiz.

Belki diğer insanların önerileri ile bu maddeler çoğaltılabilir. Ama en önemli maddenin, yani peşinde koştuğumuz sosyalizmin ve onun bize sunacağı özgürlüğün anasının sevgi olduğunu bileceğiz.

Son madde: Hatta beni bile seveceksiniz! İnanın o kadar ihtiyacım var ki, evren dolusu sevgi istiyorum. Çünkü tüm hak edenleri kendi evrenim kadar seviyorum.

Yaşasın devrimcilerin kardeşliği!


Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: