10.08.2009/Sayı:248
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Feredasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy

Prof. Dr. Şener ÜşümezsoyTürklerin ve Çinlilerin
3000 yıllık savaşı (2)

Çin’in köleci sistemi

Bu haliyle olaya baktığımız zaman Çinlilerin Han ulusu olduğu tarih tezi çökmektedir. Peki bu neden bu kadar çok öne sürülmektedir sorusu sorulduğu zaman; Çin tarihi görüldüğü gibi kuzey bölgelerdeki bozkır halklarıyla güneydeki vadi halkları arasındaki savaş tarihidir. Bu bozkır ve dağ halklarının sürekli egemen olduğu bir tarihtir. Bu nedenle günümüzde Çin’deki ticaret ve sanayi bölgelerinin yer aldığı kıyı ve güney bölgeleri, varlığını sürdürebilmek için iç ve kuzey bölgelerde hegemonyasını kurmak zorundadır.

Yani Çin’deki sömürü küresel anlamda bir analizin dışında Çin’in kendi tarihsel yapısından gelen bir sömürü biçimidir. Çin’in güney ve kıyı bölgelerinde gelişen tarım toplumları bugünkü kapitalizme doğru gelişme göstermektedir. Ama bu gelişmenin varlığı ancak gelişmemiş iç ve kuzey bölgelerin sömürüsüne dayanmaktadır.

Bu sömürü de esas olarak kıyı bölgelerde emperyalist sistemin kurduğu çokuluslu şirketleri ve Çin Kızıl Ordusu’nun kurduğu ticaret ve sanayi şirketlerinde yaşanmaktadır. Buralardaki kalkınma ve büyümenin temeli Çin’in iç bölgelerinden ve kuzey bölgelerinden gelen köle işçilerle sağlanmaktadır.

Bu köle işçilerin Çin’e maliyetleri günde bir dolar civarındadır. Bugünkü gelişmiş Çin politikasında ileri sürülenlere karşı istatistiklere bakıldığı zaman Çin’in nüfusunun % 50’sinden fazlasının günde iki doların altında bir parayla yaşamakta olduğu görülür.

Hu Jintao ve Barack Obama

Yuan ve Dolar

Birçok kişi Çin’in ekonomik olarak dünya sisteminde yeni gelişen bir merkez olacağını ve bu yüzden Amerika’nın bunu tasfiye etme noktasında Doğu Türkistan’daki olayları çıkardığı ileri sürmektedir. Oysa Çin’in bu konumuyla Amerika’nın en yakın müttefiki konumundadır. Çin, Amerika’nın kışkırtmasıyla kendini koruyan değil tersine, Amerika’nın korumasında olan bir ülkedir. Çünkü tabiri caizse Amerika’nın kompradoru olarak Amerika adına üretim yapan Amerikan doları alan, bu dolarları Amerikan kağıtlarını alarak tekrar Amerika’ya veren bir döngü içinde yer almaktadır.

Çin’in ana çelişkisi ve Doğu Türkistan olayları

Son Doğu Türkistan olaylarının gösterdiği gibi bu bölgeden alınan işçiler koparılarak güney bölgelerdeki farikalarda köle olarak çalıştırılmaktadır. Yalnız bu bölgeden değil, iç bölgelerde de aynı olay söz konusudur. İç bölgelerle kenar bölgeleri, yani kıyı bölgelerle kara bölgeleri arasındaki çelişki Çin’in ana çelişkisini oluşturmaktadır.

Bu çelişkinin aynı zamanda etnik bir yapısı da vardır. Çin’in farklı bölgelerindeki Çinlileşme iddiasına karşılık ortak bir Çince konuşulamadığı açık bir olgu olarak Çin’i gezenler tarafından söylenmektedir. Etnik kimlik farklılıkları, Han Çinlisi dedikleri halde, birbirleriyle hiç ilgisi olmayan etnoslar olduğu ortadadır.

Bir de bunu kapitalist sömürü biçimine indirgediğimiz zaman kıyılarda bir komprador tarz, Batı emperyalizminin çok uluslu şirketlerinin Çin Kızıl Ordusu’yla birlikte kurduğu şirketlerde köle emeğiyle yani iç bölgelerden getirilmiş köle işçilerin çalıştırılmasıyla oluşturulan köleci üretim tarzına denk düşen bir üretim tarzı görülmektedir.

Siyasi yapı olarak da Komünist Partisi’nin düzeni devam ettirmek için sürdürdüğü faşizan baskılar söz konusudur.

Bu boyutuyla Tek Dünya isimli kitabında Greider’in anlattığı Çin örneğinde Çin’de başarılı olamayan işçilerden ücretlerinin kesildiğini anlatan bir tercümana “Bu eşitsizlik değil mi?” diye sorduğunda, “Daha önce insanları vuruyorlardı, ne demek” diye cevap alıyordu.

“Evet, üretim hatası yapan işçiler tutuklanıyor ve 1 Mayıs’ta kurşuna dizilerek üretimi baltalayanlar diyerekten topluma gösteriliyordu” şeklinde bir anı anlatılıyordu.

Bu ne kadar doğrudur, ne kadar gerçekçidir bilemem; ama Tek Dünya isimli kitabında bu anıyı anlatmaktadır.

Doğu Türkistan olaylarının arkasında ABD mi var?

Bugün Doğu Türkistan’daki olaylarda insanların taranmasının yanında, Çin yalnız etnik kimliklere değil, kendi Han ulusu kimliklerine de bunu yapmaktadır. Tienmen’de de aynı taranmalar vardır.

Buradaki mücadelede etnik Uygur kimliğinin öne çıktığı görülmektedir. Ama diğer taraftan bugün bu olaylarda provakatör olarak suçlanan Uygurluların kurşuna dizilmesi olgusu da çok somut bir olgudur. Çünkü işçilerin üretimi baltaladıkları, engelledikleri ya da başarısız oldukları öne sürülerek topluca kurşuna dizilmeleri örneklerini yaşayan toplumda bunların kurşuna dizilmesi maalesef acı bir gerçek gibi ortaya çıkacaktır.

Diğer taraftan Çin’in bu dünya sisteminde sürekli büyüdüğünü ileri süren bu yapı aslında dışa açık bir büyümenin ürünüdür. Eğer bu ürünler dış pazar tarafından absorbe edilemezse Çin’in bu üretimi kendi içinde patlayacaktır. Çünkü kendi işçisine dağıtabileceği bir ilişki yoktur. Yani Çin’de bir tüketici kitlesi sözkonusu değildir.

Daha evvel Batılı şirketler hergün bir buçuk milyon Coca-Cola satsak diyen bir imajla Çin’e tüketici bir alan olarak bakarken; Çin’in bir buçuk milyon Coca-Cola içecek bir harcaması söz konusu değildir.

Ama dünya sisteminin 1945-1970 arasındaki büyüme dönemde, 1970’lerde Japonya ortaya çıkarken 2000’den sonra Çin ortaya çıkmıştır. Özellikle 2000’den sonra bu dönemdeki büyüme esas olarak Amerikan pazarının Çin ürünlerini emmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu emmeye karşılık Amerika’nın Çin’e ödediği dolarlar Çin’i iki trilyon doların biriktiği dolar sever bir ülke konumuna dönüştürmüştür.

Diğer taraftan Çin ise borsada Amerikan hisse kağıtlarını satın alarak Amerika’nın hizmetinde bir sistem oluşturmuştur. Birçok kişi Çin’in ekonomik olarak dünya sisteminde yeni gelişen bir merkez olacağını ve bu yüzden Amerika’nın bunu tasfiye etme noktasında Doğu Türkistan’daki olayları çıkardığı ileri sürmektedir.

Oysa Çin’in bu konumuyla Amerika’nın en yakın müttefiki konumundadır.

ABD, Çin’in parçalanmasını ister mi?

Bu müttefiklik Thomas Barnett tarafından da “Çin’i ucuza kapatmak” teziyle ileri sürülmüştür. Yani Amerikan parasının Çin’e sürekli yatırım yaptığı, Çin’deki üretimin Amerika tarafından satın alındığı yerde Çin, Amerika’nın kompradoru konumundadır. Buna karşılık Amerikan parasını alarak onu depolamaktadır. Ama eşitsiz bir ödeme söz konusudur. Kağıtlarla bu ödenmektedir.

Bu en son Doğu Perinçek’in, Çin’in dünyanın merkezi ve en büyük gelişmekte olan ülkesi olarak Amerika’dan barış satın aldığını ileri sürme noktasında ortaya çıkmıştır.

Çin bu pozisyonuyla Amerika’nın muhalifi değil, Amerika’nın desteğini oluşturmaktadır. Amerika’nın muhalifini oluşturduğunu ileri sürülen Huntington ve Brzezinski’nin tezleri olan İran-Çin-Rusya ittifakı hayali bir ittifak konumunda kalmıştır.

Ama bu somut ittifak içinden baktığımız zaman Amerika’nın en yakın müttefiki Çin’dir. Çin nedeniyle de Amerika Çin’in parçalanması, dağılması için değil bir arada tutulması için çaba göstermektedir.

Bu anlamda sanki Amerika Çin’i parçalamak için hareketler yapıyor ve Çin bu yüzden haklıdır tezi tamamen hayali bir tezdir. Çin’in parçalanma süreci kendi içindeki ekonomik eşitsizliğin zirveye çıkmasındandır.

İkincisi ise eşitsizlik dıştan para akışı devam ettiği sürece sürdürülebilir; ama dünya pazarının gerçek bir ekonomik krizde sarsılarak Çin’in mallarını satın alamadığı gün Çin sistemi bütünüyle çökecek ve bugünkü parçalanması Uygurlarla sınırlı kalan bir noktada değil tersine tarihsel süreçte gördüğümüz bir ilişki gibi gerçekleşecektir.

Bu parçalanma sürecini kavramamız için de Çin’in dünya sistemindeki gelişmesini bir patlama biçiminde sürdürmesi gerekmektedir. Bu da dünya sisteminin krize girmesi demektir.

Borsa krize girdiği zaman ben bunun bir dünya krizi olmadığını, krizin gerçek anlamda Çin’in dünya pazarına sattığı malları satamaz duruma geldiği zaman olacağını belirtmiştim.

Çünkü Çin dünyanın Arjantin, Brezilya gibi birçok ülkesinden tedarikçi olarak alış veriş yapmaktadır. Üretiminin patladığı ve bunu satamadığı zaman Çin’in krize girmesiyle bu ülkeler de krize girecektir.

İşte sorun bu boyutuyla ele alınmalıdır. Gerçekten tarihsel-ekonomik-politik bir analiz yaptığımız zaman Çin’deki olaylar Çin’in tarihsel sürecinden kaynaklanan faşist yapısının ürünü bir sistem ile açıklanabilir.

Çin, ABD’nin kompradorudur

Çin, Amerika’nın kışkırtmasıyla kendini koruyan değil tersine, Amerika’nın korumasında olan bir ülkedir. Çünkü tabiri caizse Amerika’nın kompradoru olarak Amerika adına üretim yapan Amerikan doları alan, bu dolarları Amerikan kağıtlarını alarak tekrar Amerika’ya veren bir döngü içinde yer almaktadır.

Bu anlamda Çin askeri olarak da Amerika’dan barışı almak için bu ekonomik boyun eğişi yapıyor diyen en Çinci partiler bile bu gerçeği gördükleri noktada artık Amerika’nın niçin Çin’i parçalamak gibi bir amacı olduğunu anlatmak güçleşecektir.

Keza Friedman da Çinin 2020’lerdeki krizinin bu paranın gelişinin durduğu zaman gerçekleşeceğini, kıyılarda birikmiş sermayenin Çin Komünist Partisi’nin otoritesini kabul etmeyeceğini, bunun sonucunda merkezi otoritenin dağılacağını ve bununla beraber paranın girişinin kesilmesi veya üretimin pazarlanamaması durumunda bir sistem krizinin patlamasıyla Çin’deki bu eşitsizlik nedeniyle parçalanmaların ekonomik temelli bir parçalanma olacağını; ama etnisitenin de buna yol göstereceğini dile getirmiştir.

3000 yıllık tarih sürecine baktığımız zaman kuzeydeki Türkler ve Moğollarla güneyde tarım alanındaki Yangse Çinlileri arasındaki savaş yalnızca 1949’dan bu yana değil, sürekli devam eden ve gelecekte de devam edecek bir savaştır.

Dünya sistemi içindeki konum bunu göstermektedir. İngilizler ve Japonlar Çin’e girdiği zaman Çin’de iktidar olan Hanlar değil Mançulardı ve Mançular da etnik olarak Çinli değillerdi.

Bu boyutuyla bakıldığı zaman zaten Çin etnik sorun temelinde oluşmuş bir ülkedir. 3000 yıllık bir etnik sorunun savaşı olan bir ülkedir. Ama esas sorun da ekonomik krizin Çin’i patlatmasıyla ortaya çıkacaktır.


Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: