10.08.2009/Sayı:248
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Feredasyonu
Afişler
Künye


Atatrk
 Deniz Gezmi Che Guevara

Türkiye

İlyas Salman

İlyas SalmanDarbeler ve Ilımlı İslam

Takkeli Tayyip ve onun iktidarının yanlısı olan besleme basının ağzından düşürmediği “AKP’ye Darbe” cikleti halkın ağzında kanıksanmış abdest suyu tadına dönüştü.

Ergenekon adıyla bilinen ne olduğu belirsiz darbe girişiminin olası vukuunda kimleri darp edeceği sahibinin sesi basına göre belli: ILIMLI İSLAM.

İslamı anladık da bu ılımlılık nereden geliyor? İslama göre hangi elinizle hırsızlık yaptıysanız o el kesilmelidir. Peki bütün uzuvlarıyla hırsızlık yapan bu iktidara karşı nasıl ılımlı olunacak? İslama uyarsak bunların bütün uzuvlarını kesmemiz gerekmez mi?

Ilımlılık nedir, kimlere ılımlı denir, müslümanın ılımlısı olabilir mi? Bana göre, “Benim kestiğim parmak acımaz” diyen İslama göre ılımlılık olmaz. Ama biraz ehveni şer mantığı ile bakarsak evet olabilir diyebiliriz. Örneğin Yaşar Nuri Öztürk’ün gelişim çizgisini irdeleyenler, ülkemizde gerçek ılımlı Müslümanın o olduğu konusunda birleşiyorlar.

Bugünkü konumuz olmamakla birlikte, sevgili Yaşar Nuri Öztürk’ün ılımlı değil başka türlü bir din adamı olduğunu anlamak için İslam alimi olmaya gerek yok.

Eserlerinin çoğunu gözden geçirdim. Özellikle son çalışması “Allah’la Aldatmak” isimli kitabı incelenlendiğinde görülecektir ki, günümüzün kokuşmuş din adamlarının dinin ne olması gerektiği konusunda ondan öğrenecekleri çok şey var. Ben bu kitabın özellikle bizim solcular tarafından okunmasının öneririm.

Sayın Öztürk’ün okuyucularına şunu söyleyebilirim: kitaplarını okuduktan sonra Öztürk’e “Hoca anladık, yok diyeceksin de dilin varmıyor” demesinler. Çünkü Hoca’nın bu çıkarsamaya haylice içerlediğini bizzat gördüm.

Açıkça söyleyebilirim ki onu okumak, dinlemek Müslümanlar için kesin bir görev. Okuyup anlayınca insanlaşırsınız da İslamlaşır mısınız bilemem...

Neyse sadede gelelim. Türkiye’de ılımlı İslama karşı darbe olur mu? Okuyucular kusura bakmasınlar, sıklıkla tekrarlamak zorunda kalıyorum, 27 Mayıs Darbesi ordunun tam bağımsız Türkiye idealinin savunan kısmı ile bağımsızlıkçı gençliğin ortak hareketidir diye düşünüyorum. TÜRKSOLU okurları içinde benimle aynı kanaati paylaşmayan arkadaşlar varsa yazışabiliriz.

Diğer iki darbeye (12 Mart ve 12 Eylül) gelince ikircik geçirmeden diyebiliriz ki her iki darbe de emperyalizm ve işbirlikçi sermayenin desteklediği (maddi ve ideolojik) faşist darbelerdir. Bu iki faşist darbenin de sistemin farkına varan işçi, köylü, memur ve devrimci gençliğe karşı yapılmış olduğu kesin bir gerçektir.

Bu darbelerin ertesinde öldürülen, işkenceye çekilen, asılan, hapse atılan, fişlenen çoğunluğa bakacak olursak Türkiye soluna karşı yapılmış olduğu şüpheye mahal vermeyecek biçimde ortaya çıkar.

Şu anki haliyle ordunun yapacağı darbenin yine ülkenin aydınlık yüzünün kapatılması adına olacağı kesindir. Her türlü faşist darbenin yürütücülüğünü yapacak olan erlerin birebir karşı karşıya olduğu astsubayların yüzde 80’i, içlerinde Şeriat ateşi yanan insanlardır. Polisimiz keza öyle.

Bugün polislerin ve astsubayların içinde yüzdüğü ideoloji Türk-Kürt İslam faşizmi ideolojisidir. O zaman mevcut hükümetin darbeden korkmasına gerek kalmıyor. Zaten onlar da böyle bir şeyden korkmuyorlar. Yapmak istedikleri şey kendileri mazlum rolü oynarken uygulayıcısı oldukları sömürü, baskı ve talanın kitleler tarafından anlaşılmamasıdır.

Ergenekon fırtınasından sonraki eylemlerine bakın. Onların gözünde sağından soluna, Müslümanından Allahsızına kadar Ergenekoncu oldu. Bugün hükmeden hükümetin direktifiyle ayan beyan bilinen yerlere yerleştirilen silahlar yine gömenler tarafından bulunuyor.

Benim bu kördüğüm içinde hayıflandığım nokta şu: Gerçek solcular öyle bir malzemeyle karşı karşıya ki, emekçi kitlelere ulaşmak için bundan daha elverişli bir zemin bulamazlar. Hazır herkesin suratı ortaya çıkmışken... Ama ne yazık ki hâlâ solcular kendi kaypak zeminlerinde tüm ideolojilerini başka solcuların karşıtlığı ve inkarı üzerine kuruyorlar. Yazıklar olsun!

Hadi hep bir ağızdan şu şarkıyı söyleyelim:

Uzaktan merhaba olmaz
Gel ey mestane bakışlım
Firakınla perişanım
Gel ey güvercin nakışlım

Türkiye’nin bütün solcuları birleşin!


Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: