|
Dünya işlerinin avutuculuğuna sığınıp kaçamak yaşadığım yılların ardından, sitenizi fark ettim tesadüfen. Bende depreştirdiğiniz şey Türk olmanın değerininin hiçbir meta ile ölçülemeyeceği. Türklük giderse her şey gider. Tarihimizi 3.500 yıl öncesine dayandıran düşünce, benim 10-12 yaşlarında kurduğum dünyayla örtüşüyor. Bilimsel olarak da örtüşüyor. Sizleri saygıyla selamlıyorum. S. İlteriş Albayrak, İstanbul 12/10/1942 İstanbul doğumluyum. Kendimi bildim bileli Atatürkçü çizgide görürüm. Sayın Gökçe Fırat’ın Ulusal Sol İdeoloji kitabını tesadüfen okuduktan sonra, 70 yaşına geldigim şu günlerde, yolumun ulusal sol olduğunu her şerefli Türk gibi gördüm. Sonsuz selam dostlarım. Mesut Evcen, İstanbul Sayın Gökçe Fırat; Atatürk pozitivist bir doğum yanlısı idi. Nüfus canlılığı olmadan ekonomik canlılık olmayacağını biliyordu. Lakin Irkçı-Malthusçu Amerika’nın nüfus planlama tuzağını 1965’te iyi kurdular. Metin Günel, Aydın Sayın Gökçe Fırat, Yazılarınızı merak ve ilgiyle takip ediyorum. Türk milleti İstila adlı eseriniz sayenizde gerçekleri tüm açıklığıyla, çarpıcığıyla öğrendi. Bu eser Nutuk gibi Türk’ün baş eseri olmalıdır ve bunu milyonlarca çoğaltıp bedava dağıtmalıyız. Buna maddi destek her kesimden sağlanır. Bu yazınızda ulu Önder Atatürk’ün bu önemli yönünü hatırlattığnız için teşekkürler. Saygılarımla iyi çalışmalar dilerim. Ayberk Arsoy, İstanbul Sayın Serap Yeşiltuna; Ben de Güneydoğulu bir gencim ama koyu bir Kemalist ve ulusal solcu Türk evladı olarak tanımlıyorum kendimi. Zaten böyle düşünmesem yazılarınızı da okumazdım. Yazdığınız yazılarda ileriye sürdüğünüz tezleri kanıtları ile beraber ispatlamışsınız. Özellikle yazınızda ileri sürdüğünüz düşünceleri tarihten de dem vurarak kanıtlamanız bir tarihçi olarak çok hoşuma gitti. Ben Şanlıurfa merkezde ikamet etmekteyim. Burada merkez olarak iki belediye bulunmaktadır PKK ve yandaşı DTP yerel seçimlerde Urfa’nın 3 ilçe belediyesini aldı. Şimdi yeni hedefleri merkez belediyesi. Öyle yoğun çalışıyorlar ki, bir dahaki seçimlerde alacaklarından şüphem yok ne yazık ki. Güçlü olmadıkları yerlerde ikna, güçlendikleri yerlerde ise tehdit yoluyla alıyorlar. Nitekim Mart seçimlerinde aldıkları 3 ilçe belediyesinde yaşayan kişiler, belediye seçimlerinde tehdit zoruyla oy verdiklerini çoğu yerde bildirmiştirler. Ne yazık ki, buna da demokrasi diyorlar. Vadidekiler, dağdakiler olmasa aldıkları bu oyların yarısını alamazlar. Son günlerde tartışılan bir konu var ya PKK’nın tasfiyesi, hepsi yalan. Adamlar açık açık söylüyorlar “örgütsüz özgürlük olmaz” diye. Birileri her ne kadar kör olsa da bunlar gerçeğin ta kendisi ve bunun karşısında kimse önlem almıyor. Ben de öyle sanıyorum ki Türkiye’de gerçek bir Kemalist Devrim olmasa yukarıda sıraladığınız tezler nasıl gerçeğe dönüştüyse, bugün gözükenler de gerçeğe dönüşecek. Yazınız için çok teşekkür ederim.. Gökhan Elçi, Şanlıurfa “Kürt sorunu”. Bu cümle içi doldurulması gereken bir cümle. Kürtlerin bu ülkede ne tür sorunları var da çözümlenemiyor ve biz bunları çözümlemek için tartışıyoruz. Öncelikle sorunları bulmamız, tesbit etmemiz gerekmez mi? Diyelim ki, kimlik sorunu var. Hangi etnik grup Kürt olduğunu iddia edene “hayır sen Kürt değilsin” demiştir. Diyelim ki, dil sorunu son düzenlemelerle TV’lere kadar gitmiştir. Kürtçe konuşamıyorum diyecek durum kalmamıştır. Diyelim ki kültür sorunu. Hangi Kürt kültürünü yaşamaktan menedilmiştir. O zaman sorun ne kardeşlerim? İlla sorun bulup çözmemiz gerekiyorsa memleketin binlerce sorunu var, bunları tartışalım, çözüm üretelim. Eğer bu dağdaki beşbin kişi 7-8 milyon Kürdün temsilcisi ve sorun onları dağdan indirmekse, iş başka o zaman. Bir kısım terörist vatanın bölünmez bütünlüğüne kastetmişse ve bunlar bir avuç çapulcuysa ve biz geleceğin süper gücü olmaya aday bir devletsek, çözüm olarak bunları affetsek, pişmanlık duyup topluma katılabilecekler mi? Eğer öyleyse şehitlerimizin kemiklerinin sızlaması pahasına affedelim. Ama bitecek mi veya maksat bunların affı mı? Bence değil. Ülkemiz Amerika tarafından ikinci bir Sevr’e zorlanıyor. O zaman bu millete, tarihi altın harflerle yazdıran bu necip millete, izahat vermek gerekmez mi? 20 yaşında taze fidan gencini askere gönderip, şehitlik haberi geldiğinde “vatan sağolsun” diyebilen o büyük analara bir açıklma yapmak gerekmiyor mu? İbrahim Kumru, İstanbul Sayın Ali Özsoy; İşbirlikçi basın, PKK'nın zaferini demokratik açılım olarak Türk milletine yutturmaya çalışıyor. Bütün ülke kilitlendi, 15 Ağustos'ta Apo'nun yapacağı açıklamayı bekliyor. Böyle bir şey dünyanın hangi ülkesinde var? 40.000 kişinin katilinin söyleyeceği sözü devlet nasıl dikkate alabilir? 15 Ağustos’u PKK’nın elinden kurtarmanın tek bir yolu var. Hasan Tahsin'i nasıl sahipleniyorsak, aynı şekilde PKK’ya verdiğimiz ilk şehidimizi de sahiplenmeliyiz. Bugün bir çok kişi onun adını bile bilmiyor. TÜRKSOLU’nun önümüzdeki 3-4 sayı boyunca terörle pazarlığı masaya yatıracağına eminim. 15 Ağustos’tan önceki sayınızda Süleyman Aydın’ı kapağınıza taşırsanız bölücülere çok güzel bir mesaj verirsiniz... Murat Kaya, İzmir Sayın İnan Kahramanoğlu; Merhaba, ben sizin 23.06.2003 tarihinde yayımlanan “Ordu Göreve” başlıklı yazınızı okudum. Çok geç olmadan orduyu göreve davet etmişsiniz. Yazınızdaki öngörüleriniz çok yerinde. Bence şu an ülkemizin içinde bulunduğu durumu 6 sene öncesinden haber vermişsiniz. Peki her şey için geç kalındı mı acaba yoksa hâlâ vakit var mı? Barış Coşkun, İstanbul Sayın Gökçe Fırat; Ben 13 yaşındayım. Siyasetle fazla ilgim yoktu. Sonra arkadaşlardan Deniz Gezmiş’i, solculuğun ne demek olduğunu öğrendim ve araştırmaya karar verdim. İyi ki de araştırmışım. Deniz Gezmiş’in ve Atatürk’ün fikirlerini koruyan insanların hâlâ bu ülkede yaşıyor olması güzel. Size onların fikirlerini koruyup, bizlere aktarıp, bizi aydınlattığınız için sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Umarım başka insanlar da sizin bize aktardığınız bilgilerden bir şey çıkarıp yüce önderimiz Atatürk’ün ve Deniz Gezmiş’in fikirlerini benimserler. Bir de, eğer böyle bir parti kurulursa, ülkemiz gerçekten kurtulur. Artık başka ülkelerin sömürgesi olmaktan kurtulma vakti! Onur İnç, İçel Sayın Eser Özaltındere; Mükemmel bir araştırma ve yazı olmuş, tebrik ederim. Sürekliliği olacak araştırmalarınızın devam etmesini isterim. Sümer, Hatti, Trak, Troya, Etrüsk, Finike, Lidya, Urartu, Saka, Avar, Hun, Antik Uygur dilleri yazıları Turani’dir. Avrupa bunları Ari diyerek örtüyor. Anadolu ve Avrupa’daki binlerce yıllık Türk kültürünün, uygarlıklarının temeli olduğu gerçeği onları ürkütüyor. Ari ırk dedikleri Alp-Turani kavimlerle Hint kavimlerinin karışmasıyla oluşan melezlenmeyle ortaya çıkmış bir ırk-kültür oldukları gerçeği onları ürkütüyor bana gore. 20.000 yıllık Türklerin tarihte bıraktığı izler var. Özellikle Urartuların, Hattilerin, Sümerlerin, Etrüsklerin, Antik Uygur, Saka, Avar, Hun tarihi antik uygarlıklar bizim antik tarihimiz açısından büyük önem taşıyor. Bu uygarlıkların Turani olduğu gerçeğini batılılar artık gizleyemeyecek. Güçlü, genişletilmiş bilimsel delillere ihtiyacımız var. Çalışmalarınızın devamını dilerim, iyi çalışmalar. Erdal Şahin, İstanbul Sayın Tuğrul Çelik; İşte tanımayanlara TÜRKSOLU’nu anlatan güzel ve örnek yazı. TÜRKSOLU’nu çekici ve özel kılan, aynı zamanda da mecbur kılan ana fikir bu emperyalizme karşı direnen Türk ulusunun kurtuluşa çıkış reçetesi bu harekettir. Eskiden sol dediğimizde aklını Çin’e namusunu Sovyet’e bırakmış, taklitçi, uşak zihniyetli, inançlara ve ulusuna kayıtsız bir topluluk gelirdi. TÜRKSOLU bunu yıktı. Ulus olarak kurtuluşumuz Atamızın çizdiği yoldan gitmekle olur. Teşekkürler TÜRKSOLU. Vatanını seven herkesin sizlere tam destek olması gerekir. Cumhur Tepecik, Aydın En son okuduğum kitap Gökçe Fırat’ın “Atatürkçülük ve Sosyalizm” adlı eseri. Sonra TÜRKSOLU’na ilgim başladı. Kendim de daha önce hiç hissetmediğim boşluk beni rahatsız edmeye başladı. En azından bu boşluğu doldurmak için sizinle iletişime geçmek isterim. Fazıl Ahmet Baş, İzmir Sayın İnan Kahramanoğlu; Fikir ve düşüncenize aynen katılıyorum. AKP ve Tayyip Kürdistan için bir köprüdür. Bu köprü kapalı kapılar ardında yazılan bir fikir birliğidir. Saygılarımla. Hakan İpek, İstanbul Sayın Ali Özsoy; Çin dost gözükerek dünyayı ele geçirmek isteyen, dünyanın büyük güçlerinin ucuz işgücünü kullandırdığı, asalak bir millettir. Utku Yılmaz, Antalya Sayın Özgür Erdem; Fırsat buldukça sitenizi takip etmeye çalışıyorum. Ben 29 yaşındayım ve bir dönem, yani 14-15 yaşlarındayken, babamın CHP‘li olması sebebiyle ben de CHP’liydim. Fakat yaşım ilerledikçe, 17-18 yaşlarında MHP’li arkadaşlarımın olması sebebiyle MHP’li oldum ve Ülkü Ocakları’nda ve MHP ilçe teşkilatlarında görev aldım. Ve şu anda hiç bir siyasi partiyle ilgim yok. Sitenizi fırsat buldukça takip ediyorum ben solcu değilim. Eğer solculuk böyleyse ben zaten solcuymuşum. Allah yar ve yardımcınız olsun. Özgür Üstündağ, İzmir Sayın İnan Kahramanoğlu; Tebrikler. Böyle yazılar sorunları doğru çözümlemeye yardımcı olacaktır. Kürtlerin Türklerle kavgası ancak ve ancak emperyalistlerin dayatması ile olur. Zaten biz burada geçmişte yapacağımız kadar kavgamızı yapmışızdır. Tarihleri bu coğrafyada hiç olmayanların (emperyalistlerin) bize söz söylemeye, bizleri bölmeye hakları yoktur. Vatanımızı böldürmeyeceğiz. Misakı Milli sınırlarını kolay kazanmadık. Kan dökerek, acı çekerek ve emperyalistleri def ederek kazandık. Bölücülüğe izin yok. Adem Kabacalı, Erzincan Bugün solculuğun da emperyalizm karşıtlığının da tanımı budur. İşte özetle sol demek, Che’nin, Atatürk’ün, Deniz’lerin izinden gitmektir. Tam bağımsız Türkiye sloganının altında yatan gerçek Türklüktür. Solculuk ve milliyetçiliği diğerlerinden ayıran en önemli unsur da özünde insana verilen değerdir. Çakma solcular yüzünden tam anlamıyla 68 kuşağı gibi davası için ölen, davası için ipe giden insanlar gibi olamıyoruz. Koyun sürüsü haline getirilmiş millet iktidarda olan Amerikan uşağı, Türk ve insan düşmanı, ticari çıkarları için sülalesini satan adamın uşağı olmuştur. Devrim bir rüyadır ve rüyayı gerçekleştirmek için rüyasını yorumlayabilen solculuğun ve devrimciliğin özünde yatan temel gerceği anlayabilenler gerekmektedir. Solculuk Amerikan emperyalizmine, Kürtçülüğe, PKK’ya karşı durabilen, emeğe işçiye, halka, insana sahip çıkmak demektir. Ben devrimciyim, solcuyum, çünkü Atam Mustafa Kemal Atatürk’ün askeriyim, neferiyim. Gökhan Uruğkök, İstanbul İlk olarak şunu söylemek isterim ki, ben sol görüşlü bir kişi değilim. Ancak yazıllarınızı uzun bir zamandır takip ediyorum ve sizlerin görüşlerine de katılmaya başladım. Gerçekten çok doğru analizler yapıyosunuz ve insanları doğru bir şekilde bilinçlendiriyorsunuz. Özellikle ülkemizdeki Kürt-İslam faşizmi hakkındaki analizleriniz çok doğru. Sizlerin çalışmalarınızın devamını diliyorum ve unutmayalım ki, Türk milleti sizler gibiler sayesinde er ya da geç uyanacak ve üzerinde oynanan bu oyunları görecektir. “Ne mutlu Türk’üm diyene!” Mücahit Safi, İstanbul “Sözde değil özde Atatürkçü, milliyetçi, antiemperyalist yeni bir parti.” Evet, Türk gençliği de dört gözle böyle bir partiyi yıllardır bekliyor. Elinize, emeğinize sağlık... Esra Sak, Rize Deniz Gezmiş ve Mustafa Kemal gibi Türk solcusu gelmemiştir dünyaya. Kim ne derse desin, düşünce ve fikirleri herşeye değerdi. Ulu önderimiz ileriye yönelik düşünceleri ve şimdiye dayalı düşünceleri bire bir uyuşuyor ama gel gör ki bizim yaşadığımız ülkede insan kalmamış. Ben bugüne kadar korudum, kolladım, savundum, yücelttim. Hayatımın sonuna kadar da bu böyle sürecek. Ali Şimşek, Gaziantep Sayın Gökçe Fırat; Çok güzel bir yazı ve bir o kadar da doğru. Okurken çok etkilendim. Evet keşke bizler de, yeni nesil de, Deniz gibi olabilsek. Ben de bir Atatürkçüyüm, sosyalistim ve her zaman sadece Atatürk milliyetçiliğini savunurum. Atatürk’e aşığım ve Deniz’e de hayranım. Bu hiçbir zaman değişmeyecek. Yani ben satanlardan da satılmışlardan da olmamaya kararlıyım. Ve halkıma artık balık hafızalı olmaktan vazgeçip bir şeyler yapmalı diyorum. Mesude Özgür, İzmir PKK, belediye seçim sonuçlarını adeta bir “işgal durumu” çerçevesinde kullanabiliyor. DTP tarafından ele geçirilen belediyeler birer örgüt merkezine dönmüş durumda... Eşkıya çetesi, böylece devlet kadrolarına dalmış, devletin imkanlarını kullanır hale gelmiş bulunuyor!.. Ele geçirilen belediyelerin bu durumlarına TBMM’ye mensup milletvekillerinin kalkan oldukları da gözleniyor!.. Böylece ortaya, devlete karşı devletin göbeğinde bir düşman yapı çıkmış oluyor!.. Ve bu konu devlet aleyhine giderek gelişiyor! Ahmet Türk, ağızlardan saçılan salyalardan çok mutlu oluyor ve “..halkın coşkusundan memnun olduğunu” belirtiyor.. Onu “memnun” eden, azgın sürüye belletilen “sloganları” kimin uydurduğunu anlamak mümkün tabii!.. Doğubayazıt’ta olan biteni aktarıyoruz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti toprağında... Belediye Başkanı olacak kişi, çevre beldelerden gelen aynı havuzdaki belediyeciler, malum partililer, ellerinde meşalelerle şehrin sokaklarında, eşkıyabaşının ve silahlı çetesinin posterleri ile gövde gösterisi yapıyorlar.. Bu belediyenin organizasyonu ile toplanan çocuklar, o yaşlarına karşın bir kan davası temelinde bilenip aynı gösterinin maşası olarak sokağa sürülüyor... Doğubayazıt caddeleri Apo’nun posterleri, eşkıya bayrakları ve sloganlarla işgali yaşıyor!.. Devlet sinmiş seyrediyor!.. Feridun Özgümüş, Adana Nabza göre şerbet dağıtanlar “içelim güzelleşelim” veya “içelim dağıtalım, gece bizim” der. Bizimkisi de o hesap, herkesin gönlünce olacağız diye kendimizi perişan ediyoruz. Kürt sorunu çözümü için kapı kapı dolaşma turları meyvelerini vermeye başlıyor. Birileri mutlu… Tarihi fırsat diye adlandırılan, demokratik parlamenter sistem içerisinde TBMM çatısı altında çok çok önemli toplantıyı gerçekleştiren Erdoğan’ın umutlu. Ancak, çözümü; sorunu yaratanlarda ve sürdürmek isteyenlerde araması endişe verici. Nuran Talay, İstanbul Arkadaşlar merhaba. Önce hepinizi tebrik ediyorum, çok çok iyi iş çıkarıyorsunuz. TÜRKSOLU dergisini bulmakta zorluk çekiyorum. Adana’da nerelere dağıtımınız var beni bilgilendirir misiniz? Netten takip ediyorum ama yetmiyor. Belge gibi korumak istiyorum. Saygılar, yolunuz açık olsun... Serpil İşlek, Adana
|